AKTÜTÜN BASKINI ÖZGÜRLÜK GÖMLEĞİNİN DARALTILMASINA GEREKÇE YAPILMASIN
Aktütün Karakoluna yapılan baskın, bize dar gelen özgürlük gömleğinin daha da daraltılması gerektiği yönündeki görüşler için araç haline getirilmek isteniyor.
24 yıldır sürdüğü söylenen ‘terörle mücadele tarihinde Hakkâri’nin Aktütün karakoluna bugüne kadar yapılan saldırıda 44 askerin hayatını kaybettiği belirtilmiştir.
Bir taraftan her gün Kuzey Irak’a girip hedefler bombalanarak örgütün bitirildiğini, diğer taraftan Kuzey Irak’tan gelen 300 kişilik örgüt mensubunun, ülke sınırlarındaki meşhur bir karakolu basıp gün boyunca çatıştığı söylenmektedir. Burada sorulması gereken sorular var: Kendi sınırlarının içinde böyle bir kayıp veriyorsan ne işin var sınır ötesi operasyonlarda; ne gerek var tezkerelere; bugüne kadar yapılan 26 sınır ötesi operasyon neleri çözdü.
Sınır ötesi operasyonların dahi rahatça yapılabildiği, Türkiye’nin her yerinde gece yarısından sonra bile operasyon ve baskın düzenlenebildiği, insanların iletişiminin fütursuzca dinlendiği, masumiyet karinesine aykırı olarak terör şüphelilerine birden fazla avukat desteğinin esirgendiği ve avukatlarının örgüt üyesi olarak lanse edildiği, savunma hakkının ve adil yargılanma ilkelerinin hiçe sayıldığı, gözaltı sürelerinin ve usullerinin diğer suçlara oranla daha ağır olduğu, yargılama, ceza ve infaz rejiminin de ağır olduğu bir ülkede asker ve polis neden yetkilerinin genişletilmesini ister bilinmez.
PKK ile mücadele adı altında bir bölgenin açık hava hapishanesine çevrilmesine yol açmak, bir çözüm yöntemi olmaktan çok mevcut problemlerin devamını getirecektir.
20 yıllık olağanüstü hal döneminde ve her türlü hukuksuzlukla çözülemeyen sorunların terörle mücadele yasasında yapılacak değişikliklerle, hakların daha da daraltılması yöntemiyle, çözüleceğini iddia etmek bu toplumu kandırmaktır. Artık anlaşılmalıdır ki kör şiddet çözüm değildir. Sosyal ve siyasi çözümler meselelerin asli çözümünün anahtarlarıdır.
Bu şiddet sarmalının ülke içerisindeki çatışmaları körüklediği artık görülmelidir. Şiddetin sürmesi daha çok insanın ölmesine neden olacak ve bu durum ülke içerisindeki çatışmaları da körükleyecektir.
Aktütün öncesinde Dağlıca’ da ve sonrasında Diyarbakır’da bu tür olayların yaşanıyor olması şiddetin acı yüzüdür. Bu anlamda yeni tezkere ve maddi kaynak talepleri askeri ve istihbari zaafların üzerini örtmemelidir.
Aktütün baskını sonrasında bölgede Olağanüstü hal ilan etme çabaları çözümden ziyade çözümsüzlüğe hizmet edecektir. Şiddet eylemlerinin Olağanüstü hal dönemlerinde artış gösterdiği unutulmamalıdır. Çözüme; yasakçı önlemlerle değil bizzat Hukuk Devletinin gereğinin yerine getirilmesi ile ulaşılacaktır.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi