
Ankara da Başörtüsüne Özgürlük Eylemi 8. haftasını doldurdu. Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına MAZLUMDER Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Kayaer aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.
Kendi halkının taleplerini karşılayamayan iktidarlar bir gün gelir bunun hesabını vermek zorunda kalırlar. Ancak kaybeden, o ülkenin halkı olur. Zulüm hiçbir zaman ebedi olamaz. Romalılar da kölelere adalet getirdiklerini söylemişlerdi. Ancak bu adalet olmadığı gibi onların da sonu oldu. Zulüm asla payidar olmaz ve olmayacak da. Tarihte, inandığı için her türlü bedel ödemeyi göze alan insanlar, bundan sonra da göze alacaktır. Çünkü neye inanırsanız inanın, inanmak insani bir değerdir ve bu değer her zaman baskı ve dayatmalara galip gelecektir.
Kimseden özgürlük dilenmiyoruz. Bu bizim hakkımız ve bunu bir gün mutlaka alacağız. Biz gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz. Ve bu güç önceki iktidarları yerle bir ettiği gibi bu iktidarları da yok edecektir. Ama biz salim bir akıl ve açık bir dille uyarıyoruz, gelin! Geç olmadan bu zulümden vazgeçin. Ve inançların özgürlüğüne kendi çıkarlarınız için çomak sokmayın. Başörtülü başörtüsüz arasında husumet yaratmayın. Bugün yaşanan oyunları, daha önce Maraş olaylarında, Sıvas olaylarında ve 12 Eylül olaylarında da seyretmiştik. Halk siyasi iktidarların, Türkiye?nin kendine has, özel demokrasisiyle medya ve çıkar odaklarıyla nasıl el ele verip, kendi çıkarları adına özgürlükleri yok ettiğini biliyor. Biz inandığımız değerlerle gurur duyuyoruz ve gurur duymaya devam edeceğiz. Bazıları ise yalnızca çıkarlarının peşinde olmaya devam edecek..
Haydin kızlar okula diyen iktidarın aklına hala ?başlarını örtmekten başka suçları olmayan kızların? neden okullara sokulmadıklarını sormak gelmedi. Sanki muhalefette imiş gibi sızlanıp durmak sizi kurtarmayacaktır. Unutmayın güç odaklarından çekindikçe, bu çekinceniz kendi mezarınız olacaktır. Çünkü onlar kullandıkları hiçbir maşayı baş tacı etmezler. İşleri bittiğinde bir kenara, çöp atar gibi atarlar. Ondan sonra da bu vebalin altından öncekiler gibi sizde kalkamazsınız.
Okullardaki şiddet bir tesadüf değildir. Sosyolojik alt yapısı, sırf inanan insanların eğitim hakkını biçmek için yasalaştırılan kesintisiz 8 yıllık eğitimdir. Çünkü bunu yapan insanlar, inanca ahlaka değil, yolsuzluğun, kapkaççılığın, hortumculuğun özgürlüğüne ve kendi cebinin özgürlüğüne önem veren insanlardır. Korkarız ki, okullardaki bu şiddet boyut artırarak devam edecektir. Zira inançlarıyla barışmasına izin vermediğiniz her bir insanın başına bir polis dikemezsiniz ve dikemeyeceksiniz. Öyleyse ya medyayı suçlayacaksınız ya da dış güçleri!!!
Kendi halkı ile konuşup siz ne istiyorsunuz diye sormak yerine kendi düşünsel hezeyanlarını haklı göstermek için, savunduğu yasakları bu ülkeyi bilmeyen yabancılara anlatacak kadar garip bir muhalefete sahibiz. Yapılan bütün anketler, söylenen bütün sözler, yayınlanan bütün gazeteler sanki hiçbir şey söylemiyor onlara. Onlar gözlerini yummuş, kulaklarına parmaklarını sokmuş, ille de benim düşündüğüm doğrudur deyip, ayaklarını yere vurup duruyorlar. Bir gözlerini açsalar, bir ellerini kulaklarından çekip dinleseler farkına varacaklar. Ancak kişinin hatalı olduğunu söylemesi bir erdem işidir. Korkarız ki zalimler bu erdemden hep yoksun olmuşlardır.
Onlar bu erdemden yoksun olsalar da, biz onlara bu erdemi öğreteceğiz. Yılmadan usanmadan, haklarımız için mücadele etmeye devam ederek?