Aralarında Adnan Özyalçıner, Gencay Gürsoy, İhsan Çaralan, Jülide Kural, Mehmet Altan, Murathan Mungan, Oya Baydar, Ömer Madra, Pelin Batu, Yücel Sayman'ın da bulunduğu aydınlar imzaladıkları bildiri ile Ergenekon davasının karartılmaması aksine derinleştirilmesini istedi.
68'i profesör 100 akademisyen, 14 baro başkanı, hukukçular, sivil toplum kuruluşu yöneticileri, insan hakları kuruluşları yöneticileri, sanatçı, yazar, medya mensubu 300 aydının imzasıyla yayınlanan bildiride, Ergenekon soruşturmasının bütün boyutları ve uzantılarıyla ele alınması gerektiği belirtilerek, davanın arkasına güçlü bir siyasi irade konmasının önemine işaret edildi. Silahlı kuvvetler başta olmak üzere bütün devlet kurumlarının ellerindeki bilgi ve belgeleri konunun aydınlığa kavuşturulması için değerlendirecekleri umudunu dile getiren aydınlar davayı, demokrasi güçlerinin önünde bir fırsat olarak değerlendirirken, konunun takipçisi olacaklarını da bildirdiler.
'Kazanan demokrasi olacak'
"Eleştirilebilecek yanlarına, eksikliklerine ve bazı tartışmalı kurgulamalarına rağmen Ergenekon İddianamesi özünde çok önemli suç iddiaları ve belgeleri içermektedir" denilen bildiride, bu suçların bütün derin bağlantılarıyla ortaya çıkarılabildiği takdirde, temiz toplum olma yolunda Susurluk'ta, Şemdinli'de kaçırılan fırsatı yakalama olanağı doğabileceğine dikkat çekildi.
Bildiride, "Yıllardır apaçık bildiğimiz olayların ve bu olayların ardındaki mihrakların aydınlatılarak adalet önünde hesap vermelerinden kazançlı çıkacak olan ne günün siyasi iktidarı, ne de şu veya bu siyasal çevredir. Kazanan biz yurttaşlar, demokrasimiz ve geleceğimiz olacaktır" ifadesi yer aldı.
'Takipçisi olalım'
Ergenekon İddianamesi ile ahtapotun kollarından birinin yakalandığına dikkat çeken aydınlar, "Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır. Bu kaygı giderilmelidir. Ergenekon davasının, her türlü uzlaşmanın ötesinde toplumsal ve siyasal ufkumuzun aydınlanması davası haline gelebilmesi için siyasi irade şimdi her zamankinden daha gereklidir. Asker-sivil bütün kurum ve kuruluşlar da davanın karartılmaması ve mutlaka derinleştirilmesi için aynı kararlılığı göstermelidir" dediler.
Bildiride, "Bu davanın hayati önemine inanan bizler, hukuki/adli sürecin kamu vicdanını her yönden rahatlatacak şekilde, yargı bağımsızlığı çerçevesinde, adil ve titiz yargılama ilkelerine sonuna kadar uyularak sürdürülmesini diliyoruz. Türkiye demokrasi güçlerinin, karşılarında bir siyasal kanadın değil devlet içine yuvalanmış çetelerin ve darbeci zihniyetin bulunduğunun bilinciyle Ergenekon davasının derinleşmesi ve öze varması için ortak mücadele vermeleri gereğine inanıyoruz. Demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen tüm yurttaşları, aklının ve vicdanının sesini dinleyerek davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz" ifadesi kullanıldı. (HABER MERKEZİ)
Ek klasörler avukatlara dağıtıldı
Ergenekon iddianamesinin 157 sayfadan oluşan ek klasörü DVD'ye aktarıldı, avukatlara verildi. Klasörde, Başbakanlığın MİT ile yaptığı gizli yazışmalarla, soruşmanın kilit ismi Tuncay Güney'in ifadelerinde iddia ettiği örgüt şeması da var.
Güney'in ifadeleriyle oluşturulan şemada Ergenekon örgütünün oluşumunda yer aldığı iddia edilen politikacılar, işadamları, Silahlı Kuvvetler mensuplarının da aralarında bulunduğu 69 kişinin yer aldığı öğrenildi. Şemada örgütün bir numaralı ismi açıklanmıyor, ikinci isim olarak emekli Tuğgeneral Veli Küçük gösteriliyor.
Şemada ayrıca Aydınlık Dergisi'nin örgütün yayın organı olduğu iddia ediliyor ve Susurluk kazası, Uğur Mumcu suikastı ve Ergenekon örgütünde ismi geçen bazı kişilerin bilgileriyle ilgili gizli yazışmalara yer veriliyor. Klasördeki belgelerin büyük bir kısmında, "gizli" ibaresinin yer aldığı ifade ediliyor.