TÜRKİYE HABERLERİ
3 Ekim 2008, Haber 7
Sınır karakoluna saldırı: 1 er yaralı
Terör örgütü PKK üyelerince, Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün köyündeki sınır karakoluna düzenlenen saldırıda, ilk belirlemelere göre 1 asker yaralandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, yurtiçi ve yurtdışında terör örgütü PKK üyelerine yönelik sürdürdüğü operasyonlar sürerken, Irak'ın kuzeyinden Türkiye sınırına sızan bir grup terörist, Şemdinli Aktütün Sınır Karakolu'na uzun namlulu silahlarla saldırı düzenledi.
İlk belirlemelere göre 1 askerin yaralandığı saldırının ardından güvenlik güçleri, teröristlere anında karşılık verdi.
Çatışmanın halen sürdüğü bölgede, akşam karanlığından yararlanarak kaçmaya çalışan teröristlerin etkisiz duruma getirilmeleri için başlatılan operasyonların havadan ve karadan sürdürüldüğü bildirildi.
Bu arada helikopterle Yüksekova'ya kaldırılan yaralı askerin, devlet hastanesinde tedavi altına alındığı ve sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi.
3 Ekim 2008, Haber 7
Tunceli'de kaçırılan iki kişi serbest
Tunceli'de teröristlerce kaçırılan iki kişinin serbest bırakıldığı bildirildi.
Edinilen bilgiye göre, jandarma karakoluna gıda maddesi götüren Burhan Arslan ile Abdulmuttalip Açıkgöz, 20 Eylülde Nazımiye ilçesi kırsalında terör örgütü PKK üyeleri tarafından araçları durdurularak kaçırılmıştı.
Dün akşam serbest bırakılan Açıkgöz ve Arslan'ın sağlık durumlarının iyi olduğu, söz konusu kişilerin güvenlik güçleri tarafından ifadelerinin alındığı bildirildi.
Öte yandan, Tunceli merkezdeki kum ocağından teröristlerce 14 Eylülde kaçırılan iş adamı ve AK Parti yönetim kurulu üyesi Ali Aşkın'dan hala haber alınamadığı öğrenildi.
3 Ekim 2008, Zaman
Zeytinburnu'nda patlama: 1 ölü
Zeytinburnu'nda bir lokantada, gaz sıkışmasından kaynaklandığı sanılan patlamada bir işçi yaralandı.
Alınan bilgiye göre, Yeşiltepe Mahallesi 57/1 Sokak'taki Arif Aydoğan'a ait lokantada, henüz belirlenemeyen nedenle patlama meydana geldi. Patlamanın ardından olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri gönderildi.
Patlama sırasında lokantada bulunan Zeynel Özdemir yaralandı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Özdemir'in genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Patlamanın ardından kapı ve camları kırılan lokanta ile çevredeki bazı iş yerleri ve araçlarda hasar oluştu.
Lokanta sahibi Arif Aydoğan, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, iş yerini Ramazan Bayramı'nın birinci günü faaliyete geçirdiğini ifade ederek, ''Burada doğalgaz bağlantısı yok. Patlama lokantamdaki LPG tüpünden sızan gazın ya da yan binadaki doğalgaz hattından iş yerime dolan doğalgazın sıkışmasından kaynaklanmış olabilir. Ancak kesin sebep polis ve itfaiyenin incelemesiyle ortaya çıkacak'' dedi.
Gaz sıkışmasından kaynaklandığı tahmin edilen patlamanın sebebini belirlemek amacıyla İGDAŞ ve itfaiye görevlilerince lokantada inceleme başlatıldı.
3 Ekim 2008, Zaman
Taburcu edildikten 1 saat sonra öldü
İzmir'de göğüs ve sırt ağrıları nedeniyle Bornova Türkan Özilhan Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesine giden, ağrı kesici iğne vurulup evine gönderilen fabrika işçisi 1 saat sonra öldü.
Alınan bilgiye göre, göğüs ve sırtındaki ağrılar nedeniyle eşi Işıl Solmaz tarafından Bornova Türkan Özilhan Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesine götürülen Şerif Solmaz'a (39) ağrı kesici iğne yapıldı. Eşi tarafından eve götürülen Şerif Solmaz, yaklaşık 1 saat sonra fenalaştı. Işıl Solmaz'ın haber vermesi üzerine eve gelen 112 ambulansında görevli doktorun yaptığı kontrolde, Şerif Solmaz'ın öldüğü belirlendi.
Şerif Solmaz'ın eşi Işıl Solmaz evine gelen gazetecilere, göğüs ve sırt ağrıları nedeniyle hastaneye götürdüğü kocasının ağrı kesici iğne vurulduktan sonra taburcu edildiğini, yaklaşık 1 saat sonra da fenalaşarak öldüğünü söyledi. Bir çocuk annesi Solmaz, ''15 yıllık eşim ihmal sonucu öldü, sorumlular hakkında savcılığa başvurup şikayetçi olacağım'' dedi.
Kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Şerif Solmaz'ın cenazesi otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Hastane yetkilileri ise günde 350-400 hastaya bakıldığını, son iki günde hastanede herhangi bir ölüm olayının yaşanmadığını bildirdiler. Hastanın hastaneden ayrıldıktan sonraki akibetini bilemeyeceklerini belirten yetkililer, böyle bir olayın olduğu yönünde duyum almadıklarını kaydettiler.
3 Ekim 2008, Milliyet
12 yaşındaki Mutlucan'dan 4 gündür kayıp
KONYA'nın Akşehir İlçesi'nde, arife günü olan geçen pazartesi günü arkadaşlarıyla oynamak için ayrılan 12 yaşındaki Mutlucan Uzun, bir daha eve dönmedi. Perişan olduklarını söyleyen baba 36 yaşındaki Zeki Uzun, oğlunun hayatından endişe ediyor.
Akşehir Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu 6'ncı sınıf öğrencisi Mutlucan Uzun, arife günü saat 20.00 sıralarında arkadaşlarıyla oynamak için evden ayrıldı. Mutlucan Uzun, geç saat olmasına rağmen eve dönmedi. Bunun üzerine oğlunu aramaya çıkan Zeki Uzun, sabah saatlerine kadar heryerde oğlunu aradı. Oğlunun izine rastlayamayan Zeki Uzun, durumu polise bildirdi. Polisler, Mutlucan Uzun'un bulunması için çalışma başlattı.
Oğlundan 4 gündür haber alamadığını belirten Zeki Uzun, "Oğlumun benimle ve annesiyle hiçbir problemi yok. Evden kaçmış olabileceğini düşünmüyorum. Oğlumun başına bir şey gelmesinden korkuyoruz. Bayram boyunca, kendi imkanlarımla her tarafta oğlumu aradım. Ben de polis de bulamadı. Görenlerin bize haber verip yardımcı olmalarını istiyorum" dedi.
3 Ekim 2008, Milliyet
Karakolda dayak iddiası
Marmaris'te ifade alınması için götürüldüğü karakolda dayak yediğini, polislerin belinde cop kırdığını iddia
eden kişi ile avukat olan babası savcılığa ve Marmaris Kaymakamlığına suç duyurusunda bulundu.
Eski kız arkadaşıyla tartıştıktan sonra kız arkadaşının şikayeti doğrultusunda ifade alınması için 19 Eylülde karakola götürüldüğünü ifade eden Levent Özsoy (26), karakoldaki işlemleri sürerken eski kız arkadaşının polisi yanıltıcı ifadeler verdiğini fark ettiğini, alkolün de etkisiyle olaya sözle müdahale ettiğini iddia ederek, "Bu gelişme sonrasında karakolda görevli 5-6 polis tarafından tekme, tokat ve coplarla dövüldüm. Ellerimi kelepçeleyerek beni nezarethane yerine, karakoldaki bir merdiven altına attılar. Polisler yaklaşık 2 saat boyunca aralıklarla beni tekme, tokat ve coplarla darbetti" dedi. Özsoy, eline takılan kelepçelerin bileklerini parçalaması sonrasında çıkarılmasını fırsat bilerek cep telefonuyla babasından yardım istediğini öne sürerek, şöyle konuştu:
"Avukat olan babamla uzun süre beni görüştürmediler. Babamın ısrarı üzerine ambulansla hastaneye kaldırıldım ve tedavi altına alındım, vücudumda morarmadık nokta kalmamıştı. Belimde cop kıran ve bana dayak atan 5-6 polisten
savcılıkta şikayetçi oldum ve polislerden ikisini savcılıkta teşhis ettim. Olaya karışan en az 3-4 polis daha var, onlar birilerince korunuyor. Yasal haklarımı aramak için gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracağım."
Levent Özsoy'un Marmaris Barosu'na kayıtlı olan avukat babası Özer Özsoy ise polislerin hukuk kurallarını çiğnediğini öne sürerek, "Oğlumun ifade için karakola götürüldüğü, gözaltına alındığı bize haber verilmedi. Avukat olduğumu söylememe rağmen oğlumla görüştürülmedim. Yoğun çabalarım sonrasında polis,
oğlumu ambulansla hastaneye kaldırdı" dedi. Oğlunun karakolda nezarethane yerine merdiven altında saatlerce
bekletildiği ve bu süreçte polisler tarafından cop, tekme ve yumruklarla darbedildiğini iddia eden baba Özsoy, şunları kaydetti: "Hastanede oğlum hemen tedavi altına alındı ve acil serviste görevli doktor, oğlumun vücudunda yer alan dayak izlerini rapor haline getirdi. Bu rapor doğrultusunda Marmaris Cumhuriyet Savcılığı ve Marmaris kaymakamlığına suç duyurusunda bulunduk. Bana göre karakollar, insanların kendilerini güvende hissetmesi gereken yerler. Olaydan kısa bir süre sonra savcı oğlumun ifadesini alarak serbest bıraktı. Bu olayın takipçisi olmaya kararlıyız. Türk adaletine güveniyorum. Olayın failleri gerekli cezayı almazsa önce İnsan Hakları Kurulu'na,
buradan da sonuç alamazsam Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracağım."
"BARO OLARAK OLAYIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ"
Muğla Baro Başkanı Avukat Ayla Kara ise olayı duyar duymaz Marmaris cumhuriyet savcısını bilgilendirdiklerini belirterek, "Önce olayın boyutunu araştırdık, savcılık olayı araştırmaya başladı ve polisler hakkında soruşturma
başlattı. Baro olarak bu sürecin takipçisi olacağız. Ayrıca, bu genç, polis tarafından alkollü olarak yakalanmış ve karakola götürülmüş. Alkollü yakalanmanın yasada ayrı bir yaptırımı söz konusu. Alkollü diye polisin hiç kimseye dayak atma hakkı yok. Böyle bir şey söz konusu bile olamaz" diye konuştu.
Muğla Emniyet Müdürü Emin Körpe de olayı doğrulayarak, "Olayla ilgili idari tahkikat başlatıldı. Ayrıca olay savcılığa intikal ettiği için savcılık tarafından da adli tahkikat başlatıldı" dedi. Körpe, "Dayak yediği iddia edilen zanlının karakolda polise mukavemet gösterdiği iddia ediliyor, bu doğru mu?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Doğru, zanlı polise mukavemet göstermiş. Zanlı polise mukavemet göstermişse dövülmez. Böyle bir şey olamaz. Böyle bir şey olmuşsa polis 10 kişi daha çağırır, takviye kuvvet ister. Polisin kimseyi dövmeye yetkisi olamaz.
Polisin bu olayda zor kullanma sınırını aştığı iddia ediliyor. Bu iddiaları araştırıyoruz. Aldığım ilk bilgiye göre, 1 polis memuru dayak attığını kabul etmiş, bu doğrultuda tahkikat genişletiliyor."
Karakolda dayak yediğini öne süren Levent Özsoy'un vücudunda darp izleri ve morluklar olduğu görüldü.
3 Ekim 2008, Milliyet
Çöp kamyonunun ezdiği temizlik işçisi öldü
KOCAELİ'nin Derince İlçesi'nde belediye adına temizlik hizmeti veren özel bir firmada çalışan 44 yaşındaki Adem Tezcan, geri manevra yapan çöp kamyonunun altında kalarak can verdi. Babasının öldüğünü öğrenen ve olay yerine gelen 10 yaşındaki Yusuf Tezcan, kendisini yerden yere attı.
Derince Belediyesi'ne iş yapan Saktem adlı özel temizlik firmasının sözleşmeli işçilerinden Adem Tezcan, Derince sahilinde yerleri süpürdüğü sırada Belediye'ye ait Ramazan Okur yönetimindeki 34 TY 7282 plakalı, geri manevrayapan çöp kamyonunun altında kaldı. Çöp kamyonu sürücüsünün çevredekilerin bağırmaları sonucu farkına varabildiği olayda Adem Tezcan olay yerinde hayatını kaybetti. Kamyon sürücüsü gözaltına alındı.
Kazayı haber alan kendisi de Derince Devlet Hastanesi'nde temizlik işçisi olarak çalışan Emine Tezcan, oğlu Yusuf Tezcan ile birlikte hastaneye geldi. Burada morg önünde eşinin öldüğü bildirilen Emine Tezcan gözyaşlarına boğuldu. Yusuf ise "Babamı istiyorum. Babamı bana gösterin" diye feryatlar ederek kendini yerden yere attı. Küçük Yusuf daha sonra baygınlık geçirdi. Yusuf'un baba acısı yürükleri dağladı.
3 Ekim 2008, Yeni şafak
Demokrat raportöre ceza gibi karar
Çankaya Üniversitesi yönetiminin AK Parti davasının gerekçeli kararını yazan raportör Doç. Dr. Osman Can'ın görevine son vermesi 'hukuka müdahale' olarak değerlendirildi.
Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, başörtüsü ve AK Parti davalarında demokrat tavrıyla dikkat çekti. Rektör Prof. Ziya Ögenç'in işine son vermesi 'ceza' olarak yorumlandı. EVİN GÖKTAŞ / YAKUP BULUT / ANKARA
Çankaya Üniversitesi'nin başörtüsü kararı ve AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın raportörü Doç. Dr. Osman Can'ın görevine nedensiz olarak son vermesi tepkilere neden oldu. Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti hakkındaki kararın gerekçesini yazan Can'ın görevden alınması hukuka baskı olarak yorumlandı.
YÖK'TEN İZİN ALINMALI
Demokratik Üniversite Platformu Başkanı, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu nedensiz olarak öğretim üyesinin dersine son verdiği için Çankaya Üniversitesi'ni kınadığını söyledi. Hatipoğlu şöyle konuştu: "YÖK bu olaya el koymalı. YÖK'ten izin almadan rektörler öğretim üyelerinin işine son veremez. Öğretim üyesinin bağımsız olarak yerine getirdiği yüksek mahkemede rapor hazırlama görevine etki etmek isteniyorsa bu yargıya müdahele anlamına bile gelir. Durum akademik hayat adına vahimdir. Akademik zorbalık ve dikatörlüğe gidiyoruz. YÖK bu konuya duyarlı olmalı. 1402 sayılı sıkıyönetim yasasından adlarını alan 1402'liklerden sonra Yükseköğretim yasasının mağdurları olan 2547'liklere doğru gidiyoruz."
CAN: MEDENİYETTEN UZAK DAVRANIŞ
Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can ise fakültede her yıl kimlerin ders verip vermeyeceğinn mayıs ve haziran aylarında belli olduğunu belirterek kararı sekreterinin üniversiteyi aramasıyla tesadüfen öğrendiğini söyledi. Her şeyin anormal yürüdüğü bir ülkede üniversite yönetiminin bu kararınının normal olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Can, kararı 'medeniyetten uzak bir davranış' olarak değerlendirdi. Can, AK Parti hakkındaki kapatma davasının gerekçesinin ay sonunda tamamlanabileceğini ifade etti.
3 Ekim 2008, Yeni şafak
Polis otosuna molotof kokteyli
DİYARBAKIR (A.A)
Diyarbakır'da kimliği belirsiz iki kişinin polis otosuna molotof kokteyli attığı bildirildi. Dün gece Melikahmet Caddesi'nde devriye görevi yapan polis otosuna kimliği belirsiz iki kişi tarafından 2 molotof kokteyli atıldı. Molotof kokteylleri araca isabet etmezken, eşkali belirlenen saldırganların yakalanmasına çalışılıyor.
3 Ekim 2008, Evrensel
Yaşlı kadına polisten bayram dayağı!
Ersin Çelik
Adana'da daha önce polisler tarafından copla tecavüze uğradığı ve ütü ile işkenceye maruz kaldığı iddiasıyla AİHM'e başvuran Kaze Özlü (58) evine gelen 3 polis tarafından darp edildi.
1996 yılında Adana Hürriyet Mahallesi Polis Karakolu'nda görevli polisler tarafından copla tecavüze uğradığı ve ütü ile işkenceye maruz kaldığı iddiasıyla AİHM'e başvuran Kaze Özlü bu kez evine gelen 3 polis tarafından darp edildiğini iddia etti. Olayın ardından Özlü, İHD Adana Şubesi'ne başvuruda bulundu.
Koluna ve kafasına vurdular
Adana'nın Gülbahçe Mahallesi'nde oturan Özlü, 30 Eylül günü öğlen saatlerinde 4 kişinin bayramlaşmak için evine geldiğini belirtti. "Onları tanımıyordum. Bayramlaşmak için geldiklerini söyleyince evime aldım. İçeride odaları kontrol ediyorlardı. Bu durumdan şüphelenmeye başladım. Onlar evden çıktıktan sonra bu kez tanımadığım 3 kişi daha geldi. Bunlardan bir tanesi Kürtçe konuşuyordu" diyen Özlü, gelen kişilerin kendisine pasta ikram ettiklerini anlattı.
Özlü, "Poşetten peçeteyle tutarak bir dilim pasta çıkardı ve yememi istedi. Polis olduklarını söylediler. Pastayı yemeyeceğimi söyledim" dedi. Koltukta oturan polisin copunu çıkararak koluna, diğerinin de şeker tepsisini kafasına vurduğunu anlatan Özlü, polislerin kendisini savcıya gitmemesi konusunda tehdit ettiklerini söyledi.
Darp raporu aldı
Olayın ardından oğlu Tevfik Özlü ile birlikte Adana Devlet Hastanesi'ne giderek tedavi olan Özlü, tedavisinin ardından "darp" edildiğine dair rapor aldı. Hukuki yardım almak için İHD Adana Şubesi'ne başvuran Özlü, olayın peşini bırakmayacağını belirtti.
Gördüğü işkenceden dolayı yıllardır tedavi gördüğüne de dile getiren Özlü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nda psikolojik tedavi gördüğünü anlattı. "Çok şey yaşadım, gördüm bundan dolayı korkmuyorum" dedi. (Adana/DİHA)
3 Ekim 2008, Evrensel
Polis vurdu, felç kaldı; hastane ilgilenmiyor
Emine Özcan
Parkta sigara istedikleri polisin öfkelenerek vurduğu 19 yaşındaki Yasin Kırbaş felç nedeniyle bir daha yürüyemeyebilir
Parkta sigara istedikleri polisin öfkelenerek vurduğu 19 yaşındaki Yasin Kırbaş felç nedeniyle bir daha yürüyemeyebilir. Kırbaş "Avukat benle ilgilenmeyeceğini söyledi. Polis bıçaklı gasp diyerek davacı olmuş. Ama ortada bıçak yok. Devlet polisini koruyacaktır. Umudum yok" dedi.
Yasin Kırbaş, 18 Haziran'da Moda'daki Yoğurtçu Parkı'nda polis tarafından vuruldu. Omuriliği parçalanan 19 yaşındaki Kırbaş geçirdiği felç nedeniyle yürüyemiyor. Yaklaşık üç aydır Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde tedavi gören Kırbaş "Polis beni vurdu, felç oldum, gazeteler yanlış haberler yaptı, madde bağımlısı, gaspçı olduğumu yazdı, avukat benle ilgilenmeyeceğini söyleyerek bıraktı. Devlete karşı gücümüz yok. Hiçbir umudum yok. sonuçta devlet polisi koruyacaktır" dedi.
'Sigara isteyince sinirlendi'
Kırbaş'ın iddialarına göre, o gün parkta, beş arkadaşıyla mesaisi bitmiş, sivil giyimli polis memurunun yanına yaklaşıp sigara istediler. Polis olduğunu bilmediklerini söyleyen Kırbaş olayı şöyle anlattı: "Yanında kız arkadaşı vardı. Alkol alıyorlardı. Sigara isteyince küfretmeye başladı. Arkadaşlarım 'niye küfrediyorsun ki?' diye sordu, 'ben polisim' diyerek silahını çıkardı. O sırada cep telefonu kayalıklara düştü. Polis daha da hidetlendi. Arkadaşlarım kaçtılar. Ben daha gerideydim. Beni yakaladı. Enseme silahın kabzasıyla vurarak ve kolumu kıvırarak yere çökertti. O anı hatırlamıyorum ama orada kurşunu boynuma sıkmış."
Polis alenen suçlu
Baba Murat Kırbaş "Oğlum suçsuzken vuruldu" dedi. Olaydan sonra tayin edilen zanlı polis B.O.'nun "bıçakla gasp" iddiasına karşı Murat Kırbaş "Ortada delil olarak bıçak yok. Polis alenen suçludur" dedi. "Ayrıca önce barodan geldiğini söyleyen avukat 'Polis yüzde 25 alkollü çıktı ama benden bu kadar. Gerisini siz takip edeceksiniz' dedi" diyen baba Kırbaş, avukat tutmak için parasının olmadığını dile getirdi.Babasının çalışması nedeniyle refakatçisi olmayan Yasin Kırbaş, intaniye servisinde kalmasına rağmen hijyenik koşulların sağlanmadığını, görevlilerin üç günde bir altını değiştirdiğini ve bu nedenle ayaklarında yaralar oluştuğunu söyledi. (İstanbul/BİA)
DÜNYA HABERLERİ
3 Ekim 2008, Haber 7
Güney Osetya'da patlama: 6 ölü
Gürcistan'dan tek yanlı bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya'da, Rus barış gücü askerlerinin üssü yakınında patlayıcı yüklü bir aracın infilak etmesi sonucu ilk belirlemelere göre 6 kişi öldü, 4 kişi yaralandı.
Itar-Tass haber ajansı, Güney Osetya'nın başkenti Tshinvali'deki üssün yakınında meydana gelen olayda, infilak eden aracın park halinde olduğunu bildirdi.
Rusya Savunma Bakanlığı, söz konusu haberle ilgili araştırma yaptığını açıkladı.
3 Ekim 2008, Haber 7
ABD füze saldırısında 21 kişi öldü
Pakistan Televizyonu, ABD'nin füze saldırısında, 16'sı yabancı 21 kişinin öldüğünü duyurdu.
Dawn News televizyon kanalı, ülkenin, Taliban ve El Kaide örgütü militanlarının yuvası olarak bilinen aşiret bölgesine ABD'nin düzenlediği füze saldırısında, 21 kişinin öldüğünü açıkladı.
Pakistanlı istihbarat yetkilileri ise Kuzey Veziristan'ın Miranşah kentine 30 kilometre uzaklıktaki Muhammed Khel köyündeki bir evi hedef alan füze saldırısında, en az 5 kişinin öldüğünü kaydettiler.
3 Ekim 2008, Zaman
BM: Somali'de 80 sivil öldürüldü
Birleşmiş Milletler, Somali'nin başkenti Mogadişu'da son iki haftada meydana gelen çatışmalarda en az 80 sivilin öldürüldüğünü, 100'den fazlasının da yaralandığını bildirdi.
BM insani yardım bürosu sözcüsü Elisabeth Byrs, gazetecilere yaptığı açıklamada, Mogadişu'daki hastanelere ulaşamadıkları için gerçek yaralı sayısının bu rakamın çok üzerinde olabileceğini söyledi.
Byrs, hükümet güçleri ile aşırı dinci militanlar arasındaki çatışmalarda can kaybının yanı sıra son iki haftada binlerce kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığını anlattı.
BM sözcüsü, ayrıca Somali'nin 8,3 milyonluk nüfusunun yaklaşık yarısının gıda ve diğer yardımlara muhtaç olduğunu belirtti.
3 Ekim 2008, Zaman
Irak'ta Amerikan askeri öldürüldü
Irak'ta, yola yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu bir Amerikan askeri yaşamını yitirdi.
Irak'taki Amerikan ordusundan yapılan açıklamada, Bağdat'ın güneyindeki Amara kentinde meydana gelen olayda, bombanın ölen askerin aracının yakınında patladığı bildirildi.
Açıklamada, askerin kimliği ve göreviyle ilgili ayrıntı verilmedi.
Associated Press ajansı, son can kaybıyla birlikte Irak'ta savaşın başladığı 2003 yılından bu yana hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının 4 BİN 177'ye yükseldiğini duyurdu.
3 Ekim 2008, Milliyet
Dayaklı ayin de 2 kişi öldü!
Malezya'da, sigara alışkanlığından kurtulmaya çalışan bir adam ile hasta karısını iyileştirmek için düzenlenen
"arındırma" ayininde atılan dayak sonucu karı-koca ölürken, ayine katılan 15 yaşındaki bir kız çocuğu hastanede yaşam mücadelesi veriyor. Yerel basında çıkan haberlere göre, aylardır sigarayı bırakmaya çalışan
Mohd İbrahim Kadir Meydin (47) ile karısı Rosina Meydin Pillay (41) ve 14 ila 21
yaşları arasındaki üç çocuğu, Ramazan Bayramında bir akrabalarını ziyarete
gitti.
Bayram gezmesinde Muhd İbrahim sigarayı bırakmaya çalıştığını anlatırken,
eşi Rosin de karaciğer ve astım rahatsızlığından şikayet etti. Akrabaları da bu
şikayetleri çözmek için bir "arınma" ayini yapılmasını önerdi.
Evde bulunan 11 kişi, "arınma" ayininde birbirlerine süpürge sapı ve
kasklarla vurmaya başladı. Yaklaşık 1 saat süren "tedavi" sonrasında, Muhd
İbrahim ile karısı Rosin ve adı açıklanmayan bir yeğen şuursuzca dövüldü.
Ayin başladıktan yaklaşık 6 saat sonra eve ambulans çağrıldı. Ambulans
geldiğinde başlarına darbe alan karı-kocanın ölmüş olduğu anlaşılırken, ağır
yaralı bir genç kız da hastaneye kaldırıldı.
Kuala Lumpur polisinden Ku Chin Wah, olayla ilgili olarak ilk etapta 8
kişinin gözaltına alındığını, ancak sorgudan sonra 4'ünün bırakıldığını
açıkladı.
Ku Chin Wah, dayak ayini fikrinin akrabaların büyük oğlundan çıktığını,
23 yaşındaki bu gencin, dövülerek hastalıklarından kurtulacakları konusunda çifti
ikna ettiğini belirtti.
3 Ekim 2008, Hürriyet
Sri Lanka'daki çatışmalarda 42 kişi öldü
Sri Lanka'da askerler ile Tamil gerillaları arasında meydana gelen son çatışmalarda 42 kişinin öldüğü bildirildi.
Askeri sözcü, hava kuvvetlerinin ayrılıkçı Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) örgütüne ait Kilinochi'deki bir kampı bombaladığını söyledi. Dün gün boyu süren çatışmalarda 40 militan ile 2 askerin hayatını kaybettiği, 52 militan ile 20 askerin de yaralandığı belirtildi.
Bu arada, çatışma bölgesinde sıkışan yaklaşık 200 bin kişiye gıda götüren Birleşmiş Milletler'in (BM) yardım konvoyları bölgeye ulaştı. Görevlilerin 51 kamyonluk konvoydaki yüklerin 29'unu boşalttığı kaydedildi.
BM Sözcüsü Gordon Weiss, bir haftalık yiyecek taşıyan kamyonlara her iki tarafın da güvenli geçiş sağladığını, her şeyin plana göre gittiğini ve kamyonların yarın geri döneceğini söyledi.