Yurt İçi Raporlar

2003 MART İhlal Raporu

2003 Yılı MART Ayı İnsan Hakları İhlalleri Raporu

MAZLUMDER

MART 2003 İNSAN HAKLARI RAPORU

YAŞAMA HAKKI

Faili Meçhul Cinayetler/Şüpheli Ölümler : 18

Çatışmalarda Ölenler ve Yaralananlar: 1 ölü

Sivillere Yönelik Eylemler : 3 olay, 2 yaralı

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

Kaçırma ve Kayıplar : 2

İşkence/İşkence İddiası : 7

Çeşitli Amaçlarla Yapılan Baskı ve Tehditler: 4

Gözaltılar : 970(+25 ?) Sakarya

Tutuklamalar : 89

Yerleşim Merkezlerine Yönelik Baskılar : 2

Cezaevlerinde Yaşanan Olaylar : 11

Cezaevlerinde Ölüm : 6

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ:

İstenen Ceza: 125 yıl 6 ay hapis cezası

Verilen Ceza: 5 yıl 4 ay hapis, 14.132.263.000 lira para cezası

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan Yayın ve Etkinlik : 11 (381 gün)

Gazetecilere ve Yayın Organlarına Yönelik Baskılar : 6

Gözaltına Alınana Gazeteciler: 5

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ: 8

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan Memur : 6

Yargılamalar : 5 (30 ay hapis cezası istendi)

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ: 149

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan Öğretim Üyesi/Öğretmen : 2

Soruşturma Açılan/Ceza Alan Öğrenci : 52

Öğrenci Olayları/Öğretmen Dayağı : 5 olay, 19 yaralı

Gözaltılar : 68

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ:

Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik Baskılar : 60

Kapatılan Sivil Toplum Örgütleri : 4

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER: 558

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

Ölenler : 8

İşten Atılanlar : 1392

____________________

(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu'nca hazırlanmıştır.

MAZLUMDER

MART 2003 İNSAN HAKLARI RAPORU

YAŞAMA HAKKI

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER

Bingöl'ün Karlıova İlçesi Hacılar Köyü'nden İzmir'e askere giden ve İzmir Ege Ordu Komutanlığı Narlıdere Muharebe Taburu'nda askerlik yapan Ergin İşler'in ağabeyi Selim İşler, kardeşinin nöbet sırasında öldürüldüğünü iddia etti. Ege Ordu Komutanlığı Yardımcı Askeri Savcısı Hakim Albay Turgut Özbey tarafından hazırlanan raporun eksik olduğunu belirtti. Raporda İşler'in devriye çavuşuna ait silahla vurulduğu yer alıyordu.

İzmir SSK'da laborant olarak çalışırken Eşme'de yaşayan ailesini ziyaret için 22 Şubat'ta evinden ayrılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Raşit Özen'in cesedi Eşme yakınlarındaki bir tren yolu köprüsünün altında bulundu.

Sakarya Akyazı'da oturan Nuri Kaplan (43), 2 Mart 2003 günü Mudurnu Deresi kenarında yoldan geçen vatandaşlar tarafından ölü bulundu. Olay yerine gelen jandarma ekipleri, Kaplan'ın vücuduna 11 merminin isabet ettiğini belirttiler.

DEHAP Bingöl milletvekili adayı Avukat Nuri Özmen'in yeğeni olan ve Bingöl çarşı merkezinde kuyumcu dükkanı bulunan Turan Özmen, 4 Mart 2003 günü dükkanına gelen kişi ya da kişilerce başına tek el ateş açılarak vuruldu. Elazığ Araştırma Hastanesi'ne götürülen Özmen, 7 Mart günü hayatını kaybetti.

5 Mart 2003 günü Karşıyaka'da emlakçılık yapan Hakan Kını (27), Osman Saraç isimli şahsa ait evde başına iki kurşun sıkılarak öldürülmüş halde bulundu.

6 Mart 2003 günü Şanlıurfa'nın Birecik ilçesine bağlı Aslanlı köyü Han mezrasında oturan Müslüm Ataş'ın (40), çalışmaya gittiği mezra dışındaki tarlasından uzun süre eve dönmemesi üzerine, tarlaya giden ailesi, Ataş'ın cesediyle karşılaştı.

6 Mart 2003 günü Şırnak Cizre'nin Kurtuluş mahallesinde oturan Esmer Mungan, kimliği belirlenemeyen kişi veya kişilerce tabancayla vurularak öldürüldü.

8 Mart 2003 günü Konya'da boş bir arazide bulunan, 50-55 yaşlarında ve kimliği henüz belirlenemeyen bir erkek cesedinde yapılan otopsi sonucunda morluklar ve 20'nin üzerinde bıçak yarasına rastlandı.

13 Mart 2003 günü İstanbul'da, bulmaca dergileri hazırlayan Selim Aydın (46), Cağaloğlu'ndaki bürosunda ölü bulundu. Aydın'ın başında, sert bir cismin yol açtığı darp izine rastlandı.

16 Mart 2003 günü Antalya'da avlanmak üzere denize açılan balıkçıların, 2 mil açıkta deniz yüzeyinde buldukları bir erkek cesedi otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı.

18 Mart 2003 günü Kahramanmaraş'ta Ertuğrul Gazi Mahallesi'ndeki evinde oturan Selma Karcı (22), 5 aylık kira alacağını istemeye gelen ev sahibinin evden çevreye kötü koku yayıldığını fark ederek olayı muhtara bildirmesi sonucu evinde ölü bulundu.

20 Mart 2003 günü Kocaeli Gebze'de ihbar üzerine çağrılan polis, inşaat yapılması için açılan temel çukurunda, kimliği belirsiz bir kadın cesedi buldu. Ceset, ölüm nedeninin belirlenmesi için İstanbul'a gönderildi.

23 Mart 2003 günü Malatya merkeze bağlı Dilek Kasabası'nda, 2 günden beri kendisinden haber alınamayan İsmail Tarakçı (28) adlı vatandaş, av tüfeği ile vurulmuş olarak bulundu.

Erdoğan Cevar, 26 Mart 2003 günü Ankara Mamak'ta Hüseyin Gazi Türbesi yakınlarında yanarak ölmüş halde bulundu.

30 Mart 2003 tarihinde İstanbul Kadıköy'de 34 TBP 55 plakalı ticari otomobilin sürücüsü İsa Çalışır (35), aracına müşteri olarak binen 2 kişi tarafından öldürüldü.

30 Mart 2003 tarihinde Adana'da sokakta yürüdüğü sırada henüz kimliği belirlenemeyen kişi yada kişilerce bıçaklanan Rüstem Tataş, tıbbi müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

30 Mart 2003 tarihinde Çanakkale'de muhasebecilik yapan emekli Sayıştay Denetçisi H. Ramazan Bayrak (45) işyerinde ölü bulundu.

31 Mart 2003 tarihinde Antalya'nın Göksu Mahallesinde kimliği belirsiz 30-35 yaşlarında bir kişiye ait ceset bulundu.

YERİNDE İNFAZ ve İŞKENCE İLE ÖLÜM

Ankara Beypazarı'nda devriye nöbeti tutarken, Ersan Uysal adlı genci "asker kaçağı" olduğu şüphesiyle yakalayan, sonra da kaçarken "dur" ihtarına uymadığı için öldüren jandarma uzman çavuşu Mustafa Olcay ile erler Duran Şerefli ve Harun Görgün beraat etti.

Van'ın Başkale ilçesinde askerler tarafından, 'dur' ihtarına uymadığı iddiasıyla vurulan çoban Mehmet Can Kayhan'ın ihmal sonucu öldüğü ortaya çıktı. Askerlerin, Kayhan'ı vurduktan sonra olay yerinde bıraktığı, bu nedenle Kayhan'ın kan kaybından öldüğü belirlendi. Soruşturmanın ardından Van Askeri Mahkemesi 4 asker hakkında 'kastın aşılması suretiyle adam öldürmek' suçundan dava açtı. Davanın ilk celsesi 30 Nisan 2003 tarihinde görülecek.

ÇATIŞMALARDA ÖLEN VE YARALANANLAR

Batman Sason'a bağlı Sêbanê (Karameşe) Köyü yakınlarında nöbet tutan korucular arasında çıkan çatışmada Süleyman Taş adlı korucu hayatını yitirdi.

SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER

Ankara'da AK Parti Çankaya İlçe Başkanlığı kimliği belirsiz kişilerce basıldı. Olayda yaralanan çaycı Ramazan Belgi tedavi altına alındı.

BOMBA VE MAYIN PATLAMASI

Kürdistan Demokratik Partisi'nin (KDP) Ankara'da bulunan temsilciliğine, Bartın Baro Başkanı Nilgün Saban'ın evine molotofkokteylili saldırıda bulunuldu.

Diyarbakır'ın Silvan ilçesi Feridun Mahallesi'nde, Silvan Komando Birliği yakınlarında bulduğu roket mermisinin patlaması sonucu yaralanan 13 yaşındaki Veysi Yarmagıç, önce Silvan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Daha sonra Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevk edilen Yarmagıç'a 4 ünite kan nakli yapıldı. Veysi Yarmagıç'in yakınları mahallelerinde benzer olayların yaşandığını, sorumlular hakkında açtıkları davaların sonuçsuz kaldığını ifade etti.

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

Almanya Sosyalist Partisi'nin üye ve yöneticilerinden oluşan Robert Jarom başkanlığındaki 8 kişilik delegasyon, olası Irak müdahalesi öncesi savaş karşıtı tepkileri yerinde incelemek amacıyla 16 Mart tarihinde Ankara'dan Van'a hareket etti. Heyet, Van'daki incelemelerinin ardından Hakkari'ye geçerken yol üzerindeki Gürpınar ilçesi yakınlarında bulunan Zernek Baraj Karakolu'nda askerler tarafından durdurularak bir saat karakolda tutuldu. Karakol komutanı, Hakkari'ye girişlerin yasak olduğunu belirterek heyeti geri çevirdi.

KAÇIRMA/KAYIP

Aydın'ın Söke ilçesinde oturan Mustafa Altınkum'un çocukları, kayıp babalarının bulunması için güvenlik güçlerine başvurdu. Jandarma, Altınkum'un otomobilini DSİ'ye ait su kanalı içinde kapıları açık durumda buldu.

Van Belediyesi'ne ait bir temizlik şirketinde çalışan DEHAP üyesi ve 2 çocuk babası Reşit Babat'ın (26) 9 Mart 2003 günü işe gitmek üzere evden ayrıldığı ve bir daha kendisinden haber alınamadığı bildirildi.

İŞKENCE ve KÖTÜ MUAMELE

Ali Osman Rüzgar, 1994'te gözaltına alınan ve 'yasadışı örgüte üyelik' suçlamasıyla tutuklanarak Batman'a gönderilen sendikacı babası Mehmet Zennun Rüzgar'ın rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Siirt Cezaevi'nde "soyun" emrine uymadığı için dövüldüğünü söyledi.

Otomobiliyle, sivil kıyafetliyken Selçuklu İlçe Emniyet Müdürlüğü karşısındaki Erol Petrol istasyonuna giden Komiser Metin Kanyer, sıraya girmeden aracını yıkatmak isteyince kendisini uyaran petrol istasyonu sahibi Halil İbrahim Kafaoğlu, kardeşi Mustafa Kafaoğlu'yla, işçi Adnan Pirinç, Mehmet Özdiken ve aracını yıkatmakta olan bir müşteriyi karakola aldırdı. Karakolda yumruklandığını raporla belgeleyen Halil İbrahim Kafaoğlu Komiser Metin Kanyer'den davacı oldu.

Yeşil Kartı'nı yenilemek üzere 15 Mart 2003 günü Edremit Emniyet Müdürlüğü'ne giden Muhammed Aktan, 3 Kasım seçimlerinde DEHAP'a çalıştığı gerekçesiyle bir sivil polis tarafından tartaklandığını belirtti.

Van DGM tarafından 19 Şubat 2003 günü "KADEK'e yardım ve yataklık" ettiği iddiasıyla tutuklanarak cezaevine konulmuş olan 16 yaşındaki liseli tutuklu Cahit Bilgin'e Bitlis Cezaevi'nde işkence yapıldığı öne sürüldü. Babası Mehmet Bilgin, oğlunun infaz koruma memurları tarafından dövüldüğünü ve oğlunun psikolojisinin bozulduğunu bildirdi.

DEHAP Adıyaman Samsat İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Nazif Koparal, 28 Mart 2003 tarihinde yeşil kart talebi gerekçesiyle çağrıldığı Samsat Jandarma Karakolu'nda dayak ve hakarete maruz kaldığını ve sürgün ile tehdit edildiğini ileri sürdü.

İstanbul'da EMEP Kadıköy İlçe Yöneticisi Devrim Koçlan ve üye Memet Alşan, Kayışdağı İETT Anadolu Garajı'nda Emeğe Sesleniş bültenini dağıtmak isterlerken İçerenköy Polis Karakolunda gözaltına alındılar. Burada polislerin keyfi davranışlarına maruz kaldıklarını belirten Koçlan, polislerin kendilerini sağlık kontrolü için hastaneye götürdüklerinde de rüşvet istediklerini ifade etti.

Henüz 16 yaşındayken iki arkadaşıyla birlikte Beyoğlu'ndaki bir depodan çokokrem, çikolata ve bisküvi çaldığı suçlamasıyla 45 gün cezaevinde kalıp 8 yıl hapis istemiyle yargılanan Ali T. adlı gence kötü muamelede bulundukları ileri sürülen polis memurları Emre Çözeli, Mehmet Yanbul, Erdal Doğan ve Ayhan Mısır hakkında yaklaşık 1 yıl 2 ay sonra Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı tarafından işkence iddiasıyla 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Ankara'da 6 Kasım 2002 tarihinde yapılan YÖK'ü protesto eylemi sırasında Veli Kaya adlı öğrenciyi bir depoya kilitleyerek döven polis memurları Sefa Sevil ve Ergün Ateş hakkında "işkence" suçundan açılan dava Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başladı. İşkence yapan polis amirleri hakkında verilen takipsizlik kararına ilişkin itiraz ise Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'nde inceleniyor. Mahkeme, işkence suçundan hakkında takipsizlik kararı verilen Zekai Baloğlu, Cuma Cihan ve Dursun Sarıkaya'nın sanıklar tarafından tanık gösterildiklerini açıkladı. Öte yandan söz konusu eyleme katılan ve aralarında Veli Kaya'nın avukatının da bulunduğu 24 kişi hakkında da, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet ettikleri iddiasıyla dava açıldı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan ve polis memurları Alper Özdemir, Murat Gökçek ve Semir Günaydın hakkında 24 Ağustos 2001'de gözaltına alınan Zihni İpek'e "işkence yaptıkları" gerekçesiyle 5 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle dava açıldı.

ÇEŞİTLİ AMAÇLARLA YAPILAN BASKI VE TEHDİTLER

DEHAP Sarıgazi Belde binasından çıkarken jandarma tarafından gözaltına alınan Ercüment İlten ve Cemil Altıntaş, JİTEM elemanları tarafından ormanlık bir alanda sorgulandıklarını ve kendilerine ajanlık teklif edildiğini iddia ettiler.

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Behiç Aşçı, müvekkilleri ile görüşmek için gittiği Bakırköy Cezaevi çıkışında gözaltına alındığını, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şubede de Ali Erşan ve Nihat Çulhaoğlu adlı polislerce ölümle tehdit edildiğini, Halkın Hukuk Bürosunda çalışmamasının söylendiğini iddia etti. Av. Behiç Aşçı, Cezaevi Müdürü ve Koruma Bölük Komutanı ile polisler Ali Erşan ile Nihat Çulhaoğlu hakkında Fatih ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılıkları'na iletilmek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Uludağ Üniversitesi öğrencisi Hüseyin Akbalık, 13 Mart 2003 günü Hamzabey Camiinin bahçesinde sivil polislerin kendisini tehdit ettiklerini ve ajanlık teklifinde bulunduklarını ileri sürdü.

GÖZALTILAR

ADANA: Irak'a yönelik olası savaşın durdurulması amacıyla AK Parti il binasını işgal etmeyi planladıkları iddia edilen 38 kişi; Çukurova Üniversitesi'nde dersleri boykot ederek, savaş karşıtı gösteri düzenleyen öğrencilerden 11 kişi; Yeni Atılım Gazetesi Adana muhabiri Arzu Mazı; Çukurova Üniversitesi'nde düzenlenen Nevruz etkinliğine katılan Ziraat Fakültesi Zooteknik Bölümü Öğrencisi Bilim Solduk evine düzenlene baskınla; Nevruz'a katıldıkları gerekçesiyle Nihat Avcı, Veysi Yakut, Barış Çaylak, Mehmet Kocaakça isimli öğrenciler;

ANKARA: HADEP Altındağ İlçe Başkanı Eşref Özviran; çocukları ile Başbakanlık merkez binasına gelen ve aç ve işsiz olduğunu söyleyen baba ile eşi ve çocukları; gıda kodeksine uygun olmayan şekilde 150 gram ekmek üreterek satanlara yönelik başlatılan operasyonda, Fırıncılar Odası yöneticileri dahil 8 fırıncı;

ANTALYA: Alanya ilçesi Demirtaş beldesi yakınlarında, "Doğu Karadeniz-1" adlı teknede aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 194 kaçak yolcu;

BATMAN: Hollanda hükümeti tarafından gönderilen Patriot savunma sistemlerini taşıyan konvoyu görüntüleyen basın mensupları arasından İhlas Haber Ajansı, Doğan Haber Ajansı, Cihan Haber Ajansı ve Reuters'ın muhabirleri dört kişi; DEHAP Batman İl Örgütü tarafından yapılmak istenen tecrit ve savaş karşıtı oturma eylemine izin vermeyen polis tarafından 4 kişi;

BİNGÖL: Nevruz kutlaması yapmak isteyen, aralarında DEHAP Bingöl İl Başkanı Hadi Korkut ile DİHA muhabiri Serdar Altan'ın da bulunduğu 150 kişi;

BURSA: Emniyet Müdürlüğü'nce kent merkezinde yapılan uygulamada 12 kişi;

ÇANAKKALE: Biga'da Nevruz kutlayan 18 kişi Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Yasası'na muhalefet ettiği gerekçesiyle; "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" eylemi sonrası gözaltına alınan 17 öğrenciden 15'i;

DİYARBAKIR: Demokrasi Platformu'nun Koşuyolu Parkı'nda Halepçe katliamını kınamak amacıyla yapmak istediği basın açıklamasına müdahale eden polis tarafından, kapatılan HADEP Merkez İlçe Başkanı Ali Erdemirci, Merkez İlçe Yöneticisi Mehmet Uçaş ve HADEP İl Yöneticisi Mecit Tekin; Gazeteci Burhan Karadeniz'in cenaze töreni sırasında polise taş attıkları iddia edilen Muzaffer Özbek ve Nevzat Kaya cenaze töreninden sonra;

EDİRNE: İpsala ve Avarız Köyü'nde yasadışı yollardan Yunanistan'a gitmek isteyen Somali, Tanzanya ve Fas vatandaşı toplam 20 yabancı uyruklu; kaçak olarak Türkiye'ye giren ve Yunanistan'a gitmek isteyen 22 Pakistan vatandaşı; İpsala'ya bağlı Sarıcaali ve Ahırköy'de Yunanistan'a kaçak olarak gitmek isteyen 6'sı Afganistan, 2'si Filistin, 1'i Irak ve 1'i Hindistan uyruklu 10 kişi, Kapıkule'de ise İran uyruklu 9 kişi;

ELAZIĞ: "Aczimendi lider" olarak tanınan Müslüm Gündüz, Malatya'dan Elazığ'a gelişi sırasında;

GAZİANTEP: Yapılan Nevruz kutlamaları sona ererken, slogan atan 4 genç;

HATAY: Greenpeace üyelerinin ve bir grup EMEP'linin Hatay'ın İskenderun Limanı'nda yaptığı savaş karşıtı gösteriye müdahale eden polis tarafından 16 eylemci;

İSTANBUL: Temel Hak ve Özgürlükler Derneği üyeleri, halka savaşla ilgili düşüncelerini sormak için kurdukları anket sandığını kaldırmak istemeyince, biri kadın üç eylemci; 24 Şubat'ta Sarıgazi'de toplanan, mumlar yakan ve ABD saldırısının engellenmesi taleplerini dile getiren vatandaşlardan 10 kişi; ülkücü bir grubun, Atatürk Öğrenci Sitesi'nde (AÖS) kalan bazı öğrencilerin odalarını demir çubuklarla basarak, 2'si ağır 10 öğrenciyi yaraladığı olayda 32 kişi; İstiklal Caddesi'nde ABD'nin Irak'a olası müdahalesini protesto için düzenledikleri gösteride Temel Hak ve Özgürlükler Derneği üyesi 4 kişi; DEHAP Kartal İlçe Merkezi önünde "savaşa hayır" eylemi yapan gruptan 12 kişi; DEHAP Sultanbeyli, Pendik, Kartal ve Bahçelievler ilçe örgütleri önünde gerçekleştirilmek istenen tecrit protestolarına müdahale eden polis tarafından Bahçelievler'de 11, Kartal'da 14, Pendik'te 19, Sultanbeyli'de ise 1 kişi; Avukat Behiç Aşçı, 13 Mart günü öğle saatlerinde bir müvekkiliyle görüşmek üzere gittiği Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'nde; Bağcılar Barbaros Lisesi önünde toplanan öğrencilerden "şüpheli şahıs oldukları" gerekçesiyle 7 kişi; Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararı verdiği Halkın Demokrasi Partisi'nin (HADEP), kararı protesto etmek için il binası önünde yapmak istediği basın açıklamasına izin vermeyen polis tarafından 24 kişi; 16 Mart ve Halepçe olaylarının yıldönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninin ardından yürüyüşe geçen gruba müdahale eden polis tarafından, 2'si kadın 26 kişi; AK Parti hükümetini ve ABD'yi protesto etmek için AK Parti Bağcılar ilçe binası önünde basın açıklaması yapmak isteyen gençlerden 7 kişi; AK Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı binasına "Bu ülke bu halk satılık değil" pankartı asan ve cama yönelip savaş karşıtı slogan atan Halkevi üyelerinden 7 kişi; Taksim Meydanı'nda, yetki tezkeresini protesto eden bir grup TKP'li; Cuma namazı sonrası ABD'yi protesto etmek için Beyazıt'ta toplanan gruba müdahale eden polis tarafından birçok kişi; Kayışdağı İETT Anadolu Garajı'nda Emeğe Sesleniş bültenini dağıtmak isteyen EMEP Kadıköy İlçe Yöneticisi Devrim Koçlan ve üye Memet Alşan; EMEP Ümraniye İlçe Örgütü ve Halkevleri'nin savaşa tepkilerini göstermek için düzenlediği ortak basın açıklamasına müdahale eden jandarma tarafından 9 kişi; Irak'taki savaşı protesto etmek için ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'na yürümek isteyen İstanbul Demokratik Lise Birliği'ne üye 20 öğrenci; Pendik Aydost'ta bir eve baskın düzenleyen sivil polisler tarafından Musa Özcan adlı bir kişi;

İZMİR: Dikili ilçesi Salihler köyünde, Yunanistan'a gitmek isteyen 14 göçmen; Torbalı ilçesinde, yasadışı yolla yurtdışına gitmek isteyen yabancı uyruklu 29 kişi; Buca ilçesinde bir çok eve baskın düzenleyen Bozkaya Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polisler tarafından Ramazan Özkul, Sait Özkul, Erdal Poyraz, Fahrettin Kaya ve Evin Tunç adlı 5 kişi; Emek Gençliğinin İngiliz Konsolosluğu önünde yaptığı eylemde, Emeğin Partisi İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi Gonca Erol'un da aralarında bulunduğu 9 kişi;

KARS: HADEP'in Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla ilgili parti binasında basın toplantısı düzenlemek isteyen DEHAP Kars İl Başkanı Mahmut Boşnak, Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince;

MARDİN: Ankara'dan yola çıkan TMMOB, KESK, DİSK, TTB yönetici ve temsilcilerden oluşan "Barış Kervanı"na, yol güzergahı olan Nusaybin'e geldiklerinde müdahale eden polis tarafından 10'u aşkın kişi; Nusaybin'de yapılan Nevruz kutlamalarında Üzeyir Sabay adlı kişi 'Peşmerge giysisi giydiği' gerekçesiyle;

MERSİN: Kurdali Mahallesi'nde oturan böbrek yetmezliği hastası 19 yaşındaki Adem Aşan, kar maskeli kişiler tarafından gerekçe gösterilmeden; Tarsus'ta evlere düzenlenen baskınlar sonucu DEHAP Tarsus İlçe Gençlik Komisyonu üyesi Mehmet Tunç, Fesih Yaman, Salim Selçuk, Mehmet Sait Kayaalp, Mazlum Aydın ve Cemal Turhan;

MUŞ: Bulanık ilçesine bağlı, Okçular Köyü'ne operasyon düzenleyen Erentepe Jandarma Karakolu askerleri tarafından köylülerden Naci Güneş "PKK bayrağı bulundurduğu", Cumalı Çağrıldı "Evinde iki adet el bombası yakalandığı", Ali Karakaya "Evinde yasak yayın bulundurduğu" iddiasıyla, Hayati Sarıdağ adlı köylü ise hiçbir gerekçe gösterilmeden;

OSMANİYE: Osmaniye'de DEHAP Gençlik Kolları çalışanı Müslüm Şakir askerlik yapmadığı gerekçesiyle;

SAKARYA: Sakarya Üniversitesi'nde Nevruz'u kutlamak isteyen öğrencilere müdahale eden polis tarafından yaklaşık 10 öğrenci; Sakarya Üniversitesi'nde gösteri yapan öğrencilere müdahale eden jandarma tarafından 15 kişi;

SİİRT: Recep Tayyip Erdoğan konuşurken protesto eden ve HADEP'li olduğu belirtilen yaklaşık 20 kişilik bir gruptan 5 kişi;

ŞANLIURFA: DEHAP Ceylanpınar İlçe Örgütü tarafından ilçe merkezinde dağıtılmak üzere hazırlanan yaklaşık 3 bin barış bildirisine el koyan polis tarafından ilçe başkanı Ahmet Dağtekin; Halepçe Katliamı'nı protesto amacıyla düzenlenen gösterilerde, Öcalan lehine slogan atıldığı iddiasıyla evlere düzenlenen baskında 7 kişi;

ŞIRNAK: Halepçe Katliamı'nı kınamak amacıyla, Habur Sınır Kapısı'nda basın açıklaması yapmak üzere Diyarbakır'dan yola çıkan DEHAP heyetinde bulunan Yenişehir Belediye Başkan Yardımcısı Ali Yalçınkaya, arandığı gerekçesiyle; Silopi'de yapılan Nevruz kutlamalarında 37 kişi polis müdahalesiyle;

VAN: DEHAP Van İl Sekreteri İbrahim Ete, parti yöneticileri ile birlikte yeni atanan Vali Hikmet Tan'ı ziyaretten dönerken; Bebleşin Köyü yakınlarında kontrol yapan jandarma ekipleri tarafından Cumhur Aybar yönetimindeki otomobilde, yurda kaçak giriş yapan 3 İran uyruklu ve yapılan operasyonlarda yurda kaçak yollarla giriş yapan 9 İran uyruklu; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampusunda Nevruz Bayramı'nı kutlamak isteyen 36 öğrenci;

YALOVA: Pasaport çıkarmak için Yalova Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şubesi'ne başvuran Yılmaz Odabaşı, emniyet kayıtlarında hakkında yakalama müzekkeresi bulunduğu gerekçesiyle; DEHAP Van il yöneticisi Zeynep Boğa gözaltına alındı.

TUTUKLAMALAR

ADANA: Dayanışma-Der'li ailelerin AKP binası önünde yapmak istedikleri basın açıklamasında gözaltına alınan ve DGM'ye çıkarılan 38 kişiden 8'i;

ANKARA: TKP üyesi Onur Dedeoğlu Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından TKP'nin savaşı protesto etmek amacıyla 16 Şubat 2003 tarihinde AKP önünde yapılan basın açıklamasından sonra çıkan olaylarda 'polise mukavemet' edildiği iddiasıyla;

BİNGÖL: 21 Mart Nevruz kutlamaları sırasında gözaltına alınan, DEHAP Genel Merkez Yöneticisi Ali Rıza Yurtsever'in de aralarında bulunduğu 5 kişi;

ÇANAKKALE: 8 Mart'ta Emek Platformu'nun düzenlediği mitingde, KADEK lehine slogan attıkları iddiasıyla 10; "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" eylemi sonrası gözaltına alınan 17 öğrenciden 15'i;

DİYARBAKIR: DEHAP Dicle eski İlçe Başkanı Şaban Kaymak'ın da aralarında bulunduğu 4 DEHAP'lı, sanatçı Xelil Xemgin'in kasetini dinledikleri ve sarı-kırımızı-yeşil renklerle "Kürtlerin İradesi Tecritle Sınırlandırılamaz" dövizi yazdıkları gerekçesiyle;

HAKKARİ: İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şube Sekreteri İsmail Akbulut, "KADEK'i övdüğü" iddiasıyla;

İSTANBUL: 24 Şubat'ta Sargıgazi'de toplanan, mumlar yakan ve ABD saldırısının engellenmesi taleplerini dile getiren vatandaşlardan gözaltına alınan ve savcılığa çıkarılan 10 kişi arasında bulunan Emek Gençliği'nden 16 yaşındaki E.S., EMEP üyesi Şener Doğan, Kaldıraç dergisi okurları Hasan Onay ve Hüseyin Onay ile Atılım gazetesi okuru Seçkin Güvercin adlı 5 kişi "PKK'ya yardım ve yataklık yapmak" iddiasıyla; "KADEK'e yardım yataklık yaptıkları" iddiasıyla İstanbul'un çeşitli ilçelerinde gözaltına alınan DEHAP Gençlik Kolları üyesi 7 kişi; AKP önünde 27 Şubat Perşembe günü ABD'nin olası Irak operasyonunu protesto eylemi sırasında gözaltına alınanlardan 9 kişi;

İZMİR: Yurt genelinde yapılan Nevruz kutlamalarına katıldığı için gözaltına alınan Cihan A. (19), adındaki lise öğrencisi;

KAHRAMANMARAŞ: DEHAP Kahramanmaraş İl Başkanı Metin Gönülşen, "ülkeyi iç savaşla tehdit etmek ve terör örgütünün propagandasını" yapmak iddiasıyla;

KARS: HADEP'in Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla ilgili parti binasında basın toplantısı düzenlemek isteyen DEHAP Kars İl Başkanı Mahmut Boşnak "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla;

MERSİN: DEHAP Tarsus İlçe Başkanı Alaattin Bilgiç, DEHAP Tarsus 2. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada 'Sayın Öcalan' ifadesini kullandığı gerekçesiyle;

ŞANLIURFA: Yurt genelinde yapılan Nevruz kutlamalarına katıldıkları için 7 kişi;

VAN: Parti yöneticileri ile birlikte yeni atanan Vali Hikmet Tan'ı ziyaretten dönerken gözaltına alınan DEHAP Van İl Sekreteri İbrahim Ete; DEHAP Yeniden Yapılandırma Komisyonu Üyesi Ayşe Gökkan, tecride son verilmesi ve KADEK'lileri de kapsayacak bir genel affın çıkarılmasını isteyen konuşması yüzünden; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampusu'nda Nevruz Bayramı'nı kutlamak isterken gözaltına alınan 36 öğrenciden 11'i tutuklandı.

YERLEŞİM MERKEZLERİNE YÖNELİK BASKILAR

TUNCELİ: Geri dönüşlere izin verilen köylerden biri olan Suvat köyünde, evi yakılan Mümün Yıldırım evin Jandarma tarafından yakıldığı iddiasıyla Jandarma hakkında suç duyurusunda bulundu.

VAN : Gevaş İlçesi'ne bağlı Güzelkonak Köyü'nde arkadaşları tarafından ziyaret edilen DEHAP yöneticisi Abdullah Yımaz'ın evi askerlerce basılarak eşinin kimliğine el konuldu.

CEZAEVLERİNDE YAŞANAN İHLALLER

İHD, TMMOB ve İstanbul Tabip Odası, F Tipi cezaevlerini protesto etmek için Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde kendini yakan ve yaşamını yitiren tutuklu Orhan Uğur'un tedavisinin eksik yapıldığını belirttiler.

Tutuklu yakınlarının verdiği bilgiye göre Giresun Kapalı Cezaevi'nde bulunan siyasi tutuklulara baskı yapıldığı, görüşmelerde Kürtçe yasağı getirildiği, tutuklulara ait çok sayıda kitaba yeni idare tarafından el konularak yakıldığı, tutukluların her an fiili bir saldırı ile karşılaşma endişesi içinde olduğu belirtildi. Ayrıca cezaevinde tadilat çalışmalarının başlatılmasının, tutuklularda 'hücre tipine geçiliyor' kaygısı uyandırdığı ifade edildi.

Kürkçüler E Tipi Kapalı Cezaevi C-16 Koğuşunda bulunan 24 tutuklu, yakınları aracılığıyla basın açıklaması yaparak, cezaevi yönetiminin keyfi uygulamalarına maruz kaldıklarını, hasta arkadaşlarının tedavi edilmediğini, ziyaretçilerinin de kötü muamele gördüğünü bildirdiler.

Adli Tıp Kurumu yetkilileri, polisin "sağlıklı" diye Adli Tıp Kurumu raporuyla cezaevinden tahliyesine karşı çıktığı mahkumlardan bazılarının öldüğünü açıkladı. "Düğünde halay çekiyor" denilen Hüseyin Akpınar ise 6 aylık periyodik muayenesi için Adli Tıp Kurumu'na geldi. Ayakta başkasının yardımıyla durabilen Akpınar'ın tahliyesinin 6 ay daha uzatılmasına karar verildi. Akpınar'ı muayene eden Adli Tıp uzmanı, "Bu kişi şu anda ayakta tek başına duramıyor" dedi. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu bugüne kadar ölüm orucu tutan mahkumlardan 408'inin cezasının infazının tehiri yönünde görüş bildirdi. Aynı daire 97 mahkuma da sürekli hastalık sebebiyle Cumhurbaşkanınca affa layık olduğu yönünde rapor verdi. İsa Çadırcı'ya askeri hastaneden verilen "askerliğe elverişlidir" raporunun altında ise "revirde kontrolde tutulmalıdır" denildiği belirtildi. Adli Tıp Kurumu yetkilileri, polisin hekim olmadığını ve dış görünüşe aldanarak tahliyesine karar verilen akıl hastası mahkumları sağlıklı zannederek kurumu haksız yere suçladığını kaydetti. Savcılıkların sevk ettiği hastanelerden çıkan sağlıklı raporlarının kendilerini zor durumda bıraktığını kabul eden Adli Tıp yetkilileri, kurumun kendi doktorlarının Wernicke Korsakoff sendromu teşhisi koymadığı hiçbir mahkuma "tahliyesi gerekir" raporu vermediklerini ifade etti.

Elbistan Cezaevi'nde bulunan tutuklular, cezaevlerine son dönemde baskıların arttığını, telefon ve kapalı görüşlerde Kürtçe konuşma yasağı konulduğunu belirterek, telefonla görüşme hakkını kullanmama ve kapalı ziyaretlere çıkmama kararı aldıklarını ifade ettiler.

Bergama Cezaevi'nde, tutukluların yakınları ile Kürtçe görüş yapmasının engellendiği bildirildi.

"KADEK'e yardım ve yataklık" iddiasıyla Bitlis Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cahit Bilgin'in babası Mehmet Bilgin, oğlunun cezaevinde kötü muameleye tabi tutulduğunu, infaz koruma memurları tarafından dövüldüğünü ve oğlunun psikolojisinin bozulduğunu söyledi.

PKK-KADEK davasında tutuklanarak konulduğu cezaevinde kansere yakalanan ve durumu gün geçtikçe ağırlaşan Hacer Kaya'nın, tedavisinin dışarıda sürdürülebilmesi için tahliye edilmesi istendi.

İskenderun Özel Tip Cezaevi'nde bulunan tutuklular, cezaevi idaresinin antidemokratik uygulama ve politikalarına maruz kaldıklarını ileri sürdü. Tutukluların, aileleri aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, Ahmet Bilge ve Cesim Soylu adlı tutukluların hiçbir sevk talebi veya başvuru olmadan başka bir cezaevine sürgün edildiği belirtildi. Ayrıca tutukluların, dış dünya ile iletişimlerinin cezaevi yönetimi tarafından keyfi bir şekilde engellendiği, kitaplarına el konulduğu, basın ve insan hakları kuruluşları ile yazışmalara engel olunduğu iddia edildi.

Erzurum Cezaevi Müdürü olarak görev yaparken Adana Kürkçüler Cezaevi'ne ataması yapılan Mete Erdem'in, tutuklu ve hükümlülere baskı yaptığı, görüş saatlerinin 15 dakikaya indirildiği, tutuklu ve hükümlülerin ziyaretlerine gidenlerin eşyalarının talan edildiği, cezaevine yeni gelen tutuklu ve hükümlülerin saç ve bıyıklarının kesildiği, cezaevinde bulunanların dövüldüğü iddia edildi. Ceyhan, Elbistan, Kahramanmaraş Cezaevlerinde de aynı baskıların yapıldığı ileri sürüldü.

Bursa Cezaevi'nde tutuklulara baskı yapıldığı öğrenildi. Tutukluların aileleri ile görüşmesinde eskiden cam arkasında bire bir görüşme yapılırken, şimdi camlar arkasına teller çekilerek, görüşmenin telefonla yapıldığı kaydedildi. Görüşmenin ise sadece Türkçe yapılmasına izin verildiği bildirildi.

F tipi cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin çeşitli hastalıklarla psikolojik rahatsızlıklara yakalandıkları vurgulandı. Ölüm orucu eylemi bugüne dek 105 kişinin ölmesine, yaklaşık 600 kişinin de sakat kalmasına neden oldu. Sincan'daki F Tipi Cezaevi'nde tutuklu ve hükümlüler üzerinde yapılan araştırma sonucunda, 14 Hepatit-B, 4 anemi, 1 Akdeniz anemisi, 5 farenjit, 2 astım, 2 akciğer iltihaplanması, 2 sara, 1 dizanteri, 1 cilt kanseri, 1 yüz felci, 7 hipertansiyon, 1 damar tıkanıklığı, 4 sinir sistemi zayıflığı-zedelenmesi, 5 depresyon, 4 denge, 5 yürüme sorunu, 1 hidrosefali vakasına rastlandı. Raporda, hücreler nedeniyle 35 tutuklu ve hükümlünün gözlük kullanmaya başladığı, 17 kişide ani sese karşı heyecan, titreme ve kalp çarpıntısı oluştuğu, 45 kişinin hatırlama güçlüğü yaşadığı belirtildi.

CEZAEVLERİNDE ÖLÜM

Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde tek kişilik hücresinde kalan 23 yaşındaki tutuklu Orhan Uğur'un, "tecrit uygulamalarını" protesto etmek için kendisini yakmasıyla birlikte AK Parti hükümetinin görevi devralmasından bu yana 8 kişi hayatını kaybetti. Uğur, 863 gündür süren eylemin ise 105. kaybı oldu.

Edirne Kapalı Cezaevi'nde, "adam kaldırmak, zorla para ve senet almak" suçundan 18 yıla hükümlü Aydoğan Pehlivan (27), kendini koğuşun tavanına iple asarak intihar etti. Pehlivan'ın cesedi otopsi için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi morguna kaldırılırken, olayla ilgili soruşturmaya başlandı.

Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde, F tipi cezaevlerini protesto etmek için kendisini yakan Hasan Tahsin Akgün (23) yaşamını yitirdi.

Diyarbakır'ın Lice İlçesi Kapalı Cezaevi'nde askeri firar suçundan tutuklu Mehmet Galip Yıldırım (23), psikolojik rahatsızlığı nedeniyle girdiği bunalım sonucunda cezaevi tuvaletinin tavanına astığı elektrik kablosuyla intihar etti.

F Tipi cezaevlerini protesto için başlatılan ölüm orucunu sürdüren ve Sincan F tipinde tutuklu Yusuf Aracı'nın eyleminin 330. günü yaşamını yitirmesiyle birlikte ölüm oruçlarında ölenlerin sayısı 106' ya ulaştı.

İzmit Cezaevi'nde bir süredir hırsızlık suçundan tutuklu bulunan 29 yaşındaki Abdullah Yıldırım, kendisini 5. koğuş tuvaletinin korkuluk demirlerine çamaşır ipiyle asarak hayatına son verdi.

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şube Sekreteri İsmail Akbulut, "KADEK'i övdüğü" iddiasıyla tutuklandı. Soruşturma çerçevesinde, Şube Başkanı Naif Kayacan ile Yönetim Kurulu üyeleri Necdet Korkmaz, Vahit Şahinoğlu ve Mehmet Budakbeyoğlu'nun da ifade vereceği öğrenildi.

DEHAP Kars İl Başkanı Mahmut Boşnak, tutuklandı. HADEP'in Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla ilgili parti binasında basın toplantısı düzenlemek isteyen Boşnak, Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındı. Boşnak, "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla tutuklanarak, cezaevine gönderildi.

Ayrıntı Yayınları tarafından 2002 yılında yayımlanan TCK'nın 426. maddesine dayandırılarak "halkın ar ve haya duygularını rencide ettiği" gerekçesiyle toplatılan Marquis de Sade'ın "Yatak Odasında Felsefe" adlı romanı ile ilgili davanın ilk duruşması 19 Mart günü yapıldı. Duruşma, belgelerin incelenebilmesi için 4 Haziran 2003 tarihine ertelendi.

DEHAP Yeniden Yapılandırma Komisyonu Üyesi Ayşe Gökhan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" ve "21 Mart Nevruz" kutlamalarında tecride son verilmesi ve KADEK'lileri de kapsayacak bir genel affın çıkarılmasını isteyen konuşması yüzünden 'yasadışı örgüte yardım ve yataklık ettiği' iddiasıyla tutuklanarak Hakkari Kapalı Cezaevi'ne konuldu.

İHD Genel Başkan Yardımcısı Eren Keskin, İHD İstanbul Şubesi Kadın Çalışma Grubu'nca 25 Kasım 2001 tarihinde düzenlenen 'Kadına yönelik şiddet' konulu paneldeki konuşmasında 'bölücülük propagandası yaptığı' gerekçesiyle yargılandığı davada beraat etti.

İSTENEN CEZA : 50 yıl 6 ay hapis cezası

Tunceli'de 21 Mart 2002 tarihinde Nevruz kutlamalarına katıldığı gerekçesiyle, siyasi parti ve sendika yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 15 kişi hakkında TCK 159/1 ve TCK 312/1 maddesi uyarınca "Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farkı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" iddiasıyla Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

Hazırladıkları göç raporu nedeniyle haklarında dava açılan Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der) genel Başkanı Şefika Gürbüz ve Mersin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Barut'un, İstanbul 4 No'lu DGM'de yargılanmasına başlandı. Gürbüz ve Barut'un "1999-2001 Zorunlu Göç Araştırma Raporu" aracılığıyla "Halkı ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettikleri" iddiasıyla 1 ile 3 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde bulunan Kazancı İlköğretim Okulu'nda 15 Kasım 2002 tarihinde sabah "Andımız" okunurken, "Ne Mutlu Kürt'üm Diyene" dediği ileri sürülen 14 yaşındaki B.A. Hakkında, okul müdürü Cemil Özer ile öğretmenler Ayşe İşteyılmaz ve Feyzi Yurtoğlu'nun suç duyurusu üzerine Bismil Cumhuriyet Savcılığı'nca soruşturma başlatılmasının ardından TCK'nın 312. maddesi uyarınca Diyarbakır 3 Nolu DGM'de dava açıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 24 Şubat 2003 günü Kuğulu Park'ta savaş karşıtı protesto eylemi düzenleyen gruptan 9 kişi hakkında, 5'er yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. İddianamede, Erdem Güdenoğlu, Mehmet Yaşar, Ufuk Şafak, Yavuz Yeşbek, Gültekin Acar, Hasan Karapınar, Haydar Barış Aybakır, Mert Kavak ve Ozan Eren hakkında, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/3. maddesi uyarınca, 3'er yıldan 5'er yıla kadar hapis cezası talep edildi.

VERİLEN CEZA : 5 yıl 4 ay hapis, 14.132.263.000 lira para cezası

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Alınteri gazetesinin eki olarak çıkarılan Öğrenci Birliği Bülteni ile Demokratik Üniversite adlı yayınlar gerekçe gösterilerek Yazıişleri Müdürü Sakine Yalçın'a toplam 5 milyar 306 milyon TL ağır para cezası verildi.

Diyarbakır'da 3 Kasım 2002 seçimlerinde, propaganda yapmak için evinin camına partisinin bayrağını asan, ancak seçim günü bayrağı pencereden indirmeyi unutan DEHAP Hazro İlçe Başkanı Hamit Ergin, 'Seçim Yasası'na muhalefet ettiği' gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

DEHAP Elazığ İl Başkanı Mehmet Artan, 'Yasa dışı örgüte yardım ve yataklık' iddiasıyla 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), 2002 yılında dünyada terörizmle mücadele adı altında 176 ülke ve bölgede basın özgürlüğü ihlalleri tespit ettiğini belirterek, söz konusu ihlaller sırasında 54 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Raporda Türkiye'ye de yer veren IPI, Kürt sorunun ülkenin en büyük sorunu olduğuna dikkat çekti. Kürtlerin baskı altında tutulduğu ve işkence gördüğünü belirtirken 'Şüphesiz bu ülkenin en büyük sorunudur' denildi. Türkiye'nin öncelikli sorunlarından birinin de basın özgürlüğü olduğu vurgulanırken, Başbakan Tayip Erdoğan'ın bizzat ifade özgürlüğü mağduru olmasına karşın soruna çözüm getirip getiremeyeceğinin merak konusu olduğu ifade edildi. Reformların ardından ihlallerin devam ettiği tespiti yapılırken, 4 gazetecinin hala cezaevinde olduğu, 3 gazeteciye de orduya hakaretten yeni davalar açıldığı anımsatıldı. RTÜK'ün medya üzerinde baskı kurduğu da kaydedildi.

KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN YAYIN VE ETKİNLİK

İstanbul 6 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), Aram Yayınları'ndan çıkan "Yarınlara Yol Almak, Gerilla Anıları III" adlı kitap hakkında toplatma kararı verdi.

Ekmek ve Adalet dergisi, İstanbul DGM kararıyla toplatıldı. Karara gerekçe olarak son sayıda yer alan "İhanet ve Yurtseverlik" yazısı gösterildi.

İktidar İçin Mücadele Dergisinin 28. sayısı ile Odak Dergisinin Mart sayısı, dergideki yazılarda 'yasadışı örgütlerin basın yoluyla övüldüğü iddiasıyla İstanbul 6 Nolu DGM tarafından toplatıldı.

İstanbul DGM'de açılan bir dava sonucu Özgür Gündem gazetesi hakkında bir haftalık kapatma cezası verildi.

Ekmek ve Adalet dergisinin 51. sayısı toplatıldı.

Kürtçe yayımlanan haftalık gazete Azadiya Welat hakkında, 7 gün süre ile kapatma cezası verildi.

'Kültür Sanat Yaşamında Tavır' adlı dergideki şiir, öykü ve makalelerde 'terör örgütünün propagandasının yapıldığı' iddiasıyla yargılanan, derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahu Zeynep Görgün, para cezasına çarptırılırken dergi 1 yıl süreyle kapatıldı.

Yeniden Özgür Gündem Gazetesi hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülen üç ayrı davada, gazeteye 2 gün kapatma, 7 milyar 715 milyon 263 bin lira para cezası verildi.

Müslüm Yücel'in, 'Kürtlerde Ölüm ve İntihar' alt başlıklı 'Kına ve Ayna' adlı kitabı İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı kararıyla toplatıldı.

Dario Fo'nun "Ödenmeyecek, ödemiyoruz" adlı oyununu 14 Nisan 2002 tarihinde Kızlar Tepesi Anfi Tiyatrosu'nda 5 bin izleyiciye oynayan Sİ-HAT oyuncuları, oyundan sonra tiyatronun teknik kadrosu ile birlikte gözaltına alındı. Haklarında TCK'nın 159. maddesi uyarınca "Emniyet kuvvetlerini tahkir ve tezyif etmek" suçundan dava açılan oyuncular ve teknik ekibe 1 yıl 6 aya kadar hapis cezası verilmesi istendi.

GAZETECİLERE VE YAYIN ORGANLARINA YÖNELİK BASKILAR

SSK ve Bağ-Kur'la ilgili emeklilik sorunları olan vatandaşları dolandırdığı öne sürülen Kadir Çimencinin, olayı takip eden "Deşifre" ekibi muhabiri Mevlüt Yüksel'i demir çubukla dövdüğü bildirildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Alınteri gazetesinin eki olarak çıkarılan Öğrenci Birliği Bülteni ile Demokratik Üniversite adlı yayınlar gerekçe gösterilerek Yazıişleri Müdürü Sakine Yalçın'a toplam 5 milyar 306 milyon TL ağır para cezası verildi.

"Sanat ve Hayat" dergisinin Sorumlu Yaziişleri Müdürü Ümit Gök, 3713 sayılı kanunun 8. maddesine muhalefet ettiği gerekçesiyle hakkında İstanbul DGM'de açılan davada, 13 ay hapis, bir milyar 111 milyon para cezasına çarptırıldı.

DEHAP Batman İl Örgütü tarafından yapılan tecrit ve savaş karşıtı oturma eylemini izleyen Azadiya Welat gazetesi muhabiri Mahmut Akıl'ın tehdit edildiği bildirildi.

Özgür Kadının Sesi dergisinin Mersin temsilciliğine baskın düzenleyen Mersin Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, 115 adet dergiye el koydu.

GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER

Hollanda hükümeti tarafından gönderilen Patriot savunma sistemlerini taşıyan konvoyu görüntüleyen İhlas Haber Ajansı, Doğan Haber Ajansı, Cihan Haber Ajansı ve Reuters muhabirleri ile Yeni Atılım Gazetesi Adana muhabiri Arzu Mazı gözaltına alındı. Polise muhabir olduğunu söylemesine rağmen gözaltına alınan Mazı'nın kafasına telsizle vurularak yerlerde sürüklendiği ileri sürüldü.

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ

KAMU GÖREVLİLERİNE YÖNELİK BASKILAR

Sinop SSK Hastanesi'nde görev yaparken türban takmasına izin verilmeyen Diyetisyen Gülşenay Yalçın'ın açtığı dava, Samsun İdare Mahkemesi tarafından "Çağdaş kıyafet ve görünüme ters düşen başörtüsü veya türban takan kişilerin kamu görevlisi olma sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarstığı açık bulunmaktadır" denilerek reddedildi.

Bandırma protokolünün eşlerinin katıldığı çay partisinde; Etibor Genel Müdürü Ahmet Dere'nin eşinin, 6. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Semih Birdoğan tarafından "başörtülü olduğu" gerekçesiyle orduevinden çıkartıldığı belirtildi.

ÜNİVERSİTELER

Fatih Üniversitesi'nin eski Rektör Vekili Prof. Fahrettin Gücin'in de aralarında bulunduğu 5 kişi hakkında, laiklik ilkesine aykırı davranan öğrenci ve çalışanlara karşı gerekli önlemleri almayarak, "emirlere aykırı davrandıkları" iddiasıyla 6'şar aya kadar hafif hapis cezası istemiyle dava açıldı.

ORTA ÖĞRETİM KURUMLARI

Eskişehir Milli Eğitim Müdürü Mithat Özdemir, Murat Atılgan İlköğretim Okulu Fen Bilgisi Öğretmeni Mehmet Bostan'dan; derste "Allah, Hz. Muhammed" dediği ve "derslerde dinsel konuları işlediği" gerekçesi ile savunma istedi.

YARGILAMALAR

Başörtüsü yasağı gerekçesiyle okullarına alınmayan çocuklarına destek veren Kadıköy İmam Hatip Lisesi'nde 4 Ekim 2002 tarihinde 6 öğrenci velisi tutuksuz yargılandıkları davada beraat etti.

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ

İstanbul'da ülkücü bir grup, Atatürk Öğrenci Sitesi'nde (AÖS) kalan bazı öğrencilerin odalarını demir çubuklarla basarak, 2'si ağır 10 öğrenciyi yaraladı. Demir çubuk ve satırlarla gerçekleştirilen saldırının ardından yaralanan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Abdullatif Gümüşgöz ile Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Sedat Yıldız, Çapa Tıp Fakültesi Acil Bölümü'ne kaldırılırken, olay sonrasında 32 kişinin polis tarafından gözaltına alındığı belirtildi.

Ağrı Patnos Kerem Şahin İlköğretim Okulu Müdürü Ergin Sökmez hakkında, fakir çocuklara dağıtılan önlükten almak isteyen birinci sınıf öğrencisi Songül Pilgi'yi döverek ayağını kırdığı iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

Çukurova Üniversitesi Rektörlük Disiplin Kurulu, "Üniversitemi İstiyorum" adlı kampanyanın afişlerini kampus içinde asmak ve duyurularını yapmaktan dolayı Hüseyin Süt ve Bilim Solduk adlı öğrenciler hakkında soruşturma başlattı.

Çanakkale Bayramiç'teki ilköğretim okulunda, ödevini yapmayan iki öğrencisini birbirine dövdürdüğü ileri sürülen Vali Ekrem Özsoy İlköğretim Okulu 4/B sınıfı öğretmeni Muhterem Dingin hakkında soruşturma açıldı.

Milletvekilliği döneminde, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi olarak, cezaevindeki tecride ve işkenceye karşı çıkan, ölüm oruçlarının bitirilmesi için mücadele veren Rize eski Milletvekili Prof. Mehmet Bekaroğlu'nun Karadeniz Teknik Üniversitesi'ne dönmek için yaptığı başvuru rektörlük tarafından, "ihtiyaç olmadığı" ve "yasaya uygun olmadığı" gerekçeleriyle reddedildi. Gerekçeleri gerçekçi bulmayan Bekaroğlu ise, olayı Trabzon Bölge İdari Mahkemesi'ne götürdü. Başvuru dilekçesinde, 2547 sayılı yasanın 60/a maddesinin, "Bir süre öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra, Bakanlar Kurulu'na veya yasama organı üyeliğine seçilenler, bu görevlerde geçirdikleri süreler hesaba katılmak ve buna göre aylık dereceleri yükseltilmek... Başvurmaları halinde bu kanun hükümlerine göre ayrıldıkları yükseköğretim kurumuna kadro koşulu aranmaksızın dönerler" şeklinde düzenlendiği hatırlatıldı. Dilekçede, yasanın hükmü açık olmasına rağmen, KTÜ'nün yasaya aykırı davrandığı belirtilerek, emekliye ayrılmış olma gerekçesinin doğru ve yerinde olmadığı ifade edildi. Bekaroğlu'nun görev ile ilişiğini kesme nedeninin yasada belirtildiği gibi olduğuna dikkat çekilen dilekçede, yasanın düzenlenme amacının da Bakanlar Kurulu ve Yasama Organı üyeliğini teşvik etmek olduğu kaydedildi. Dilekçede ayrıca, KTÜ'nün "öğretim görevlisine ihtiyaç olmadığı" gerekçesini de işaret edilerek, bu gerekçenin doğru olmadığı, Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nda şu an hiçbir psikiyatri profesörünün görev yapmadığı bildirildi.

"Emperyalist savaşa hayır" yazılı kokart taktığı için edebiyat öğretmeni tarafından sınıftan çıkartılan Mersin Anadolu Teknik Lisesi öğrencisi 15 yaşındaki Fahriye Ilgaz, kokardını çıkarmamakta ısrar edince, müdür yardımcısına götürülerek hakkında idari işlem başlatmakta tehdit edildi.

Marmara Üniversitesi (MÜ) Göztepe Kampüsü'nde "Savaşa Hayır" pankartı asmak isteyen öğrencilere düzenlenen saldırıda 7 kişi yaralandı.

Muğla'da Fethiye Atatürk İlköğretim Okulu öğrencisi F.D. ödevini yapmadığı gerekçesiyle öğretmeni Y.K.tarafından cetvelle dövüldü. Hastaneye kaldırılan ve diline dikiş atılan F.D.'ye 10 gün rapor verilirken öğretmen hakkında soruşturma açıldı .

Hatay'da Narlıca Cumhuriyet İlköğretim Okulu öğrencileri, katkı payı ödemedikleri için okula alınmadıkları gerekçesiyle okul yöneticilerini Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayet etti. Okula müfettiş gönderilerek soruşturma başlatıldı.

Edirne Trakya Üniversitesi'nde (TÜ), 17 Aralık 2002 tarihinde YÖK karşıtı eylem yaparak, huzur ve asayişi bozdukları iddiasıyla 50 öğrenciye disiplin cezası verildi. Disiplin kurulunca alınan ve 24 mart 2003 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan cezalara göre; 8 öğrenci 1'er ay, 3 öğrenci de 1'er hafta okuldan uzaklaştırıldı. Karara göre, 33 öğrenci kınama, 6 öğrenci ise uyarı cezası aldı.

Eskişehir Gazi Lisesi öğrencilerinin, ABD'nin Irak'a başlattığı savaşı protesto etmesine sivil polisler ve okul yönetimi tarafından izin verilmedi.

Sakarya Üniversitesi'nde Nevruz'u kutlamak üzere Merkez Kampusü bahçesinde 19 Mart 2003 tarihinde bir araya gelerek halay çeken öğrencilerden 10'u gözaltına alındı.

Halepçe katliamının yıldönümü nedeniyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde yapılmak istenen eylem jandarma tarafından engellendi.

Sakarya Üniversitesi'nde gösteri yapan 15 kişi gözaltına alındı.

Adana Çukurova Üniversitesi'nde dersleri boykot ederek, savaş karşıtı gösteri düzenleyen öğrencilerden 11'i gözaltına alındı.

Bursa'da ders boykotu yapan Uludağ Üniversitesi öğrencilerinin basın açıklaması yapmasına izin verilmedi.

Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesi öğrencileri 21 Mart 2003 tarihinde şenlikleri boykot ettiler. Boykot çağrısında bulunan Gonca Erol, 9-10 kişilik sivil polis tarafından tartaklandı.

Trakya Üniversitesi Rektörlüğü, Eğitim ve Bilim Topluluğu tarafından düzenlenecek olan "Irak Savaşı ve Sonrası" konulu panele "Devletin çıkarlarına ters düşecek, savaş karşıtı bir etkinliğe dönüşebilecek bir çalışmaya izin verilmeyeceği" gerekçesiyle izin verilmedi.

Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi öğrencileri, yaptıkları açıklamada, 13 öğrencinin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitinginde gözaltına alındığını, arkadaşlarının serbest bırakılmasını isteyen öğrencilerin de dövüldüğünü belirttiler.

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILAR/SALDIRILAR

İstanbul'da EMEP Kadıköy İlçe Yöneticisi Devrim Koçlan ve üye Memet Alşan, Kayışdağı İETT Anadolu Garajı'nda Emeğe Sesleniş bültenini dağıtmak isterlerken İçerenköy Polis Karakolunda gözaltına alındılar.

Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği üyeleri İstiklal Caddesi'nde 'savaşla ilgili olarak kurdukları anket sandığını kaldırmayan grup ile polis arasında gerginlik yaşandı; biri kadın üç eylemci gözaltına alındı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şube Sekreteri İsmail Akbulut, "KADEK'i övdüğü" iddiasıyla tutuklandı. Soruşturma çerçevesinde, Şube Başkanı Naif Kayacan ile Yönetim Kurulu üyeleri Necdet Korkmaz, Vahit Şahinoğlu ve Mehmet Budakbeyoğlu'nun da ifade vereceği öğrenildi.

24 Şubat 2003 tarihinde İstanbul Sarıgazi'de savaş karşıtı gösteride gözaltına alınan 10 kişiden 5'i "PKK'ya yardım ve yataklık yapmak" iddiasıyla tutuklandı. Emek Gençliği'nden 16 yaşındaki E.S., Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'ne; EMEP üyesi Şener Doğan, Kaldıraç dergisi okurları Hasan Onay ve Hüseyin Onay ile Atılım gazetesi okuru Seçkin Güvercin ise Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderildi.

EMEP Ümraniye İlçe Örgütü ve Halkevleri'nin düzenlediği ortak basın açıklaması yapan 100 kişi, jandarma tarafından engellendi, aralarında EMEP yöneticilerinin de olduğu 9 kişi gözaltına alındı.

Tunceli'de 21 Mart 2002 tarihinde Nevruz kutlamalarına katıldığı gerekçesiyle, siyasi parti ve sendika yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 15 kişi (HADEP Genel Merkez Yöneticisi Ayşe Gökhan, HADEP İl Başkanı Ali Can Önlü, HADEP İl Genel Meclis Üyesi İbrahim Halil Ateş, HADEP Tunceli İl Yöneticileri Hıdır Aytaç, Deniz Taçyıldız, HADEP Merkez İlçe Başkanı Hakkı Kalan, EMEP Merkez İlçe Başkanı Murat Üldes, EMEP Gençliği Üyeleri Gökhan Gündoğan, Gökhan Yılmaz, ÖDP İl Başkanı Yusuf Cengiz, Tunceli Barosu Başkanı Hüseyin Aygün, Tunceli Kültür Sanat ve Dayanışma Derneği Başkanı Ekber Kaya, Tek Gıda-İş Genel Sekreteri Seyit Aslan, Genel-İş Sendikası Şube Başkanı Hasan Çiçek, Enerji Yapı Yol-Sen Elazığ Şube Yönetim Kurulu Üyesi Metin Turan) hakkında TCK 159/1 ve TCK 312/1 maddesi uyarınca "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farkı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" iddiasıyla Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

İstiklal Caddesi'nde ABD'nin Irak'a olası müdahalesini protesto eden Temel Hak ve Özgürlükler Derneği üyesi 4 kişi polis tarafından gözaltına alındı.

DEHAP Kartal İlçe Merkezi önünde "savaşa hayır" eylemi yapan gruba müdahale eden polis, 12 kişiyi gözaltına aldı.

Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu'nun 26 Ocak günü Beyazıt Meydanı'nda düzenlediği savaş karşıtı basın açıklaması nedeniyle aralarında Tayfun Mater, Sami Evren, Süleyman Çelebi, Mehmet Ali Alabora ve Ceylan Özerengin'in de bulunduğu yaklaşık 50 kişi hakkında soruşturma açıldı.

Van Kadın Platformu tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Vali Mahmut Yılbaş Stadyumu'nda düzenlenen etkinliğin ardından stadyumdan ayrılmak isteyen DEHAP Van İl Yöneticisi Zeynep Boğa, arandığı gerekçesiyle JİTEM elemanları tarafından gözaltına alındı.

Mardin Kadın Platformu üyesi bir grubun, Cumhuriyet Meydanı'nda izinsiz savaş karşıtı basın açıklamasına polis izin vermedi.

Diyarbakır'da HADEP ve DEHAP'ı ziyaret eden Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu'na (KESK) bağlı sendika şube başkanları hakkında soruşturma başlatıldı.

Greenpeace üyeleri ile bir grup EMEP'li Hatay'ın İskenderun Limanı'nda savaş karşıtı gösteri yaptı. Protestolara müdahale eden polis, 16 eylemciyi gözaltına aldı.

Ankara'dan yola çıkan TMMOB, KESK, DİSK, TTB yönetici ve temsilcilerden oluşan "Barış Kervanı", Şırnak'ın Silopi İlçesi'ne sokulmadı. Gruba müdahale eden polis 10'u aşkın kişiyi gözaltına aldı.

İstanbul'da Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararı verdiği Halkın Demokrasi Partisi'nin (HADEP), kararı protesto etmek için il binası önünde yapmak istediği basın açıklamasına izin vermeyen polis, binaya girmek isteyen 24 kişiyi gözaltına aldı.

Muş'un Bulanık ilçesinde "Savaşa hayır" demek için yapılan kitlesel basın açıklamasına katıldıkları gerekçesiyle 4 KESK üyesi hakkında soruşturma başlatıldı.

İstanbul'da, 16 Mart ve Halepçe olaylarının yıldönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninin ardından yürüyüşe geçen gruba müdahale eden polis, 2'si kadın 26 kişiyi gözlem altına aldı.

Balıkesir'in Ayvalık İlçesi'ne bağlı Altınova Beldesi'nde, yaklaşık elli kişilik bir grup, DEHAP belde binasına taş ve sopalarla saldırdı. Altınova Belde Başkanı Abdurrahman Akın, saldırının 14 Mart 2003 günü, Altınova Lisesi'ndeki ülkücü öğrenciler ile Kürt öğrenciler arasında yaşanan bir kavganın sonrasında gerçekleştiğini iddia etti.

Halepçe Katliamı'nı kınamak amacıyla, Habur Sınır Kapısı'nda basın açıklaması yapmak üzere Diyarbakır'dan yola çıkan DEHAP Genel Başkanı Mehmet Abbasoğlu'nun da içinde bulunduğu DEHAP heyeti, Şırnak İl Sınırı'nda 2 saat durdurulduktan ve kimlik kontrolleri yapıldıktan sonra Habur'a geçebildi. Heyetten Yenişehir Belediye Başkan Yardımcısı Ali Yalçınkaya, arandığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

Diyarbakır Demokrasi Platformu'nun Koşuyolu Parkı'nda Halepçe katliamını kınamak amacıyla yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahalesi sonucunda çıkan arbede sırasında 1 kişi hafif şekilde yaralanırken, kapatılan HADEP Merkez İlçe Başkanı Ali Erdemirci, Merkez İlçe Yöneticisi Mehmet Uçaş ve HADEP İl Yöneticisi Mecit Tekin gözaltına alındı.

İHD Bingöl Şubesinin Dörtyol Parkı'nda yapmak istediği açıklamaya polis izin vermedi.

Hükümeti ve ABD'yi protesto etmek için Ak Parti Bağcılar ilçe binası önünde basın açıklaması yapmak isteyen gençlerden 7 kişi gözaltına alındı.

Şanlıurfa'da, KESK tarafından DSİ 15. Bölge Müdürlüğü'nde düzenlenmesi planlanan "Barış ve Kadın" konulu panele, güvenlik gerekçesiyle izin verilmedi.

HADEP'in Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla ilgili parti binasında basın toplantısı düzenlemek isteyen DEHAP Kars İl Başkanı Mahmut Boşnak "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla tutuklanarak, cezaevine gönderildi.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Edirne Şubesi'nin ilköğretim okulları arasında düzenleyeceği "Barışı Savunmak" adlı şiir ve kompozisyon yarışması, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından uygun bulunmayarak reddedildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının yeninden yargılama nedeni sayılmasının ardından, 1993'te kapatılan Halkın Emek Partisi (HEP) ve Özgürlük ve Demokrasi partisi (ÖZDEP), Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. 18 Mart 2003 günü yapılan toplantıda değerlendirilen başvuru ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, gazetecilere yaptığı açıklamada, talebin davada iddia makamı olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'ndan görüş aldıktan sonra karara bağlanacağını söyledi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, Türkiye Özürlüsüyle Mutludur Partisi, Türkiye Adalet Partisi, Adalet partisi, Büyük Adalet Partisi, Anayol Partisi ve Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin arka arkaya yapılan iki milletvekili genel seçimine katılmadıkları gerekçesiyle kapatılmaları talebiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı.

Eski cezaevi yanı veya uygun görülen bir yerde izin verilmesi için Bitlis Valiliği'ne başvuran DEHAP'a 21 Mart 2003 günü alternatif gösteri yapılmayacağı, yapmakta ısrar edenler hakkında yasal işlem uygulanacağı bildirildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü, Nevruz Bayramı nedeniyle 39 ilde 44 yasal, 16 yasadışı gösteri yapıldığını açıkladı. Gösterilerde, Diyarbakır, Bingöl ve Van'da 77; Çanakkale'nin Biga ilçesinde de 36 kişinin polis tarafından gözaltına alındığı belirtildi.

Halkevleri üyeleri, Ak Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı binasına pankart asan ve savaş karşıtı slogan atan 7 eylemci gözaltına alındı.

Taksim Meydanı'nda, yetki tezkeresini protesto eden bir grup TKP'li gözaltına alındı.

Antalya'da Ak Parti il binası önünde Emek Platformu tarafından 19 Mart günü öğlen saatlerinde düzenlenen savaş karşıtı eyleme güvenlik güçleri müdahale etti.

DEHAP Batman İl Örgütü tarafından tecrit ve savaş karşıtı oturma eyleminde 4 kişi gözaltına alındığı ve eylemi izleyen Azadiya Welat gazetesi muhabiri Mahmut Akıl'ın da tehdit edildiği bildirildi.

İstanbul Beyazıt'da Cuma namazı sonrası ABD'yi protesto etmek için toplanan gruptan çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Siirt'te 5 ayrı mahallede yapılmak istenen etkinlikler, polis tarafından engellendi.

Bingöl'de bulunan 12 kişilik Fransız ve İtalyan heyetinin belediye binası ile Sarıoğlu Oteli'nden ayrılmalarına izin verilmedi.

Sakarya DEHAP İl Örgütü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Nevruz kutlamaları için Sakarya Valiliğine yapılan başvurunun inandırıcı bir gerekçe gösterilmeden reddedildiği belirtildi.

Ankara'da Ak Parti Çankaya İlçe Başkanlığı kimliği belirsiz kişilerce basıldı. Olayda yaralanan çaycı Ramazan Belgi tedavi altına alındı.

Mardin Kadın Platformu'nun küçük yaşta tecavüze uğrayan N.Ç'nin davası ile ilgili Mardin Adliyesi önünde yapmak istediği basın açıklamasına izin verilmedi.

DEHAP Batman İl Örgütü'nün düzenlediği 'tecrit ve savaş karşıtı' basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle 24 kişi, Batman Savcılığı'na ifade verdi.

Tarım Orkam-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Hasan Atsız'ın maaşının yüzde 50'si, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Demokratik Halk Partisinin seçim mitingine katıldığı gerekçesiyle Diyarbakır Valiliği İl Disiplin Kurulu tarafından kesildi.

İnsan Hakları Derneği Bingöl Şube Başkanı Rıdvan Kızgın, Bingöl'de hukuk dışı uygulamaların ve keyfi tutumların toplumsal barışı bozacak düzeye ulaştığını belirterek, 'Bu durumun yarattığı gerginlik, yaratılan baskı ve yasakçı ortam, devlet-halk ilişkilerinin bozulmasına neden olmaktadır' dedi. Kızgın, şöyle devam etti: '2003 yılının ilk 3 ayında birçok etkinliğimiz yasaklanmış ve engellenmiştir. Çocuk hakları ve çevre konulu resim kompozisyon yarışmamız, Halepçe Kaliamı'nın yıldönümünde yapmak istediğimiz basın açıklaması ve Nevruz Bayramı'na izin verilmemiştir. Bunun yanı sıra: İHD, DEHAP ve kapatılan HADEP binalarının önünde güvenlik güçleri tarafından ablukaların kurulması ve güvenlik güçlerinin yoğun olarak bulunması ile örgütlenme çalışmaları engellenmektedir'.

KAPATILAN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ

Mersin Valiliği, 18 Şubatta DİSK'e bağlı Emekli-Sen Genel Merkezine gönderdiği tebligatla, "yasal dayanağı olmadığı" iddiasıyla Emekli-Sen Mersin Şubesi ile Tarsus Temsilciliğini kapattı.

Nazım Kültürevi'nin İstanbul Beyoğlu'ndaki merkezi 8 Mart günü saat 18:00'de mühürlendi.

Anayasa Mahkemesi, Halkın Demokrasi Partisi'ni (HADEP) PKK'ya yardım ve destek sağlayarak ülke bütünlüğüne aykırı fiillerin odağı haline geldiği gerekçesiyle kapattı. HADEP eski Genel Başkanı Murat Bozlak'ın da aralarında bulunduğu 46 parti üyesine de 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER

Edirne'de Meriç nehri kıyısında İranlı Mohammed Reza Nowzari'ye (27) ait olduğu tespit edilen bir ceset bulundu.

Antalya'nın Alanya ilçesi Demirtaş beldesi yakınlarında, "Doğu Karadeniz-1" adlı teknede aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 194 kaçak yolcu yakalandı.

Çürümeye yüz tutmuş kaçak İtalya yolcusu dolu tekne, Gazipaşa açıklarında batma tehlikesi geçirdi. 16'sı kadın, 25'i çocuk 197 kaçak son anda kurtarıldı.

İzmir'in Dikili ilçesi Salihler köyünde, Yunanistan'a gitmek isteyen 14 göçmen gözaltına alındı.

Edirne'de bir süre önce yakalanan 49 Iraklı göçmen, Şırnak'ın Silopi İlçesi yakınlarındaki Habur Sınır Kapısı'ndan Irak'a gönderildi.

İzmir'in Torbalı ilçesinde, yasadışı yollardan yurtdışına gitmek isteyen 2 Pakistan, 2 Bangladeş, 1 Sri Lanka, 1 Hindistan ve 23 Çin vatandaşı olmak üzere toplam 29 kişi yakalandı.

Edirne'de jandarma ve sınır devriye ekipleri tarafından, İpsala ve Avarız köyünde yasadışı yollardan Yunanistan'a gitmek isteyen Somali, Tanzanya ve Fas vatandaşı toplam 20 yabancı uyruklu ele geçirildi.

Van'da Bebleşin Köyü yakınlarında Cumhur Aybar yönetimindeki otomobilde, yurda kaçak giriş yapan 3 İran uyruklu yakalandı. Operasyonlarda yurda kaçak yollarla giriş yapan 9 İran uyruklu ele geçirildi.

Edirne Uzuköprü yolu üzerinde kaçak olarak Türkiye'ye giren ve Yunanistan'a gitmek isteyen 22 Pakistan vatandaşı yakalandı.

Edirne İpsala'ya bağlı Sarıcaali ve Ahırköy'de sınır devriyelerince, Yunanistan'a kaçak olarak gitmek isteyen 6'sı Afganistan, 2'si Filistin, 1'i Irak ve 1'i Hindistan uyruklu 10 kişi, Kapıkule'de ise İran uyruklu 9 kişi yakalandı.

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

ÖLENLER: Aydın'ın Söke ilçesindeki bir maden ocağında meydana gelen göçükte göçük altında kalan Mustafa Balta; Kayseri Organize Sanayii'nde Isısan firmasında çalışan ve üzerine yakıt tankı düşen İbrahim Göknar (29); Edirne'de Uzunköprü ilçesindeki bir maden ocağında, halat kopması nedeniyle hareket eden vagonların arasında kalan Şahin Kurt (42); Elazığ'ın Maden ilçesinde bulunan Broner Şirketi'ne ait bakır işletmesinde, iş makinesiyle hurdaları sökmeye çalışırken yıkılan duvarın altında kalan araç sürücüsü Şaban Türkmen; İstanbul Güngören'de, Sancaktepe Mahallesi Mine Sokak'taki iplik ve kumaş örme işi yapan Selvi Örme Limited Şirketi'nde çalışan ve çalışır haldeki iplik dokuma makinesine sıkışan Murat Selvi (26); Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) maden ocağında, metan gazından zehirlenen 6 işçiden 1'i; Manisa'da Tevfik Emre'ye ait inşaat halindeki apartmanın dış cephesini boyarken elektrik akımına kapılan Yurdal Beşe (26); Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde, Afşin-Elbistan Termik Santralı (B) ünitesi inşaatında çalışan Ahmet Çimen (40) yaşamını yitirdi.

İŞTEN ATILANLAR: Sivas Kangal'da Cevher-İş Sendikası'nın örgütlü olduğu, Koç Grubu'na ait Demir Export kömür madeni işletmelerinde çalışan 50'ye yakın işçi; Eskişehir SSK Bölge Hastanesi ile Devlet Hastanesi'nin koruma dernekleri tarafından, hastanelerde çalıştırılmak için işe alınan toplam 97 işçi; Kıraç'ta bulunan ve 500 kişinin çalıştığı Bıçakçılar Tıbbi Malzemeler Fabrikası'ndan 135 işçi; Haramidere'de bulunan Baycan Sakız Fabrikası'ndan 100'ün üzerinde işçi; 70 kişinin çalıştığı Fay Kilit Fabrikasında 30 işçi; Kilim Mensucat'tan 100 kişi; Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Arçelik'e ait bulaşık makinesi fabrikasından 50 işçi; İstanbul'da BEKO'da 45'i plastik, 10'u test, ayar ve dizgi, 5 işçi de depo bölümünden olmak üzere 60 işçi; Amerika Şanlıurfa-Mardin yolu üzerinde bulunan bir iplik fabrikasını 250 bin dolara kiralanmasının ardından burada çalışan 180 işçi; İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde "verimsiz" oldukları gerekçesiyle 25 işçi; Kartal'da kurulu Delta Deri fabrikasında, İş Güvencesi Yasası ve savaş bahanesiyle 50 işçi; Ankara'nın Elmadağ ilçesinde Baştaş Çimento Fabrikası'nda 17 ve Roket-San'da 65 olmak üzere 82 işçi; Ankara'nın Hasanoğlan ilçesinde kurulu Yataş Fabrikası'nda İş Güvencesi Yasası'nın yürürlük tarihi olan 15 Mart'tan bir gün önce Öz İplik-İş üyesi 6 işçi; yine Öz İplik-İş'in örgütlü olduğu İzmir Kula Mensucat'ta çalışan yaklaşık 125 işçi; Van'da ABD'nin Mardin Sanayi Bölgesi'ndeki fabrikaları kiralamasının ardından yaklaşık 300 işçi; Bursa'nın Yıldırım İlçesi Belediyesi'nin sağlık ocağında çalışan Dr. Cüneyt Yardımcı ile Dr. Taylan İnal işten atıldı.

**********************

SAĞLIK

Adapazarı'nda 40 gün önce termosifon patlaması sonucu vücudu yanan ve ailesinin ekonomik durumu iyi olmadığı için tedavisi yarım bırakılan 4 yaşındaki Betül Salmanlı öldü.

YARGI HABERLERİ

Diyarbakır 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkındaki Adli Sicil Kaydının Silinmesi ve verilen hükmün kaldırılmasıyla ilgili talebi 312. maddede yapılan değişikliğin halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek suçunu, suç olmaktan çıkarmadığını, unsurları yeniden düzenlediğini gerekçe göstererek, değişikliğin, cezası infaz edilenlerle ilgili olduğunu ve Erbakan'ın da cezasının infaz edilmemesi nedeniyle son durumun kendisini kapsamadığı gerekçesiyle reddetti.

Dr. Necip Hablemitoğlu'nun yazdığı bir kitaba dayanılarak açılan 15 sanıklı Alman Vakıfları davasında beraat kararı çıktı. Savcı Nuh Mete Yüksel'in DGM'deki görevinden alındığı gün açtığı davanın Ankara 1 No'lu DGM'deki karar duruşmasına, sanıklardan Konrad Adenauer Vakfı Türkiye Temsilcisi Wulf Schonbohm ve yardımcısı ile Figen Uğur, Claus Schönig, eski İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, Bergama köylülerini temsilen Oktay Konyar, İzmir Barosu avukatlarından Senih Özay ile avukatları katıldı. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanıkların casusluk yaptıklarına dair somut bir kanıt bulunmadığı belirtilerek beraatları kararlaştırıldı.

Tunceli'nin Sütlüce nahiyesine bağlı Suvat köyünde evi yakılan Mümin Yıldırım, keşif yapılması talebiyle Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Yıldırım'ın başvurusunu değerlendiren savcılık ise, keşif için köyün hemen yukarısında bulunan karakola yazı yazdı. Ancak, keşif yapması için yazı yazılan karakolun evi yaktığından şüpheleniliyor. Köylüler, "Ayak izlerini takip edin. İzler hangi yöne gidiyorsa yangını da onlar çıkartmıştır" diyorlar. "Ayak izleri hangi yöne gidiyor" sorusuna köylüler net yanıt veriyor; "Köyün 1.5 km üstünde kurulu karakola..." Mümin Yıldırım, evinin yandığı gün karakola gitmiş, komutana; "Siz buradan evi yakanları ve yangını nasıl görmediniz" diye sormuş. Karakol komutanı ise "görmedik" demiş. "Onlar tabi ki biz görmedik diyecekler. Çünkü kendilerinin yaptığı bir iş" diyen Yıldırım, keşif için şüphelenilen karakola yazı gönderilmesine tepki gösterdi. Mümin Yıldırım, "O yazı karakola gidene kadar ayak izleri ve diğer delilleri kaybolur" dedi.

Ağrı Doğubeyazıt İlçe Kapalı Cezaevi'nde bulunan 3 tutuklu, cezaevi idaresinin talep ettiği 150'şer milyon lirayı karşılamadığı için, Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülen duruşmaya çıkarılmadı. 20 Ocak 2003'te "KADEK'e yardım ve yataklık" ettikleri gerekçesiyle tutuklanarak Doğubeyazıt Kapalı Cezaevi'ne konulan DEHAP Doğubeyazıt Gençlik Kolları üyeleri Nuri Çelik, Seyat Cengiz ve Feridun İşçimen, mahkemeye götürülmüyor. Ödenek olmadığı gerekçe gösteren cezaevi yönetimi, 11 Mart'ta Erzurum DGM'de görülen duruşma öncesinde tutuklulara, "Ailelerinize söyleyin Erzurum'a gidiş masrafı olarak toplam 450 milyonu versinler, sizi mahkemeye götürelim" dedi. Ancak ailelerin bu parayı sağlayamaması nedeniyle tutuklular ilk duruşmaya çıkarılmadı. Cezaevi idaresi, tutuklulara bir sonraki duruşmaya da ancak ödeneğin gelemsi durumunda götürülebileceklerini bildirdi.

HADEP Sason İlçe Kongresi'nin miting havasında geçmesi, Kürtçe türküler söylenmesi, saygı duruşunun "vatan şehitleri" için değil "demokrasi şehitleri" için yapılması gibi gerekçelerle yöneticiler Aydın Üneşi ve İlyas Tiryaki'ye yasanın alt sınırı 6 ay olmasına karşın 2 yıl hapis cezası verildi. Hakim Murat Koper, lehe olan hiçbir indirimi uygulamadı. Hakim, Aydın Üneşi'nin Kürtçe konuşma yaparak Siyasi Partiler Kanunu'nda yasak sayılan "Türkçe'den başka bir dille konuşma" yaptığını, azınlık yaratmaya yönelik eylem ve davranışlar içinde olduğunu belirtti. hakim bu nedenle Siyasi Partiler Kanunu'nun 117'inci maddesindeki cezanın alt sınırı olan 6 ay değil, 2 yıl hapis cezası verdi. Hakim Murat Koper, HADEP'li İlyas Tiryaki'ye de 2 yıl ceza verdi. Koper, buna gerekçe olarak da, Tiryaki'nin, Kürtçe konuşmalara izin verdiği, devletin milletiyle olan bütünlüğünü bozmaya, toplumsal huzur ve barışı zedelemeye, azınlık yaratmaya, suni provokasyonlar geliştirmeye çalıştığını yazdı. Hakim Murat Koper, kararında ayrıca, dönemin Batman Belediye Başkanı Abdullah Akın, HADEP Batman İl Başkanı Murat Ceylan, Petrol-İş Sendikası Şube Başkanı Nimetullah Sözen, HADEP Batman Kadın Kolları Başkanı Nuran İmir hakkında "bölücülük propagandası" yaptığı iddiasıyla Diyarbakır DGM Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AKP'nin kapatılması yerine Hazine yardımından yoksun bırakılmasını talep ettiğini bildirdi. Kanadoğlu, 25 mart Salı günü AKP ve TKP'nin kapatılmaları istemiyle açtığı davalar kapsamında, Anayasa Mahkemesi heyetine sözlü açıklamalarda bulundu. Anayasa Mahkemesi'nden ayrılırken, 'Siyasi Partiler Yasası' (SPY)'nen 104. maddesinin ihtarın gereğini yerine getirmeyen siyasi partiler hakkında kapatma davası açılmayacağı, bunu yerine Hazine yardımından yoksun bırakılacağı yönünde değiştirildiğini anımsatan bir gazeteciye Kanadoğlu, 'Kapatma davasının konusu kalmadığı için, bundan sonra uygulanacak yaptırım, lehe kanunun uygulanmasıdır. Elbette ki artık kapatma bahse konu değildir. Onun yerine, devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakma cezası gelmiştir' yanıtını verdi. Başsavcı Kanadoğlu, TKP hakkındaki kapatma davasına ilişkin sözlü açıklamasında esas hakkındaki görüşlerini tekrarladığını bildirdi. Kanadoğlu, esas hakkındaki görüşünde, SPY'nin parti adlarını düzenleyen 96/son maddesinde yer alan 'komünist' sözcüğünün iptali durumunda dava konusu kalmayacağından, parti hakkındaki kapatma davasının reddine karar verilmesini talep etti.

Kürtçe'nin seçmeli ders olması için, dilekçe verdikleri için 'PKK'ya yardım ve yataklık' suçlamasıyla tutuksuz yargılanan 28 öğrenci beraat etti. İstanbul 3 No'lu DGM'deki duruşmayı karara bağlayan mahkeme 28 sanık hakkında suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek beraat kararı verdi.

'Savaşa ve tecride hayır' başlıklı metinleri Adalet ve İçişleri bakanlıklarına faksladıkları için 'izinsiz gösteri yapmaktan' yargılanan 55 kişi beraat etti.

Yargıtay, ismini özgürce seçmek ve onurla taşımanın temel bir kişilik hakkı olduğuna vurgu yaparak, milli kültüre, ahlak kurallarına, örf ve âdete uygun düşmeyen nitelikte de olsa nüfus kütüğüne kaydedilen bir ismin iptali istemiyle dava açılamayacağını açıkladı. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin konuya ilişkin kararına konu davada baba, 23 Eylül 2001'de doğan kızına 'Helin' ismini koymak istedi. İsmin değiştirilmesini isteyen nüfus müdürlüğü, babanın ısrarı üzerine nüfusa kaydetti. Müdürlük, 14 Şubat 2002'de durumu Kurtalan Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirdi. Başsavcılık, 1587 sayılı Yasanın 16/4. maddesi gereğince 'Helin' isminin iptal edilmesi istemiyle dava açtı. Yerel mahkeme, konunun idari nitelikte olduğu görüşüyle 'görevsizlik' kararı verdi. Nüfus Müdürlüğü'nün kararı temyiz etmesi üzerine konuyu inceleyen Yargıtay 18.Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin 'görevsizlik kararını' bozdu ve davanın reddedilmesi gerektiğine karar verdi. Nüfus Yasası'nda 'ismin iptali' istemiyle dava açılabileceğine ilişkin bir hükmün yer almadığı kaydedilen kararda, savcının, ancak ismin düzeltilmesi ya da değiştirilmesi için dava açılabileceği hatırlatıldı. Nüfus kütüğüne tescil edilmiş bir ismin 'milli kültüre, ahlak kurallarına, örf ve adete uygun düşmeyen' nitelikte de olsa iptali istemiyle dava açılamayacağı vurgulanan kararda, davanın mutlaka reddedilmesi gerektiği bildirildi. Nüfus kütüğüne tescil edilmiş bir ismin iptalinin kişiyi isimsiz bırakma ve Anayasa ile güvence altına alınan temel kişilik hakkına saldırı sonucu doğuracağı vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi: 'İsim, kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. Kendine özgü kişiliği ve öz varlığı olan her birey başkalarından ismiyle ayırt edilir. Toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki her kişinin bir ismi olması zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk, kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan ismini özgürce seçmesi ve onurla taşıması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır.

ABD vatandaşı olan ve 16 yıldır New York'ta yaşayan Mustafa Coşkun, Cumhurbaşkanlığı, MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Sarıkamış Adliyesi ve askerlik şubesine gönderilen, 'Bölücü örgüte para yardımı yapıyor.' şeklindeki sekiz ayrı e-posta nedeniyle tutuklandı. Coşkun hakkında 'Örgüte yardım, yataklık' suçundan beş yıl hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede e-postalardaki suçlamalar dayanak yapılırken, ihbarı yapanların kimliğinin saptanamadığı da belirtildi. 39 yaşındaki Coşkun 1987'de daha önce ABD'ye giden akrabalarının yardımıyla New York'a gitti. Bu arada 'Garden of Eden' isimli bir market açan Coşkun, çifte vatandaşlık hakkı kazanarak yaşamını bu kentte sürdürdü. Zaman zaman Sarıkamış'taki ailesini ziyaret eden Coşkun, iki hafta önce de amcasının ölüm haberi üzerine memlekete geldi. Ancak kendisini kötü bir sürpriz daha bekliyordu. Eve gelen polislerce, evdekilerin şaşkın bakışları altında gözaltına alındı. Sarıkamış Emniyeti'ne götürülen Coşkun, 'PKK/KADEK örgütüne yardım ve yataklık' ettiği yönündeki suçlamayı burada öğrendi. Suçlamaları reddeden Coşkun, sorgusunun ardından Sarıkamış Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarıldı ve 19 mart 2003'te tutuklanarak cezaevine konuldu. Bundan bir hafta sonra Erzurum DGM, Coşkun hakkında 'örgüte yardım ve yataklık' suçundan beş yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. DGM Savcılığı'nın hazırladığı iddianamede, Coşkun'un suçlanmasına delil olarak Cumhur Başkanlığı genel Sekreterliği, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, MİT, Sarıkamış Adliyesi ve askerlik şubesine gönderilen e-postalar gösterildi. Üç sayfalık iddianamede e-postalarda, Coşkun'un PKK'nın ABD'deki eylemlerini organize ettiği, para yardımı yaptığı öne sürüldü. Aynı iletilerde, Coşkun'un New York'taki marketinin 'Garden of Eden' (Cennet Bahçesi) olan adının, kurulmak istenen Kürt devletinin 'ütopik' ismi olduğu da iddia edildi. DGM'ye Emniyet Genel Müdürlüğü'nden gönderilen yazıda bu iddialar yenilendi. İddianamede, ileti gönderen kişilerin isimleri yer alırken, açık kimliklerinin tespit edilemediği de vurgulandı. Coşkun'un avukatı Ayhan Erkmen ise müvekkilinin saygın bir işadamı olduğunu belirterek,'Ortada açık kimliği belli olmayan kişilerce gönderilmiş e-postalar var. İsimler sahte olabilir. Davanın tek dayanağı bu. Bu çok tehlikeli bir durum. Kızdığınız, intikam almak istediğiniz kişinin hayatını bu yöntemle karartabilirsiniz. Yargı buna izin vermemeli. Suçlamaları müvekkilimin işten çıkarttığı bir kişinin yapmış olabileceğinden şüpheleniyoruz' dedi.

AİHM

Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde 4 yıl önce "kaçak oldukları" iddiasıyla el konulduktan sonra yediemin sıfatıyla teslim edildikleri koruculardan bir daha geri alınamayan 740 koyunun sahibi 2 tüccar, zararlarının tanzim edilmesi için AİHM'e başvurdu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yazar Yaşar Kemal'in ve çalıştığı yayınevinin açtığı iki ayrı davada Türkiye'yi haksız buldu. AİHM, İstanbul'da faaliyet gösteren "C.S.Y." adlı yayınevinin ve Yaşar Kemal Gökçeli'nin açtıkları iki davayla ilgili olarak Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı. Strasbourg mahkemesi, Yaşar Kemal'in adil yargılanma hakkıyla ilgili AİHS'nin 6. maddesinin ihlal edildiği yolundaki şikayetini ise kabul etmedi. AİHM, başvurular ile ilgili olarak maddi tazminat kararı almadı, ancak Türkiye'nin, başvuruyu yapan yayınevine mahkeme masrafı olan 1500 euroyu ödemesini kararlaştırdı.

Tunceli'nin Ovacık ilçesine bağlı beş köyün yakılarak boşaltılmasına ilişkin başvuruları değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hükümete ve mağdurlara "dostane çözüm" önersinde bulundu. Karaoğlan, Şahverdi, Çayüstü, Aktaş ve Büyükköylü köyleri 1994 yılında yakılmış, köylüler ise zorla göç ettirilmişti. Bunun üzerine köylüler zararlarının tazmini için Tunceli Valiliği'ne, OHAL Valiliği'ne ve İçişleri Bakanlığı'na başvurmuştu. Bu kurumların yaşanan soruna ilgisiz kalması üzerine avukatlar AİHM'e başvurmuştu. Dosya üzerindeki araştırmalarını bitirme aşamasına getiren AİHM, Türkiye'de köy yakma ve boşaltma olaylarına ilişkin etkin iç hukuk yolunun bulunmadığını belirterek mağdurların uğradığı maddi ve manevi zararlarının tespitini istedi. Zararların tespiti için Türkiye hükümetine mart ayı sonuna kadar süre veren AİHM, bu miktarın kendisine bildirilmesini istedi. Konuya ilişkin olarak gazetemize açıklama yapan Avukat Kenan Çetin, "Bu olay bölgede 'düşük' yoğunluklu olarak yaşandığı iddia edilen savaşın, bölge insanı üzerindeki etkisinin AİHM'deki yansımasıdır. Bölgede yeniden yaşanacak savaşın, benzer hak ihlallerini gündeme getireceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır" dedi.

AİHM, Öcalan'ın adil yargılanmadan ölüm cezasına mahkum edildiği kararına vardı ve yargı sürecinde gerçekleştirilen DGM'lerde askeri hakim değişikliğini yeterli bulmayarak AİHS'nin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, davayı gören Ankara DGM'yi 'bağımsız ve tarafsız olamayan bir mahkeme' olarak değerlendirdi. Gözaltı süresinin uzunluğu sebebiyle AİHS'nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5'inci maddesinin ihlal edildiğine karar veren mahkeme, Öcalan'ın 'en az yedi gün yargıç önüne çıkarılmadan gözaltında tutulduğu'na dikkat çekt. Mahkeme, bu durumun AİHS'nin 5'inci maddesinin 3'üncü fıkrasına aykırı olduğunu belirtti. Karada ayrıca Öcalan'ın gözaltı süresi boyunca tecrit edildiği ve avukatlarına kısıtlamalar getirildiği belirtildi. Öcalan'ın avukatlarının AİHS'nin 7, 8, 9, 10 ve 18. maddelerine dayanarak yaptıkları başvuruları incelemeye gerek görmeyen AİHM, AİHS'nin yaşam hakkına atıfta bulunan 2. maddesiyle ilgili şikayet konusunda ise Türkiye'nin ihlalde bulunmadığına karar verdi. Mahkeme, Öcalan'ın avukatlarının 100 bin Euro tutarındaki masraflarının Türkiye tarafından ödenmesi hükmüne vardı. Avukatlar masraflarının Türkiye tarafından ödenmesi için başvuruda bulunmuşlardı. Türkiye, AİHM'nin, Abdullah Öcalan'ın yargılanmasına ilişkin aldığı kararı Büyük Daire'de temyiz edeceğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: "Mahkemenin mevzuatımızda gerçekleştirilen ve bazı iddialarla doğrudan ilgisi bulunan değişiklikleri ve tarafımızdan yapılan savunmaları yeterince değerlendirmediği gözlenmiştir. Bu açıdan kararın gerekçeleri ve buna bağlı olarak varılan sonuçlar sağlam olmaktan uzaktır. Karar henüz kesin nitelikte değildir. Tarafların üç ay içinde kararı Büyük Daire'de temyiz etme hakları bulunmaktadır. Bu kararın yanlış olarak değerlendirilen unsurları tarafımızca Büyük Daire'de temyiz edilecektir." Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatı Hasip Kaplan da, ihlal edildiği kabul edilmeyen sözleşmenin diğer maddeleri açısından AİHM kararını temyiz edeceklerini açıkladı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının yeninden yargılama nedeni sayılmasının ardından, 1993'te kapatılan Halkın Emek Partisi (HEP) ve Özgürlük ve Demokrasi partisi (ÖZDEP), Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi Heyeti, 18 Mart günkü toplantısında talebi değerlendirdi. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, gazetecilere yaptığı açıklamada, talebin davada iddia makamı olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'ndan görüş aldıktan sonra karara bağlanacağını söyledi. Her iki parti de, 1993'te kapatılmıştı. Bu arada; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, Türkiye Özürlüsüyle Mutludur Partisi, Türkiye Adalet Partisi, Adalet partisi, Büyük Adalet Partisi, Anayol Partisi ve Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin arka arkaya yapılan iki milletvekili genel seçimine katılmadıkları gerekçesiyle kapatılmaları talebiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 24 mart 2003 tarihinde avukatları aracılığıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak, geçmiş dönemde Türkiye aleyhine açmış olduğu davaları geri çekti. Geri çekilen davalar şunlardı: 1-Tayyip Erdoğan'ın, 312. maddeden yasaklandığı 22 mart 1999 tarihli Diyarbakır 3 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi kararı; 2-Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin aynı yöndeki kararı; 3-3 Temmuz 2002 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti'ye ihtar verilmesi ve Recep Tayyip Erdoğan'ın kurucu üye olmayacağına dair kararı; 4-18. Ağustos 2002'de Diyarbakır 4 No'lu DGM'nin Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin değişmesi ve erteleme yasaları nedeniyle vermiş olduğu karara karşı Yargıtay başsavcısı ve Yargıtay 8. Dairesi'nin vermiş olduğu kararlar; 5-Yüksek Seçim Kurulu'nun Tayyip Erdoğan'ın adaylığının reddine ilişkin verdiği karar.

İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI

TBMM Başkanı Bülent Arınç, İskenderun limanından yapılan askeri sevkıyatla ilgili görüntülerin kendisini rahatsız ettiğini belirterek, "Tüylerim diken diken oluyor. Meclis bu konuda her türlü denetim mekanizmalarını çalıştırmalıdır" dedi. Arınç, Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan TBMM bütçesinin görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada, bazı CHP milletvekillerinin TBMM kararına rağmen İskenderun limanından yapılan sevkıyattan duydukları rahatsızlıkları ifade etmeleri üzerine, ilk tezkere ve sonrasındaki uygulamaların Türk milletinde tereddüt yarattığını belirterek, konuyu Anayasa Profesörü Zafer Gören'e incelettirdiğini, net bir durum olmadığını açıkladı.

İşkence davalarında yargılanan polisler, artık 'işkence yoktur' yazılı doktor raporuyla kurtulamayacak. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, güvenlik gerekçesiyle, zanlıyla birlikte muayene odasına giren polisi, kapı dışında bırakacak çalışma başlattı. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, Emniyet'te sorgulanan zanlının ilk muayenesinde verilen 'olumsuz' raporların nedenini araştırdı. Polislerin 'güvenlik' gerekçesiyle zanlıyla birlikte muayene odasına girdiği, doktora veya zanlıya baskı yaptığı yönündeki şikayet ve iddiaları değerlendiren kurum, il sağlık müdürlüğüyle irtibata geçti. Polisi, muayene odalarından uzak tutmak için zanlının güvenliğinin sağlanması konusunda görüş birliğine varıldı. Bunun için de terör, narkotik, organize suçlar şube müdürlüklerinin olduğu Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile Gayrettepe'deki Asayiş Şube Müdürlüğü'nün bulunduğu bölgedeki devlet hastanelerinin, muayene odalarının kapı ve pencerelerine demir parmaklık yapılmasına karar verildi. Böylece polisin, 'Zanlı kaçabilir, ben odada olmalıyım' yönündeki gerekçesi kalkmış olacak. Doktorla zanlı baş başa kalacağı için muayene daha sağlıklı bir ortamda yapılacak. Polis hiçbir bahaneyle muayene odasına giremeyecek. Bu konuda ısrarcı olan polis hakkında yasal işlem yapılacak. Çalışmanın diğer ayağını eğitim oluşturuyor. Raporların eksik hazırlandığını da tespit eden kurum yetkilileri, çözüm için devlet hastanelerindeki 2500 doktorun, 'rapor hazırlama ve olaylara doğru yaklaşım' konularında eğitilmesini kararlaştırdı. Böylece, doktorların zanlıyı ayrıntılı muayene etmesi sağlanacak. İdrar tahlili yapılmamış, röntgen çekilmemiş raporlar kabul edilmeyecek. Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Keramettin Kurt, bu çalışmayla, işkencenin önüne geçileceğini belirtti.

ABD, TBMM'nin, "askeri üs ve limanlarda gerekli yenileştirme, geliştirme, inşaat ve tevsi ile yerinde hazırlık" faaliyetleri için verdiği izne dayanarak İskenderun limanına getirdiği askeri araç ve malzemeleri sevk etmeyi sürdürüyor. Liman sahasında bekletilen askeri araç ve malzemelerden bir bölümü daha TIR'lara yüklenerek İncirlik'e gönderildi. Jandarma eşliğindeki 11 araçlık TIR konvoyunun liman çıkışı sırasında ve güzergah boyunca sıkı güvenlik önlemleri alındığı gözlendi. Bu arada, İncirlik girişinde konvoyun önünün kesilmesi kısa süreli bir heyecan yarattı. Adana Organize Sanayi Bölgesi'nin çıkışında Hummer cipleri taşıyan TIR'ların önü, cezaevi kavşağında kesildi. Ancak, yol kesen yaklaşık 100 kişilik grubun, 6 kişinin ölümüyle sonuçlanan tren kazasının protesto etmek amacıyla yolu kestiği öğrenildi. Göstericiler hemzemin geçitte önlem alınmasını isterken, konvoy da yaklaşık 45 dakika eylemin sona ermesini bekledi. TIR'lar göstericilerin önünden geçerken, alkışlarla protesto edildi. Öte yandan, Mersin limanındaki Bahama bandıralı konteynır gemisi "CEC MERIDIAN"ın çadır, ilaç ve benzeri lojistik malzemelerden oluşan yükü de üç günlük bekleyişin ardından boşaltıldı.

İstanbul Barosu eski Başkanı Doç. Dr. Yücel Sayman; yapılanların birinci tezkere kapsamında izin verilen üs, liman ve havaalanlarının modernizasyonu amacını aştığını, resmen fiili bir savaş durumunu andıran hareketliliğin yaşandığını kaydederek, "Eğer hükümetin veya başka bir organın izni ve onayı olmaksızın Türkiye'de böyle acil bir uygulamaya girilmişse, bu egemenlik hakkının ihlali olduğu gibi, bir meşru müdafaa ve savunma hakkı doğurur" dedi. Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülkü Azrak da, sevkıyatın "işgal" anlamına geldiğini söyledi. Prof. Dr. Azrak, ABD'nin Mardin'de "ara koordine karargahı" kurması hazırlıklarıyla Türkiye'nin, Meclis'in aksi yöndeki kararına rağmen savaşın fiili tarafı haline geldiğini belirterek, "Ülke işgal altında olsaydı da, başka türlü olmazdı" dedi. ABD'nin, "ikinci tezkerenin Meclis'e geleceği sinyalinden sonra" birliklerini Mardin'e yönlendirmesini, "Türkiye'nin egemenlik hakları açısından çok vahim bir gelişme" olarak değerlendiren Azrak, "Ülke işgal altında olsaydı da, başka türlü olmazdı. Türkiye, Meclis'in aksi yöndeki kararına rağmen, savaşta fiili bir taraf haline geliyor...Meclis kararını uygulamayanlara karşı pasif davranan hükümet, Meclis kararını akamete uğrattığı için bir Anayasa suçu işliyor" dedi.

Dünyanın ilk daimi savaş suçluları mahkemesi olan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Lahey'de Hollanda Meclisi'nde düzenlenen törenle çalışmalarına başladı. UCM'nin 11'i erkek, 7'si bayan 18 yargıcı, Hollanda Kraliçesi Beatrix ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın katıldığı törende yemin ederek göreve başladılar.

Dünyanın ilk daimi savaş suçları mahkemesi olan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Lahey'de Hollanda Meclisi'nde düzenlenen törenle çalışmalarına başladı. UCM'nin 11'i erkek, 7'si bayan 18 yargıcı, Hollanda Kraliçesi Beatrix ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın katıldığı törende yemin ederek göreve başladılar. Samoa, Letonya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Brezilya, İngiltere ve Fransa'dan gelen yargıçlar, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlara bakacak. UCM'nin kuruluşu hakkındaki Roma Anlaşması (1998), ABD'nin sert muhalefeti arasında geçen 1 Temmuz'da yürürlüğe girmişti. Bu anlaşmayı 89 ülke onayladı. Çeşitli ülkelerde görev yapan Amerikalı barış gücü askerleri için dokunulmazlık elde etmek isteyen ABD, mahkemenin ulusal egemenliğini ve ülke sınırları dışında çalışan Amerikalı yetkililere ve askerlere yönelik siyasi amaçlı yargılamaları gündeme getirebileceğini iddia ederek, mahkemeyi tanımayı reddetmişti. Amerika, vatandaşlarının yargılanmasını önlemek için 22 ülke ile ikili anlaşma imzaladı. BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olan Çin ve Rusya da UCM'ye uzak duruyor.

Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu yetkilisi Günter Verheugen, Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) konuşmasında bu görüşü pekiştirirken, Alman basınına demecinde çözümsüzlükten Türk ordusunu sorumlu tuttu. Verheugen, AP'de, Kıbrıslı Türkler için BM planından daha iyi koşullarda bir teklif olamayacağını söyledi. AB yetkilisi, Komisyon'un 2004 onunda Türkiye'yle üyelik müzakereleri başlatma perspektifi için "Kıbrıs'ta gelişme olmazsa, üyelik süreci olumsuz etkilenir. Türkiye'nin tanımadığı bir ülke, AB üyesi olacak. Bu durum Kıbrıs'ın da bulunduğu AB'yle müzakerelerin gerçekleşmesini imkansız kılıyor" dedi. Verheugen, Süddeutsche Zeitung'a da, "Türkiye, katılım öncesi Kıbrıs sorununu çözmek zorunda. Hükümet ve parlamentonun Türk ordusunu kontrol etmesi gerekir, tersi olmamalı" diye konuştu. 2004 güzünde Türkiye'nin ilerleme raporunu sunacağı ve müzakerelerin başlamasına dair tavsiyede bulunacağını kaydeden Verheugen, "Samimi söyleyeyim, Kıbrıs'taki durum şimdiki gibi olursa olumlu tavsiyede bulunamam. Son Ankara ziyaretimde görüşmelerin çökmesinin, AB üyeliğini etkileyeceğini aktarmıştım" diye yakındı. "Bugüne dek Kıbrıs'ı bu kadar açık konuşabildiğim bir Türk hükümeti görmedim. İzlenimim, ordunun hükümete KKTC'ye baskı yapması için yeşil ışık yakmaya hazır olmadığı. Ankara'nın, böyle önemli konularda ordu desteği olmadan hareket etmesi mümkün değil. Ve böyle bir desteğe sahip değildi" diyen AB yetkilisi, Irak krizinin de olumsuz etki yaptığını vurguladı.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı ve Sözcüsü Feyzullah Arslan, Manisa'da işkence yaptıkları iddiasıyla çeşitli hapis cezasına çarptırılan polislere tebligat yapılmayarak cezaların zaman aşımına sokulmak istendiği iddialarıyla ilgili, teşkilatlarının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını söyledi. Arslan, Polis Akademisi'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Dergisi'nin 4. sayısının çıktığını belirterek, Türkiye aleyhine açılan davalar hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin insan haklarına büyük önem verdiğini belirten Arslan, Türkiye aleyhine yapılan başvuruların abartıldığına işaret etti. 2001 yılında Rusya hakkında 2 bin 108, Polonya hakkında bin 763, Fransa hakkında bin 117, Ukrayna hakkında bin 62, Türkiye hakkında bin 59, Almanya hakkında 714, İtalya hakkında 590 başvuru yapıldığını söyleyen Arslan, "Görüldüğü gibi insan hakları havarisi kesilen Fransa hakkındaki başvurular bizden daha fazla" dedi.

Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Feyzullah Arslan, sık sık insan hakkı ihlaliyle gündeme gelen Emniyet teşkilatı için "Polis ithal değil. Türk toplumunda olan aksaklıklar onda da var. İhlaller genel bir eksiklikten kaynaklanıyor" dedi. Polisin hata yapmaması için 'robot ya da melek' olması gerektiğine işaret eden Arslan, Manisa Davası'nda hüküm giyen polislere tebligat yapılamamasında Emniyet'in suçlu olmadığını savundu. Arslan, "Nerede tıkanma oldu biz de bilmiyoruz" dedi. Emniyet Sözcüsü Arslan, düzenlediği basın toplantısında; gazetecilerin, polisin insan hakkı ihlallerine ilişkin sorularını cevapladı. Polisin özellikle toplumsal olaylardaki sert tutumunun hatırlatılması üzerine Arslan, bu tür olayları engellemek için polisin sürekli eğitildiğini kaydetti. "Polisler de Türk toplumunun içinden geliyor. Demek ki Türk toplumunda olan aksaklıklar onda da var. Polis ithal değil. İhlaller genel bir eksiklikten kaynaklanıyor" diyen Arslan, ihlalleri sıfıra indirmenin mümkün olmadığını savundu. Arslan, "Beşer şaşar. O da bir insan. Ama o melek olmalı, hep güler yüzlü olmalı" dedi.

Askeri darbeler ve ardından yaşanan temel insan hakları ihlalleri nedeniyle "sabıkalı ülke" haline gelen Türkiye, Anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerden sonra Avrupa'da "insan hakları ihlali" incelemesine hazırlanıyor. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, çok sayıda şikayet nedeniyle Avrupa ülkelerinde insan hakları konusunda inceleme yapacak.

DSP lideri Bülent Ecevit, TBMM'nin, hükümetin önceki tezkereyi kabul etmemesine rağmen, o tezkerenin gereklerinden birçoğunun fazlasıyla uygulandığını söyledi. Her türlü gelişmiş savaş araç ve malzemesinin Türkiye'ye getirilip yeni üsler kurulduğunu, bütün havaalanı ve limanlara el konulduğunu iddia eden Ecevit, "Yani aslında Türkiye bir bakıma işgal altına girmiş bulunuyor. Bu durumda tezkere Meclis'ten geçmiş veya geçmemiş bunun artık önemi kalmadı. Şimdiden onbinlerce Amerikan askeri yeni üsler kuruyor. Bu yetkiyi onlara kim verdi bilmiyorum. Türkiye fiilen bir işgal sürecine giriyor" dedi.

Avrupa Parlamentosu'nda hazırlanan "Türkiye'nin AB üyeliği" konulu bir raporda, Türkiye Devleti'nin Kemalizm ideolojisine bağlı yapısı ve laikliği sorgulanıyor ve bu durumun AB üyeliği önünde engel teşkil ettiği vurgulanıyor. Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı Hıristiyan Demokrat Grubu üyesi ve AP'nin Türkiye Raportörü Arie Oostlander Türkiye'nin devlet yapısının Kemalizm ideolojisi üzerine kurulduğunu belirterek, bu yapının Türkiye'de "ülkenin bölünmez bütünlüğünün bozulacağı" korkusu yarattığını, askerin gücünü artırdığını, aşırı Türk milliyetçiliğini körüklediğini ve dine karşı esnek olmayan bir tavır yarattığını belirterek, "Bu durum, Türkiye'nin AB üyeliği yolunu tıkamaktadır" görüşünü savundu. Oostlander raporunda, Türkiye'nin fundamentalizm (Köktendincilik) korkusundan arınması, katı laik tutumunu değiştirmesi ve laikliği, Avrupa ülkelerindeki örnekleri esas alarak yorumlaması gerektiğini belirtti. Hollandalı raportör, Türkiye'de Kemalizm'in esas alınmadığı yeni bir anayasaya ihtiyaç bulunduğunu belirterek, askerin siyasetteki ağırlığına da yoğun eleştiri getirdi. Oostlander raporunda, Türkiye'deki reformların yetersiz olduğunu, yapılan reformların da kağıt üstünde kaldığını belirtti. Raporda, Heybeliada'daki ruhban okulunun açılması çağrısı yapıldı ve Türk ve Ermeniler arasında diyalog yoluyla kurulacak bir müzakere ortamıyla tarihi gerçekler konusunda uzlaşmaya varılması talep edildi. 24 Mart'ta AP Dış İlişkiler Komisyonu'nda görüşülecek olan ve Mayıs ayındaki AP Genel Kurul toplantısında da tartışılacak oylanması beklenen 16 sayfalık raporun özeti şöyle: Türk Devleti'nin temel felsefesi, Kemalizm'dir. Bu ideoloji, Türkiye Devleti'nin bölünmez bütünlüğünün bozulmasına yönelik korku yaratıyor. Aşırı Türk milliyetçiliği körüklüyor. Askerin gücünü arttırıyor ve dine karşı esnek olmayan bir tavır yaratıyor. Sonuç olarak bütün bu oluşan unsurları yaratan Kemaliz ideolojisi, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma yolunu kapatıyor. AB'nin beklentileri ve yasal değişiklikler, yüzeysel değişiklikler ve makyajlarla yerine getirilmeye çalışılıyor. Bunlar ve Türkiye'nin imzaladığı uluslararası anlaşmalar kağıt üstünde kalıyor ve yetersiz. Uygulama gerekiyor. Son 15 senede görülüyor ki, asker devletin sırtını dayadığı bir taş konumundadır. Halk, devletin öbür kurumlarına ve meclise nazaran, orduya daha çok güveniyor. Ordu, Türkiye'nin çoğulcu demokratik bir devlet olması önünde frenleyici bir unsurdur. Türkiye'nin ülkedeki ordunun siyasi ağırlığını, AB ülkelerinin benzeri seviyeye çekmek zorundadır. Savunma bütçesi, devlet bütçesinden bağımsız ve meclis kontrolünde değil. Ordunun; eğitimde, endüstride, ekonomide ve medya üzerinde gücü var. Tabii ki asker, sivillerin kontrolü altında olmalı. Asker edindiği siyasi görevleri, sivillere iade etmeli.

İş Bankası eski Yönetim Kurulu Üyesi, CHP Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, hükümetin programında yer verdiği ifadelerle, insan hakları ihlallerinin en somut örneği olan başörtüsü yasağını kaldırmayı, İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin üniversite giriş sınavında diğer bütün bölümlere girebilmelerini sağlamayı amaçladığını belirterek, bu girişimlerin kabul edilmeyeceğini söyledi. Özyürek, 'Hükümet programında yer verilen bazı ifadelerle, eğitimin önünde temel bir engel gibi algılanan türban sorununa göndermeler yapılıyor. Deniliyor ki,eğitimin önündeki engelleri kaldırmaktan maksat biraz da türbanı meşru kılmak,yani üniversitelerde, resmi dairelerde türbanla girilsin, çalışılsın anlayışı var. Bu doğru değildir. Bu,toplumda ulaştığımız uzlaşma, barış noktasını dinamitleyecek bir yaklaşımdır. Bundan dikkatle kaçınılmasını öneriyorum.' dedi.

Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu (AFET), Hollandalı Hıristiyan Demokrat grup üyesi parlamenter Arie Oostlander tarafından hazırlanan yıllık Türkiye Raporunu ve bu rapora bağlı karar tasarısını görüşmeye başladı. Karar tasarısında, 3 Kasım seçimlerinde güçlü çoğunlukla iktidar olan AK Parti'nin, reformları uygulamak alanında büyük sorumlulukları bulunduğu belirtilerek, seçimlerdeki yüzde 10 barajı eleştiriliyor ve bugünkü TBMM'nin, seçmenin sadece yüzde 55'ini temsil ettiği üzerinde duruluyor. Tasarıda şu ifadelere yer veriliyor: Türk devletinin temel felsefesi olan Kemalizm, Türk devletinin bütünlüğüne yönelik ölçüsüz bir endişe kaynağı oluyor. Kemalizm, Türk kültürünün ve milliyetçiliğinin homojenliği üzerinde duruyor. Devletçilik, ordunun güçlü rolü, dine karşı çok katı bir tavır gibi yaklaşımlara öncelik veren Kemalizm felsefesi, Türkiye'nin AB'ye katılımına köstek oluşturuyor. Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması Türkiye-AB ilişkileri açısından temel önemdedir. Türkiye'deki devlet yapısında 'çok kökten' değişiklikler yapılmalıdır.AB'nin siyasi değerleri, Yahudilik ve Hıristiyanlık kültürüne dayanır. Ancak bu değerler İslam ağırlıklı bir toplum tarafından da kabul edilebilir ve savunabilir.Türk halkı, TSK'ya, Parlamento dahil birçok kurumdan daha fazla güveniyor. Bu, TSK'nin, Türkiye'nin çoğulcu demokrasiye doğru gelişmesini frenleyen bir rolü olduğunu gösteriyor. Sivil otoritenin güçlendirilmesi ile, 'derin devlet' olarak nitelendirilen bürokrasi ve ordu, AB ülkelerindeki şekillerini almalı. MGK ve RTÜK gibi kurumlar kaldırılmalı. Türk hükümetinin, devlet reformunu başarmak için, kökten dincilik ve bölücülük korkularını yenmesi gerekiyor. Türkiye'de Kemalizm'i değil, demokratik Avrupa ilkelerini temel almış yeni bir Anayasa oluşturulmalı. Türkiye'nin milliyetçi ve laik yaklaşımları AB modeli ile uyumsuzdur. Bu engelleri ortadan kaldıracak yeni bir anayasa ihtiyacı var. İşkenceye son verilmeli. Kürtlere daha kapsamlı haklar verilmesi, Süryanice gibi dillere de özgürlükler getirilmesi, düşünce suçundan tutuklu olanların serbest bırakılması, antiterör yasasının değiştirilmesi, dini azınlıklara ayrımcılığa son verilmesi, AB'deki Kürt siyasi mültecilerin dönüşlerinin kolalaştırılması öncelikli maddelerdir. Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye'nin cesur kararlar alması, Ermenistan'a ambargoya son verilmesi, Türk ve Ermenilerin geçmişteki sorunları aşmak için diyalog kurmaları şarttır.

Avrupa birliği, Türkiye'yi Kuzey Irak'a müdahale etmemesi yönünde uyarırken, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Zaman'ın 'Türkiye'ye uyarı üzerine uyarı gönderiyorsunuz; ancak rejimi devirmek üzere Irak'ı işgal etmeye eden İngiltere'ye karşı sessiz kalmanız, AB için sorun oluşturmuyor mu?' sorusuna 'Bu çok ilginç bir soru. Cevap vermeme hakkımı kullanıyorum.' Karşılığını verdi.

AB Komisyonu'nun Türkiye ilişkileri ve bu ilişkilerdeki geliştirmeleri değerlendirerek Ankara'dan beklentilerini yansıttığı Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB), komisyon toplantısında onaylandı. AB Komisyonu'nun, 2000 yılı sonunda yayımladığı ilk KOB'da Türkiye'den beklentileri yansıtıldı.Komisyonun dün açıkladığı 27 sayfalık 'gözden geçirilmiş KOB' belgesinde kapsamlı bir durum analizi yapılıyor ve 'tüm beklentilerini' dile getiriyor. KOB'de 2003-2004 dönemini kaplayan siyasi beklentiler özetle: Kıbrıs sorununun tam çözümü için sürdürülen çabaları, BM Genel Sekreteri'nin halen masa üzerinde bulunan inisiyatifleri çerçevesinde, kararlı bir şekilde desteklemek. Komşularla var olan olası sınır sorunlarını çözmek için mümkün olan her olanağı kullanmak. Ölüm cezasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. Protokolü'nü imzalamak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uymak. Siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin uluslararası antlaşmaları imzalamak. İşkenceye ve kötü muameleye karşı önlen almak. Tutuklu ve mahkumların avukatla özel görüşme haklarına ve ailelerinin hemen bilgilendirilmesi haklarına saygı göstermek. Yasal alanda ve pratik uygulamada, dil, ırk, din, inanç, renk, cinsiyet, siyasi görüş ayrımı yapılamaksızın, tüm bireylerin temel insan hak ve hürriyetlerini garanti altına almak. Fikir hürriyeti ve basın özgürlüğü alanındaki reformlara devam etmek, kısıtlamaları kaldırmak. Şiddet içermeyen görüş bildirdikleri için yargılanan veya mahkum edilen kişilerin durumunu düzeltmek. Dernek ve toplantı özgürlüğü alanında hukuk reformlarını sürdürmek. Sendikal kısıtlamaları kaldırmak. Tüm din toplulukları ve bireyler için din, inanç ve düşünce özgürlüğünü sağlayacak önlemler almak. Vatandaşların tümü için kültürel hakları ve farklılıkları garanti altına almak. Türk dili dışında dillerden eğitim, radyo ve televizyon yayını olanaklarını garanti altına almak. Milli Güvenlik Konseyi'nin çalışma şeklini, AB ülkelerindeki pratik uygulamada olduğu gibi, sivil kontrol olacak şekilde uyarlamak. Adli mekanizmanın bağımsızlığını ve etkinliğini güçlendirmek. Hapishane koşullarının AB ülkelerle uyumlu olması için girişimleri sürdürmek. Bölgeler arasındaki farkların giderilmesi ve özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki durumun geliştirilmesi için çabaları sürdürmek. KOB'nin bundan sonraki bölümlerinde, kısa ve orta vadeli ekonomik kriterler, ayrıntılı olarak sıralanıyor. Bunlar arasında şu unsurlarda yer alıyor: Enflasyona karşı program, IMF ve Dünya Bankası ile uzlaşma çerçevesinde yürütülen reformlarla sürdürmek. Kamu harcamalarını kısıtlamak. Finans sektörü reformlarına devam etmek, tarım reformlarını gerçekleştirmek.Kamu kurumlarının özelleştirilmesini, olayın sosyal boyutunu dikkate alarak hızlandırmak. Tütün ve şeker alanları dahil, özelleştirme çalışmalarını sürdürmek. Dış yatırımları desteklemek.AB ile ekonomik diyalogu geliştirmek. Emeklilik ve sosyal sigorta sistemlerinin işlerliğini garanti altına almak. AB Komisyonu'nun onayını alan KOB, 14 Nisan'da Lüksembourg'da yapılacak AB Genel İşler Konseyi'nin onayına sunulacak.

DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU

ABD yönetimi, Irak savaşına zemin hazırlayan ikinci kararı çıkarmak için BM Güvenlik Konseyi'nin kararsız üyelerine diplomatik baskı uygularken kantarın topuzunu fazla kaçırdığı için sıkıntıda. BM, casusluk gibi 'kirli oyunlar'a başvurduğu Britanya'nın The Observer gazetesi tarafından ortaya çıkarılan ABD yönetimi hakkında üst düzey bir soruşturma başlattı. Observer geçen hafta, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın 'bölgesel hedefler' departmanı başkanı Frank Koza'nın dost bir ülkenin istihbarat servisine gönderdiği, Konsey'in kararsız üyeleri Angola, Gine, Kamerun, Şili, Bulgaristan ve Pakistan'ın özellikle BM meseleleriyle ilgili dinlenip gözetlenmesi talimatı içeren e-postayı birinci sayfadan yayımlamıştı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın ofisi, küresel telekomünikasyonu ABD çıkarları doğrultusunda denetleyen Ulusal Güvenlik Ajansı'nın bu faaliyetinin soruşturmaya alındığını doğruladı. Konsey üyelerinin pazarlık konumları, izledikleri siyaset, ittifaklarıyla da ilgili genel bilgi edinmeyi amaçlayan operasyona dair talimatın, Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleeza Rice tarafından verildiği sanılıyor. İstihbaratı Britanya'nın sızdırdığı sanılıyor. ABD'nin Güvenlik Ajansı'yla koordinasyon halindeki Britanya Komünikasyon Merkezi'nden bir yetkili olayla ilgili olduğu şüphesiyle tutuklandı. 'Resmi gizlilik yasasını' ihlalle suçlanan 28 yaşındaki kadın yetkilinin sorgulanmak üzere kefaletle serbest bırakıldığı belirtildi. Observer'a göre sızıntı Britanya istihbaratındaki rahatsızlığın göstergesi. Ulusal Güvenlik Ajansı'nın eski yetkililerinden Wayne Madsen Observer'a, "Bu üst düzey onay almış bir sızıntı. ABD ve Britanya istihbaratında birçok insandan hükümetlerinin, elde edilen bilgileri Irak'ı Kaide'yle bağlandırmak için işlemesinden çok rahatsız olduğunu duydum" diye konuştu.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 18 yargıcın yemin töreni ile resmen göreve başladı. 7'si kadın 18 yargıç, yemin töreninden sonra, Kanadalı Philippe Kirsch'i, mahkemenin başkanlığına seçti. Törene BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Hollanda Kraliçesi Beatrix'in de aralarında olduğu 900 davetli katıldı. Hollanda'nın Lahey kentindeki mahkeme, BM'ye bağlı ilk resmi merci olma sıfatıyla soykırım, insanlık ve savaş suçlarını ele alacak. Dünyanın ilk daimi ceza mahkemesi herhangi bir yerde insanlığa karşı suç işleyen kişileri yargılama yetkisine sahip. Ancak mahkeme ABD'nin desteğinden yoksun. Bill Clinton yönetiminin imzaladığı Roma Anlaşması'nı onaylamayan George W. Bush yönetimi, kendi vatandaşlarını siyasi amaçlı suçlamalara hedef olabileceği gerekçesiyle mahkemeyi tanımayacağını açıklamıştı. Mahkemenin kuruluşuna olanak sağlayan 1998 Roma Anlaşması'nı 139 ülke imzalarken, 89 ülke mahkemenin çalışmasıyla ilgili anlaşmayı parlamentolarında da onaylamıştı. Destekleyenler arasında Türkiye de yok. Mahkeme Nisan ayında bir başsavcı atayacak ve yıl sonuna kadar davaların görülmesine başlayacak. UCM'ye, geçen yılın Temmuz ayında kurulduğundan bu yana, 200 savaş suçu davası başvurusu yapıldı. Bu başvurulardan biri, Paris merkezli İnsan Hakları Federasyonu tarafından Orta Afrika Cumhuriyeti aleyhine yapılırken, bir diğer dava başvurusu da bu ay başında Uluslararası Barolar Birliği tarafından Zimbabwe Devlet Başkanı Robert Mugabe aleyhinde yapıldı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne muhalif olanlar, alınacak bazı kararların siyasi amaçlı olabileceği eleştirisinde bulunuyor. ABD, vatandaşlarını bu mahkemede yargılanmaktan muaf tutabilmek için 24 ülkeyle ikili anlaşmalar imzaladı. Mahkemeye destek veren Avrupa Birliği (AB) gibi çevreler, ABD'nin bu girişimlerinin mahkemenin görevlerini gölgeleyebileceğine ve etkinliğini zedeleyebileceğine dikkat çekiyor. Lahey eski Başsavcısı ve dünyanın önde gelen hukukçularından Eric Östberg, ABD'nin uluslararası hukuk kurallarını değiştirmeye çalıştığını belirtiyor. MHA'nın konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Östberg, UCM'nin II. Dünya Savaşı sonunda Nazi savaş sonuçlarının yargılanmasından bu yana kurulan en önemli kurum olduğunu belirtiyor: "Dünya çapında pek çok ülkede, bu kurumun adaletsizliğin sona ermesine yardımcı olacağı umut ediliyor. Her gün yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği Kongo ya da Sudan veya Kolombiya'daki ortama bakın; yeryüzünde hala suçların cezasız kaldığına tanık oluyoruz. Bu yörelerde çalışan örgütler, insan haklarını kurtarmak için verdikleri amansız mücadelede böyle bir kurumun kendilerine yardımcı olmasını bekliyor." ABD, Çin, İsrail, Türkiye ve Irak mahkemeyi tanımıyor. Uluslararası hukuk ve insan hakları çevreleri, bu ülkelerin de mutlaka mahkemeyi desteklemeleri çağrısında bulunuyor. AB yetkilileri, yaptığı açıklamayla UCM'nin faaliyete geçmesini memnuniyetle karşıladı ve bu organ karşısındaki tüm yükümlülüklerini yerine getireceğini bildirdi. UCM, yerel yargı makamlarına alternatif uluslararası nitelikte bir yargı makamı. İlgili devletin yargı makamları, davayı görmek istemiyor ya da herhangi nedenle göremiyorsa, UCM devreye giriyor. UCM'yi kabul eden devletler, savaş suçu işleyen ya da başka suçlar işleyenlerin adalete teslim edilmesini ve hak ettikleri şekilde cezalandırılmasını istiyor. Bunu ya "UCM gözetiminde" kendi yargı sistemlerini işleterek ya da zanlıların UCM'de yargılanmasını isteyerek yapabilirler. Ancak, UCM Anlaşması'nı imzalayan ve mahkemenin gözetimini tanımayan bir ülkeye zanlıları göndererek adalet sağlanmış olmaz. Augusto Pinochet, Pol Pot ve benzerleri böyle bir davayla yargılanmaktan bu tür bir gözetim eksikliği nedeniyle kurtulmuştu. Ayrıca mahkemenin yetkisi geriye dönük değil; yani sadece mahkemenin kurulduğu 1 Temmuz 2002'den sonra işlenen suçlar araştırılabilecek.

Amerikan yönetiminin Irak'a operasyon için BM'yi devre dışı bırakması kararına somut ilk tepkiyi İngiliz hükümetindeki görevinden istifa eden Robin Cook gösterdi. Kabine üyesi, Avam Kamarası Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Robin Cook'un istifası, İşçi Partisi içindeki çatlağın en somut göstergesi oldu. İlk dönem Blair hükümetinde 4 yıl Dışişleri Bakanlığı yapan Cook, 1974'ten beri İşçi Partisi'nin ön saflarında görev alıyordu. İngiliz parlamentosunda bugün (18 Mart) Irak konulu meclis görüşmesi yapılacak. Cook, muhtemel savaşın, uluslararası anlaşmalara aykırı ve iç kamuoyunun desteğinden yoksun olduğunu söyledi. Cook'un ardından, Uluslararası Yatırımlar ve Kalkınma Bakanı Clare Short'un da Irak yüzünden istifa edebileceği belirtiliyor. ABD'nin BM'deki bu tavrına bir tepki de Belçika'dan geldi. Belçika Savunma Bakanı Andre Flahaut, ABD'nin Irak'a savaş açması halinde Belçika'nın transit geçişlere kapılarını kapatacağını, bunun bir "hükümet kararı" olduğunu söyledi. Brüksel'deki koalisyon hükümetinin liberal kanadı ise böyle bir karar alınmadığını duyurarak Flahaut'u yalanladı. Flahaut, açıklamasında, ABD'nin BM kararı olmadan Irak'a askeri müdahale başlatması halinde, Amerikan askerlerinin ve askeri malzemesinin Belçika'dan geçişine son verileceğini tekrarladı. Moskova da, 1441 sayılı BM kararının Irak'a karşı güç kullanmada yasal zemin sağlamadığını açıkladı. Kanada ise BM kararı olmadan savaşta yer almayacağını deklare etti.

ABD ve İngiltere'nin BM daimi temsilcileri, saldırıyı meşru kılacak ikinci bir BM tasarısını oya sunmaktan vazgeçtiklerini açıkladı. ABD-İngiltere-İspanya imzalı tasarının 17 Mart 2003 günü oya sunulması bekleniyordu. İngiltere'nin BM daimi temsilcisi Jeremy Greenstock, tasarıyı hazırlayan ülkeler olan ABD, İngiltere ve İspanya'nın "Irak'ı kendi başlarına silahsızlandırma hakkını saklı tuttuklarını" söyleyerek, BM onayı olmadan bu ülkeye saldırı düzenleyeceklerini ilan etmiş oldu. Greenstock, Fransa'yı, savaş tasarısını veto etme konusundaki ısrarı nedeniyle suçlamayı da ihmal etmedi. ABD ve İngiltere, bu şartlar altında, kasım ayında çıkarılan 1441 sayılı Konsey kararının "saldırı için yeterli meşruiyeti sağladığını" öne sürecekler. Saldırganlığına dünyadan destek bulamayan Washington yönetimi ise, BM'yi suçlayan bir açıklama yaptı. Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer, "BM'nin Irak'ın silahsızlanmasıyla ilgili talepleri yerine getirmedi ki başarısızlığının sonucu olarak diplomasi penceresinin kapandığını" açıkladı. Fleischer, ABD Başkanı George W. Bush'un halka hitap ederek Irak'a "ültimatom vereceğini" de bildirdi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Sergio Vieira de Mello, dünyaya insan haklarını koruma çağrısında bulundu. İsviçre'nin Cenevre kentinde başlayan BM İnsan Hakları Komisyonu 59. oturumlarının açılışında konuşan De Mello, "Devletin terörizmle mücadelede eli açık davranmaları için zorlu mücadeleyle elde ettiğimiz insan haklarımıza uzlaşmaya izin veremeyiz" mesajını verdi. Açılışta konuşurken dünyadaki insan hakları durumunun Irak kriziyle birlikte daha da gerilebildiğine işaret eden De Mello, "Sayıları giderek artan bir dizi ülke, güvenlik ile vatandaş ve siyasi özgürlüklere sıkı bağlılığını birbirlerini dışlamasına ya sessiz kalıyor ya da bunu kararlı biçimde kabul ediyor" dedi. Tamamen Irak krizi gölgesinde kalan BM İnsan Hakları Komisyonu oturumları 24 Nisan'a kadar devam edecek. İnan Hakları Komisyonu Dönem Başkanı sıfatıyla açılışı yapan Libya Büyükelçisi Nadşat El Hacaci ise "Bölge üzerinde kara bulutların kümelenmekte olduğunu görüyoruz. Bunlar da tüm insan hakları ve özellikle de yaşam hakkını kesinlikle ihlal edecek feci bir savaşın kötü ön habercilerdir" dedi. Uluslararası güvenlik konusunda yaşanan gerilim nedeniyle Cenevre'deki yetkililer, komisyonun yıllık toplantıları nedeniyle kentte yürüyüş yasağı ilan etti. Gösteriler için yapılan çok sayıda başvuru da olaylar çıkacağı gerekçesiyle reddedildi.

Merkezi İngiltere'nin başkenti Londra'da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) uzmanı Gary Samore, ABD'nin Irak savaşından sonra dikkatini İran'ın nükleer silah programına çevirebileceğini kaydetti.Japonya'nın başkenti Tokyo'da düzenlenen silahsızlanma sempozyumunda konuşan Samore, İran'ın nükleer programını ilerletmesi için birkaç yıla daha gereksinim duyduğunu belirtti. Samore, 'ABD buna rağmen, Irak savaşı sona erdiğinde büyük olasılıkla İran'ın uranyum zenginleştirme programının durdurulmasına yoğunlaşacak' dedi. Samore, güvencelerine karşın İran'ın sivil nükleer program adı altında nükleer silah seçeneğine devam etmesinin mümkün olduğunu belirterek 'Bu program silahların yayılması riskini taşımaktadır ve dolayısıyla durdurulmalıdır' ifadesini kullandı. Samore ayrıca, büyük güçlerin Irak'a savaş konusundaki görüş ayrılıklarına rağmen, İran dosyası konusunda görüş birliğine varabileceklerini de kaydetti.

Uluslararası Af Örgütü (AI), aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bazı ülkelerin Irak krizini insan hakları ihlalleri için bahane olarak kullanıldığını bildirdi. İhlalcilerin çoğunun Batılı ülkeler olması dikkat çekiyor. Örgütten dün yapılan açıklamada, Irak savaşından bu yana 14 ülkede ihlallerin artığı tespitinin yapıldığı belirtildi. Irak^ı işgal eden ABD ve İngiltere'de de ihlaller gündemde. Türkiye'de düşünce, ifade ve toplanma özgürlüğünü sınırlandıran yasların savaş sırasında yeniden sıkça uygulandığını tespitini yapan Uluslararası Af Örgütü, bununla savaş karşıtlığının önlenmeye çalışıldığını belitti. En şiddetli saldırıların Nusaybin'de Kürtlere karşı ve Adana'da İncirlik Üssüne karşı düzenlenen gösterilerde yapıldığını vurguladı. Af Örgütü raporunda, Belçika Mısır, Almanya, Yunanistan, Ürdün, Norveç, İspanya, Sudan, İngiltere, İsveç, ABD ve Yemen'de de insan hakları ihtilallerinin arttığı kaydedildi.Raporda, 'Hükümetler dünyanın savaş üzerindeki dikkatini, kamuoyu gözlerinden uzak kalan insan haklarını ihlal etmek için kullanıyor' belirlemesini yaptı. İngiliz polisinin ise insanları gerekçesiz olarak durdurmak ve aramak için 'terörle mücadele' yasalarını kullandığı vurgulandı. Af Örgütü, polisin aşırı şiddet kullandığı olayları da rapor ettiğini bildirdi. Raporda, ihlallerin en ağırının üç öğrencinin öldürüldüğü Sudan'ın başkenti Hartum'daki bir yürüyüş sırasında gerçekleştirildiği kaydedildi.

ABD'nin ise Irak başta olmak üzere 30 ülkeden sayısız mülteciyi gözaltına alarak insan haklarına uyum için İngiltere Başbakanı Tony Blair'e dilekçe sunacak. Af Örgütü Sözcüsü Neil Durkin, insanların öldürülmelerini ve yaralanmalarını gördüklerini, bu nedenle kaygılı olduklarını açıkladı.

ABD: Üç Çeçen gruba mali yaptırım uyguluma kararı aldığı bildirildi. Amerikan resmi gazetesinde yayımlanan kararda, Çeçenistan'daki katliamın sona ermesi için Moskova'da bir tiyatro salonundaki izleyiciler rehin alma eylemine karışanların yakınları olduğu iddiası ile bu üç grubun ABD'deki ma varlıklarının dondurulduğu belirtildi. Bu grupların, "Çeçen şehitleri Riyazus-Salihin sabotaj ve keşif taburu", "özel eylemler için İslami alay" ve "uluslararası İslam tugayı" adını taşıdıkları ileri sürülürken, suçlamaların yersiz olduğu, bu faaliyetlere katılanların, malvarlıklarını ABD'de tutmaları için bir sebep olmadığı, ABD'nin baskı amaçlı olarak legal şirketlerin hesaplarına el koyduğu belirtildi.

ABD'ye giriş yapmak isteyen AK Parti üyesi Mustafa Tetik, kelepçelenerek 2 gün boyunca sorgulandı. Sorgusu sırasında hapse atılan Tetik, "beraberindeki notebook'u (diz üstü bilgisayar) terör saldırılarında kullanma ihtimali" nedeniyle sınır dışı edildi. Ocak ayı içerisinde 10 yıllık ABD vizesi alan Tetik'in pasaportu da 8 sayfasına vurulan "geçersiz" damgasıyla kullanılmaz hale getirildi. ABD'de kurulu bir Türk lokantasına ortak olmak amacıyla bu ülkeye giriş yapmak isteyen 3 çocuk babası Mustafa Tetik'in başına gelmeyen kalmamış. "Terörist" suçlamasına maruz kalan Tetik, "İnsan kendini aşağılanmış hissediyor. Ellerime kelepçe vurularak sorguya götürüldüğümde insanlığımdan utandım. Bir ABD vatandaşına bu muamele yapılsa acaba tavırları ne olurdu?" dedi. Vize başvurusu sırasında hiçbir sorunla karşılaşmayan ve 10 yıllık vize alan Tetik'in talihsizliği Houston Havaalanına inmesiyle başladı. Bavulunun kayıp olduğunu öğrenen Tetik, görevlilerin isteği üzerine Amerikan Merkezi İstihbarat Servisi (CIA)'nın sorgusuna maruz kaldı. CIA görevlilerinin Tetik'e ilk sorgusu "Buraya terörist eylemlerde bulunmak için mi geldin?" olmuş. Tetik'in açıklamalarını yeterli bulmayan ABD istihbaratı, bilgisayarın içerisinde ne tür bilgiler olduğunu sordu. Arkadaşına ait bilgisayarın arızalı olması nedeniyle içerisindeki bilgilere ulaşamayan CIA görevlisi Tetik'in tutuklanması emrini verdi. Kelepçelenen Tetik'in bu kez de kaybolan bavulluyla başı derde girdi. "Bavulunda bomba mı vardı, hangi örgüt üyesisin?" sorularına muhatap olan Tetik, 2 gün hapis yattı. Görevliler tarafından sınır dışı edilmek üzere uçağa kadar götürülen Tetik, Lufthansa Havayolları tarafından bavulunun bulunduğu ve içerisinde tehlikeli bir maddeye rastlanmadığı haberi gelmesine rağmen Türkiye'ye gönderildi, pasaportuna da geçersiz damgası vuruldu.

Washington yönetimi, antiterör yasasını genişletiyor. Amerikan Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni yasa tasarısı, özgürlükleri ciddi biçimde kısıtlıyor. Yeni yasada cezaların iki kat artırılması, gizli tutuklama yapılabilmesi, hüküm giymeden sadece şüpheliyken bile kişinin DNA'sının bir bilgi bankasına konması gibi insan haklarını hiçe sayan uygulamalar var.

Bir grup asker ve asker ailesi ile 12 Kongre üyesi, Irak savaşını önlemek amacıyla ABD Başkanı Bush ile Savunma Bakanı Rumsfeld'i mahkemeye verdi. Boston İstinaf Mahkemesi'nde başlanan davada halen Körfez'de görevli bir deniz piyadesi de var. Davacılar 'Irak'ı istila etmenin, ABD yasalarının ihlali anlamına geldiğini' savunuyor.

Bush'un basın toplantısına, Amerikalı gazetecilerin yanı sıra yabancı gazeteciler de katıldılar. Ancak geleneksel basın toplantılarından farklı olarak, gazetecilerin el kaldırarak söz almalarına fırsat verilmedi. Önceden belirlenen bir liste çerçevesinde Bush, elindeki gazeteci isimlerini okuyarak soruları yanıtladı. Amerikalı gazeteciler dışında, hiçbir yabancı gazeteciye soru sorma imkanı tanınmadığı gözlendi.

Afganistan'ı işgal altında tutan Amerikan kuvvetleri, üslerde tuttukları Afgan esirlere akıl almaz işkenceler yapıyorlar. Mahkumların ölümüne dövüldüğü askeri üslerden birinde, aralık ayında iki Afgan'ın işkenceden can verdiği ortaya çıktı. Korkunç cinayetlerin, El Kaide liderlerinden olduğu iddia edilen Halid Şeyh Muhammed'in bulunduğu belirtilen üste meydana geldiği bildirildi.

11 Eylül'ün beyni olduğu gerekçesiyle tutuklanan Halid Şeyh Muhammed'in iki küçük oğlunun, babalarını konuşmaya zorlamak için kullanılmak üzere CIA tarafından rehin alınarak ABD'ye götürüldüğü ortaya çıktı. İngiltere'de yayınlanan Sunday Telegraph gazetesinin haberine göre, 9 yaşındaki Yusuf el Halid ile 7 yaşındaki Abed el Halid, geçen Eylül ayında Karaçi'de babalarının saklandığı eve yapılan baskında üst düzey bir el Kaide üyesi ile birlikte bulundular. Babaları baskından birkaç saat önce kaçmayı başardı ancak Pakistanlı yetkililer, el Kaide üyesi ile çocukları gözaltına aldılar. Sunday Telegraph, çocukların hafta sonunda ABD'li istihbarat yetkililerine teslim edildiklerini ve şu anda ABD'de gizli bir yerde tutulduklarını yazdı. Gazeteye bilgi veren bir CIA yetkilisi, çocukları incitmemek için her türlü özenin gösterildiğini, psikologların sürekli onlarla ilgilendiğini ve kendilerine çok iyi bakıldığını söyledi. Afganistan'daki Bagram ABD üssünde "stres ve baskı" teknikleriyle sorgulanan Halid Şeyh Muhammed'e çocuklarının ABD'de tutulduğunun haber verildiği bildirildi. CIA yetkilisi, şu ana kadar fazla bilgi vermeyen Muhammed için çocuklarının çok önemli olduğunu belirterek, "Çocukların serbest bırakılacağı ve Pakistan'a gönderileceği vaat edilirse dilinin çözüleceğini umuyoruz" dedi.

Amerikan Adalet Bakanlığı, Belçikalılara, 15 Mayıs'tan itibaren vize uygulaması başlatacağını açıkladı. Vize uygulamasının, Belçika yönetiminin Irak konusunda Fransa'nın yanında yer almasından sonra geldiğine dikkat çekiyor. Belçika Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, ABD'nin, 11 Eylül olaylarının ardından bazı ülkelere karşı tavır değiştirdiğini, Belçika'ya da tarihte ilk defa Amerikan vizesi uygulaması başlatacağını, ancak vize mecburiyetinin sadece "eski tür pasaport sahipleri için" geçerli olacağını bildirdi.

Amerikan yönetimi, Irak'ta yürüteceği katliam ve işgali objektif bir biçimde duyurmaya çalışacak olan bağımsız gazetecileri ölümle tehdit etti. Tehdidin, İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin deneyimli savaş muhabiri Kate Adie'ye yapıldığı öğrenildi. Adie, İrlanda radyosunda yaptığı açıklamada, Pentagon 8ABD Savunma Bakanlığı) yetkililerinin kendisine, "bağımsız gazetecilerin uydu uplink bağlantılarına ateş açacaklarını" söylediğini belirtti. BBC muhabiri, "Ben, potansiyel olarak ölümcül olan böyle bir hareketin ne tür sonuçlar doğurabileceği hakkında ne düşündüklerini sordum. Üst düzey bir Pentagon yetkilisi, bana aynen, 'kimin umurunda... Biz şimdiden uyaralım' yanıtını verdi" diye konuştu.

Irak ile savaş yapılmasına karşı karar çıkaran kentler arasına New York da katıldı. New York Belediye Meclisi'nde yapılan oylamada, tüm seçenekler tüketilmeden Irak ile savaş yapılmasına karşı çıkan ve savaşın son çare olarak düşünülmesini isteyen karar tasarısı 17'ye karı 31 oyla kabul edildi. Los Angeles, Michigan'ın Kalamazoo, Chicago, Maine'ın Portland ve Milwaukee kentleri de aynı kararı aldı.

ABD Irak'a karşı yüzbinlerce askerini seferber ederken, Almanya'nın Heidelberg kentinde bulunan ABD üssünde görev yapan 12 asker, savaşa katılmayı reddetti.

FBI, ABD'de olası saldırılara ilişkin olarak sorguladığı 11 bin Iraklıdan bir kısmını, göç yaslarını ihlal,bir kısmını da açıklanmayan gerekçelerle gözaltına aldı. Sorgu süreci devam ediyor. ABD'de 50 bin Iraklı yaşıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Human Rights Watch (HRW), Amerikalı savaş esirlerinin görüntülerini yayınlayan Irak'ın 1949 Cenevre Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini, ancak Iraklı esirlerin görüntülerini yayınlayan ABD'nin de bu sözleşmeyi ihlal ettiğini açıkladı. HRW'ın yayınladığı bildiride, 'Cenevre Sözleşmesi'nin esirlerin kamuoyundan gizlenmesi ilkesine ilişkin maddesi, hem ABD hem Irak tarafından ihlal edilmiştir' denildi. Bildiride, 'Irak hükümeti, esirleri filme alıp kameralar önünde sorgulamıştır. Amerikan hükümeti de Iraklı esirlerin Amerikan ordusuna eşlik eden gazeteciler tarafından filme alınmasını engellemek için gereken önlemi almamıştır.' denildi. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in Amerikalı esirlerin görüntülerinin yayınlanmasını eleştirdiğine değinilen bildiride, 'Bununla birlikte Rumsfeld Iraklı esirlerin orduya eşlik eden basın mensupları tarafından görüntülerinin alınması hakkında tek bir söz söylememiştir.'ifadesine yer verildi.

Irak savaşının protesto eden göstericilere engel olmak isteyen güvenlik güçleri, New York'u savaş alanına çevirdiler. ABD saldırısında hayatını kaybeden Iraklılar için cenaze törenleri düzenleyen protestocular ve yer yer polis engeliyle karşılaştılar. Polis, göstericilerden 215'ini tutuklarken, göstericilerin özellikle CNN binası ile Tiffany mağazası önünde polis engeli ile karşılaştıkları bildirildi.

AFGANİSTAN: Afganistan'daki ABD kuvvetleri yoğun roket saldırılarına maruz kaldı. Irak'a saldırının başlamasının hemen ardından, Afganistan'daki Taliban ve el-Kaide'ye bağlı güçlerin ABD-İngiliz ve Afgan birliklerine yönelik saldırıları arttı. Saldırılar sonucunda toplam 14 ABD askeri öldürüldü ve onlarcasının da yaralandığı belirtildi. Bunun son 5 ay içinde ABD kuvvetlerine yönelik gerçekleştirilen en büyük saldırı olduğuna dikkat çekildi.

HH-60 Black Hawk tipi bir Amerikan helikopterinin düşmesi sonucu 6 kişinin öldüğü bildirildi. ABD Merkez Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada helikopterin düşmesi sonucu içindeki 6 askerin öldüğü belirtildi.

Güneyde, Amerikan özel kuvvetlerine mensup 2 askerin öldürüldüğü, bir başka askerinde yaralandığı bildirildi.

AVUSTRALYA: İranlı 200 mülteci sınır dışı ediliyor. Savaşın gündemde olduğu bir dönemde mültecilerin sınır dışı edilmesinin haksızlık olduğu belirtildi. Federal hükümet yaptığı açıklamada, İran hükümetiyle yaptıkları anlaşma sonucunda ülke genelindeki sığınmacı gözaltı merkezlerinde bulunan 202 İranlı sığınmacının ülkelerine geri gönderileceğini açıkladı. Anlaşmaya göre Avustralyalı ve İranlı gençler serbest tatil yapma ve çalışma haklarına sahip olacak. Buna göre önümüzdeki 4 yıl içerisinde İngilizce bilen 2 bin İranlı genç Avustralya'ya tatil amaçlı gelebilecek. Göç İşleri Bakanı Phillip Ruddock, gönüllü olarak ülkelerine geri dönen Afgan sığınmacılara yapılan benzeri maddi yardımın İranlı sığınmacılara da yapılacağını; ancak kendi rızalarıyla dönmemeleri durumunda ise sınır dışı edileceklerini söyledi. Gönüllü dönmek isteyen sığınmacılara, kişi başına 2 bin Avustralya doları para yardımı yapılacak.

BELÇİKA: Iraklı bir sivil toplum örgütü, ABD'nin eski Başkanı George Bush aleyhinde Brüksel Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu ve dava açma girişimi başlattı. "Irak'taki savaş mağdurlarını koruyan" bir kurumun, 1991'de Körfez Savaşı'nda "insanlık ve savaş suçu" işlediği gerekçesiyle baba George Bush'a karşı dava açacağı, bu amaçla adli makamlara dosya sunduğu belirtildi. Suç duyurusunun, 12-13 Şubat 1991'de, Bağdat'taki bir sivil sığınma kampına düşen Amerikan bombalarını konu aldığı öğrenildi. Bu olayda, 52'si çocuk ve 261'i kadın olmak üzere toplam 403 sivilin öldüğü ifade ediliyor. Sorgu Hakimi Sylviane Verstreken'e teslim edilen dosyada, 1990-1994 arasında ABD Başkanlığı görevinde bulunan George Bush ile birlikte, dönemin Savunma Bakanı olan bugünkü ABD Başkan Yardımcısı Richard Cheney, dönemin Genelkurmay Başkanı olan bugünkü Dışişleri Bakanı Colin Powell ve o dönemde Körfez'deki ABD kuvvetlerini yöneten emekli general Norman Schwartzkoph hakkında da suç duyurusunda bulunuluyor. Suç duyurusunda bulunanlar arasında 7 Iraklı aile de yer alıyor. Belçika'da, dünyanın başka hiçbir ülkesinde bulunmayan bir yasa, yabancıların, bu ülkede yaşamasalar ve kendi ülkelerinde dokunulmazlıkları olsa dahi, bir başka yabancıyı, "insanlık suçu" ithamıyla mahkemeye vermelerine imkan tanıyor. 16 Haziran 1993'de yürürlüğe giren ve 10 Şubat 1999'da kapsamı genişletilen yasa çerçevesinde, İsrail Başbakanı Ariel Şaron, eski İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani, eski Çad Devlet Başkanı Hissene Habre, eski Kongo Dışişleri Bakanı Abdulaye Yeroida, Küba Devlet Başkanı Fidel Castro ve Filistin lideri Yasir Arafat gibi isimler aleyhinde suç duyurusunda bulunuldu ve soruşturma açıldı.

ÇEÇENİSTAN: Çıkan çatışmalarda 6 Rus askerinin öldüğü, 7'sinin yaralandığı bildirildi. Rusya yanlısı Çeçen yönetiminden bir yetkili, Rus uçaklarının, Çeçenistan'ın güneyindeki İtum-Kale ve Nuzhay-Yurt'taki Çeçen mücahitlerin mevzilerini bombalamayı sürdürdüğünü kaydetti. Rus topçu birliklerinin de operasyonda görev aldıklarını belirten yetkili, Rus birliklerinin, başkent Grozni ve civarında yaklaşık 180 sivil Çeçen'i tutukladığını açıkladı. Rus askeri yetkilileri de, "Çeçenistan'daki durumun birkaç haftadır iyiye gittiğini ve sayıları toplam 80 bin ila 100 bini bulan Rus askerlerinden yaklaşık 1300'ünün bölgeden geri çekildiğini" söylediler.

FİLİPİNLER: Güneydeki Davao Havaalanı'nda, geliş terminali yakınında meydana gelen patlamada en az 19 kişinin öldüğü, 54 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Güvenlik güçleriyle dinci militanlar arasında çıkan çatışmalarda yaklaşık 200 kişi öldü.

Güneydeki bölgelerde, Müslümanlar ile hükümet askerleri arasında çıkan şiddetli çatışmalarda, 20 Müslüman savaşçının öldüğü açıklandı.

Askerlerle Maocu gerillalar arasında çıkan çatışmada 24 kişi öldü.

FİLİSTİN: Batı Yaka'nın kuzeyindeki Cenin mülteci kampında, işgalci İsrail askerlerinin düzenlediği saldırıda, 6 Filistinlinin şehit edildiği bildirildi.

İsrail ordusunun Batı Şeria'nın Cenin kenti ve çevresindeki operasyonlarında 11 Filistinli daha öldürüldü. Kalkilya'da da bir Filistinli genç, İsrail askerlerince katledildi.

Cenin yakınlarındaki Tammun'da Filistinliler ile İsrail askerleri arasında çıkan çatışma sonucu, 4 Filistinlinin öldürüldüğü açıklandı.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde giriştiği operasyonlarda biri dört yaşında bir kız çocuğu olmak üzere dokuz Filistinli öldü, en az 20 Filistinli de yaralandı.

Amerikalı kadın barış eylemcisi Rachel Corrie, 16 Mart günü Gazze kentinde bir Filistinlinin evinin yıkılmasını engellemeye çalışırken, İsrail buldozerinin altında kalarak hayatını kaybetti. İsrail ordusu yaptığı açıklamada 23 yaşındaki Rachel Corrie'nin ölümünü 'üzüntü verici bir kaza' olarak nitelendirdi. Görgü tanıklarına göre ise Corrie, Filistinli bir doktorun evini yıkmaya giden İsrail ordusuna ait buldozeri engellemeye çalışırken düşünce, buldozer önce genç kadının üstünden geçti, sonra geri giderek onu tamamen ezdi. Amerikalı barış eylemcisinin ölümüyle alakalı açıklamada bulunan İsrail ordu sözcüsü Jacob Dallal, barış eylemcilerinin sorumsuz tavırlarıyla insanların hayatlarını tehlikeye attıklarını iddia etti. Rachel Corrie'nin hayatını kaybettiği olayda bir başka eylemci de yaralanmıştı. Dr. Samir Masri adındaki bir Filistinlinin evinin yıkılmasına engel olmak için bölgede bulunduklarını söyleyen başka bir eylemci, İsrail buldozerinin bütün uyarılara rağmen Corrie'nin üzerinden iki defa geçerek ölümüne yol açtığını iddia etti. Corrie eylem sırasında tanınmasını sağlamak üzere florasan etkili bir yelek giyiyordu. İkinci İntifada'nın başlangıcından bu yana bir grup barış eylemcisi vücutlarını canlı kalkan olarak kullanarak İsrail ordusunun ev yıkma eylemlerine engel olmaya çalışıyor. 16 Mart Pazar günü gerçekleşen eylemde dördü Amerikalı, dördü de İngiliz olmak üzere sekiz eylemci yer almıştı.

Batı Yaka'nın Beytlaham kenti yakınlarında çıkan çatışmada 1 Filistinli şehit oldu, 1 İsrailli de öldü.

Yıllardır İsrail tankları gölgesinde yaşayan Filistin halkının acıları, Irak saldırısının başlamasıyla daha da arttı. Nablus'a ulaşan haberler, Filistin halkının ilk kaybını saldırının başlamasından sadece saatler sonra verdiğini gösterdi. Lübnanlı kaynaklar, ABD'nin Irak'a yönelik saldırısında ölen ilk kişinin, Filistin Kurtuluş Cephesi (FKC) yetkilisi Ahmet Albaz (34) olduğu bildirildi. Nablus doğumlu Albaz, Amman-Bağdat hattında kamyon şoförü olarak çalışıyordu. Albaz, İtalyan gemisi Achille Lauro'nun kaçırılmasında rol oynamıştı.

Gazze Şeridi'nde Beyt Hanun kasabasına giren işgalci İsrail askerlerini eşlik eden helikopterlerin, bir Filistin karakoluna düzenlediği saldırıda 3 Filistinli polisin şehit olduğu bildirildi.

FRANSA: 54 göçmen, özel bir charter uçağı kiralanarak, sınır dışı edildi. Fransa hükümeti tarafından kiralanan özel uçak, Fil Dişi Sahillerinden 30, Senegal'den 24 kişiyi, ülkelerine geri götürmek üzere Paris Roissy'ye, çoğu Afrika'dan her gün 70 göçmen geliyor.

Nancy kentindeki İstinaf Mahkemesi Başkanı Veronique Cheron, ismi Nadia olduğu belirtilen başörtülü kadın stajyer avukatın mesleğe bağlılık yeminini kabul etmedi.

55 mülteciy özel uçakla Senegal'ın başkenti Dakar'a gönderildi. Fransa İçişleri Bakanlığı, sivil toplum örgütlerinin geçen ay başlatılan uçakla toplu sınır dışı uygulamasını protesto etmesi üzerine, Senegal'a gönderilen göçmenlere üç Kızılhaç yetkilisinin de refakat etmesine izin verdi. Sınır dışı edilenler arasında 47 Senegal ve 8 Mali vatandaşının bulunduğu kaydedildi.

Fransa İçişleri Bakanı Nikolas Sarkozy'nin yasa projesi kapsamında, Fransa ve İspanya işbirliğiyle 70 Romen sınır dışı edildi.Son bir ayda toplu sınır dışı edilen göçmenlerin sayısı 300'ü aştı.

HİNDİSTAN: Assam eyaletinde bir bombanın patlaması sonucu ilk belirlemelere göre 5 kişi öldü, 45 kişi yaralandı. Goalpara kasabası yakınlarında yola döşenen mayının, bir otobüsün geçişi sırasında patladığı açıklandı. Yaralılardan bazılarının durumu ağır.

IRAK: Saddam Hüseyin'in kimyasal silahlı saldırı düzenlenmesinden korkan Kuzey Irak'taki Kürtler, Türkiye ve İran sınırına doğru kaçmaya başladı. Bölgede evlerini terk edip kaçanların sayısı 20 bini buldu. Kerkük ve Musul'dan sonra Dohuk'un ilçe ve köylerinden gelen binlerce kişi, Türkiye sınırına yakın Şeladize, Sersing, Amadiya, Batufa, Begova ve Bamerni'ye hareket etti. Yollarda uzun kuyruklar oluşturan Kürtlerin bir bölümü yakınlarının evlerine yerleşirken, bazıları da arazide çadır kurdu. Bu arada çifte pasaport taşıyan Kürtler, Habur'dan Türkiye'ye giriş yaptı.

İran İçişleri Bakanı Yardımcısı Ahmed Hüseyni, Irak'ta savaş çıkması durumunda İran'a akın etmesi beklenen mültecileri ülkeye almayacaklarını söyledi. Hüseyni, mültecilere Irak topraklarında yardım edeceklerini söyledikten sonra, geçici olarak sınır bölgesinde kalmalarına izin vereceğini söyledi.

Uluslararası Af Örgütü, Irak'ta "insani felaket" uyarısında bulundu. Örgütten yayımlanan bildiride, "Askeri operasyonu başlatanlar, burada doğabilecek tüm insan hakları ihlalleri ve insani felaketlerin sorumluluğunu da üstlenmelidir" denildi. Bildiride, operasyonun, gıda yardımı gibi halka hayati ihtiyaçların ulaştırılmasını engelleyebileceği kaygısı dile getirildi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Sergio Vieira de Mello da, 20 Mart sabahı başlayan Irak savaşında bütün tarafların insan haklarına saygı göstermesi çağrısında bulundu. De Mello, yaptığı açıklamada, özellikle savaşın Irak halkına etkisinden endişe duyduğunu belirtti. "En büyük kaygım sivillerin güvenliği ve korunması" diyen de Mello, sivil halka yeterli kaynakların ulaştırılmasının, insani yardım çalışanlarının güvenliğinin ve bölgeye geçişinin garanti edilmesinin önemli olduğunu belirtti. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Ruud Lubbers da yaptığı açıklamada, Irak'ın komşularına, ülkesinden kaçmak isteyen Iraklılara sınırlarını açık tutması çağrısında bulundu. Lubbers, BM'nin barışçı çözüm bulunması yönündeki bütün çabalarına rağmen Irak'ta savaş gerçeği ve Irak halkı için daha fazla acıyla karşı karşıya kalındığını belirterek, acıların hafifletilmesi için sınırların mültecilere açık tutulması da dahil gereken her şeyin yapılması gerektiğini vurguladı. BM, yeni bir savaşın Irak'ta 600 bin ila 1,5 milyon mülteci ile hızla gıda ve diğer temel ihtiyaçların sıkıntılarına yol açacağını öngörüyor.

ABD, Başkan George Bush'ın Irak lideri Saddam Hüseyin'e ülkeyi terk etmesi için verdiği 48 saatlik sürenin dolmasından sadece 90 dakika sonra, 20 Mart günü TSİ 04.33'te operasyonu başlattı. Amerikan basını tarafından, "Kelle Alma" operasyonu olarak adlandırılan harekatın ilk aşamasında Saddam Hüseyin ve 2 oğlunun da aralarında bulunduğu 5 önemli Iraklı yönetici hedef alındı. 20 Mart akşamı ve 21 Mart sabaha doğru süren bombardımanlarda Bağdat'ın yanı sıra Basra ve Musul kentleri de hedef alındı. Başkent Bağdat'taki ilk saldırı F-117A savaş uçakları ve uzun menzilli Cruise füzeleri ile gerçekleştirildi. Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki ABD ordusuna ait kruvazör ve denizaltlarından 40'tan fazla Tomahawk füzesi Bağdat'ı vurdu. Saldırının başlamasıyla Irak devlet radyosunun yayını kesilirken, Saddam'ın büyük oğlu Uday'ın yönettiği radyosundan halka cihat çağrısında bulunuldu. Akşam 20.00'de başlayan ve 85 dakika süren ikinci bombardımanda ise hükümet binaları hedef alındı. Dicle Nehri'nin batı yakasında, Irak lideri Saddam Hüseyin'in en az 2 sarayı ile Irak istihbarat karargahı hedef alındı. Irak televizyonu bombardımanda Saddam Hüseyin'in eşi ve kızlarının evinin isabet alındığını, ölen ya da yaralanan olmadığını bildirdi. Bağdat'ta, Dışişleri ve Planlama bakanlıklarının bulunduğu bölgeden duman yükseliyor. Bağdat'ın bombalanması sırasında Dışişleri ve Planlama bakanlıklarının yanı sıra Başbakan Yardımcısı Tarık Aziz'in bürosunun isabet aldığı ve binada yangın çıktığı bildirildi. Bombalama sırasında Tarık Aziz'in binada olmadığı sanılıyor. Başkentte vurulan diğer hedefler arasında, Cumhuriyet Muhafızları Kışlası yer aldı. 20 Mart günü saldırılarda 4 Iraklı askeri ile bir sivilin öldüğü bildirildi. Harekatın bu kısmına Körfez'deki İngiliz denizaltları da Cruise füzeleri ile katıldı. 20 Mart günü Kuzey Irak'taki Musul kenti de havadan vuruldu. ABD uçak ve füzelerinin Bağdat'ı vurmalarının ardından Kuveyt sınırında TSİ 6.40'ta başlayan karşılıklı topçu atışları, Irak'ın Kuveyt'in başkenti Kuveyt City'yi de hedef alan ikisi Scud 9 füzeli saldırısının arından akşam saatlerinde yoğun çatışmalara dönüştü. İkisi ABD füze savunma sistemi patriotlar tarafından vurulan Irak füzelerinin nükleer, biyolojik ya da kimyasal silah başlığı taşımadığı bildirildi. Irak ise Scud füzesi kullanmadığını açıkladı. ABD deniz piyadeleri akşam saatlerinde Kuveyt'ten Irak'a girdi. Bir süre sonra da İngiliz Kraliyet Donanması'na bağlı askerlerin Irak'ın güneyine girdiği haberi geldi. Kara harekatının başlamasından birkaç saat sonra Basra kentinin 50 kilometre kadar güneyindeki Umm Kasr ve Safvar kentlerinin ele geçirildiği öne sürüldü. Ancak Irak, Umm Kasr kentinin hala kontrolünde olduğunu belirtti. Irak'ın güney sahillerindeki Fao Adası'nın da İngiliz birlikleri tarafından işgal edildiği haber verildi. Kuveyt-Irak sınırını geçen ABD deniz piyadelerinin Irak'ın güneyinde Irak birliklerinin direnişiyle karşılaştığı, buna karşın Iraklı bazı askerlerin teslim olduğu öne sürüldü. Gece yarısından sonra saat 03.00 civarında ise hem ülkenin kuzeyindeki Musul, hem de güneyindeki Basra kentlerinde yoğun bombardıman seslerinin geldiği belirtildi. Özellikle Basra'da çok yoğun bombardıman olduğu ifade edildi.

Güney Afrikalı 32 canlı kalkan, 20 Mart akşamı Irak'a vardı. Füze saldırısı başlamadan birkaç saat önce Irak sınırına ulaşan kafilenin Bağdat'a gittiği öğrenildi. Canlı kalkanların su depoları, silo, okul ve hastaneleri koruyacağı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Sözcüsü Metin Çorabatır, ABD'nin Irak'a başlattığı savaşın göç hareketi oluşturduğunu belirterek, Türkiye sınırına doğru yönelen mülteci akınının 50 bin kişiye yaklaştığını söyledi. Türkiye'ye henüz mülteci girişi olmadığını vurgulayan Çorabatır, Türkiye'nin 130 bin mültecinin ihtiyaçlarını karşılayacak hazırlık yaptığını, bunlardan 80 binini sınırları içinde barındırmayı planladığını kaydetti. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de, sınıra ulaşmış herhangi bir göç hareketi olmadığını söyledi. Ulaştırma Bakanlığı da yaşanacak göç dalgasına karşı alarma geçti.

Irak resmi ajansı INA'nın 21 mart akşamı Amerikan bombardımanında 37 sivilin yaralandığını duyurdu. Bombalanan yerlerden birisi olan Irak Planlama Bakanlığı'nın yanındaki bina ve bu çevrede 1 kişinin öldüğü, 4 asker ve 6 sivilin yaralandığı bildirildi. Bu arada, ağır bombardıman altında olan Musul'da da bir çok sivilin yaralandığı belirtiliyor.

ABD ve İngiliz birliklerinin Irak'ta önceki gün başlattığı kara savaşında iki Amerikan askerinin öldüğü bildirildi. ABD ordusu, kara savaşında iki Amerikan deniz piyadesinin öldürüldüğünü doğruladı.

ABD yönetimi, Ortadoğu'daki müttefiki Mısır'a, Irak Savaşı'nın meydana getireceği olumsuz ekonomik şokun etkisinden kurtulması için 2,3 milyar dolarlık ekonomik yardım yapmayı hazırlanıyor. ABD'nin, Mısır2a yapacağı yardımın yanı sıra, İsrail'e 1 milyar dolarlık askeri yardım ve 9 milyar dolarlık düşük faizli kredi vermesi bekleniyor.

İran'ın Irak sınırı yakınlarında düzenlenen füze saldırısında, İran Petrol Bakanlığı'na bağlı bir binanın vurulduğu bildirildi. Patlama sırasında iki kişi yaralandı.

Irak'a düzenlenen saldırıda, Kuveyt'te Irak sınırından 15 km. uzaklıktaki bir bölgede üçüncü ABD helikopterinin düştüğü ve 12 askerin hayatını kaybettiği bildirildi. Düşen helikopterde ölenlerin 8'nin İngiliz, 4'ünün Amerikalı olduğu belirtildi. Ayrıca iki Amerikan askeri de Irak kuvvetlerince açılan ateş sonucu öldürüldü.

ABD ve İngiltere'nin başlattığı savaşta en yoğun saldırı 21 mart Cuma günü gerçekleşti. Akşam saatlerinde başlayan ve gece boyu süren bombardımanda Bağdat kent merkezinden yoğun dumanlar yükseldi. Saldırılar nedeniyle ölü sayısı konusunda kesin bilgi verilmezken,bu sayının binleri bulmasından endişe ediliyor.

ABD'nin Bağdat'ın ardından yoğun bombardımana tuttuğu ikinci şehir ise petrol bakımından stratejik konuma haiz Musul ve Kerkük. Gün boyu bombardımanın sürdüğü Musul'da çok sayı da yaralı var. Irak uçaksavar bataryaları Musul'un köylerinde konuşlandırıldığı için bombardımandan sadece sivil halk zarar görüyor.

Amerikan ve İngiliz uçaklarının 21 Mart Cuma günü akşam saatlerinde başlattığı bombardıman sabaha kadar sürdü. B-52 ağır bombardıman uçaklarının da katıldığı saldırılarda Bağdat'a 500 ton bomba atıldı. 'A Günü' adı verilen operasyonda kent merkezinde sivil yerleşim alanlar tahrip edildi. Alev alev yanan Bağdat'ta birçok sivil hayatını yitirdi.

Hollanda Adalet Bakanlığı, Irak Savaşı dolayısıyla bu konuya bağlı olarak ülkede yargıya intikal edecek olaylara bakmak üzere Lahey Mahkemesi'nden özel bir savcı görevlendirildi. Adalet Bakanlığı'ndan verilen bilgiye göre, özel savcı, Irak ile ilgili gelişmeler çerçevesinde, gösteri, gözaltı, kuşkulu paket bırakılması gibi yargıya intikal eden davalarla ilgilenecek. Savcı, bu konularla ilgili davaların bir an önce görülmesini sağlayacak. Adalet Bakanlığı'na göre, özel savcı, Irak ile ilgili davaların tek merkezde toplanmasını ve hızlı şekilde sonuçlandırılmasını sağlayacak.

Bağdat'ta 6 milyon kişiye elektrik sağlayan, önceki gece civarı bombalanan El Dura Santralına 15 Batılı canlı kalkan yerleşti.

Amerika ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği, Ensar-ı İslam örgütüne karşı yoğun saldırılar yapıyor. ABD, Kuzey Irak'taki Ensar El İslam örgütüne 22 Mart günü denizden 50'den fazla füze attı. ABD güçleri örgüt kamplarına aynı günü de 5 Cruise füzesi fırlattı.

Kuzey Irak'ta bomba yüklü bir aracın patlaması sonucu Avustralyalı bir gazetecinin öldüğü, 9 kişinin de yaralandığı bildirildi. Ölen gazetecinin Avustralya ABD televizyonu adına bölgede çalıştığı belirtildi. Bu arada İngiliz ITN televizyonu, Terry Lloyd, Fred Nerac ve Hüseyin Othman isimli muhabirlerin Irak'ta kaybolduğunu duyurdu. Muhabirlerin, Basra'da ateş altında kaldıkları ve daha sonra bir daha kendileri ile bağlantı kurulamadığı belirtildi.

Başkent Bağdat'a yönelik saldırı, 22 Mart sabah saatlerine dek devam etti. Geceki bombardımanda yaralanan insanlardan 207'si 5 ayrı hastanede tedavi altına alındı. Kaç kişinin öldüğü bilinmiyor. Irak yönetimi, ölü sayısının 3 olduğunu bildirildi. Amerikan saldırıları, başkent Bağdat'ta 8 kişilik bir aileyi ise yok etti. Ailenin, bir otomobilin içinde saldırılardan kaçmaya çalıştığı, ancak karayoluna düşen bir füze nedeniyle yoldan çıkarak ters döndüğü öğrenildi. Bağdat'taki Independent muhabiri Robert Fisk de, hava akınlarında sivillerin öldüğüne dair haberler aldıklarını, ancak bunu doğrulayamadıklarını yazdı.

İşgalcilerin en önemli hedeflerinden biri, güneydeki Basra kentiydi. 22 Mart akşamı bir açıklama yapan İngiliz generaller "sabaha kadar Basra'yı alacaklarını söylüyorlardı. Ancak dün öğleden sonra itibarıyla bu iddia henüz gerçekleşmemişti. Katar'dan yayın yapan El Cezire televizyonu, Basra'ya yönelik hava akınlarında 50 kişinin öldüğünü bildirdi. Basra'daki tek yabancı gazeteci olan El Cezire muhabiri, 21 Mart günkü bombardımanlarda kent çevresinin hedef alındığını, ancak 22 Mart günkü bombardımanlarda kentteki hedeflerin vurulduğunu bildirdi. Muhabir, ölenlerden birinin Rus, birinin 2 yaşında bir çocuk olduğunu anlattı. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) askerleri, "El Kaide ile bağlantılı" olduğu öne sürülen Ensar el İslam grubunun elindeki köylere saldırı düzenlediler. Amerikan güçlerinin de bölgeye 70 füze fırlatarak KYB'ye destek olduğu öğrenildi. Köylerde yaşayan yüzlerce insanın hayatından endişe ediliyor. El Cezire televizyonu, ABD'nin şeriatçı Kürt örgütü Komala'nın mevzilerini bombaladığını ve 33 kişinin öldüğünü duyurdu. Bombardımanın 22 Mart gecesi başladığı öğrenildi. KYB de, Irak güçlerine 100 kayıp verdiklerini öne sürdü.

Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Said El-Sahhaf, ABD'nin 22 Mart akşamki yoğun bombardımanında konuk evi ile müze haline dönüştürülen eski bir sarayın yerle bir olduğunu belirtti. müzedeki paha biçilmez tarihi eserler yok edildi. El-Sahhaf, bir grup gazeteciyle birlikte bu yıkıntıları gezerken yaptığı açıklamada, ABD Savunma Bakanı'nı "katil" olarak niteleyerek, "Katil Rumsfeld, müzeye dönüştürülen Ezzuhur Sarayı ile barış sarayı olarak adlandırılan konuk evini imha edilmesini emretmiştir. Bunlar askeri tesisler midir?" dedi.

Kuveyt'in Irak sınırı yakınlarındaki Pennsylvania Kampı'nda bulunan 101. Hava İndirme Tümeni'ndeki karargah çadırına düzenlenen ve bir ABD'li askerin ölümü, 15'inin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı saldırı olayıyla ilgili bir ABD'li askerin sorgulandığı bildirildi. ABD ordusundan yapılan açıklamada, ABD'li Müslüman asker Asan Akbar'ın şüpheli olarak gözaltına alındığı belirtildi. 101. Hava İndirme Tümeni'nin merkezinin bulunduğu ABD'nin Kentucky kentindeki Fort Campell askeri üssünün sivil sözcüsü George Heath, Ortadoğu kökenli iki kişinin de şüpheli olarak gözaltına alındığını duyurdu. Heath, bu kişilerin halen sorgulanmakta olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını söyledi.

Saddam Hüseyin'in doğum yeri Tikrit'in, Amerikan ve İngiliz uçaklarınca bombardımanda, 4 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.

Şanlıurfa'nın Birecik ve Viranşehir ilçelerinde 23 Mart gecesi hareketli saatler yaşandı. Birecik ilçesine bağlı Özveren köyü yakınlarına bölgeden geçen uçaklardan bir bomba, Viranşehir'in Ayaklı köyü yakınlarına ise güdümlü füze mermisi düştü. Yetkililer, her iki olayda facianın kıl payı atlatıldığını söyledi.

Irak'ın en ünlü üniversitelerinden 13. yüzyıla ait Mustansiriya'nın, başkent Bağdat'a 23 Mart günü düzenlenen hava akınında isabet aldığı bildirildi. Bölgedeki Reuters muhabirinin bildirdiğine göre, TSİ 14.00'te uçaklardan atılan bombalardan biri üniversitenin girişinde 10 metre genişliğinde ve 3 metre derinliğinde dev bir krater açtı. Patlamada, çevredeki dükkanların camları da kırıldı. Saldırı sırasında üniversitede eğitim yapılmadığı için can kaybının önlendiği belirtildi. Patlamada, 3 yayanın yaralandığı kaydedildi.

ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak'a yaptığı saldırılarda 60'tan fazla sivil hayatını kaybetti. 24 martta yapılan saldırılar sırasında Bağdat'ta bir eve füze isabet etmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti. Irak son 24 saatteki bombardımanlar sırasında ülkenin değişik yerlerinde toplam 62 öldüğünü, 400 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Savaştan kaçan ilk Irak mülteciler Suriye'ye girdi. BM Mülteciler Yüksek Komserliği'nin (UNHCR) Amman'daki sözcüsü Peter Kessler, Musul'da bombardımandan kaçan 14 Iraklının El Yarubiye'den Suriye'ye girdiklerini ve 100 km. batıdaki El Hol'da kurdukları kampa nakledip yerleştirdiklerini söyledi. Kessler, özellikle Iark'ın kuzeyinde binlerce kişinin kentlerden kaçtığını ama beklendiği gibi ülke sınırları dışına çıkmadıkları belirtildi.

Irak'ın güney ucundaki Umm El Kasr'ı kuşatan bir Amerikalı komutanın açıklamaları, işgal kuvvetlerinin sivilleri hedef almaktan çekinmediğini ortaya koydu. Komutan, yerleşim alanlarının üzerine 250 kg bombalar atılmasının ardından, 'Bunu yapmak işimize yarıyor. Oraya askerlerimizi göndermektense yıkacağız o kadar' diye konuştu. Komutan, askerlerini tehlikeye atmak yerine sivilleri bombalamayı tercih ettiğini ifade etti. Nitekim Amerikan güçleri, dün öğleden sonra Nasiriye'yi top ateşine tuttular.

ABD'nin 'yanlışlıkla' düştüğünü iddia ettiği akıllı (!) füzeler, İran ve Türkiye'den Suriye'ye de düştü. ABD füzesi, yolcu otobüsünü vurdu: 5 ölü. ABD-İngiliz ikilisi, 'yanlışlıkla' diyerek Irak'a komşu ülkeleri de savaşa sokmaya çalışıyor.İran sınırına düşen 2 füzeden, Şanlıurfa'ya önceki gün düşen 2 füze mermisinden sonra, dün sabahta Suriye yolcu otobüsü bir Amerikan füzesi tarafından vuruldu.Otobüs yolcularından 5'i öldü,10'u yaralandı. Bu arada; Pentagon'dan yapılan açıklamada, Şanlıurfa'nın Viranşehir ve Birecik ilçesine düşen 2 füzenin 'Tomahawk' füzesi olduğu bildirildi ve hedefe isabet etmeyip, Türkiye2ye düştüğü ileri sürüldü. Bilindiği gibi, Suriye ve İran, Irak'ta savaşa karşı çıkmış, Türkiye de Kuzey cephesi açılmasına izin vermemişti.

Bağdat'ın merkezindeki Ragıba Hatun semtinde ve Bağdat'ın doğusunda gecekonduların bulunduğu en yoksul semtlerden Sebii Kusr'da sivil katliamı yaşandı. Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Essahaf, Amerikan ve İngiliz bombardımanlarında 24 saat içerisinde 16 Iraklının öldüğünü, 95'inin yaralandığını söyledi.

ABD öncülüğündeki güçlerin büyük direnişle karşılaştığı Nasiriye'de, kentten kaçmak isteyen yüzlerce Iraklıyı öldürdüğü bildirildi.Yüzden fazla Iraklının cesedi, Nasiriye'nin kuzeyinde yollarda dağınık biçimde bulunduğu öğrenildi. AFP ajansı muhabiri, ölenlerin Fırat nehri üzerindeki çok az sayıdaki geçişten birini kullanarak bölgeden uzaklaşmak isteyen Iraklılar olabileceğini belirtti. Cesetlerden çok kötü kokuların yayıldığı ve Iraklıları taşıyan araçların bombalanmasıyla yolun da tahrip olduğu bildirildi.

Irak Ticaret Bakanı Muhammed Mehdi Salih, ABD ve İngiltere'yi BM'ye baskı yapmakla suçlayarak 'Gıda ve İlaç yardımları Ürdün sınırına kadar geldi, fakat Irak'a girmesi engelleniyor' dedi. Öte yandan Basra'da su sıkıntısı sebebiyle salgın hastalık tehlikesi başgösterdi. İngiltere kuşatma altındaki Basra'yı askeri hedef ilan ettiğini açıkladı. Karar, kenti elegeçirmek adına sivil ölümlerin ikinci plana atılacağı anlamına geliyor.

ABD ve İngiliz birlikleri, Basra kentini kuşattı. Kent zaman zaman havadan da bombalanıyor. Bu şartlar altında Irak'ın en büyük ikinci kentine iki günden fazla bir süredir elektrik ve su verilmiyor. 2 milyon kişiye su sağlayan istasyon ABD ve İngiliz askerlerinin kontrolünde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, yerel nüfusa yardım için acil önlemler alınmasını isterken, Kızılhaç yetkilileri de bu bölgede insanlık dramı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

BM Çocuk Fonu UNICEF'e göre, Irak'ta Savaşın ilk kurbanı, ambargo yüzünden kötü beslenen 400 binden fazla çocuk olacak. Soruna barışçı bir çözüm bulunması umudunu muhafaza ettiklerini söyleye UNİCEF Başkanı Carol Bellamy: 'Irak'ta özellikle çocuklar çok zor durumda, temiz su sıkıntısı da var. Çocukların sağlık durumları çok zayıf. Bir an önce harekete geçerek önlem almaya çalışıyoruz' dedi. UNICEF, aşırı derecede kötü beslenen çocuklar için 155 ton tedavi edici özelliğe sahip sütü, Irak'a sevk ettiğini belirtti. Irak'ta bu durumda en az 10 bin çocuk bulunduğunu bildiriyor. Sütün Irak Sağlık Bakanlığı kontrolündeki 63 merkeze ulaştırıldığı vurgulandı. UNICEF'in Irak'a komşu ülkelerdeki depolarına da takviye yaptığı bildiriliyor. Irak, 5 yaş altı çocuk ölümlerinde dünya birincisi,. Her 8 çocuktan biri 5 yaşına ulaşmadan yetersiz beslenme sonucu hayatı kaybediyor. Her 4 çocuktan biri de yetersiz beslenme nedeniyle sağlık sorunları yaşıyor. Irak'ta bu durumdaki çocuk sayısının bir milyonu geçtiğine dikkat çekiliyor. UNICEF, çocuk ölümleri ve yetersiz beslenmeden dolayı ortaya çıkan sağlık sorunlarının 1991'deki Körfez Savaşı'nın ardından büyük bir artış gösterdiğini belirtiyor. Raporlara göre. Irak'a uygulanan ambargo da çocukları vurdu. Annelerin de yetersiz beslenme nedeniyle sağlıklı doğum yapamadığı bilinen bir gerçek. Iraklı çocukların, yetersiz ve sağlıksız beslenme nedeniyle hastalıkların pençesinden kurtulamadığına dikkat çekiliyor.

Koalisyon güçlerinin iki füzesi Bağdat'ta pazaryerine düştü. En az 14 sivil öldü, 30'u yaralandı. Tamirhane, dükkan ve lokantaların bulunduğu 40 bina ağır hasar gördü, 17 otomobil havaya uçtu.

İran topraklarına 26 Mart akşamı yeni bir füzenin düştüğü bildirildi. İran hükümet kaynaklarının açıklamasında, Irak sınırı yakınlarındaki Kasrı Şirin kenti civarına düşen füzenin can ve mal kaybına yol açmadığı belirtildi. Açıklamada, füzenin, koalisyon güçleri veya Irak güçlerinden hangisine ait olduğunun bilinmediği kaydedildi. Öte yandan, İran hükümet sözcüsü Abdullah Ramazanzade, İran'da bulunan Irak rejimine muhalif Şii savaşçıların, savaşmak üzere Irak topraklarına geçişinin savaş bitimine kadar yasaklandığını belirtti. Ramazanzade, 'Savaşın sonuna kadar herhangi bir tarafın lehine hiçbir askeri faaliyete izin vermeyeceğiz. Sınırlarımız tamamen kapatılmıştır.' dedi.

Kuzey Irak'a Türk askerinin girip girmeyeceği konusunda Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, beklenen açıklamasını 26 mart Çarşamba günü Diyarbakır'da yaptı. Özkök, 3 şartın gerçekleşmesi durumunda Türkiye'nin K.Irak'a ilave kuvvet gönderebileceğini kaydetti. Özkök'ün sıraladığı şartlar şunlar: Bölgedeki Mehmetçiğe bir saldırı olması, büyük bir mülteci akımı olması, yerel güçler arası silahlı çatışma ya da sivil halka dönük saldırıların oluşturulacağı, istikrarsız bir ortamın oluşması.

Irak savaşının başlamasından bu yana 3 gazeteci kurşunlara hedef olup öldürülürken, birkaç kişinin de kayıp olduğu bildiriliyor. Daha önce Iraklı askerler tarafından öldürüldüğü propagandası yapılan İngiliz Star Televizyonu muhabiri Terry Lolyd'in müttefik güçler tarafından bombalanan BASRA Şehri yakınlarında, arkadan kurşunlanarak öldürüldüğü ortaya çıktı. Arkadaşı Daniel Demoustier ise, ağır yaralandı. İngiliz ITN televizyonun 2 gazetecisi Belçikalı Fred Nerac ile Lübnanlı Hüseyin Osman halen kayıp. Kaçırıldılar mı, öldürüldüler mi bilinmiyor. Cephede kurşunlara hedef olup öldürülen bir Rus gazetecinin dışında 39 yaşındaki Avustralya ABC televizyonu kameramanı olan Paul Moran ise Güney Kürdistan'da Ansar-e İslam adlı radikal bir grubun 22 Mart tarihinde gerçekleştirdiği bir suikast saldırısına kurban gitti. Moran'un bir gazeteci arkadaşı da ağır yaralanıp tedavi altına alındı.

Irak Enformasyon Bakanlığı, hava saldırılarından birinde 'Bağdat'taki bir Pazar yerinin isabet aldığını', 'çok sayıda ölen yada yaralanan olduğunu' bildirdi. Bağdat'ın bir semtinde bir caddede görülen 15 yanık cesedin ABD füze saldırısında ölenler ait olduğu belirtildi. Reuters ajansı muhabirleri, Şaab bölgesinde 2 füzenin apartman bloklarına isabet ettiğini ve füze saldırısında ağır hasara uğrayan apartmanlar ile dükkanların bulunduğunu aktardı. Haberde, çok sayıda arabanın yandığı da belirtildi. Bu arada AFP'de Pazar yerine en az iki füzenin isabet ettiğini, 14 kişinin öldüğünü, 30 kişinin yaralandığını bildirdi. Bağdat'a önceki gün düzenlenen bombardımanlarda ise 8 sivilin öldüğü, 60 kişinin yaralandığı bildirildi. Uluslar arası Kızılhaç Komitesi Sözcüsü Moin Qasis, 'Resmi bilgilere göre; Salı günkü Amerikan bombardımanlarında 8 sivil öldü, yedisi çocuk olmak üzere 60 kişi yaralandı. Çocukların durumu ciddi.' dedi. Öte yandan; Bağdat'ta 25 şiddetli patlama duyulduğu bildirildi. Görgü tanıkları, kentin güney dış mahallerinde 24, kent merkezindeyse 1 şiddetli patlama meydana geldiğini belirttiler. Bu arada, CNN televizyonu, Iraklı güçlerin 2 Amerikan tankını imha ettiğini duyurdu. El Cezire televizyonu ise Irak'ın Kuzeyindeki Musul kentinde çok sayıda patlama olduğunu duyurdu. Bu arada; Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Es-Sahaf, güneydeki küçük liman kenti Umm Kasr'ın denetiminin ABD ve İngiliz birliklerine geçmediğini söyledi. Bağdat'ta basın toplantısı düzenleyen Es-Sahaf, ittifak güçlerinin Umm Kasr'da sadece bir rıhtımı ele geçire bildiklerini kentin düşmediğini ifade etti. Nasıriye'de ise bombardımanlarda 200'den fazla evin yıkıldığını kaydeden Iraklı bakana göre, bombardımanlarda 500'den fazla kişi yaralandı. ABD-İngiliz birliklerini misket bombası kullanmakla suçlayan Es-Sahaf , misket bombalarından kuzeydeki Diala ve orta kesimlerdeki Babilon'da 13 sivilin öldüğünü, 37 sivilin yaralandığını kaydetti. Öte yandan, El Cezire Televizyonu 2'si ölü olmak üzere 4 askerin görüntülerini yayınladı. Arapça dilinde yayın yapan televizyon, İngiliz oldukları tahmin edilen 2 kişinin cesedi ile 2 esir askerin görüntülerini verdi.

1991'deki Körfez Savaşı'nı CNN kanalıyla istediği şekilde dünya kamuoyuna yansıtan ABD, bu kez Arap kanallarının devreye girmesiyle zor durumda kaldı.El Cezire, Abu Dabi ve El Arabiye gibi Arap kanallarının savaşın Irak'tan yansıyan gerçek yüzünü yansıtmasıyla psikolojik savaşta büyük bir darbe yiyen ABD dün harekete geçti. ABD, önce Arap Tv'lerine görüntü veren Irak TV'sini bombaladı, ardından El Cezire muhabirlerinin New York Borsası'na girişini yasakladı. Ayrıca söz konusu TV'nin Arapça ve İngilizce Web sitelerini çökertti. El Cezire'nin Türkiye Temsilcisi Yusuf El- Şerif, bu durumu 'savaşın cepheden medyaya geçmesi' olarak yorumladı. Bu tür haberlerin bundan sonra daha sık duyulabileceğini söyleyen El-Şerif, cephede başarı elde edemeyen Amerika'nın, Medyadaki savaşa yüklenebileceğini savundu. Abu Dabi televizyonu Orta Asya ve Türkiye Temsilcisi Muhammed El-Abbasi de, 'Artık dünya iki taraflı bilgiye ulaşıyor. İlk Körfez Savaşı'nda böyle bir şans yoktu' dedi.

ABD ve İngiliz birliklerinin bir haftadır Umm Kasr'ı ele geçirmemesine rağmen buradaki limanını ihale edilmesi, uluslar arası çevrelerde, 'Daha şimdiden ganimet derdine düştüler' şeklinde yorumlandı. Bu gelişmelerden tedirgin olan İngiliz inşaat şirketleri, Başbakan Tony Blair'e seslenerek, savaş sonrasında milyarlarca dolarlık ihalelerde aslan payının ABD firmalarına kaptırılmamasını, adil bir paylaşıma gidilmesini istedi. Aynı çevrelere göre, Blair ihaleler için şimdiden bulunmazsa İngiliz müteahhitler ayazda bırakılacak.

Arap televizyonlarından El Arabiye, Irak savaşını izleyen 3 kişilik bir ekibin kaybolduğunu duyurdu. Dubai'den yayın yapan televizyon, kendileriyle çalışan Suriyeli gazeteci Vail Avvad, Lübnanlı kameraman Tallal Masri ve Lübnanlı teknisyen Ali Safa'dan 22 Mart'tan bu yana haber alınamadığını kaydetti.

ABD'nin Irak'ta sivil halkın direnişi ile karşılaşması üzerine Amerikan basının savaşa ilişkin yorumları da farklılaşmaya başladı. Los Angeles Times gazetesi, ABD'nin Kuzey Irak'tan cephe açma planının 'Müslüman Arapları Müslüman Kürtlere kırdırma politikası' olduğunu belirterek,bu planın tutmaması üzerine güneyden Irak'a giren ABD ve İngiliz birliklerini şimdi yanlışlıkla birbirini kırmaya başladığını yazdı. Gazete, ABD Patriot'larının yanlışlıkla vurduğu İngiliz uçağıyla ilgili gelişmeyi hatırlatarak, 'Ne umuluyordu, ama neler oluyor?' diye sordu.

Ağır bombardıman altındaki Bağdat'ta önceki gün pazaryerine düşen iki füzenin 14 sivili öldürmesinin şoku sürerken, güneydeki Basra kentindeki insani felakete hala çare bulunamadı. Britanyalı askerler, önceki gün 10 bin kişinin su bulma ve sığınak arama umuduyla kentten çıktığını anlattı. Çoğu Zubeyr kentine giden mülteciler, gazetecilere 'Çok susuz,ailelerimiz çok susuz. Nerede su bulabiliriz.' diye feryat etti. Kızılhaç,Cuma günü devre dışı kalan su dağıtım şebekesini önceki gün yarı yarıya çalıştırabilmişti.

20 mart Perşembe günü sabaha karşı başlayan Irak savaşında ölen koalisyon askerlerinin sayısı 48'e ulaşırken, Amerikalı yetkililer, geçtiğimiz iki gün içinde 500'ü aşkın Iraklının yaşamını yitirdiğini açıkladı. Savaşta ölen koalisyon askerlerinin 26'sı Amerikan, 22'si ise İngilizlerden oluşuyor. Amerikalılar, savaşta 3 bin 500'den fazla Iraklıyı, Iraklı yetkililer de 7 koalisyon askerini esir aldıklarını belirtti. ABD'li yetkililer ise Irak savaşında 8 Amerikan askerinin kaybolduğunu duyurdu.

Irak'ın kilit şehirlerine Amerikan bombardımanı aralıksız sürerken, Kuzeydeki Musul kentini 27 mart sabahı hedef alan Amerikan-İngiliz bombardımanlarında 50'den fazla kişinin öldüğü veya yaralandığını bildirildi. El Cezire'nin bölgedeki muhabiri, tanıklara dayanarak verdiği haberde, bombardımanda ölen çocuk ve kadınların da bulunduğunu söyledi. Muhabir, 'Ahali bombardımana çok öfkeli. Burada askeri üs bulunmadığını söylüyorlar' dedi ve bombardımanda 7 evin tamamen yıkıldığını bildirdi. Televizyon, yıkılan binaları da gösterdi. Irak Sağlık Bakanı Ümit Mithat Mübarek, savaşın başından beri en az 350 Iraklı sivilin öldüğünü belirterek, ABD ve İngiltere'yi ayrım gözetmeden saldırmakla suçladı. Bağdat'ta son 24 saatteki saldırılarda 36 kişinin öldüğünü, 215 kişinin yaralandığını da bildiren Bakan Mübarek, 'Görüyorsunuz ki, bu saldırganlar; Amerikalılar ve İngilizler ve onların müttefikleri yaşlarına bakmaksızın sivilleri hedef alıyorlar.' diye konuştu. Amerikalı yetkililere göre ise, son 2 günde büyük çoğunluğu asker olmak üzere 500'ü aşkın Iraklı yaşamını yitirdi. Amerikalılar, savaşta 3 bin 500'den fazla Iraklıyı, Iraklı yetkililer de 7 koalisyon askerini esir aldıklarını belittiler.

Uluslararası Af Örgütü, Irak'ın başkenti Bağdat'ta pazaryerine füze düşmesi sonucu 15 kişinin ölümünden sonra acilen tarafsız bir soruşturma başlatılmasını istedi. Örgütten yapılan açıklamada,'Füzelerin kaynağı konusundaki çelişkili açıklamalar gerçek bir soruşturma yapılmasına olan ihtiyacı artırıyor' ifadesini kullandı. Katar'daki Ameri,kan Merkez Komutanlığı, Bağdat'taki füze rampalarını hedef alan bombardımanlarda sivillerin ölmüş olabileceğini belirtmişti. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard Myers, Bağdat'ta Pazar yerine füzeler hakkında hiçbir şey bilmediklerini söylerken, Myers, ' Ne olup bittiğini henüz bilmiyoruz. Merkez Komutanlığı bu bölgede hedef olup olmadığını ortaya çıkarmak için olayı soruşturacak' demişti. Öte yandan, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Tommy Franks'e, Irak'ta İngiliz ITN televizyonu çalışanı bir gazetecini ölümü ve 2'sinin kaybolmasıyla ilgili derhal soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

BM'nin artık hiçbir işlevi kalmayan Irak Silah Denetim Komisyonu'nun (UNMOVIC) İsveçli Başkanı Hans Blix, 'İlla savaş isteyen ABD, kapıyı suratımıza çarptı' dedi. Blix, News dergisine BM'nin New York'daki karargahında verdiği demeçte, şunları kaydetti: 'ABD, Irak'taki çalışmalarımızdan hiçbir zaman hoşnut olmadı. Süremiz yeterli değildi. 3.5 ay olmuştu. Bu yeterli değildi. Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarına başvurma ihtimali pek yoktu.' ABD'nin BM hukukunu tanımamasından ötürü 'hayal kırıklığına' uğradığını belirten Blix, 8 Kası 2002 tarihli 1441 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının savaş için asla meşru zemin oluşturmadığını kaydetti. Hans Blix, Irak'ın güneyindeki Nasiriye'de kimyasal silahlardan korunmaya yarayan ekipman bulunmasının, şüphe uyandırmasına karşın, bu ülkenin kitle imha silahlarına sahip olduğunu kanıtlamayacağını söyledi. Blix, BBC'ye yaptığı açıklamada, '3 binden fazla koruma ekipmanının bulunmasının Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu kanıtladığını sanmam' dedi. ABD'li generaller, Salı günü Nasıriye'deki bir hastanede kimyasal silahlardan korunmaya yönelik 3 binden fazla maske, ekipman ile 200'den fazla silah ve mühimmat bulunduğunu açıklamıştı. Bu açıklama, medya tarafından Irak'ın 'kitle imha silahı sahibi olduğu'na ilişkin delil gibi sunulmuştu.

Bağdat'ta 28 Mart akşamüzeri bir pazaryerine isabet eden füzeler,en az 55 sivilin ölümüne,55 kişinin de yaralanmasına yol açtı. Irak savaşının başlamasından bu yana gerçekleşen en büyük sivil katliamı, Amerika İngiliz harekatına yönelik eleştirileri bir kat daha artırdı.

Bağdat'taki Baas Partisi bürosuna yapılan hava saldırısında ise 8 kişi öldü. Irak kentlerine yönelik Amerikan bombardımanı da hız kesmeden devam ediyor.

Şanlıurfa'nın Büyükmüderris mezrası kırsalına Tomahawk füzesi düştü. 27 Mart gecesi fıstık ağaçları ve buğday ekili bir tarlaya düşen füze birkaç parçaya bölündü. Şanlıurfa'ya önceki günlerde iki füze daha düşmüş, bu sebeple Türk hava sahası geçici olarak füze geçişlerine kapatılmıştı. 3'üncü füzenin Türk topraklarına düşmesi üzerine Ankara bir dizi tedbiri yürürlüğe koydu. Son kazanın sebebi belirleneceye kadar Türk hava sahasından füze geçişleri durduruldu. Karar ABD'li askeri yetkililere de iletildi. Yetkililer, söz konusu kararın füzelere bütünüyle hava sahasının kapatılması anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Amerikan Senatosu Mali Komitesi Başkanı Chuck Grassley; 'Irak petrol kaynaklarının, işgalin ve savaş sonrası Irak'ın yeniden kurulmasının maliyetini karşılamak üzere kullanılabileceğini' açıkladı. Iowa'dan Cumhuriyetçi Senatör Grassley, 'uluslar arası hukukun gıda, su, sağlık, yol, köprüler, okullar ve havaalanları gibi harcamaların karşılanması için ABD'nin petrol satışlarından elde edilecek geliri kullanmasına izin verdiğini' söyledi. Grassley Senato'da yaptığı konuşmasında, Irak'ta Saddam Hüseyin sonrası varlığını sürdürebilecek bir hükümetin kurulacağını ve 'petrol alanlarının uygun koşullar altında Irak'a iade edilmesi gerektiğini' savundu.

ABD, TBMM'nin izin vermemesine karşın Türk üslerini kullanarak Kuzey Irak'a personel ve silah taşıdı. Başkan George Bush'un Irak danışmanı Zalman Halilzad, Kuzey Irak'a 200 Özel Tim Askeri, silah ve mühimmat taşıyan C-130 kargo uçağıyla gitti. Uçak Türkiye'den kalkarak Harir Havaalanına indi. ABD'nin bu tutumu, üs modernizasyonu için imzalanan Mutabakat Zaptı sınırlarının dışına çıkması açısından önem taşıyor.

El Cezire televizyonu, Basra'daki gıda depolarına ingiliz tanklarını yaptığı saldırıdan sonra, kameramanlarından biriyle temasını kaybettiğini bildirdi. Kanalın Basra'daki koordinatörü Muhammed Said Hasan da, El Cezire ekibinin kentin girişinde İngiliz bayrağı taşıyan 40 kadar tank gördüklerini ve filme almaya başladıklarını söyledi. 'Daha sonra tanklardan depoların bulunduğu alana ateş açıldı. Uyarı yapılmadı' diyen Hasan, El Cezire'nin otomobilinin de vurulduğunu belitti. Irak'ta bulunan bir grup İtalyan gazeteciden haber alınamadığı bildirildi. Sayıları 6 veya 7 olan kayıp İtalyan gazetecilerin güneydeki Basra kentine doğru gittikleri belirtildi.

Amerikan yönetiminin Irak'tan sonraki hedefinin Suriye ve İran olacağı şeklindeki iddiaları 'bir şekilde' güçlendiren gelişmeler giderek artıyor. 28 mart günü İran'ı 'dolaylı' olarak suçlayan ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfled, Suriye'nin Irak'a askeri teçhizat sağlayan Suriye hükümetini bundan sorumlu tutacaklarını söyledi. Suriye ise 'asılsız ve sorumsuzca' diye nitelendirdiği açıklamaya sert tepki gösterdi. Genelkurmay Başkanı Richard Myers ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Rumsfeld, 'Bu konuda istihbarat aldık. Bu ticareti düşmanca davranış olarak değerlendiriyoruz ve bu tür olaylardan Suriye hükümetini sorumlu tutacağız.' dedi. Amerikan yönetiminin buna karşılık Suriye'ye askeri harekat tehdidinde bulunup bulunmadığının sorulması üzerine ise Rumsfled, doğrudan cevap vermeyerek, yalnızca bu sevkıyatın askeri operasyonu 'çok güçleştirdiğini' belirtti. Sevkıyatın devlet destekli olup olmadığının sorulması üzerine de Rumsfled, buna cevap vermeyeceğini, çünkü bunun bir istihbarat meselesi olduğunu söyledi. Rumsfeld ayrıca, İran'ı savaş sırasında Irak'a askeri 'personel' sokmakla suçlayarak, bu personelin, kendilerince 'savaşçı' olarak değerlendireceğini söyledi. Amerikan yönetimi, geçtiğimiz günlerde de Rus şirketlerinin füzelerinin hedefini şaşırtan silahlar da dahil olmak üzere Irak yönetimine askeri malzeme sattığını iddia etmiş; Moskova bunu yalanlamıştı.Rumsfled ve Myers, Irak savaşının 'iyi gittiğini'de savunurken, Myers, 'Irak'ın yüzde 35-40'ının Saddam Hüseyin'in kontrolünde olmadığını' iddia etti.

Irak, Amerika ve İngiltere'nin son (29/03/2003) 24 saat içinde Bağdat'ta 68 sivil Iraklı'yı öldürdüklerini, 107'sini de yaraladıklarını açıkladı. Enformasyon Bakanlığı, Basra'da da 22 sivilin bombardımanda öldüğü açıklandı.

ABD Savunma Bakanlığı, Irak'ta başlatılan kara harekatından bu yana, ABD ordusundan 21 askerin öldüğünü, 15 askerinde kayıp olduğunu açıkladı. Pentagon'dan yapılan açıklamada, 104 ABD askerinin çıkan çatışmalarda yaralandığı ve 7 askerinde esir düştüğü bildirildi. Almanya'daki Ramstein hava üssüne 94 yaralı asker götürüldü.

İngiliz basın mensubu Gaby Rado, Kuzey Irak'taki Süleymaniye kentinde ölü bulundu. İngiltere'nin ITN kanalı adına Süleymaniye'de bulunan Rado'nun, Ebu Sana Oteli'nin çatısından cesedinin bulunduğu araç parkına düştüğünün sanıldığı bildirildi. 48 yaşındaki muhabir iki çocuk babasıydı. Bir başka ITN muhabiri Terry Lloyd, mart ayının başında iki ateş arasında kalarak hayatını yitirmişti.

Amerikalı askerler, Nasıriye'de en az 12 sivili yaylım ateşle katletti. Olaydan sonra konuşan Amerikan çavuşu şöyle diyor: 'Bu Iraklılar hasta insanlar. Biz de onların kemoterapisiyiz.'

Her gün bombalanan Irak'ta 30 mart pazartesi günü de sivil hedefler vuruldu. Bağdat, Amerikan ve İngiliz uçaklarının bombardımanı ve füze saldırılarına maruz kaldı. Kentin Zafraniye Mahallesi'nde 6 Iraklı sivil ölürken, 6'sı da yaralandı. Reuters'e göre hastaneye kaldırılan yaralıların sayısı daha çok.

İNGİLTERE: The Sunday Times gazetesi, Irak'ta bir kimyasal silah uzmanının ülkeden kaçmaya çalışırken yakalandığını ve öldürüldüğünü iddia etti. Gazetenin haberinde, 35 yaşındaki Halis Muhsin El Tikriti'nin bir kimyasal silah programında mühendis olarak çalıştığı ve "Irak'ın kimyasal silah programının son denetimlerinden gizlenmesi" konusunda yapılan çalışmaların başında bulunduğu belirtildi. Haberde, bu çalışmalar çerçevesinde bazı silahların Dicle nehri yakınlarında Baci bölgesinde gömüldüğü, çalışmalarda yer alan kişilerin, konuşma ihtimaline karşı birer birer yok edilmeye başlandıkları öne sürüldü.

Savaş Karşıtı Koalisyon, Irak'ın bombalanmaya başlanmasından sonra bir açıklama yaptı. Açıklamada "Hükümetimiz; nüfusunun yüzde 42'sini çocukların oluşturduğu bir ülkenin bombalanmasına katılmaktadır. Bu bizim için utanç verici bir gündür" denildi. Koalisyon, halktan okullardan ve evlerden çıkarak, her yeri protesto alanlarına çevirmelerini istedi. Çağrının ardından İngiltere'de 40 merkezde protesto gösterileri başladı.

Çeşitli kasabalarda, İngiliz holiganlar, bu ülkede yaşayan Müslümanlar saldırıda bulundu. Son olarak Exeter kasabasında Iraklı iki kişi, holiganlar tarafından öldürüldü. İngiltere'de yaşayan Türklerden alınan bilgilere göre, İngiliz Kanal 5 televizyonunda İngiliz askerlerinin öldüğünün gösterilmesinin ardından, ülkede yaşayan Müslümanlara karşı tepkiler de arttı. Aşırı milliyetçi İngiliz holiganlar, gördükleri tüm esmer ve Müslüman olduğu anlaşılan insanlara karşı saldırılarda bulunuyor. Son olarak iki Iraklı Müslüman holiganlar tarafından öldürüldü. Türklere ait bir kebapçı salonunu da yağmalayan holiganların, Müslümanlara gösterdikleri şiddetin artmasından endişe ediliyor. Öte yandan önceki gün vaazında İngiliz hükümetini sert bir dille eleştiren Pakistanlı El Habib adındaki din görevlisinin de tutuklanarak hapse atıldığı öğrenildi.

İSRAİL: İsrail askerlerinin Gazze'de 2 filistinliyi şehit ettiği, Batı Şeria'nın El Halil kentindeyse aranmakta olan üç Filistinliyi tutukladığı bildirildi.

Gazze Şeridindeki Nuseyre ve Bureij mülteci kampları, İsrail ordusunun saldırılarına hedef oldu. Önceki gün gece yarısı, 35 kadar tank ve zırhlı araçla başlatılan saldırılarda aralarında gebe bir kadınında bulunduğu 8 Filistinli öldürüldü, 40 kişi yaralandı. İşgal askerleri, Nuseyre mülteci kampında 3 evi de havaya uçurdular.

Kuzeydeki Hayfa kentinde bir otobüste meydana gelen bombalı intihar saldırısında 15 kişi öldü, 10'u ağır 40 kişi de yaralandı.

İsrail ordusu Gazze Şeridindeki Cebalya Mülteci Kampında 11 Filistinlinin ölümüyle sonuçlanan bir operasyon gerçekleştirdi. Önceki gün İsrailin Hayfa kentinde gerçekleşen intihar saldırısına misilleme olarak başlatılan operasyon dün sabah saatlerine kadar sürdü. Operasyon sırasında çıkan çatışmalarda bir İsrail tankının attığı roket sonucu 11 Filistinli sivil ölürken 30'u da yaralandı.

Gazze'nin güneyindeki Netzarim yerleşim birimi yakınlarında İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Cenin yakınlarında Caba Kasabası'nda, 10 çocuk annesi Hayriye Elenih (50) isimli Filistinli kadın evinin bahçesinde olduğu sırada, kasabaya giren İsrail askerlerinin evlere açtığı rastgele ateş sırasında sırtına ve ensesine isabet eden kurşunlar nedeniyle hayatını kaybetti.

Gazze'de İsrail helikopterlerinin düzenlediği saldırıda 4 Filistinlinin öldüğü bildirildi. Filisitin güvenlik kaynakları ve görgü tanıkları, iki İsrail helikopterinin Gazze kentine 4 füze fırlattığını ve saldırıda 4 Filistinlinin öldüğünü duyurdu. İsrail'in saldırısında ölen Filistinliler arasında Hamas liderlerinden İbrahim el-Makadmeh'in bulunduğu bildirildi.

Gazze Şeridi'ne saldırı düzenleyen İsrail ordusu 3 Filistinliyi öldürdü. Olayın, Yahudi yerleşim yeri Netzarim yakınlarında meydana geldiği kaydedildi.

İşgalci siyonist ordusu şafak vakti Gazze Şeridi'ndeki Nuseyrat mülteci kampı ve Beyt Lahya şehri ile Batı Yaka'da 9 Filistinli'yi öldürdü.

Batı Şeria'nın Cenin kentinde, İsrail askerlerine taş atan 15 yaşında bir Filistinli öldürüldü. Ceninli doktorlar, Ahmet Abareh'in başından vurularak öldürüldüğünü, diğer bir Filistinli gencin bacağından yaralandığını kaydetti. Görgü tanıkları, İsrail askerlerinin Cenin'de 30 evde arama yaptığını, askerlerin taş atan gençlere ateşle karşılık verdiğini söylediler.

İsrail askerleri, Batı Şeria'nın Cenin ve Beytüllahim kentlerinde aralarında 10 ve 14 yaşında iki çocuğunda bulunduğu 5 kişiyi öldürdü.

İsrail'in kuzeyindeki Netanya kentinde düzenlenen intihar saldırısında, yarlı sayısının 26 olduğu bildirildi.

İSPANYA: Anti-terör polisinin, Basklı gazetecilere işkence yaptığı yeni bir ağızdan daha dile getirildi. Barselona'nın eski belediye başkanı ve sosyal demokrat politikacı Pascual Maragall, Bask gazetesi Egunkaria'nın editörlerinden Martxelo Otamendi'nin gözaltında işkence gördüğünü açıkladı. Otamendi, Egunkaria gazetesi üç hafta önce devlet tarafından kapatıldıktan sonra beş gün boyunca gözaltında tutulmuştu. Maragall, Otamendi ile görüştükten sonra yaptığı açıklamada, "Bana doğruyu söylediğini düşünüyorum" dedi ve işkenceleri anlattı. Basklı gazetecinin, kafasına plastik torbalar geçirilerek boğulmaya çalışıldığı öğrenildi. Sosyal demokrat politikacı; Otamendi'nin alnına silah dayandığını, ölümle tehdit edildiğini, uykusuz bırakıldığını ve kendisine sürekli küfür edildiğini belirtti. Otamendi ile birlikte gözaltına alınan bir diğer Basklı gazeteci olan Peio Zubiria, gözaltında intihara teşebbüs etmişti.

İSVEÇ: İsveç Entegrasyon Dairesi, ülkedeki göçmenlere karşı kapsamlı ve sistemli olarak ayrımcılık ve ırkçılık yapıldığını itiraf etti. Entegrasyon Dairesi Genel Müdürü Andreas Carlgren, düzenlediği basın toplantısında; "işgücü piyasasında insanlar yeteneklerine göre değil, tenlerinin rengine göre sınıflandırılıyor. Ten rengi siyahlaştıkça iş bulmak da güçleşiyor" diye konuştu. Raporda, Afrikalı göçmenlerin aynı nitelikteki İsveçlilere kıyasla iş bulma şanslarının yüzde 60 daha az olduğu belirtiliyor. İsveçliler arasında çalışanların oranı yüzde 76 iken, bu oran göçmenlerde yüzde 61. İyi dil bilen göçmenlerin bir işe girme şansı, İsveçlilere kıyasla daha az. İş bulmayı başaranlar ise İsveçlilerden daha düşük ücret alıyorlar. İyi derece ile okulu bitiren göçmen çocukları da iş bulmakta zorlanıyor.

İSVİÇRE: En büyük bankalardan UBS, Iraklılara ait mevduat ve fonları bloke ettiğini, ABD'nin talebi doğrultusunda transfer etmeye hazır olduğunu açıkladı. Banka sözcüsü Axel Langer, Birleşmiş Milletler'in 'Terörün finansmanını önleme' yasası çerçevesinde, bünyesinde bulunan Iraklı yatırımcılara ait fonlara el konulduğunu belirtti. Langer, fonların talep edilirse ABD Hazinesi'ne 'büyük bir onurla transfer edileceğini' söyledi.

KEŞMİR: Hindistan'ın Cammu-Keşmir eyaletinde ayrılıkçı militanların bir karakola düzenlediği saldırıda 9'u polis 11 kişi öldü. Saldırıda 5 kişinin de yaralandığı bildirildi.

Hindistan'ın Cammu-Keşmir eyaletinde, kimliği belirsiz silahlı kişilerin düzenlediği saldırıda 24 Keşmirli Hindu öldü.

KOLOMBİYA: Kuzeydoğudaki Cucuta bölgesinde bulunan bir ticaret merkezinde, bir araca yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 2 kişi öldü, yaklaşık 50 kişi de yaralandı.

LÜBNAN: Sayda kentinde Filistin mülteci kampına düzenlenen bombalı saldırıda, Mısırlı bir İslami Cihad üyesi öldürüldü. Faruk el Masri isimli Filistinli, Sayda'nın banliyösünde, sahibi olduğu lokantanın önünde bir araca yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Patlamada iki Filistinlinin de yaralandığı kaydedildi.

PAKİSTAN: Karaçi kentinde kimliği belirsiz kişiler Amerikan konsolosluğunu koruyan polislere ateş açtılar. Saldırıda 2 polis öldü, 3 polis de yaralandı.

RUSYA: Önde gelen Çeçen insan hakları savunucularından, İmran Eziyev'in kayıp olduğu kaydedildi. Rusya'da faaliyet gösteren insan hakları örgütü Memorial Grubu, Helsinki Grubu üyesi ve Rusya-Çeçenya Dostluk Grubu bölge örgütü başkanı Eziyev'in Çeçenya'nın güneyinde, bir arkadaşı ile birlikte otomobille Şali'den Serzenyurt'a giderken maskeli ve silahlı kişilerce kaçırıldığını, daha sonra kendisinden haber alınamadığını bildirdi.

SIRBİSTAN: Başbakan Zoran Cinciç, Belgrat'taki hükümet binası girişinde uğradığı silahlı suikastta hayatını kaybetti. Keskin nişancı ateşinde göğsünden 2 kurşun yarası alan Cinciç (50), ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldü. Olayla ilgili olarak iki kişi tutuklanırken, Sırbistan hükümetinin açıklamasında, "suikastın sorumlusunun 'Legija' adıyla bilinen özel polis biriminin eski komutanı Molirad Lukoviç olduğu" belirtildi. Açıklamada, "Bu çete, Cinciç'in öldürülmesiyle, hükümetin 'organize suça' karşı başlattığı mücadeleye engel olmak için girişimde bulunmuştur" ifadesi yer aldı. Cinciç, bunun Yugoslavya eski Devlet Başkanı Miloşeviç döneminde oluşan suç örgütlerine karşı yürüttüğü temizlik mücadelesinin bir yansıması olduğunu belirtmişti. Suikastın ardından 3 günlük yas ve olağanüstü hal ilan edildi.

KÜLTÜREL HAKLAR

Van Doğumevi Hastanesi'nde dünyaya gelen ve babaları hastane masraflarını ödeyemeyince senet karşılığı hastaneden çıkmalarına izin verilen Berfin ve Berxwedan adlı ikizlerin önüne isim engeli çıktı. Adları Kürtçe olduğu için ikizlere ne kimlik ne de Yeşil Kart veriliyor.

Ağrı Valisi Tahsin Cumhur Ersoy, 7 ilçe kaymakamlığı ile Merkez ilçe Nüfus Müdürlüğüne bir genelge göndererek, Nüfus kanununun 16/4 ve Nüfus Yönergesinin 11. maddesine aykırı olduğuna kanaat getirilen isimlerin liste çıkarılarak kendisine gönderilmesini istedi. Hakkari'nin Yüksekova ilçe Cumhuriyet Savcılığı ise, Kürtçe isimlerin değiştirilmesi için harekete geçti. İlçe nüfus müdürlüğünden isim kayıtlarını isteyen Cumhuriyet Savcısı Nilay Bahçeci Yıldızkan, bugüne kadar çocuklarına Kürtçe isim veren kişilerin isim listesini çıkardı. Kürtçe isimleri onaylayan nüfus müdürlüğü hakkında da dava açan Savcı Yıldızkan, 30 kişi hakkında ise Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinde isim değişikliği yapmaları için dava açtı.

Anadil üzerine Özgür Politika dergisine verdiği demeçten dolayı Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla görevden uzaklaştırılan Elazığ Eğitim-Sen Eski Şube Başkanı Nazif Koç, Malatya İdare Mahkemesi'ne açtığı davayı kazandı. Karar üzerine Malatya 2 No'lu DGM, Koç hakkında davanın iptaline ve Koç'un uğradığı maddi zararın faizi ile birlikte ödenmesine karar verdi.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulması için rektörlüğe dilekçe verdikleri için okuldan uzaklaştırma ve atılma cezaları alan 16 öğrencinin başvurusunu ikinci kez karara bağlayan Van İdare Mahkemesi, yine öğrenciler lehine karar alarak, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Daha önce mağdur öğrencilerin başvurusunu karara bağlayan Van İdare Mahkemesi, "Cezayı talep eden ile cezayı verenlerin aynı kişilerden oluştuğuna" dikkat çekerek, öğrencilere verilen uzaklaştırma cezalarını "usul hataları taşıdığı" gerekçesiyle iptal etmişti. Rektörlük ise, usul hatalarını düzelttikten sonra söz konusu öğrencilere aynı cezaları yeniden vermişti. Bunun üzerine bir hafta süreyle "Okuldan uzaklaştırma ve atılma" cezaları alan 16 öğrenci, bir kez daha Van İdare Mahkemesi'ne başvurarak yürütmeyi durdurma talebinde bulundu. Başvuruyu karara bağlayan mahkeme, 16 öğrenci lehine karar vererek yürütmeyi durdurdu. Dilekçenin bir hak olduğuna dikkat çekilen mahkeme kararında, Anayasanın 47. maddesinde herkesin dilekçe kullanma hakkına sahip olduğu hatırlatıldı. Üniversitelerin bilim, kültür ve özgürlük ortamına sahip bir kurum olduğuna dikkat çekilen kararda, şunlara yer verildi: "Disiplin cezasına konu olan dilekçe metni irdelendiğinde, disiplin hukuku bakımından suç niteliği taşıyan herhangi bir ifade içermediği, davacının söz konusu dilekçeyi idareye verirken herhangi bir şiddet veya protesto eylemini gerçekleştirmediği, davacının bilim, kültür ve özgürlük ortamı olduğu tartışmasız olan üniversitenin bir üyesi olduğu ve eyleminin bir kamu kurumundan Anayasal ve yasal dilekçe hakkını kullanarak, 'bir istemde bulunma' fiili olduğu, davanın yasadışı bir terör örgütüne yardım ve benzeri davranışlarda bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu görülmektedir." Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasının verilmesi işleminde hukuka aykırılık olduğu kaydedilen kararda, "Açıkalnan nedenlerle 2577 sayılı idari yargılama Usulü Kanunun 27/2. maddesinde öngörülen koşuların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından, dava sonuna kadar teminat aranmaksızın dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına oybirliğiyle karar verildi" denildi. Öğrencilerin avukatı Fesih Kınav, kararın olumlu olduğunu belirterek, "Aynı durumda olan diğer öğrencilere emsal teşkil etmesini diliyorum" dedi. Anadilde eğitimi talebini içeren dilekçeler yüzünden Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi 700 kişi hakkında "yardım yataklık" iddiasıyla açılan dava ise, DGM'de görülmeye devam ediyor.

DEHAP Dicle eski İlçe Başkanı Şaban Kaymak'ın da aralarında bulunduğu 4 DEHAP'lı, sanatçı Xelil Xemgin'in kasetini dinledikleri ve sarı-kırımızı-yeşil renklerle "Kürtlerin İradesi Tecritle Sınırlandırılamaz" dövizi yazdıkları gerekçesiyle tutuklandı.

Mersin'de Nevruz kutlaması için yapılan başvurudaki Nevruz kelimesinde bulunan 'w' harfi değiştirildi. DEHAP yöneticisi İlhan Taş, polisin 'w' harfini Türkçe olmadığı gerekçesiyle başvurudan çıkardığını söyledi.

DEHAP İl Örgütü ile KESK bağlı sendikalar tarafından oluşturulan Ağrı Nevruz Tertip Komitesi, Eski Tır Meydanı'nda yapılması planlanan kutlama için Valiliğe başvurdu. Emniyet Müdürlüğü Dernekler Masası'ndaki görevli bir komiserin tertip komitesi yetkililerine, "w" harfinin "v" olarak değiştirilmesi gerektiğini, aksi takdirde Nevruz'a izin vermeyeceklerini belirterek, "Bizimle ilişkilerinizin bozulmasını ve bayram alanında bulunan kitleye müdahale etmemizi istemiyorsanız, söyleneni yaparsınız" dediği öğrenildi.

Adana'da Nevruz kutlamalarının gerçekleştiği alana 'Nevruz devrimci Kawa'nın mirasıdır' yazılı pankartta bulunan Nevruz'un 'W' harfi, yasak olduğu gerekçesiyle polislerce söküldü. Ancak polislerin yasaklı 'W'yi 'Kawa' kelimesinden sökmemesi dikkat çekti.

Adana'da Özgür Halk Dergisi'nin 'Yaşamın barışın ve sembolü Nevruz'u selamlıyoruz' pankartı alana sokulmadı. Irak saldırısının protesto edildiği kutlamada, savaşta çocukların ölmemesi için, sembolik olarak bazı çocuklar omuzlarda taşındı.

SİYASİ YASAKLAR

Diyarbakır'da 3 Kasım 2002 seçimlerinde, propaganda yapmak için evinin camına partisinin bayrağını asan, ancak seçim günü bayrağı pencereden indirmeyi unutan DEHAP Hazro İlçe Başkanı Hamit Ergin, 'Seçim Yasası'na muhalefet ettiği' gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.