GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ...
Değerli Katılımcılar,
Saatlerimiz 17:30u gösteriyorken burada toplanmamızın iki sebebi var. Sembolik sebebi, Anayasa Mahkemesinin Başörtüsünü sadece üniversitelerde serbest bırakan düzenlemeyi iptal eden kararını geçtiğimiz hafta bugün, bu saatte vermiş olmasıdır. İkinci sebep ise; kimden gelirse gelsin zulme karşı günün her saatinde protesto eylem
411
milletvekilinin oyuyla TBMM'de kabul edilen yasa, insan haklarına
aykırı, vatandaşlar arasında eşitlik ve özgürlükleri ihlal eden bir
yapıya sahipti. Bizler, başörtülülerin tıpkı başı açıklar gibi dini
özgürlüklerini, eğitim ve çalışma hakkını yaşamın her alanında herhangi
bir sınırlamaya tabi tutulmadan kullanabilmeleri için mücadele
veriyoruz. Bu insan haklarını herkes için ayrımsız savunmanın gereğidir
ve bu savunmayı yapmak herkes için 'ahlaki bir sorumluluktur.'
Anayasa
Mahkemesi darbecilerin hazırladığı anayasaya göre karar vermiştir. Bu
kararın adaletli olmasını beklemek saflık olurdu. Mahkeme adil
olabilseydi, düzenlemeyi hak ve özgürlükleri kısıtladığı gerekçesiyle
iptal etmesi gerekirdi. Oysa insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan çok
sınırlı bir düzenlemeye dahi tahammül edilememiştir. Toplumun başörtüsü
yasağının kalkması üzerinde sağladığı mutabakat kadar başka hiçbir
konuda mutabık olamadığı gözardı edilmiştir. Herkes, hukuk adına
siyaset yapmanın "Giyotin Gardiyanlığı" haline geldiğini görmelidir.
Anayasa
Mahkemesi'nin kararı, "faşist laikçiliği" devlet ideolojisi haline
getirme gayretidir. Bu anlayış başı açıklarla başörtülüleri
kamplaştırmaya, ayrıştırmaya ve toplumun bir arada yaşama isteğini
ortadan kaldırmaya yönelik 'bölücü' bir anlayıştır. Yapılması gereken
şey, Hitler Almanya'sında ve Mussolini İtalya'sında bile görülmeyen,
toplumun geleceğine ipotek koyan, toplumun bir arada yaşamasının
önündeki en büyük engellerden olan "değiştirilemez maddeler" baskısına
son vermek ve anayasayı hak ve özgürlüklerin kaynağı değil, sonucu
olacak şekilde baştan aşağıya yenilemektir.
Son
olarak; hukukun üstünlüğü, hakkaniyet, adalet ve insan hakları gibi
anlayışları ve değerleri hiçe sayan Anayasa Mahkemesi'nin kararını
kabullenmeyeceğimizi belirtiyor ve Diyojen gibi cevap veriyoruz;GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ.Ümit MertMAZLUMDER Ankara Şube Başkanı
Eyleme
Ankara Sivil Toplum Platformu adına Memur-Sen Ankara Başkanı Mustafa
Kır, Barış Meclisi Sözcüsü Ayhan Bilgen ve MAZLUMDER üyeleri katıldı.
Ayhan Bilgen; Türkiyede Anayasanın modern demokrasilerdeki işlevini
yerine getiremediğini vurgulayarak, kurumlar arası gerilimden toplumu
etkilemeyecek yeni bir çalışmanın yapılması gerektiğini ifade etti.
Anayasa Mahkemesi kararının birinci haftası dolayısıyla düzenlenen
eyleme atıfta bulunan Ayhan Bilgen, Ölülerin ardından 7 günde mevlüt
okutulur, biz birinci haftada buradayız.
40.
günde de Parlamentoya yönelik ciddi çalışmaların yapılması gerekir diye
konuştu.Eylemde konuşan AK Parti eski Adıyaman Milletvekili ve aynı
zamanda MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu Üyesi olan Ahmet Faruk Ünsal
ise; Cumhuriyet tarihinin en derin krizi ile karşı karşıya kalındığını
belirterek, Mahkeme kararı ile demokrasinin juritokrasiye dönme
tehlikesi geçirdiğini belirtti. Kararın hukuki olmadığının altını çizen
Ünsal; Hukuki olmayan bu kararın meşruluğu yoktur. Türkiye
Cumhuriyetinde en büyük temsil makamı Cumhurbaşkanlığıdır.
Cumhurbaşkanı TBMMden dönen bir yasayı veto ettiğinde karar meclisten
aynen geçerse Cumhurbaşkanının tekrar veto etme yetkisi bile yokken,
Anayasa Mahkemesinin bu kadar kontrolsüz, denetimsiz bırakılmasını
önlemek gerekiyor diye konuştu. Faruk Ünsal,Anayasa Mahkemesi şekil
bakımdan reddettiği bir kanunu meclis tekrar kabul ederse, Mahkemeden
tekrar dönmeyecek şekildeki yasal bir düzenlemenin acilen yapılması
gerektiğini belirtti.
Mahkeme
önündeki protesto da kararın halkın iradesini yok saydığı seçim
sandıklarıyla gösterildi. Diyojenin gündüz vakti el feneri ile adam
arıyorum, adam şeklindeki sözünü anımsatarak ;adalet arıyoruz, adalet
şeklinde mizansenler yapıldı. Ayrıca adaleti temsil eden terazinin bir
kefesine 411 vekili temsil eden bir ağırlık diğer kefeye ise Mahkeme
üyelerini temsil eden bir ağırlık konurken Meclis iradesinin hafif
kalması gösterildi.