Darbe sonraları "sivili", "siyasisi", "sağcısı", "solcusu", "liberali", "demokratı" insan hakları savunucusu her kesimden insan ciddi şekilde zarar görürken maddi ve manevi anlamda Türkiye çıkmaza sürüklendi. Akın ve izan sahibi insanlar bu zararın ülkeye nasıl bedeller ödettiğini bizzat gördü. Hakkaniyetten uzak baskı ve dayatmacı uygulamalar tutmadı. 28 Şubatın mağdurları hukuk önünde hesaplarını alırken yakın geçmişte darbenin mimarlarının rüşvet ve yolsuzluktan yargılandığı görüldü. Kısacası darbeler hak ve özgürlüklerin üzerine bir karabasan gibi çöküp halkın tepesinde çöreklenirken kimlerin ekmeğine yağ sürdüğüne hepimiz şahidiz.
Tüm bu gerçekliklerin ortasında bu gün hak ve özgürlüklerden adım adım edinilmiş kazanımların kimi bozguncuların huzurunu kaçırmış görülüyor. Hürriyet gazetesi köşe yazarı Bekir Coşkun 6 Nisan 2007 Tarihli "Ses... Ses..." başlıklı yazısında darbe için gerekli şartların oluştuğunu ve kendini "Atatürk devrimlerinin ebedi bekçileri olarak görenler" in bunlar karşısında sessiz kalmayacağını belirtiyor. "Devrim yasalarına hakaret, Rejime karşı hareket, Cumhuriyete ihanet"in olmamasının ancak darbeye engel olabileceğini belirten Coşkun büyük olayların gelişeceğine de işaret ediyor.
Darbe çağrısı düdüğünü kendinden gören köşe yazarı darbenin asıl muhatabı olan sivillerinde gaflete düştüğünü ifade ediyor. Şüphesiz çok darbe geçirdi, çok darbe atlattı bu ülke. Birini öbürüne kırdırma senaryolarında rol oynayan bu halk acı ve adaletsizliğe doydu artık. Bu halkın hikmeti kendinden görerek Cumhuriyet bekçiliğine soyunanlara pirim verecek kredisi yoktur.
Bizler her türlü gayri adil, gayri insanı söz ve uygulamaya karşı dururken Bekir Coşkun'un yukarıda belirttiğimiz tarih ve başlıklı darbe çağrılı kışkırtıcı yazısı sebebiyle hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz.
MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkan Yardımcısı