Ridley'e
sorduğumuz diğer konuysa yine TIMETURK'ten takip ettiğiniz "Gazze'ye
Özgürlük Hareketi" oldu. Oradaki deneyimlerini paneldeki konuşması
sırasında aktardığı için, söyleşimizdeki cevap eski İngiliz Başbakanı
Tony Blair'in baldızının Gazze'de kalışıyla sınırlandırdık. Ridley,
Blair hakkında çok çarpıcı yorumlarda bulundu.
Ünlü
İngiliz gazeteciye ayrıca, İngiltere'nin son zamanlarda İslam'la ilgili
hükümet eliyle yaptığı ataklar konusunda da ne düşündüğünü sorduk.
Hatırlanacağız üzere, İslami finans için bir ağırlık merkezi olmaya
çalışmasının yanında İngiliz hükümeti Ulema Meclisi kurulması gibi
çalışmalara da ön ayak oldu. Bunlardan son adımı da dün sessiz sedasız
açıklanan İngiltere'de Şeriat Mahkemeleri kurulmasına da izin verildi.
MÜSLÜMANLAR 1930'LARDAKİ YAHUDİLERİN YOLUNDA
(İlk Bölüm)
Bismillahirrahmanirrahim
Erkek kardeşlerim, kız kardeşlerim, yoldaşlarım ve arkadaşlarım.
George
W. Bush 9/11'den sonra "Ya benimlesiniz ya da teröristsiniz" demişti.
Eğer George Bush'la beraberseniz elinizi kaldırın. O zaman hepimiz
teröristiz!
9/11
bir şeyin başlangıcı değil, Amerikan dış politikasının devamıdır.
Amerika son 50 senedir savaşta ve 20'den fazla ülkeyi bombaladı. Bu
barışçı bir ulusun hareketi değildir.
Her
ne kadar sıklıkla öyle olduğum söylense de Amerikan karşıtı değilim.
Karşı olduğum Beyaz Saray'daki savaş tüccarı neocon'lardır.
Sanmayın ki Bush gittikten sonra bir mola olacak. Barack Obama ve John McCain, aynı götün iki yanağıdır!
O ya da bu şekilde Amerika, dehşet verici 9/11 olaylarından sonra dünyadan tahsil ettiği tüm iyi niyeti kaybetmeyi başardı.
9/11 bir suçtur. Buna
daha sonra geleceğim. Her sene ikiz kulelerde ölen herkesin adı binanın
temelinde yüksek sesle okunur. Çok dokunaklı ve duygusal bir sahnedir.
Fakat
Irak'ta, Afganistan'da ölen masumların isimlerini kim okuyacak? O
berbat günde Amerika'da kaç kişinin öldüğünü kesin olarak biliyoruz.
Fakat Irak'ta ya da Afganistan'da kaç kişi öldü bilmiyoruz.
Neden mi? Çünkü Müslüman kanı ucuzdur ve hesaba katılmaz!
Afganistan,
Lübnan, Irak, Filistin ve Keşmir'deki ölüm tarlalarında yürüdüm. Size
9/11'de havaya uçmuş parçalanmış bedenlerin bu ülkelerdeki havaya uçmuş
parçalanmış cesetlerden farkı olmadığını söyleyebilirim.
Gerçek şudur, hepimiz aynı şekilde kesilir, kanar ve canımız yanar.
O
kaçırılmış uçaklardaki yolcuların cep telefonlarıyla sevdiklerine,
ailelerine bıraktıkları son elveda mesajları dinlediğimde gözyaşlarımı
tutamadım. Bu son mesajlarla ağlamayacak, duygulanmayacak kadar kalpsiz
biri olamaz.
Fakat Kabil, Bağdat ya da Gazze Şeridi'nde bir kadının çantasında cep telefonu yok diye onun hayatı daha az değersiz değildir!
Söylediğim
gibi Müslüman kanı ucuz. Müslümanları dönüştürmeye çalışıyorlar. Bu
arada bu tüm farklı renklerdeki insanlar için geçerli çünkü ırkçılar
ayrım yapmaz. Hepimizi ikinci sınıf vatandaşa dönüştürmek istendiği bir
çaba var.
Bugün
üniversitenize girdiğimde benden kimlik soruldu. Neden? Çünkü
başörtülüyüm! Bundan sonra ne olacak? Müslümanlardan sarı yıldızlar mı
taşıması istenecek? Tıpkı Nazilerin Yahudilere yaptığı gibi... Bu türden
bir ayrımcılık durmalı. Bunun bir Müslüman ülkede yaşandığından
utandım.
Müslümanlar,
Yahudilerin 1930'larda olduğu yolda. Onların şeytanlaştırılması da
karikatürlerle başladı. Hahamları lüleleri içerisinde bombalarla yıkıcı
olarak betimlendi. O zamanki Yahudi liderler "Endişelenmeyin işler daha
kötü olmayacak" demişti.
Ancak
işler kötüleşti. Hem de çok daha fazla. İlk gettolar kurulduğunda dahi
bazı liderler, "İşbirliği yapalım, bu insanlara ne kadar işbirlikçi
olduğumuzu gösterelim" dediler. Dediler ki, "Giysilerimiz üzerinde
yıldız taşıyalım. Korkacak neyimiz var ki?"
Size diyorum ki Yahudilerin 1930'larda olduğu aynı yoldayız!
Müslüman
olmayan dostlarımıza daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var
bugün. Bush yönetimin tahrikiyle oluşan İslam-fobisi ve nefret tüm
dünyayı kanser gibi sarıyor.
Bugün
internette bedava indirebileceğiniz bir oyun var. Adı, "Müslüman
Katliamı". Oyun şöyle diyor. "Müslüman ırkını, dünyanı en yok edici
cephaneleriyle yok edin". Haftalardır yayında.
Oyundaki
Müslüman kelimesini, Zenci, Yahudi, Pakistanlı ya da Amerikalıyla
değiştirin. O oyun o web sitesinde ne kadar süre kalabilirdi?
9/11 Müslümanlar için cehennemin kapılarını açtı ve George Bush haçlı seferine başladı. Bunlar onun kelimeleri benim değil!
Daha
önce söylediğim gibi Müslüman olmayan arkadaşlarımıza hiç olmadığından
fazla ihtiyacımız var. İngiltere'de savaş-karşıtı bir koalisyonda
Müslümanlar ve sol bir araya geldi. Gerçek şu ki, soldan,
sosyalistlerden, komünistlerden, Marksistlerden, Leninistlerden ve
Müslümanlar emperyalist savaşlara karşı birleştiler.
Bu
koalisyon sayesinde birbirimizi daha iyi anlamaya başladık. Nasıl ben
laik arkadaşlarımdan birini dine çevirmeye çalışmıyorsam onlar da benim
inancımdan uzaklaştırmaya uğraşmıyorlar. Karşılıklı saygımızı ve
anlayışımız var.
Biliyoruz ki birlik kuvvettir.
Eğer
Gordon Brown İngiltere'de bir Müslüman kadının kafasında örtüye elini
uzatırsa, caddelerde olay çıkar. Savaş-karşıtı harekette beraber
yürüdüğümüz laik feministler bunun olmaması için bizimle beraber sokağa
fırlarlar.
Bu yüzden üniversitenize girdiğimde utandım. Müslüman olduğum için kimliğim soruldu!
Bu
ayrımcılığı durdurmalısınız. Hükümetinize baskı yapmalısınız.
Birleşmelisiniz. Müslüman toplum ve sol bir araya gelip birleşmeli.
Adaletsizliğin kanun olduğu yerde direniş ödevimizdir.
Düşmanlarımız için işi kolaylaştırmayın.
Eski bir deyiştir ancak hala doğru: Birlikte ayaktayız ayrılırsak düşeriz
ARAP LİDERLERİ BUSH'UN ÖNÜNDEKİ DANSÖZLERDİR
(İkinci Bölüm)
9/11
öncesinde düşüncelerim bugünle harfi harfine aynıdır. Çünkü
başörtülüyüm ve Müslüman köktendinci ve İslami fanatik olarak
addediliyorum.
Daha önce de 9/11'in Müslüman toplum üzerine etkileri üzerine konuşmuştum.
Bir saniye duralım ve 9/11'in nedenine bakalım.
9/11'in
kökleri, varlıkları için savaşan Filistinlilerin yeni soykırım
kurbanları olduğu Filistin'dedir. Bush yönetiminin sizden inanmasını
istediği en büyük yalan, 9/11 suçunun, gün be gün Filistin'de
gördüğümüz direnişle aynı tür olduğudur.
9/11
suçu, Irak, Afganistan, Filistin, Keşmir, Çeçenya, Sudan, Somali ve
diğer Müslüman ülkelerdeki meşru Cihat'la karıştırılamaz!
Sıklıkla
intihar bombacıları hakkında ne düşündüğüm sorulur. Çoğu zaman bu soru
Siyonist gazetecilerden gelir. Eğer aranızda böyle bir varsa lütfen
şunu doğru anlasın.
İntihar
bombacısıyla "stealth bomber" (ABD'nin radara yakalanmayan bombardıman
uçakları) arasında bir fark göremiyorum. Her ikisi de masumları
öldürüyor. Masumların ölümü her zaman kınanmalıdır.
Aslında
bir fark var. B-52 stealth bomber üssüne geri döner ve ölümcül
kargosunu yeniden yükleyip 30 bin feet'ten öldürmeye devam eder.
Gerçek şu ki eğer Filistin halkının kahraman direnişi olmasaydı yıllar önce haritadan silinmişlerdi.
Şu
an Filistin içerisinde uzanan büyük bir duvar var. Bir duvar
yapılıyorsa bilirsiniz ki İsrailliler barış konusunda ciddi değil.
Bir
iki hafta önce Gazze'ye Özgürlük Hareketi'ndeydim. Gazze limanına iki
gemiyle İsrail'in acımasız ablukasını kırmak istiyorduk.
İsrail,
Gazze'nin etrafındaki karayı, havayı ve denizi kontrol ediyor. 40'tan
fazla barış eylemcisi iki tekneyle Gazze'ye 23 Ağustos'ta açıldı.
Bunlar Filistin'e 40 sene sonra ulaşan ilk teknelerdi.
İsrail
bizi bombalayacağını söyledi. Sonra ne kadar kararlı olduğumuzu fark
edince, Gazze'ye girmemize izin verdiklerini söylediler.
Gerçek şu biz İsrail'den izin istemedik! Bizi de zaten durduramazlardı!
Sizin ve benim gibi insanların ne kadar harika şeyler yapabileceğini gösterdik. Üstelik politikacılar olmadan.
Filistin konusunun Orta Doğu meselesi olmaktan Akdeniz meselesi haline gelmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye'nin Akdeniz'de büyük bir parçası var.
Balıkçılarınız
Akdeniz sularında özgürce balık avlıyorlar. Tıpkı Yunan, İtalyan ve
diğer Akdenizliler gibi. Gazze dışında tüm Akdeniz'de. Akdeniz insanı
olarak Akdeniz sularının özgürce balık tutulacak bir deniz olduğunu
göstermek sizin göreviniz.
Bir
ya da iki değil tüm bir balıkçı filosu Türkiye'den ayrılsa ve Gazze'ye
giderek onlara destek verdiğini gösterse harika olmaz mıydı?
Biliyorum ki Türkiye'nin Avrupa'ya dâhil olma hevesleri var. Sıklıkla Batı tarzı demokrasiden dem vurulur.
George
Bush da sürekli olarak demokrasiden bahseder. Başkanlığı iki sefer
çalmasına rağmen! Orta Doğu'da demokrasi görmek istediğini söyler
durur. Ancak samimi değildir.
Bunu
biliyoruz çünkü Filistinlilere çıkın ve demokrasi için sandığa gidin
dedi. Ancak sözleri tıpkı Henry Ford'un ilk arabalar üretim bandından
çıktığındakilere benziyordu: "Siyah olduğu sürece istediğiniz renk
araba alabilirsiniz"
Yani Filistinlilere şunu dedi: "Yozlaşmış/satılmış Fetih Parti'sine oy verdiğiniz sürece özgürce oy verebilirsiniz!"
Şimdilerde
tüm Gazze halkı hep beraber cezalandırılıyor. Hayati ilaçlar ve tıbbi
donanımlar alıkonuyor. Endüstrilerin yüzde 90'ını çöktü. Ambülansları
çalıştıracak bile benzin yok. Gazzeliler o kadar sıkılmış durumdalar
ki, onları düşündüğümde tarif edecek kelime bulamıyorum.
Bir
caddeden inerken gördüğüm tek lüks işareti, tüm o yoksulluğun ortasında
duran Hollywood tarzı bir villaydı. Villa Mahmut Abbas'ındı.
Aslında
John McCain'le aynı sorunu var. Kaç evi var o da hatırlayamıyor. Bu
yozlaşma ve çöküş abidesinin dümdüz edilmesi gerektiğini düşündüm.
Ancak Hamas tarafından korunuyordu.
Gazze'de
suç oranı Hamas geçen sene başa geldiğinden beri yüzde 80 düştü. Gerçek
şu ki eğer Hamas tüm Orta Doğu'da olsaydı ve Araplar adil ve özgür
seçimlere gidebilseydi Hamas tüm bölgede seçilirdi.
Şimdi gerçekten George Bush'un Orta Doğu'da barış istediğini hala düşünüyor musunuz?
George
Bush, dansöz Arap liderlerinin önünde göbek atmasından oldukça hoşnut.
Bu aynı Arap liderleri Irak'ı bir tabakta ona sundular.
Aynı Arap liderleri Lübnan bombalandığında kafalarını çevirdiler. Allah'tan Hizbullah vardı.
Filistinliler tecavüze uğrarken ve tahrip olurken de kafalarını çevirenler de bu Arap liderleri.
Filistin
ekonomisi İsrail'in demir pençesinde. Ancak en büyük utanç Refah
kapısından herhangi bir şeyin geçişine izin vermeyen Mısırlıların.
Daha
da büyük utanç ise Filistin'e giren milyonlarca dolar ve Euro'nun Batı
Şeria'da Mahmut Abbas'ın yanında olması. Gazze'ye 1 sent bile vermedi.
Bu ortaçağ kuşatmasında Siyonistlerle beraber oturuyor.
Tüm
Orta Doğu'da olduğu gibi Gazze halkının da özgürlükleri ve hakları
bombalanıyor. İnsan hakları tasfiye edilmiş. Sözünü ettiğim Arap
liderleri, Amerikalıların istekleri ve buyruklarıyla en karanlık
zindanlarını işkence için kullandırıyorlar.
Taliban
tarafından kaçırıldığımda öleceğimiz sandım. Ancak ölmeden önce işkence
yapacaklardı. Aslında düşündüğüm her şeyi daha sonra Ebu Gureyb, Bagram
ve Guantanamo'da yapıldığını duyduk.
Allah'a şükrettim. İyi ki Taliban kaçırmış beni Amerikalılar değil!
Bir
belgesel için yakınlarda Guantanamo'yu ziyaret ettim. 700'den fazla
Müslüman erkek son 7 senedir orada tutuldu. Hala 400'ü orada. Yüzde
95'i, Pakistan, Gambia gibi dünyanın her köşesinde evlerinden,
caddelerden kaçırılıp uçaklarla oraya getirildi.
Amerikalıların en son insanları zincirleyip kıtaya götürdüğü zaman köle ticareti çağlarıydı.
Konuşmacılardan
biri Samuel Huntington ve Medeniyetler Çatışması'ndan
bahsetti.Hakikatte medeniyetiniz olmanız için medeni olmanız gerekir.
Bush yönetiminde medeni hiçbir şey yok!
Daha
önce söylediğim gibi Müslümanlar, Müslüman olmayan dostlarına hiç
olmadığı kadar daha fazla ihtiyaçları var. Şu anda tüm dünyada
Müslümanlar zulüm altındalar. 10 yıl sonra başka bir toplum olabilir. Bir araya gelip bu ahlaksız Amerika savaş makinesine karşı birleşmeliyiz.
Daha önce söylediğim gibi adaletsizlik kanunsa direniş ödevimizdir.
(Söyleşi)
AMERİKA 650 NUMARALI ESİR YALANINI İTİRAF ETTİ
Afganistan'a
650 Numaralı esiri gündeme getirmek için gittik. Aynı zamanda Afiyet
Sıddıki'de gündeme getirdik. İkisinin aynı kişi olduğunu söylemedik
ancak onun da nerede olduğunu bilmiyorduk. Medya iki hikayeyi
birleştirdi. Sonrasında Afiyet birden bu sirkte ortaya çıktı. Lord
Ahmet'le beraber epey yol aldık. Amerika'n konsolosluğuna mektup
gönderdik ve bu cevap geldi. Mektup inanılmaz önemli çünkü Amerika
Bagram 2 yıl boyunca bir kadını tuttuğunu itiraf etti. Bu çok ama çok
önemli. (Mektubu gösteriyor.)
Bu
mektupta Lord Ahmet İngiliz hükümetini sorguluyor. Yalan söylediler ve
beni doğruyu söylemeyen deli bir gazeteci yerine koydular. Şimdi onun
var olduğunu söylüyorlar. Biz de onlara onun kim olduğunu ve nerede
olduğunu soruyoruz. Onlar ülkesine geri gönderdiklerini söylüyorlar.
Ancak bu bizim için yeterli değil. Onunla konuşmak istiyoruz. Çünkü ona
Bagram'da neler yapıldığını biliyoruz. Ayrıca onlardan dünyanın çeşitli
köşelerindeki gizli hapishanelerinde kaç kadın tuttuklarını da öğrenmek
istiyoruz.
Afiyet
Sıddıki ve 650 Numaralı Esir arasında bağlantılı görünmesinin nedeni
biz Bagram'ın bu Gri Leydi'sinden bahsettiğimizde ortaya çıkması. Bu
bir tesadüf değil. O da Bagram'da bulunmuş olabilir. Amerikalılar 650
Numaralı Esir'in başka birini olduğunu söylüyorlar. Yine de onu
Bagram'da tuttuklarını itiraf ettiler.
AFİYET SIDDIKİ'YLE GÖRÜŞECEĞİZ
Afiyet
Sıddıki kime güveneceğini bilmiyor. 2003'ten beri bir yerlerde
tutulmuş. Ne tür taciz ve işkencelerden geçtiğini Allah bilir!
Arkasından uyuşturuldu ve Afganistan'daki saçma bir senaryonun ortasına
atıldı.
Sonrasında
vuruldu. Bağırsaklarından bir kısmı alında bir böbreğini kaybetti. Hala
iç kanaması devam ediyor. Sonra uçağa konulup New York'a gönderildi ve
suçlandı. Dost bir yüz görmedi. Kime güveneceğini bilmiyor. Sizinle
burada konuştuğumuz gibi bile avukatı onunla görüşemiyor. Bir kafesin
içinden bir delikten konuşuyor. Sıddıki mahkemeye çıkmak ya da
avukatıyla görüşmek istediğinde, her tarafı aranıyor, önü, arkası... Bu
çok aşağılayıcı. Kime ne yaşadığını nasıl anlatsın? Avukatı da düşman
olabilir. Lord Ahmed ve Ben Afiyet Sıddıki'yi görmeye gideceğiz.
Amerikalılar tamam dedi.
Ne
zaman olduğunu bilmiyoruz çünkü biz annesi ve kız kardeşinin de bizimle
olmasını istiyoruz. Güvenebileceği insanların yanında olmalı.3
çocuğundan en küçüğü yok, 1 yaşında bebek olan. Nerede bilmiyoruz.
Diğer ikisi Amerikalıların elinde. Bu çok utanç verici. Bu kadın
neredeyse aklını kaybetmiş.
BLAİR PİS İNTİKAMCI KÜÇÜK BİR ADAM
Lauren
(Booth, Blair'in baldızı) hala orada çıkamıyor. Ben botla geldim ve bu
nedenle geri döndüm. Hareketin tüm amacı ablukayı kırmaktı. Biz bunu
yaptık. Eylül'de tekrar gidiyoruz.
Lauren
Gazze'de insani yardımlar için kaldı. İsrail'den çıkmak istedi izin
vermedi. Mısır'ı denedi onlarda izin vermedi. Bunda Tony Blair'in
parmağı olduğunu düşünüyorum. Çünkü Gazze'ye giderek onu küçük düşürdü.
Zira Blair'in bir tarafı yemedi.
Quartet
(Kurduğu Vakıf) için Orta Doğu elçisi görevinde. Eğer kendi öz
baldızını Gazze'den çıkaramıyorsa bölgede hiç etkisi yok demektir. Eğer
çıkarabiliyorsa ve bir şey yapmıyorsa pis intikamcı küçük bir adamdır.
Hiçbir şekilde kazanamaz.
İNGİLİZLER ŞAKŞAKÇI İSLAM İSTİYOR
İngiliz
hükümeti, kendilerine bağımlı bir İslam yaratmaya çalışıyor. Ben buna
şakşakçı İslam diyorum çünkü Şeriat yok, Cihat yok, Halife yok. Bu
mesajı taşımak için Müslüman gruplara para ödüyorlar. İslami Marry
Poppin'ler (Bir müzikal karakterleri) tarafından yönetilen bir şey
yaratmaya çalışıyorlar.
Fakat
bu işe yaramaz biz sadece ve ancak Allah'a ram oluruz. Müslümanları
parayla satın alıyorlar. Bazı Müslümanlar kendilerini o kadar ucuza
sattı ki.
TÜRKİYE'NİN SOLCU FEMİNİSTLERİ UTANÇ DUYMALI
Sağcılardan
da samimi yardıma hayır demem. Ancak George W. Bush'u ve Afganistan ve
Irak'taki emperyalist savaşları kim destekliyor? Sağcılar.
Savaşın
ve Amerika'nın emperyalistliğinin yanlış olduğunu söyleyen insanlara
bakıyorum. Tüm bunlar Marksist, Leninist, Sosyalist ve laik soldan
geliyor. Hepimiz aynı fikirdeyiz. Neden bir araya gelmeyelim ki?
Örneğin Yunanistan'daki laik solla çok iyi ilişkilerim var. Öyleyse
Türkiye'de laik solun derdi ne?
Haber Merkezi / TIMETURK