MAZLUMDER Genel Başkanı
Yılmaz Ensaroğlu'nun Ocak - Haziran 2003 dönemine ilişkin İnsan Hakları
Raporunu açıklamak amacıyla düzenlediği basın toplantısı metni:
İNSAN HAKLARI AÇISINDAN
OCAK-HAZİRAN 2003
Türkiye, insan haklarını ihlal
etmeyi, bir yönetim pratiği olarak hala sürdürmektedir. Yıllardan beri iç
kamuoyunun talepleri, insan haklarına ilişkin bu temel yaklaşımı ne yazık ki
değiştirememiştir. Ancak aday ülke statüsünün tanınmasından sonra
İnsan haklarının
korunmasında hukukun ve yargının kuşkusuz özel bir önemi vardır. Ama anayasanın
veya yasaların düzeltilmesinin, insan haklarının geliştirilmesine, korunmasına
ve kullanılmasına tek başına yetmediğini, çıkarılan paketler dizisi de
yeterince ortaya koymaktadır. İnsan hakları sorunlarını çözmeye elverişli
olmayan, aksine sürekli sorun üreten cari siyasi ve hukuki sistem egemenliğini
sürdürdükçe, 7 paketin yetmeyeceği, daha pek çok paketin hazırlanması gerektiği
açıktır.
Gerek daha önceki meclis ve
hükümetler döneminde çıkarılan, gerekse şu anda çıkarılan uyum paketleri, son
derece ciddi olumlu düzenlemeler içermektedir. Ve artık Türkiye, 50 yıl önceki
Türkiye olmadığı gibi, iki gün önceki Türkiye de değildir ve her geçen gün hak
ve özgürlükleri biraz daha geliştirmek ve güvenceye almak zorundadır. Ama bu
sürece açıktan olmasa da gizlice direnen uygulayıcılar olduğu da bilinmektedir.
Bu yüzdendir ki bunca düzenlemeye
rağmen, kimi kamu yetkilileri, hala işkencecileri korumaya, himaye etmeye veya
davalarının zaman aşımına uğramasına çalışmaktadırlar. Nitekim kameraların
önünde insanları depolara indirip döven görevliler hakkında yargılanma izni
verilmezken bu hukuk dışı keyfi tutuma karşı çıkan görevliler yargılanmak
istenmektedir. Türkiye'de işkencenin sistematik olarak uygulandığını söyleyen
insan hakları savunucuları hala yargılanmaktadırlar. Oysa bizzat Adalet Bakanı,
Türkiye'de son üç yılda 4600 kişinin işkence gördüğü gerekçesiyle mahkemelere
başvurduğunu açıklamaktadır ki bu rakam, insan hakları örgütlerinin tespit
edebildiklerinden de fazladır. Ne var ki yıllar önce polislerin coplu
tecavüzüne uğrayan ve iç hukuk yollarının tüketilmesi üzerine AİHM'e başvuran
bir kadın Kaze Özlü), büyük bir cüretle evine gelen polisler tarafından davadan
vazgeçmesi için defalarca tehdit edilmekte ve kendilerine bu fütursuzluğun
hesabı hala sorulamamaktadır.
Çeşitli
cezaevlerindeki tutuklular, mevzuatın kendilerine tanıdığı hakların
kullandırılmadığından yakınmaktadırlar. Yönetimler, cezaevlerinde tutulanları,
birtakım hakları da olanlar insanlar olarak görmemeye devam etmekte ve
sorunları çözmek yerine, izledikleri politikaları eleştirenleri cezalandırmak
amaçlı yasalar çıkarmaktadırlar.
İnsanların
çocuklarına vermek istedikleri isimler, hala birtakım memurların engeline
takılmakta ve yargılanma konusu olmaya devam etmektedir.
Türkiye'de
yaşayan gayrimüslim azınlık vakıflarının kullandığı gayrimenkulleri tescil
ettirmeleri süreye bağlanmakta ve MGK Genel Sekreterliğinin isteği
doğrultusunda bu süre "en iyi biçimde değerlendirildiğinden" yetmemekte, daha
sonraki paketlerde ek süre getirilmesi, büyük bir insan hakları adımı olarak
sunulabilmektedir. Oysa genel olarak vakıflar böyle bir süre sınırlamasına tabi
değilken Müslüman olmayan Cemaat Vakıflarının bugüne kadar kullandıkları
taşınmazların tescili için süre baskısı altında tutulmaları, kategorik olarak
karşı çıkılması gereken bir ihlaldir, ayrımcılıktır. Neyse ki hiç değilse
bundan sonra bu ayrımcılık eskisi gibi sürdürülemeyecektir.
Öte
yandan bu dönemde Türkiye, barış zamanında idam cezasını kaldıran Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin 6. ek protokolünü 15 Ocak 2003 günü imzaladı. Türkiye
böylece idam cezasını kaldıran son Avrupa Konseyi ülkesi oldu. Yine bu dönemde
BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve
Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi 4 Haziran 2003 günü TBMM'de onaylanarak
yürürlüğe girdi. Ama buna karşın resmen göreve başlayan Uluslararası Ceza
Mahkemesi (UCM)'nin tüzüğü hala onaylanmadı.
Türkiye aleyhine Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne yapılan 5 bin başvurudan 781'inin jandarma bölgesinde
gerçekleşmesi üzerine Jandarma Genel Komutanlığı harekete geçerek insan hakları
ihlallerinin önüne geçmek amacıyla bünyesinde İnsan Hakları İhlallerini
İnceleme ve Değerlendirme Merkezi'ni (JİHİDEM) kurdu. Vatandaşların doğrudan
şikayette bulunabileceği bu yapılanmanın sorunların çözümüne katkı sağlamasını
dileriz. Ne var ki Konya'nın Ahırlı ilçesine bağlı Akkise beldesinde
jandarma güçleri ile halk arasında meydana gelen olaylarla ilgili olarak
yargılanan astsubay Ali Çalışkan'ın, Adli Tıp'ın ölüm ve yaralanmaların 'nasıl
olduğunu' tespit edememesi üzerine tahliye edilmesi, yaralılardan Halil İbrahim
Erkul ve Kemal Candan'ın yaralanma nedenlerinin tespit edilememesi, ölen Hasan
Gültekin'in vücudundaki yaralarda yapılan incelemede barut atığına
rastlanmaması ve Gültekin'in ne ile öldürüldüğünün de belirlenememesi gibi
gelişmeler, bu tür yapılanmalardan yana
fazla umutlanmamızı önlediğini de belirtmeliyim.
MGK bünyesinde bir 'Sivil
Toplum Örgütlerini Geliştirme Kurulu' oluşturulduğunun öğrenilmesine rağmen bu
dönemde de sivil toplum örgütleri üzerindeki baskılar sürdü. İHD Genel Merkezi
ve
Laisizmden bahsetmeden
uygarlıktan bahsedilmeyeceğini söyleyen MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer
Kılınç, Alevi örgütlenmesini ayrımcılık olarak nitelendirdiyse de TCK 312'ye
aykırılıktan hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Din özgürlüğü alanında
yaşanan ihlaller de herhangi bir iyileşme görülmedi.
Yine bu dönemde ABD,
özgürleştirmek ve demokrasi getirmek için Irak'ı işgal etti ve Amerikan yönetimi,
Irak'ta yürüteceği katliam ve işgali objektif bir biçimde duyurmaya çalışacak
olan bağımsız gazetecileri BBC'nin deneyimli savaş muhabiri Kate Adie üzerinden
ölümle tehdit etti. İşgale doğrudan destek vermeyen Türkiye'nin işgalin
sürmesine destek verip vermeyeceğini de önümüzdeki günlerde hep birlikte
göreceğiz."
BASIN BÜROSU
MAZLUMDER
OCAK - HAZİRAN 2003 DÖNEMİ İNSAN HAKLARI RAPORU
YAŞAMA HAKKI
Faili Meçhul Cinayetler/Şüpheli
Ölümler : 168
Yerinde İnfaz ve İşkence İle Ölüm : 9
Çatışmalarda Ölenler ve Yaralananlar: 32 ölü, 36
yaralı
Sivillere
Yönelik Eylemler : 71 olay, 9 ölü, 27 yaralı
KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ
Kaçırma ve Kayıplar : 18
Gözaltında Cinsel Taciz/Tecavüz : 1
İşkence/İşkence İddiası : 167
Çeşitli Amaçlarla Yapılan Baskı ve Tehditler : 56
Gözaltılar : 5398
Tutuklamalar : 312
Yerleşim Merkezlerine Yönelik
Baskılar : 31
Cezaevlerinde
Yaşanan Olaylar : 68
Cezaevlerinde Ölüm : 17
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
İstenen Ceza: 633 yıl 9 ay hapis
Verilen Ceza: 189 yıl, 5 ay,
15 gün hapis; 67.719.840.000 lira para cezası
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan
Yayın ve Etkinlik : 82 (880 gün)
Gazetecilere Ve Yayın
Organlarına Yönelik Baskılar : 81
Gözaltına Alınana
Gazeteciler : 31
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ : 912
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Memur : 14
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Öğrenci : 2
Gayrimüslimlere Yönelik Baskılar
: 11
Gözaltılar : 207
Basılan/Kapatılan
Ev/Kurs/Yurt/Mescit : 20
Kurban Derisi Soruşturmaları : 26
ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ :
951
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Öğretim Görevlisi : 10
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Öğrenci : 362
Öğrenci Olayları/Öğretmen Dayağı
: 22 (74 yaralı)
Gözaltılar : 373
ÖRGÜTLENME
ÖZGÜRLÜĞÜ:
Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik
Baskılar : 284
Kapatılan Sivil Toplum
Örgütü : 5
SIĞINMA HAKKINA
YÖNELİK İHLALLER : 2759
ÇALIŞMA YAŞAMINA
YÖNELİK İHLALLER : 3637
Ölenler : 79
İşten Atılanlar : 2957
____________________
(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme
Komisyonu'nca hazırlanmıştır.