Yurt İçi Raporlar

2003 OCAK-HAZİRAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİDEĞERLENDİRMESİ

2003 YILI OCAK-HAZİRAN AYLARI İNSAN HAKLARI İHLALLERİDEĞERLENDİRMESİ

Ankara, 07 Ağustos 2003

MAZLUMDER Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu'nun Ocak - Haziran 2003 dönemine ilişkin İnsan Hakları Raporunu açıklamak amacıyla düzenlediği basın toplantısı metni:

İNSAN HAKLARI AÇISINDAN OCAK-HAZİRAN 2003

Türkiye, insan haklarını ihlal etmeyi, bir yönetim pratiği olarak hala sürdürmektedir. Yıllardan beri iç kamuoyunun talepleri, insan haklarına ilişkin bu temel yaklaşımı ne yazık ki değiştirememiştir. Ancak aday ülke statüsünün tanınmasından sonra Türkiye, AB siyasi kriterlerine uyum adına birtakım anayasal ve yasal düzenlemelere gitmeye başlamıştır. Bu amaçla bugüne kadar 7 uyum paketi çıkarılmıştır. Bu paketlerin hazırlanması sürecinde meclis değişmiş, hükümetler değişmiş ama yasama ve yürütme politikaları değişmemiştir. Yasa tasarılarının hazırlanması süreçleri, toplumla, sivil toplum örgütleriyle, aydın ve akademik çevrelerle paylaşılmamıştır. Hazırlanan ulusal programlardan bile ulus, daha sonradan haberdar olabilmiştir. İzlenen bu yöntem, yasalaşan paketlerin hem insan hakları sorunlarını çözmekten uzak kalmasına hem de uygulamaya yansıtılamamasına yol açmıştır.

İnsan haklarının korunmasında hukukun ve yargının kuşkusuz özel bir önemi vardır. Ama anayasanın veya yasaların düzeltilmesinin, insan haklarının geliştirilmesine, korunmasına ve kullanılmasına tek başına yetmediğini, çıkarılan paketler dizisi de yeterince ortaya koymaktadır. İnsan hakları sorunlarını çözmeye elverişli olmayan, aksine sürekli sorun üreten cari siyasi ve hukuki sistem egemenliğini sürdürdükçe, 7 paketin yetmeyeceği, daha pek çok paketin hazırlanması gerektiği açıktır.

Gerek daha önceki meclis ve hükümetler döneminde çıkarılan, gerekse şu anda çıkarılan uyum paketleri, son derece ciddi olumlu düzenlemeler içermektedir. Ve artık Türkiye, 50 yıl önceki Türkiye olmadığı gibi, iki gün önceki Türkiye de değildir ve her geçen gün hak ve özgürlükleri biraz daha geliştirmek ve güvenceye almak zorundadır. Ama bu sürece açıktan olmasa da gizlice direnen uygulayıcılar olduğu da bilinmektedir.

Bu yüzdendir ki bunca düzenlemeye rağmen, kimi kamu yetkilileri, hala işkencecileri korumaya, himaye etmeye veya davalarının zaman aşımına uğramasına çalışmaktadırlar. Nitekim kameraların önünde insanları depolara indirip döven görevliler hakkında yargılanma izni verilmezken bu hukuk dışı keyfi tutuma karşı çıkan görevliler yargılanmak istenmektedir. Türkiye'de işkencenin sistematik olarak uygulandığını söyleyen insan hakları savunucuları hala yargılanmaktadırlar. Oysa bizzat Adalet Bakanı, Türkiye'de son üç yılda 4600 kişinin işkence gördüğü gerekçesiyle mahkemelere başvurduğunu açıklamaktadır ki bu rakam, insan hakları örgütlerinin tespit edebildiklerinden de fazladır. Ne var ki yıllar önce polislerin coplu tecavüzüne uğrayan ve iç hukuk yollarının tüketilmesi üzerine AİHM'e başvuran bir kadın Kaze Özlü), büyük bir cüretle evine gelen polisler tarafından davadan vazgeçmesi için defalarca tehdit edilmekte ve kendilerine bu fütursuzluğun hesabı hala sorulamamaktadır.

Çeşitli cezaevlerindeki tutuklular, mevzuatın kendilerine tanıdığı hakların kullandırılmadığından yakınmaktadırlar. Yönetimler, cezaevlerinde tutulanları, birtakım hakları da olanlar insanlar olarak görmemeye devam etmekte ve sorunları çözmek yerine, izledikleri politikaları eleştirenleri cezalandırmak amaçlı yasalar çıkarmaktadırlar.

İnsanların çocuklarına vermek istedikleri isimler, hala birtakım memurların engeline takılmakta ve yargılanma konusu olmaya devam etmektedir.

Türkiye'de yaşayan gayrimüslim azınlık vakıflarının kullandığı gayrimenkulleri tescil ettirmeleri süreye bağlanmakta ve MGK Genel Sekreterliğinin isteği doğrultusunda bu süre "en iyi biçimde değerlendirildiğinden" yetmemekte, daha sonraki paketlerde ek süre getirilmesi, büyük bir insan hakları adımı olarak sunulabilmektedir. Oysa genel olarak vakıflar böyle bir süre sınırlamasına tabi değilken Müslüman olmayan Cemaat Vakıflarının bugüne kadar kullandıkları taşınmazların tescili için süre baskısı altında tutulmaları, kategorik olarak karşı çıkılması gereken bir ihlaldir, ayrımcılıktır. Neyse ki hiç değilse bundan sonra bu ayrımcılık eskisi gibi sürdürülemeyecektir.

Öte yandan bu dönemde Türkiye, barış zamanında idam cezasını kaldıran Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. ek protokolünü 15 Ocak 2003 günü imzaladı. Türkiye böylece idam cezasını kaldıran son Avrupa Konseyi ülkesi oldu. Yine bu dönemde BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi 4 Haziran 2003 günü TBMM'de onaylanarak yürürlüğe girdi. Ama buna karşın resmen göreve başlayan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)'nin tüzüğü hala onaylanmadı.

Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan 5 bin başvurudan 781'inin jandarma bölgesinde gerçekleşmesi üzerine Jandarma Genel Komutanlığı harekete geçerek insan hakları ihlallerinin önüne geçmek amacıyla bünyesinde İnsan Hakları İhlallerini İnceleme ve Değerlendirme Merkezi'ni (JİHİDEM) kurdu. Vatandaşların doğrudan şikayette bulunabileceği bu yapılanmanın sorunların çözümüne katkı sağlamasını dileriz. Ne var ki Konya'nın Ahırlı ilçesine bağlı Akkise beldesinde jandarma güçleri ile halk arasında meydana gelen olaylarla ilgili olarak yargılanan astsubay Ali Çalışkan'ın, Adli Tıp'ın ölüm ve yaralanmaların 'nasıl olduğunu' tespit edememesi üzerine tahliye edilmesi, yaralılardan Halil İbrahim Erkul ve Kemal Candan'ın yaralanma nedenlerinin tespit edilememesi, ölen Hasan Gültekin'in vücudundaki yaralarda yapılan incelemede barut atığına rastlanmaması ve Gültekin'in ne ile öldürüldüğünün de belirlenememesi gibi gelişmeler, bu tür yapılanmalardan yana fazla umutlanmamızı önlediğini de belirtmeliyim.

MGK bünyesinde bir 'Sivil Toplum Örgütlerini Geliştirme Kurulu' oluşturulduğunun öğrenilmesine rağmen bu dönemde de sivil toplum örgütleri üzerindeki baskılar sürdü. İHD Genel Merkezi ve Ankara Şubesi basıldı, bilgisayar ve dökümanlarına el konuldu, bazı yöneticileri, vefat etmelerine rağmen cezalandırılmaktan kurtulamadı. MAZLUMDER GYK üyesi ve Malatya Şube Başkanı Özkan Hoşhanlı'nın, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet etmekten aldığı hapis cezası kesinleşti. Hoşhanlı yakında cezasını çekmeye başlayacak.

Laisizmden bahsetmeden uygarlıktan bahsedilmeyeceğini söyleyen MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç, Alevi örgütlenmesini ayrımcılık olarak nitelendirdiyse de TCK 312'ye aykırılıktan hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Din özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller de herhangi bir iyileşme görülmedi.

Yine bu dönemde ABD, özgürleştirmek ve demokrasi getirmek için Irak'ı işgal etti ve Amerikan yönetimi, Irak'ta yürüteceği katliam ve işgali objektif bir biçimde duyurmaya çalışacak olan bağımsız gazetecileri BBC'nin deneyimli savaş muhabiri Kate Adie üzerinden ölümle tehdit etti. İşgale doğrudan destek vermeyen Türkiye'nin işgalin sürmesine destek verip vermeyeceğini de önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz."

BASIN BÜROSU

MAZLUMDER

OCAK - HAZİRAN 2003 DÖNEMİ İNSAN HAKLARI RAPORU

YAŞAMA HAKKI

Faili Meçhul Cinayetler/Şüpheli Ölümler : 168

Yerinde İnfaz ve İşkence İle Ölüm : 9

Çatışmalarda Ölenler ve Yaralananlar: 32 ölü, 36 yaralı

Sivillere Yönelik Eylemler : 71 olay, 9 ölü, 27 yaralı

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

Kaçırma ve Kayıplar : 18

Gözaltında Cinsel Taciz/Tecavüz : 1

İşkence/İşkence İddiası : 167

Çeşitli Amaçlarla Yapılan Baskı ve Tehditler : 56

Gözaltılar : 5398

Tutuklamalar : 312

Yerleşim Merkezlerine Yönelik Baskılar : 31

Cezaevlerinde Yaşanan Olaylar : 68

Cezaevlerinde Ölüm : 17

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

İstenen Ceza: 633 yıl 9 ay hapis

Verilen Ceza: 189 yıl, 5 ay, 15 gün hapis; 67.719.840.000 lira para cezası

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan Yayın ve Etkinlik : 82 (880 gün)

Gazetecilere Ve Yayın Organlarına Yönelik Baskılar : 81

Gözaltına Alınana Gazeteciler : 31

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ : 912

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Memur : 14

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 2

Gayrimüslimlere Yönelik Baskılar : 11

Gözaltılar : 207

Basılan/Kapatılan Ev/Kurs/Yurt/Mescit : 20

Kurban Derisi Soruşturmaları : 26

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ : 951

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğretim Görevlisi : 10

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 362

Öğrenci Olayları/Öğretmen Dayağı : 22 (74 yaralı)

Gözaltılar : 373

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ:

Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik Baskılar : 284

Kapatılan Sivil Toplum Örgütü : 5

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER : 2759

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER : 3637

Ölenler : 79

İşten Atılanlar : 2957

____________________

(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu'nca hazırlanmıştır.