Hikâye kısaca bu ama acısı çok
derin. Dr. Afiyet Sıddıki'nin yakalandığı 2003
yılından bugüne kadar nerede olduğu bilinmemektedir.
2003 yılında Pakistan topraklarında yakalandıktan sonra ABD'ye teslim edilerek
Afganistan'daki Bagram üssüne nakledilmiştir. 2002
yılında Afganistan'da esir alınan İngiliz vatandaşı Muzam
Begg, Dr. Afiyet Sıddıki'ye
2003 yılında Bagram'daki ABD esir kampında
rastladığını söylemiştir. Dr. Sıddıki, Bagram'da "650 No'lu
esir' olarak adlandırılmıştır.
Dr. Sıddıki'nin Bagram
esir kampında bulunan tek esir bayan olduğu, işkence, tecavüz, dayak ve ağır
hakarete uğradığı ifade edilmektedir. Sıddıki'nin
tuvalet ihtiyacını herkesin gözü önünde, erkekler tuvaletinde gidermek zorunda
kaldığı açıklanmaktadır.
BM Evrensel İnsan Hakları Bildirisi'nde ve diğer temel insan hakları belgelerinde kişinin yaşam hakkı ve özgürlüğü teminat altına alınmış, hiç kimsenin zalimane insanlık dışı onur kırıcı ceza ve muameleye tabi tutulamayacağı, keyfi olarak tutuklanamayacağı ve sürgün edilemeyeceği deklare edilmiştir.
Bu belgelere imza koyan ABD buna rağmen Dr. Afiyet Sıddıki ve onlarca kişiye zalimane, insanlık dışı ve onur kırıcı uygulamalar yapmakta, İnsan Hak ve Özgürlüklerini yok etmektedir. ABD'nin şüpheliler ile ilgili uygulamaları göstermektedir ki; insanlığın hak ve özgürlük anlayışında uzun mücadeleler sonucunda geldiği noktadan gerilere doğru gidilmektedir. Yapılan uygulamalar ile ABD hukuk tanımayan bir terör devletine doğru gitmektedir. Bu anlamda Dr. Afiyet Sıddıki'nin ve ismi açıklanmayan diğer mağdurların yaşam hakkı ve yıllar süren tutuklamalar ile adil yargılanma hakkı ihlal edilmektedir. İşkence, eziyet ve insanlık dışı muamele ile insanlık onuru hiçe sayılmaktadır. Bütün bu hak ihlallerine karşı etkili başvuru yolu da tanınmamaktadır. Kısacası ABD'de asgari hukuk standartları yoktur.
Bütün dünya kamuoyu ve İnsan Hakları Kuruluşları olarak;
ABD'den, Bagram, Ebu Gureyb, Guantanamo gibi üslerde kimliği bilinmeyen/bildirilmeyen kaç kişinin bulunduğunu, mahkemeye kaç kişinin çıkarıldığını, kaç kişinin uzun yıllar tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldığını öğrenmek istiyoruz.
Soruların cevabını ve 650 numaralı esirin akıbetini merak
ettiğimizi belirtirken, hukuk ve adaletin bir gün herkese lazım olabileceğini, Bagram, Ebu Gureyb, Guantanamo gibi "hukukun kara deliği" niteliğindeki
uygulamaların bir gün faillerini de yutabileceğini hatırlatmak isteriz.
Bütün Dünya Kamuoyu ve İnsan Hakları Örgütleri bu soruların cevabını
beklemektedir. Aksi takdirde ABD insanlığın vicdanında bıraktığı kara leke ile
anılmaya devam edecektir.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi
Yönetim Kurulu Üyesi
Semiha KAYA