Balıkesir'in Altınova Beldesinde 30 Eylül '08 günü, gençler arasında adi bir vak'adan başlayan tartışmalar büyümüş ve iki kişinin ölümü ile sonuçlanmıştır. Cenazelerin kaldırılması esnasında toplanan kalabalık, bölgedeki Kürt esnafa ait iş yeri ve evleri taşlamış, Kürt ahali evlerine kapanmak zorunda kalmış ve günlük yaşamlarını sürdüremez durumda bırakılmıştır.
Bunun üzerine 02 Ekim 08 tarihinde MAZLUMDER Genel Merkezi ile İzmir ve Bursa şubelerinden müteşekkil bir heyet bölgede incelemelerde bulunup konuyla alakalı bir rapor hazırlamıştır.
Akabinde bölgedeki son gelişmeleri gözlemlemek üzere MAZLUMDER İstanbul Şubesinden bir heyet 05 Ekim 08 tarihinde bölgeye gitmiştir.
Bölge halkı ve resmi görevlilerle yapılan görüşmeler sonucu oluşan kanaatlerimizi kamuoyuna duyurmak ve durumun ciddiyeti karşısında toplumun tüm kesimlerini aklıselime davet etmek ihtiyacı hissetmekteyiz.
Gençler arasında kişisel nedenlerden dolayı çıkan bir kavga neticesinde iki kişinin ölmesi sonucu kötü niyetli ve ince hesaplar güden kişilerce olay provoke edilerek Türk-Kürt çatışması haline çevrilmiştir. Olayla hiçbir ilgisi olmayan insanlar sadece Kürt olmaları sebebiyle saldırıya maruz kalmıştır.
Etnik milliyetçilik üzerinden rant elde etmeyi hedefleyen bazı siyasiler halklar arasında uzlaşmayı temin etmek yerine meselenin bir tarafı olarak kışkırtıcı bir tutum takınmışlardır.
Bazı basın yayın organları da olayları haberleştirirken barışa dönük bir dil kullanmak yerine çatışmaları kışkırtıcı bir dil kullanmışlardır.
Bölgenin mülki amirleri olayın vahametine uygun davranmamış olup olay öncesi ve sonrası gereken önlemleri almamışlardır. Asayişin temini noktasında ciddi zaaflar yaşanmış, olaylar günlerce devam etmesine rağmen üst düzey yetkililer bölgeye giderek olayları yatıştırıcı bir tutum sergilememişlerdir.
Olayların bu noktaya gelmesinde bölge halkından bazı kişilerin sağduyudan uzak, önyargılı ve bir takım maddi çıkarlara dayalı davranışları da etkili olmuştur.
Altınova olaylarının öncesinde Sakarya'da, sonrasında ise Adana'da meydana gelen benzeri olaylar, halklar arasında çatışmaya dayalı bir kurgunun varlığına işaret etmektedir. Devlet, basın, siyasi örgütler, sivil toplum kuruluşları ve aynı toprakları paylaşan halklar olarak; ötekini düşman ve tehdit olarak algılayan milliyetçilik ve militarizm karşısında hakkaniyet ve adaletle düşünmenin önemine dikkat çekiyoruz.
Toplumsal barışı tehdit eden zincirleme gelişmelerin sinyalleri olan bu olaylar karşısında yukarıda saydığımız tüm toplumsal aktörleri sağduyu ve aklıselime davet ediyoruz.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi