Sürekli "laiklik" diyen paşaların, yüzyılın davası olarak nitelendirilen Ergenekon'un gündemde olduğu şu günlerde çetelerle mücadeleye destek açıklamalarında bulunmamaları da tepki topluyor. Vatandaşın TSK'dan laiklik nutukları veya cemaatlere tepki açıklamaları değil, Dağlıca baskınına ilişkin ihmaller zincirine açıklık getirmesini ve Ergenekon Davası'nda Savcılığa yardımcı olmasını beklediği kaydediliyor.
VATANDAŞ BU İHMALLERE CEVAP BEKLİYOR
21 Ekim 2007 tarihinde gerçekleşen hain Dağlıca baskınıyla ilgili bugüne kadar pek çok ihmal ortaya çıktı. 13 askerin şehit olduğu, 8 askerin de kaçırıldığı baskın öncesi teröristlerin bölgede olduğu, ilgili üst birimlere üç kez rapor edilmişti, askerlerin helikopter isteği reddedilmişti, olay sırasında bölükteki üç komutan da izinliydi... Son olarak da, Dağlıca Tabur Komutanı Kurmay Albay Onur Dirik'in baskından yaklaşık bir yıl önce, yakın ilişki içinde olduğu anlaşılan Ergenekon zanlısı Asuman Özdemir'e Dağlıca fotoğrafları ve kimi askerî bilgiler yolladığı belirtilmişti. Üzerinden yaklaşık bir yıl geçen baskınla ilgili ortaya çıkan ihmaller ve akıllarda oluşan sorulara ilişkin Genelkurmay Başkanlığı'ndan bugüne kadar kamuoyuna tatmin edici açıklamalar yapılmadı. Yeni Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Işık Koşaner devir teslim töreninde aksine ulus devlet, laiklik, demokratik ve özgürlük tehdidinden söz etti. Komutanlar, Ergenekon konusuna da hiç değinmediler.
BİRİLERİ HESAPLAŞMANIN ÖNÜNÜ KESMEK Mİ İSTİYOR?
İnsan Hakları Aktivisti MEKDAV Genel Başkanı Süleyman Arslantaş, devir teslim törenlerinde komutanların, yaptıkları konuşmalarda her konuya temas ederken, Ergenekon ve Dağlıca konularına ilişkin tek söz etmemelerinin çok manidar olduğunu söyledi. Arslantaş, "Asker bu olaylara demokrasiden yana tavır koyarak taraf olmayınca bazı kurumlar ve çevreler bundan destek alarak, Ergenekon soruşturmasına tersten müdahil olmaya, Dağlıca olayının üzerini örtmeye çalışıyorlar. Ergenekon'da ordunun mahremiyetini de ortadan kaldıran birtakım gizli belgeler ortada dolaşıyor. Ergenekon'u es geçmek anlaşılır değildir. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir şekilde devlet kendisiyle hesaplaşma noktasına geldi ama anlaşılan birileri bu hesaplaşmanın önünü kesmek istiyor" dedi.
HANİ SORUŞTURMAYA DESTEK VERİYORDU?
Eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı ise devir teslim törenlerinde yapılan konuşmalarla Genelkurmay Başkanlığı'nın Ergenekon soruşturmasına destek verdiği iddialarının asılsız olduğunun anlaşıldığını kaydetti. Gültekin Avcı, şöyle konuştu: "Genelkurmay buna destek veriyor gibi gözüküyor ancak hiçbir surette taraf olmuyor. Askerlerin konuşmalarında konuya değinmedikleri gibi, sözkonusu soruşturmaya Genelkurmay destek veriyor olsa soruşturmayı yürüten savcıyı bilgi ve belgeye boğmaları gerekirdi. Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı arşivlerini çoktan açar ve bilgi paylaşımını savcılıktan esirgemezdi. İtalya'daki operasyonlar bu sayede başarı getirmişti. Ancak Genelkurmay'dan adım göremiyoruz. Askerlerin devir teslim törenlerinde sadece laiklik vurgusu yapıp, kendince tehditleri sıralarken Ergenekon hakkında tek söz etmemesi, aklımıza 'Birileri Ergenekon'u koruyor mu?' sorusunu getiriyor."
28 ŞUBAT'TA PKK, ŞİMDİ ERGENEKON 2. PLANDA!
Gültekin Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü bizler 28 Şubat'ı gördük. 28 Şubat'ta asker ve bazı çevreler sürekli tehdit olarak 'irtica' derlerken, PKK ile mücadele ikinci plana atılmıştı. Sonuçlarını hep beraber yaşayarak gördük. Şimdi ise ülkenin önünde Ergenekon gibi büyük bir olay dururken gündemde tutulmak istenen konuların farklı oluşu kafalarımızın tekrar karışmasına neden oluyor... Bir tek Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'a dokunulması ve buna askerin ses etmemesi medya tarafından şişiriliyor. Peki görevli olanlar ne olacak? Millet askerden, savcılığa her açıdan yardımcı olmasını beklemektedir diye düşünüyorum. Bunu milletin önünde yapmalı ve bu davada ellerinden geleni yapan bir kurum olarak anılmalıdır."
İTİRAF EDEMİYORLAR
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil de, "Ergenekon savcısının şimdiye kadar ortaya çıkardığı deliller arasında, bu örgütlenmenin görevde olan pek çok askerî ve sivil personelle de ilişki içinde olduğu görülüyor. Yani Ergenekon'un bir şekilde bütün bürokraside (üniformalı-üniformasız) ilişkisi var. Gerek askerî yetkililerin, gerekse sivil yetkililerin bunları itiraf etmeleri kolay bir şey değil" dedi.
Türkiye'de sistemin, halkın görevlisi olan kamu görevlilerinin yargılanması için amirinden izin alınmasını gerektirdiğine dikkat çeken Prof. Ergil, "Yani bürokrasi kendisini halka karşı koruyor... Yasal sistemimiz de maalesef bu şekilde bürokrasiyi koruyan bir karaktere sahip, o yüzden beni askerin Ergenekon'a sessiz kalması şaşırtmadı. Maalesef beklentilerin dışında, komuta kademesi eski yıllarda olduğu gibi yenilikçi ve daha demokratik bir zihniyeti devir teslim törenlerinde sergileyemedi. Yıllardır söylenenin dışına çıkmadılar. Üstelik karşımızda Ergenekon dururken..." diye konuştu.
KENAN ERSÖZLÜ / ASLAN DEĞİRMENCİ - ANKARA