Basın Açıklamaları

Barış insanlarının arasında...

Barış hemen şimdi!' Ve inanmak belki de en güzeli, içinde barışı hisseden, barışın insanlarıyla... Bir zincir yapmak ucu hiç bitmeyen, sloganı ise kalbinde... 'Biz milyonlarız, biz kazanacağız, barış kazanacak, barış kazandı!' diyebilmek... 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü savaşsız bir dünyada kutlamak, Barışın insanlarının tek dileği...

Barış deyince, Tolstoy'un 'Savaş ve Barış' kitabı geliyor hemen aklıma. Neden diye sorguluyorum kendimce; Barışı illa savaş mı var etmeli, savaş olmadan barış olamaz mı?

Nedir barış? Neden bu kadar uzak insanlığa? Kimler aldı onu bizden, kimler götürdü uzaklara, nerelerde ve ne zaman gelecek?

Kutsal ama, bir o kadar da uzak herkese. İnsanın içinde olması gerekir oysa. Ama bugün küçük bir azınlık sadece 'barış' isteyen.

Barış; yılın bir günü kutlanan, azınlığın seslendiği, bağırdığı, sesini duyurmak istediği bir amaç oldu artık.

"Ey barış nerdesin, gel artık, bak biz hepimiz kardeşiz, gör bizi...

Bitsin artık bu öfke, ölümler bitsin, insanlar insan gibi yaşasın...

Ben, sen, o bitsin, biz olalım artık..."

Bu sözleri hissetmek için de hissettirmek için de kutluyorlar. Aslında bugüne yani Barış Günü'nün kutlanmasına neden olan da acı bir savaş. 1 Eylül 1939'da Naziler'in Polonya'yı işgal etmesiyle başlayan İkinci Dünya Savaşı'na dayanıyor.

Savaşın ardındaki milyonlarca ölü, milyonlarca yaralı, milyonlarca yıkıntı ve gözyaşı. Bir daha yaşanmasın bu acılar diye 1 Eylül Dünya Barış Günü ilan edildi.

Bugün bakıyoruz da o günlerden bugüne hiçbir şey değişmedi. Savaş halen en acı şekliyle sıcaklığını sürdürüyor. 'Savaşa Hayır' diyor barışın insanları ama aynı anda, bir savaşta, bir insan ölüyor kim bilir...

MEYDANLARIN TEK DİLEĞİ

İstanbul, Taksim'de katıldım barışın insanlarına. PEN, TYS, İHD, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, Barış İçin Kadın İnisiyatifi ve daha bir çok kurum oradaydı.

'Savaşa Hayır' diyordu herkes, içindeki barışçıl seslerle yürüyordu.

Yüreklerinin renkli seslerini ellerinde taşıdıkları bayraklarla gösteriyorlardı.

Gülümsüyorlardı savaşa inat.

Kadın, erkek, çocuk her kim varsa hepsi beraber hepsi sıcacıktı. Onlarla yürüdüm, onlarla sloganlar attım, barışın insanlarını içimde hissettim.

Düşündüm yürürken, bizden uzakta ama içimizde hissettiğimiz o savaşlardaki masum insanları.

İçimizdeki 'yanınızdayız' çığlığını duysalar oralardan diye diledim.

Ve baktım etrafıma, benim gibi olan, benim gibi hisseden o barışı dileyen insanlara...

Mesaj gönderiyorlardı savaşın görünmeyen gücüne. Ve haykırıyorlardı:

'Irak, Filistin, Afganistan direniyor, hemen şimdi barış gelsin!'

'Kürtlere barış!'

'Yaşasın halkların kardeşliği!'

'İnsanlar, askerler, polisler öldürülmesin!'

'En az savaş örgütleri kadar beraber olsak bu şiddet sona erer!

'Barış hemen şimdi!'

Ve inanmak belki de en güzeli, içinde barışı hisseden, barışın insanlarıyla... Bir zincir yapmak ucu hiç bitmeyen, sloganı ise kalbinde...

'Biz milyonlarız, biz kazanacağız, barış kazanacak, barış kazandı!' diyebilmek...

1 Eylül Dünya Barış Günü'nü savaşsız bir dünyada kutlamak, Barışın insanlarının tek dileği...
Taraf