Basın Açıklamaları

Darbeciler 30 yıl sonra hesap verecek

Darbecilere yargı yolunu açan Anayasa paketinin kabul edilmesinin ertesinde adliyelere binlerce suç duyurusu yapıldı.

Anayasa değişikliği paketinin referandumda kabul edilmesiyle birlikte aralarında milletvekili, yazar, gazeteci ve sanatçıların da yer aldığı bir grup, 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

30 yıl sonra darbenin sorumluları hesap verecek. 12 Eylül darbesine yargı yolunu açan düzenlemelerin kabul edilmesinin hemen ertesinde adliyelere suç duyurusu yağdı. Sivil toplum örgütleri, başta darbenin mimarı Kenan Evren olmak üzere o dönemde görev alan tüm komutanların yargılanmasını istedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD), MAZLUMDER ve 'Yetmez Ama Evet Platformu' üyeleri, Türkiye'nin 30 yıllık ayıbının temizlenmesi gerektiğinin altını çizdi. MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, yargılı ve yargısız infazların hesabının hukuk nezdinde sorulabildiğini göstermeyi amaçladıklarını söyledi.

'Yetmez Ama Evet Platformu' adına konuşan Halil İbrahim Torlak suç duyurusu dilekçesinde dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in yanısıra dönemin komutanları, Danışma Meclisi üyeleri, bakan, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, asker, amir ve memurlarının yer aldığını kaydetti. Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Yönetimi de aynı talep için İzmir Adliyesi'ndeydi.

AYDINLAR BEŞİKTAŞ ADLİYESİ'NDE

Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine yapılan suç duyurusu başvurusuna BDP Milletvekili Ufuk Uras, eşi Zeynep Tanbay, gazeteciler Nihal Bengisu Karaca, Hilal Kaplan ve Ferhat Kentel ile eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, Yücel Sayman gibi aydınlar da destek verdi. ''Yetmez Ama Evet Platformu'' üyesi bir grup, adliye önünde ''Kenan Evren yargılansın'' ve ''Darbeciler halka hesap verecek'' şeklinde sloganlar attı.

Pankartlarda açan grup adına okunan basın bildirisinde, darbeler tarihinin sonuna gelindiği ve 30 yıl sonra 12 Eylül ile hesaplaşmak için büyük bir fırsat doğduğu savunuldu. Açıklamanın ardından grup üyeleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı'ya 120 kişinin imzası bulunan suç duyurusu dilekçesini verdi.

Dilekçede dönemin komutan ve bürokratlarının ''Darbe yapmak, Anayasa'yı değiştirmek, hükümeti yıkmak, sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürmek, kasten yaralamak, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak ve cinsel saldırıda bulunmak'' suçlarını işledikleri belirtildi.

ZAMAN AŞIMI DOLMADI

Suç tarihinin 12 Eylül 1980 ve devam eden tarihler olarak gösterildiği dilekçede, darbe yapan ve darbeden sonra suç işlemeye devam eden şüpheliler yönünden zaman aşımının hiç bir zaman dolmadığı belirtilerek, şüphelilerin işledikleri darbe suçu nedeniyle haklarında kamu davası açılması talep edildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD), 78'liler Girişimi, İstanbul Tabip Odasının aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve derneklerden oluşan yaklaşık 40 kuruluş da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Sultanahmet Parkı'nda toplanan grup 12 Eylül darbesinin küçük bir bilançosunun yer aldığı pankart açarak, ''Paşa, paşa yargılanacaklar'' şeklinde sloganlar attı.

CUNTA KÜRTLERİ DE YARALADI

Osman Can'ın eşbaşkanlığını yürüttüğü Demokrat Yargı Derneği Ankara'da, Genç Siviller Bursa'da harekete geçerken Şanlıurfa Hukukçular Derneği Şanlıurfa Adliyesi, Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), Diyarbakır Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu. HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel, "Bugün darbecilerden hesap sorma günüdür. Cunta zihniyeti Türk, Kürt her kesimde derin yaralar bıraktı" dedi. Referandumu boykot eden BDP Grup Başkan Vekili Bengi Yıldız ise Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak Evren'i 'anayasal düzeni değiştirmekle suçladı.

Bu arada Yargıda Reform Grubu adına avukatlar Serhat Şendilmen, Mehmet Naci Sözen ve Akif Ulusoy tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak darbe suçu nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak zarar gördüklerini dile getirdi.

SECDEDE ÖLDÜRÜLEN KARDEŞİNİN HESABINI SORDU

Hüseyin Kurumahmutoğlu, 12 Eylül darbesinde Mamak Cezaevi'ne konulduğunda 17 yaşındaydı. Sabah namazı kılarken boynuna vurulan dipçik darbesiyle hayatını kaybetti. Kurumahmutoğlu'nun abisi tam 30 yıl sonra bu cinayetin hesabını soruyor. Ali Kurumahmutoğlu, Samsun Adliyesi'nde darbeciler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kurumahmutoğlu, "Bugün, Türkiye'de artık vatandaşlık hakkının bizatihi vatandaşa verildiğinin miladıdır. Bundan dolayı da cesaretle ve büyük bir yüreklilikle Türk adaletine olan güveni ifade etmek adına davamızı açmış bulunmaktayız" dedi.

TERZİ FİKRİ'NİN AİLESİ DE YARGI YOLUNDA

Türkiye solunun simge isimlerinden, Terzi Fikri adıyla bilinen Fatsa eski belediye başkanı Fikri Sönmez'in ilçesinde büyük sevinç var. Sönmez'in oğlu Naci Sönmez, Kenan Evren'in yargılanması için dava açacaklarını belirterek, "Darbecilerin ceza almasını istiyoruz. Ayrıca, Fatsa Belediyesi'ne de başvuruda bulunarak Kenan Evren Caddesi'nin isminin kaldırılmasını isteyeceğiz" dedi. Terzi, 'nokta Operasyonu'nda gözaltına alındıktan sonra yargılanırken cezaevinde ölmüştü.

SORUMLULARI SAVCILAR BELİRLEYECEK

Sivil toplum örgütleri başta dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve darbeye iştirak edenler hakkında suç duyurusunda bulundu. Kuvvet komutanları arasında Evren 93 yaşında, Nejat Tümer 86, Tahsin Şahinkaya ise 85 yaşında. Süreçte rol alan diğer komutanların isimlerini savcılar belirleyecek.

OLMAZSA AİHM'YE

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, "Bugün tarihi bir gün. 81 ilde suç duyurusunda bulunacağız. İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımının işlemeyeceğini düşünüyoruz" dedi. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Başkanı Dr. Levent Korkut da "Cezasızlık durumu ortaya çıkarsa BM ve AİHM'e başvurulacak" diye konuştu. Suç duyurusu dilekçesinde, 12 Eylül'ün kanlı bilançosu anlatıldı. Dilekçede, haklarındaki ölüm cezası infaz edilen sağ ve sol görüşlü 50 kişi ile 1980-1984 arasında öldürülen 203 kişinin isimlerine yer verildi ve Diyarbakır Cezaevi'ndeki işkence uygulamaları anlatıldı.

GÖNÜL VE AĞAR DA VAR

Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (EDP) dilekçelerinde ise tanıdık isimler yer aldı. Dilekçelerdeki isimlerden bazıları şunlar:

Milli Güvenlik Konseyi üyeleri Kenan Evren, Nejat Tümer ve Tahsin Şahinkaya dışında, dönemin MİT Van ve Hakkâri sorumlusu olduğu belirtilen eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, darbe döneminde Mamak Askeri Cezaevi'nde işkence yaptığı iddia edilen Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu, dönemin İzmir Valisi olan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, emekli orgeneraller Necip Torumtay ve Necdet Üruğ, darbe döneminin 1. Ordu Komutanı ve eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Doğan Güreş, dönemin Emniyet Genel Müdürü ve eski Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, dönemin Ankara Emniyet Müdürü, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar.

YARGIDA ÜÇ FARKLI GÖRÜŞ

Darbeciler hakkında dava açılmasının önünde iki engel olduğu ileri sürülüyor. İlk görüşe göre, bu suçlarda zamanaşımı süresi 30 yıl olduğu ve süre önceki gün doldu. Buna karşı bazı hukukçular ise 30 yıllık sürenin, sivil yönetime geçildiği 1983 yılı esas alındığında 2013'te dolacağını iddia ediyor. Bazı hukukçular ise "İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı işlemez" diyor.

EVREN YARGILANABİLİR Mİ?

Anayasa'nın 105'inci maddesinde Cumhurbaşkanı'nın vatana ihanetten dolayı, Meclis kararıyla yargılanabileceği hükmü bulunuyor. Bu nedenle Evren hakkında açılacak davada bu hüküm de tartışılacak. Varılacak sonuç zamanaşımı ve af sorunu aşılırsa Evren'in yargılanıp yargılanmayacağının cevabı olacak.

DARBECİLERE YARGI YOLUNU AÇAN MADDE

Madde 15: Anayasal düzene karşı suç işleyen, darbe yapan veya darbe girişiminde bulunan askerler, sivil mahkemelerde yargılanacak. Siviller, sadece savaş halinde askeri mahkemelerde yargılanabilecek.

PROF. SAMİ SELÇUK'UN GÖRÜŞÜ

Eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk ise kaldırılan geçici 15. maddenin darbecilere af niteliğini taşıdığını, maddenin kaldırılmasının, affın geri alınması anlamına gelemeyeceğini, bu nedenle yargılama yapılamaya-cağını savunuyor. Selçuk bu konuda şunları söylemişti:

"Artık bir kovuşturma yapılamaz. Çünkü kendi hukukunu yarattı 12 Eylül ve kendisini anayasal güvenceye aldı. Halkoyuyla kabul edilmiş bir metin var. Geçici 15. Madde, bir kere 'ceza davası açamazsınız' diyor. O kesin. Çünkü bu madde bir af normudur. Yani bir devlet düşünün, sizi affedecek ama 2 ya da 20 yıl sonra diyecek ki, 'Yanılmışım affı kaldırıyorum. Seni yargılayacak ve suçun kanıtlanırsa cezalandıracağım!' Böyle bir şey olmaz. Çünkü yasa geçmişe yürümez. Yasallaşan metin hukuk açısından eylemleri suç olmaktan çıkardı."

CHP'Lİ ERSİN: EVREN YARGILANAMAZ

Sivil Toplum Kuruluşları ve mağdurlar mahkemelere başvururken kimi hukukçular, yeni değişikliğe rağmen Kenan Evren'i yargılamanın zor olduğunu düşünüyor.

'Zaman aşımı var'
Ahmet Ersin (CHP Milletvekili):

Kenan Evren'in yargılanması söz konusu değil. Yargılanma yolu kapandı. Hem zaman aşımı var hem de geçici 15. madde af niteliğindeydi. Affa uğramış suçların yargılanması söz konusu olamaz. Zaman aşımı ile birlikte yaş durumu da var. Fişlenme konusunda daha önce yasa ve yönetmelik çıktı. Ama zaman zaman fişleme aynen duruyor. Bunlar kağıt üstünde, kandırmaya dönük.

'Değişiklik sembolik'
Prof. Dr. Ahmet Gökcen (Ceza Hukukçusu):
Geçici 15. madde 12 Eylül'de darbe yapanlar açısından bir sorumsuzluk hali getiriyor. Kamuoyunda darbe suçu olarak bilinen, hükümeti ve TBMM'yi cebren görevden men etme, anayasayı cebren değiştirme suçlarından bir soruşturma yapılmasının mümkün olmadığını söylemek mümkündür. Geçici 15. maddenin kaldırılması semboliktir.
'Geriye dönük işlemez'

Uğur Poyraz (Avukat):
12 Eylül 1980'de darbe yapıldı. Zaman aşımı süresi 30 yıl. Ancak suçun bittiği tarihten itibaren başlar. Yani, zaman aşımı süresinin başlangıç tarihi, Turgut Özal hükümetinin kurulduğu 1983 yılı kasım ayıdır. 2013 yılının kasım ayında, 30 yıllık zaman aşımı süresi dolacak. Yani üç sene var. Ancak anayasa değişiklikleri geriye dönük sonuç doğurmaz.

NEREDE KİMLER SUÇ DUYURUSU YAPTI?

- DİYARBAKIR: HAK ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Bayram Bozyel ve diğer yöneticiler.
- ŞIRNAK: BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan.
- ANKARA: İnsan Hakları Derneği, MAZLUMDER, "Yetmez Ama Evet Platformu" üyeleri, BDP milletvekili Bengi Yıldız.
- İSTANBUL: "Yetmez Ama Evet Platformu" üyesi bir grup.
İHD, 78'liler Girişimi, İstanbul Tabip Odası'nın da aralarında bulunduğu 40 kuruluş temsilcisi, Yargıda Reform Grubu temsilcileri, Ezilenlerin Sosyalist Partisi üyeleri.
- BURSA: Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Bursa il yönetimi.
- BALIKESİR: 12 Eylül mağduru13 kişi.
- İZMİR: "Yetmez Ama Evet Platformu" üyeleri. Eşitlik ve Demokrasi Partisi İzmir İl Başkanı Arif Ali Cangı ve bir grup partili.
- SAMSUN: 12 Eylül darbesinin ardından konulduğu Mamak Askeri Cezaevi'nde 17 yaşındayken, dipçik darbesiyle yaşamını yitiren Hüseyin Kurumahmutoğlu' nun ağabeyi 65 yaşındaki Ali Kurumahmutoğlu.
- VAN: Van Genç İşadamları Derneği Başkanı Kadri Salaz, Van Baro Başkanı Ayhan Çabuk.

12 EYLÜL'ÜN BİLANÇOSU

Gazeteci Oğuz Güven'in 78 kuşağını anlattığı Zordur Zorda Gülmek kitabında 12 Eylül 1980 darbesinin bilançosu şöyle özetleniyor:

650 bin kişi gözaltına alındı, ağır işkencelerden geçirildi.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi.
Haklarında idam cezası verilenlerden 50 devrimci asıldı. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişi işkenceden öldü. 144 kişi cezaevlerinde öldü. 14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi "kaçarken" vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
71 bin kişi TCK"nin 141, 141 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargılandı.
338 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına çıktı.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
Derneklerin, partilerin, Türk-İş dışındaki sendikaların faaliyeti durduruldu. Varlıklarına el konuldu.
Üniversite hocalarından 5000 kadarı görevden alındı, güvenlik soruşturmasına tabi tutuldu.
Belediye başkanları görevden alındı, yerine sıkıyönetim atama yaptı. Sendikalaşma kaldırıldı, çalışanların kıdem tazminatı gibi kazanımları daraltıldı, ücretler ve sosyal haklar budandı, grev hakkı yasaklandı.
Zorunlu din dersi getirildi; Türk İslam sentezi bir kültürün milli kültür olarak kabul edilmesi kararlaştırıldı; Diyanet İşleri'nde 260 din görevlisinin maaşının Rabıta-ül islam örgütünce ödenmesi onaylandı.

14.0910 Dünyabülteni