Basın Açıklamaları

AKAN KANI DURDURUN-ASKERİ HAREKAT ÇÖZÜM DEĞİL ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR;

Türk Silahlı Kuvvetleri, 22 Şubat günü saat 19.00 itibari ile Kuzey Irak'a karadan ve havadan yeni bir operasyon başlattı.10 bin askerin yanı sıra, 50'den fazla tank,>>>

26.02.2008/Diyarbakır

AKAN KANI DURDURUN.../
ASKERİ HAREKAT ÇÖZÜM DEĞİL ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR...

Türk Silahlı Kuvvetleri, 22 Şubat günü saat 19.00 itibari ile Kuzey Irak'a karadan ve havadan yeni bir operasyon başlattı.10 bin askerin yanı sıra, 50'den fazla tank, F-16 savaş uçağı ve helikopterlerin desteği ile başlayan operasyon halen devam etmektedir. Yüzü aşkın can kaybı mevcuttur. Bu tablonun sorumlusu şiddeti bir ifade biçimi olarak içselleştiren güçler ile sorunu ülke içinde ve barışçıl yöntemlerle çözecek bir irade geliştiremeyen/gösteremeyen hükümettir.
Bu sorunu insani temelde çözmek mümkün iken, şiddet yöntemlerinin bir türlü gündemden düşmemesi anlaşılır gibi değildir. Önce hava operasyonları ardından kara harekâtı ülkenin gündemine oturdu. Toplum olarak kendimizi tahripkâr ve adı konulmamış bir savaşın eşiğinde bulduk.
Öncelikle belirtmeliyiz ki, yaşam hakkı, temel bir insan hakkıdır. Hiçbir gerekçe ile hiçbir düşünce ve ideolojik kurguya kurban edilemez. Kim tarafından kime karşı yapılırsa yapılsın yaşam hakkını ihlal eden, yok eden tüm saldırıları kınıyoruz ve bu fiillerin tüm insanlığa karşı işlenmiş fiiller olduğunu vurguluyoruz. Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diliyoruz.
Kürt Sorunun şiddet ve militarist yöntemlerle çözülmeye çalışılması, ülkede şiddeti ve etnik kimlikler arasında çatışma psikolojisini derinleştirecektir.
Gerginlik politikasıyla geliştirilen tepkiler, tüm yurtta Kürt yurttaşlarımızın yaşam güvenliğini tehdit eder boyutlara gelmiştir. Aşırı milliyetçi kesimlerin çatışma çağrıları ile bir kısım medyanın, yaşanan süreci tahrik etmeleri geri dönüşü mümkün olmayan hadiselerin yaşanmasına sebep olabilecektir.
Temel meselelerin çözümü, insan haklarına riayet, daha fazla özgürlük ve hakkın teslimi ile mümkündür.
Kuzey Irak'a askeri müdahaleyi doğru bulmadığımızı defalarca ifade ettik. Yapılan müdahale hukuk dışı sonuçlar doğuracaktır. Daha fazla sivil ve askerin ölmesine yol açacaktır.
Yapılan operasyonla ilgili olarak "Sivillere düşmanca davranılmayacak, yerel unsurların etkilenmemesi için hassasiyet sürdürülecek." açıklamasını yapan Genelkurmay unutmamalıdır ki, savaşlarda ölen siviller mutlaka olacaktır. Şu ana kadar yapılan savaşlar hep bunu göstermektedir.
"Ne yapacağımızı dünyaya anlattık, hukuki hakkımızı kullanmamıza hak verdiler" diyen Başbakan Recep Tayip Erdoğan savaşı bir hak kullanımı olarak görmekte ve bunu barış(!) adına yapmaktadır. Sayın Erdoğan Kürt sorununun çözümünü, hak kullanımı adı altında silahlı güçlere havale ederek çözüm yerine çözümsüzlüğü benimsemiştir.
Ayrıca bilinmelidir ki Kürt sorunu tek başına "şiddet ve terör sorunu" değildir. Kürt Sorununun çözümünün güvenlik ve askeri müdahale olarak görülmesi ağır bir yanılgıdır. Çünkü sorunun muhatabı yalnızca silah taşıyan güçler değildir. Sorun, kentiyle, kırsalıyla, sivil toplumu, siyasi örgütleri, resmi kurumları ve diğer sosyal kesimleriyle tüm Türkiye'nin sorunudur. Sorun sosyal barışın ve adaletin tesisi sorunudur. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey barıştır ve barışı sağlayacak siyasi, hukuki, ekonomik ve kültürel düzenlemelerdir. Sorunun çözümünü ısrarla askeri yöntemlerde görmenin ne kadar yanlış olduğunu, yaşanan tablo bize göstermektedir.
MAZLUMDER, bir İnsan Hakları Örgütü olarak; her zaman şiddeti ve savaşı militarizmin bir dili olarak görür ve sorun çözme yöntemi olarak kabul etmez. İnsan yaşamına, insanın ertelenemez her türlü hakkına yapılan her saldırıyı kınar.
Bu vesileyle bir kez daha gerek tarafları gerekse toplumu bu konuda hassasiyet ve sağduyuya davet ediyoruz. Hükümeti de savaş çığırtkanlarının sesine değil, toplumsal barışa kulak vermeye ve bu adı konulmamış savaşı derhal durdurmaya çağırıyoruz.
Kürt Sorununun çözümü, sivil siyaset zemini üzerinden geliştirilmeli ve gerçekleştirilmelidir.
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı

SELAHATTİN ÇOBAN