MAZLUMDER
AĞUSTOS 2002 İNSAN HAKLARI
RAPORU
YAŞAMA HAKKI
Faili
Meçhul Cinayetler/Şüpheli Ölümler : 6
Yerinde
İnfaz :16
Çatışmalarda
Ölen ve Yaralananlar: 4 ölü, 4 yaralı
Sivillere Yönelik Eylemler : 1
Azınlık Hakları : 5 olay
Bomba ve Mayın Patlaması : 2 olay, 1 ölü, 1 yaralı
KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ
Kaçırma
ve Kayıplar : 1
İşkence/İşkence
İddiası : 8 olay
Çeşitli Amaçlarla Yapılan Baskı ve Tehditler : 5
Gözaltılar
:
Tutuklamalar
:
Yerleşim
Merkezlerine Yönelik Baskılar : 2
Cezaevlerinde
Yaşanan Olaylar : 10 olay
Cezaevlerinde Ölüm : 3
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
Verilen Ceza : 290 milyon 633 bin lira para cezası
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan Yayın ve Etkinlik : 1 kapatma, 1 toplatma
Gazetecilere Ve Yayın Organlarına Yönelik Baskılar : 4
Gözaltına Alınan Gazeteciler: 48
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ: 5 olay
ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ :
Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 42
Öğrenci Olayları : 3
ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ 10 olay
Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik Baskılar : 4
SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER: 2157
ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER
Ölenler : 1
İşten Atılanlar : 245
SAĞLIK: 1 olay
____________________
(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu'nca hazırlanmıştır.
MAZLUMDER
AĞUSTOS 2002 İNSAN HAKLARI RAPORU
YAŞAMA HAKKI
FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER
Aydın'ın Çine ilçesine bağlı Özeren köyü Keçiyatağı mevkiinde, kaçak avcı denetimine çıkan Orman Müdürlüğü görevlileri, iki erkek cesedi buldu. Konunun jandarmaya bildirilmesi üzerine olay yerine gelen ekipler, üzerlerinde kimlik bulunmayan çürümüş cesetleri otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderdi. Öte yandan, Kuyucak ilçesinde, beş gün önce evinden ayrılan ve kendisinden haber alınamayan Mustafa Kasacı'nın (67) cesedi, ilçeye üç kilometre uzaklıktaki DSİ sulama kanalında bulundu. (3.08.2002)
Antalya'da yaklaşık 15 gündür kayıp olan Ümmü Kaya'ya isimli genç kızın cesedi, Korkuteli'nde ormanlık alanda bulundu. İhbarı değerlendiren jandarma, Korkuteli ilçesi Akalan mevkiindeki ormanlık alanda, bıçaklanarak öldürülmüş, yarısı toprağa gömülü bir genç kızın cesediyle karşılaştı. Üzerinden tanıtıcı herhangi bir belge çıkmayan genç kızın kimliği, giydiği tişörtün bir parçasındaki yazı sayesinde tespit edildi. (25.08.2002)
Bakırköy'de, kimliği Tahsin Cahit Birgen olarak tespit edilen bir kişi, kimliği belirsiz kişilerce sokakta ağzından tabancayla vurularak öldürüldü. (25.08.2002)
Sümerbank'ın kundura bölüm müdürü Ali Osman Kerar (53), Beykoz'da park halindeki 34 VM 7774 plakalı otomobilinin bagajında ölü bulundu. Sadece bir külotla bulunan Kerar'ın kollarında yanık izlerine rastlandığı ve alacak-verecek meselesi yüzünden işkenceyle öldürülmüş olabileceği belirtildi. (30.08.2002)
YERİNDE İNFAZ
ve İŞKENCE İLE ÖLÜM
Terör örgütü PKK-KADEK'de, 14 milyon dolar gasp eden 16 teröristin infaz edildiği bildirildi.
ÇATIŞMALARDA ÖLEN VE YARALANANLAR:
ÖLENLER: Diyarbakır'ın kırsal kesiminde operasyon düzenleyen güvenlik güçleri ile PKK'lılar arasında çatışma çıktı. Çatışmada 2 terörist silahlarıyla birlikte ölü ele geçirilirken, 2 güvenlik görevlisi şehit oldu. 2'si korucu 4 güvenlik görevlisi ise yaralandı.
YARALANANLAR:
SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER
Hasankeyf'in
İncirli köyünde korucular ile köy sakinleri arasında kavga çıktı. Kavgada
yaralanan muhtar M.Emin Toy'un da aralarında bulunduğu üç kişi Batman Devlet
Hastanesi'ne kaldırılırken, iki korucu gözaltına alındı. Muhtar Emin Toy,
korucular ile aralarında sürekli tartışmaların yaşandığına dikkat çekerek,
"Onların, köyde bir karış toprağı yok. Biz bu yıl onlara ödünç verdiğimiz saman
deposunu almak istedik. Bu yüzden bize taşla sopayla bize saldırdılar" dedi.
AZINLIK HAKLARI
Viranşehir'de
Remzi Şimşek'in düğün törenine gelen polisler, halay çeken kadın ve gençlerin
başlarında sarı, kırmızı, ve yeşil renkler bulunduğu gerekçesiyle düğünü
dağıttı.
Diyarbakır'da avukat Berdan Acun'a oğlunun adını nüfus kütüğüne "Hejar Pola" (Paha biçilmez çelik) olarak kaydettirilmesine izin verilmedi. Acun'un görevliler hakkında dava açmak için savcılığa verdiği dilekçede işleme konulmadı. Uyum yasaları kapsamında Kürtçe'yle ilgili yapılan değişiklere karşın nüfus müdürlüklerinde çalışan görevliler, Kürtçe isimleri kütüklere yazmaktan kaçınıyor. Acun, nüfus müdürlüğündeki tutumu "hukuksuzluk ve keyfilik" olarak niteleyerek Diyarbakır Barosu'ndan yardım istedi. Baronun Ergani Kaymakamlığı'na gönderdiği yazı da "zarfın kimin tarafından gönderildiği belli olmadığı" iddiasıyla geri çevrildi. Baro tarafından gönderilen ikinci yazı da Kaymakamlık Yazı İşleri Müdür Vekili Abdullatif Atlıhan tarafından kabul edilmedi. İki yazıyı da kaymakamlığa ulaştıramayan Diyarbakır Barosu yetkilileri, son olarak "görevini kötüye kullandıkları ve ihmal ettikleri" gerekçesiyle Ergani Kaymakamı Abdülkadir Güven ve Yazı İşleri Müdür Vekili Atlıhan hakkında suç duyurusunda bulundu.
Söyledikleri Kürtçe şarkı nedeniyle haklarında "KADEK'e yardım yataklık' tan dava açılan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) müzik gurubu Koma Asmin elemanları, İstanbul DGM'ye talimatla ifade verdi. Diyarbakır 4 Nolu DGM, MKM guruplarından Koma Asmin hakkında, 25 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen 2. Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali'nde, "Kürtçe Herne Peş şarkısını söyleyerek halkı galeyana getirdikleri ve slogan attıkları" iddiasıyla, "KADEK'e yardım yataklık"tan dava açtı.
Salih Acar isimli bir kişi, çocuğuna koymak istediği Rojhat ismini "Yazmayız yasaktır, bu isim Türkçe değildir" diyen Van nüfus Müdürlüğü'nü mahkemeye verdi.
Nizip'te bir düğüne katılan kadınların başına taktığı sarı, kırmızı ve yeşil renkteki yazmalarla "bölücülük propagandası yapıldığını" öne süren polis aralarında düğün sahibinin de olduğu iki kişiyi gözaltına aldı.
AB'ye
uyum yasaları çerçevesinde cemaat vakıflarının mal edinme yasağına da son
verildi. Artık 1936 Beyannamesi dayanarak alınarak vakıflarının mallarına el
konulamayacak.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Avrupa Birliği'ne uyum yasaları paketini onayladı. Onaylanan yasayla, İmralı'da idamı bekleyen Abdullah Öcalan resmen idamdan kurtulmuş oldu. Sezer'in, onayladığı yasaya göre, terör suçlarından da idam cezası kalktı. İdam cezası, sadece savaş ve çok yakın savaş tehdidi durumlarında verilebilecek. Farklı dil ve lehçelerde yayın yapılabilecek, öğrenilmesi için özel kurslar açılabilecek. Cemaat vakıfları, Bakanlar Kurulu'nu izniyle taşınmaz mal edinebilecekler.
İlköğretim okullarında ve liselerde, gelecek öğretim yılından itibaren "Tarih" derslerinde, Ermeni sorunu ile "Pontus" iddiaları ve "Süryaniler" ile ilgili konularda da yer verilecek.
BOMBA VE MAYIN PATLAMASI
Şırnak'ın kuzeyinde yer alan Namaz Dağı eteklerinde oynayan Abbas Atak(12) ile Ömer Bayar (13), araziye konulduğu bildirilen mayına bastılar. Mayının patlaması sonucu, Ömer Bayar olay yerinde öldü, Abbas Atak ise ağır yaralandı.
MHP'nin Kartal'a bağlı Kurfalı Temsilciliğine atılan bomba, maddi hasara yol açtı.
KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ
KAÇIRMA/KAYIP
Halkın
Birliği Dergisinin bürosundan dergi aldıktan sonra Edirne'ye gitmek üzere
Sirkeci Tren Garına gelen Hüseyin Akçadağ adlı bir kişi, 25.08.2002 saat 12.30
sularında kendini polis olarak tanıtan sivil giyimli 3 kişi tarafından beyaz
renkli Toros marka bir arabaya zorla bindirilerek kaçırıldı.
İŞKENCE/İŞKENCE İDDİASI ve KÖTÜ MUAMELE
İHD
İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, kendilerine "A Takımı" diyen bir grup
personel ve askerin, Bayrampaşa cezaevinde terör estirdiğini açıkladı. İHD
İstanbul Şubesinde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Keskin,
geçtiğimiz hafta, İranlı bir mahkumun hortumla dövüldüğü bilgisine
ulaştıklarını, yine siyasi mahkumlardan Hasan Karabaş'ın, duruşmaya götürülürken
bayılana dek dövüldüğünü öğrendiklerini aktardı. Keskin, mahkumların ise,
"cezaevinde Erdoğan isimli 2. müdürden, gardiyan Yener'den ve Hüseyin Pir
isimli astsubaydan şikayetçi olduklarını, şiddetin özellikle bu üç kişi
tarafından sık sık uygulandığını" anlattıklarını söyledi. Mahkumların iki hafta
önce Bayrampaşa Cezaevine getirilen ve daha sonra Kartal Cezaevine sevk
edildiği öğrenilen 4 travestiye tecavüz ettiğini de anlattıklarını söyleyen
Keskin, şöyle devam etti: "Ayrıca, havaların olağanüstü sıcak olmasına rağmen,
havalandırma kapılarının çok erken kapandığını, özellikle kalp hastası
mahkumlar açısından bu durumun çok tehlikeli olduğunu" belirttiler. Keskin,
Adalet Bakanlığını, Bayrampaşa Cezaevine ilişkin iddiaları ve özellikle şiddet
uygulayan personel ve askerleri görevden almaya çağırdıklarını söyledi.
"Örümcek Ağı" soruşturmasında polis ifadelerine ekleme yapılarak bazı bakan ve bürokratlara komplo kurulduğu iddialarıyla gündeme gelen Abdurrahman Yakupreisoğlu, ifadesinin işkence altında alındığını öne sürdü. İstanbul 5 Nolu DGM'de sorgusu yapılan Yakupreisoğlu İstanbul Organize Suçlar Müdürü Adil Serdar Saçan ve Mali Şube Müdürü Ayhan Mimaroğlu'nu suçlayarak " Basına yansıyan bazı bakan ve üst düzey bürokratları suçladığım yönündeki ifadeler, işkenceyle, okutulmadan imzalatıldı" dedi. Yakupreisoğlu'nun Avukatı Ekrem Baydar ise müvekkiline yapılan "Kendisine Erzurum-Kars yaylalarında yetişen mandalar ve Merzifon eşeğinin bile dayanamayacağı işkenceler yapılmıştır" sözleriyle anlattı.
"PKK
ve Abdullah Öcalan lehine duvara yazı yazdıkları" iddiasıyla gözaltına alınan
ve tutuklanarak cezaevine gönderilen Abbas Görür, Ali Taş ve Oruç Ay'ın
aileleri çocuklarına gözaltında işkence yapıldığını savunarak isyan ettiler.
Çocuklarının önce tazyikli su ile
ıslatıldıklarını ardından copla dövüldüklerini ifade eden aileler, çocuklarının
polis baskısı nedeniyle maruz kaldığı işkenceyi açıklamaktan korktuğuna da
dikkat çektiler.
Olağanüstü hal (OHAL) bölgesinde, sansür sürgün (SS) kararnamesi olarak bilinen 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yaşanan uzun süreli gözaltılar yeniden uygulamaya başlandı. Hizbullah üyesi oldukları iddiasıyla Ankara'da yakalanan üç kişi getirildikleri Diyarbakır'da tutuklanıp cezaevine götürüldükleri gün 430 sayılı KHK gerekçe gösterilerek, sorgulanmak için yeniden 'gözaltına' alındı. Sanık avukatları müvekkillerinin işkence iddialarının, Diyarbakır DGM Yedek Hakimliği'nce de tespit edildiğini söyledi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin 26 Temmuz günü Hizbullah üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan Remzi Karaduman, Uğur Uşar ve Reşat Uşar 28 Temmuz günü sorgulanmaları için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne gönderildi. Zanlılar 31 Temmuz'da örgüt üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi'ne sevk edildi. Ancak Diyarbakır DGM Başsavcılığı, OHAL Valiliği'nin isteğiyle aynı gün üç sanık hakkında DGM yedek hakimliğinden ek süre talebinde bulundu. Ancak mahkeme bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle gözaltı talebini reddetti. Bunun üzerine DGM savcılığı 4 No'lu DGM'ye itiraz başvurusunda bulunarak yedek hakimliğin kararını kaldırdı. Kararın kaldırılması üzerine üç sanık 10 gün süreyle cezaevinden alınarak tekrar Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Avukat Vedat Karaduman, cezaevinden alınmadan önce görüştüğü müvekkillerinin Ankara ve Diyarbakır'da işkence gördüklerini iddia ettiklerini söyledi ve 1 Ağustos tarihinde polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Aynı gün savcılığa çıkarılan sanıklar da Ankara ve Diyarbakır'da gözaltında bulundukları süre içerisinde tazyikli su sıkma, haya burma, yüzüstü yatırıp sırtlarını tekmeleme, sırtüstü yatırıp karınlarına basma, ayak, cinsel organ ve göğüs uçlarından elektrik verme gibi işkencelere maruz kaldıklarını öne sürdüler. Müvekkillerinin işkence iddialarının, ek gözaltı süresine itiraz eden DGM yedek hakimliğince de tespit edildiğini belirten avukat Karaduman, "Hakim beyin ek gözaltı süresini reddettiği kararda müvekkillerimle ilgili, 'sanıkların yorgun bitkin ve yürüyemeyecek halde olduğu görüldü. Gereğinin takdir ve ifası için cumhuriyet savcılığına...'diye bir ifadede bulunmuştur. Yedek hakimliğin bu tespiti adı konulmamış bir suç duyurusu ve işkencenin tespiti anlamına gelmektedir" dedi.
Birinci
Perde Operasyonu kapsamında gözaltına alınan Devlet Tiyatroları eski Genel
Müdürü Rahmi Dilligil, cezaevi sonrasında yayınlandığı kitabında poliste
işkence gördüğünü yazdı. "Kan işediğini" ama ne muayene edildiğini, nede tahlil
yapıldığını belirten Dilligil, "Birinci Perde" adı verilen ve kendisini hedef
alan operasyonun düzmece iddialar üzerine kurulan bir komplonun ürünü olduğunu
söyledi. Cezaevi ve operasyon dönemi anılarını "Devlet Tiyatroları Genel
Müdürüydüm" adıyla kitaplaştırılan Rahmi Dilligil'in başına gelmedik kalmamış.
Kitabı kendi imkanlarıyla bastırdıktan sonra da yaşadığı talihsizlikler
bitmeyen Dilligil, kitabını matbaadan aldıktan sonra birkaç dağıtımcının,
kitabı dağıtmak üzere aldığını, fakat ne olduysa kitabı aldıktan birkaç gün
sonra bütün dağıtımcıların "Kitabı dağıtmayacaklarını" söyleyerek iade
ettiklerini söyledi. Kitabında medyada hakkında yürütülen yargısız infaz
karşısında hiçbir şey yapamadığını kaydeden Dilligil, Fatih Altaylı'nın söz
konusu yargısız infazın baş aktörlerinden olduğunu ileri sürdü. Rahmi Dilligil,
Bursa Emniyet Müdürlüğü'nde gördüğü işkenceler hakkında şunları yazıyor: "Sorgu
odaları şeffaf karakolların kara kutularıdır buralar! Bu kara kutular hiç
bulunmazlar! Sizler, küfürlerin, hakaretin her türlüsünün, işkencenin ne
olduğunu anlatıp ispat etme şansınızı bulamazsınız. Tek başına çekersiniz,
avukatınızla görüşmez, ifadeler imzalarsınız, mahkemelere, savcılara kadar
peşinizdedir işkence, baskı, polisler. Hapishaneye de onlar teslim eder. Sorgu
insanların cevap vermesini istediğiniz soruların cevaplarını almaksa, bu yolda
her şey "mubah"sa o yapıldı bana. Üşüyordum, tiyatro, sahne, spot ışıkları
yoktu, müsteşar yardımcıları, sekreterler, milletvekilleri yoktu...Kan
işiyordum... Ve kimse yoktu; gözlerim kapanırken betonda ağır vücudumun
ürperdiğini hissettim."
Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Ambar beldesinde HADEP'li iki yönetici gözaltına alındı. Karakol Komutanı HADEP'lilere "Benim bölgemde bu partiyi kuramazsınız. Evinizi yakarım" diye tehditler savurdu. İşkence gören HADEP'li yöneticilere 3 gün işgöremez raporu verildi.
Doğubeyazıt'a bağlı Dalbahçe köyünde yaşayan HADEP üyesi Halis Ertaş, yaklaşık bir haftadan bu yana kendisini her gün karakola çağırarak döven Suluçem Karakol Komutanı hakkında Doğubeyazıt Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Ertaş'ın, 29 Temmuz 2002 günü yaptığı suç duyurusunun ardından, savcılık tarafından ifadesine başvuruldu. İfade veren Ertaş, karakol komutanının kendisini her gün karakola çağırdığını ve "senin yaşaman suç" diyerek dövdüğünü söyledi. Karakol komutanı hakkında açılan soruşturma devam ediyor.
Zeytinburnu Merkez Efendi Polis Karakolu'nda gördüğü işkence sonucu 25 gün işgöremez raporu alan Abdülaziz Doğan, psikolojisinin tamamen bozulduğunu ve konuşma güçlüğü çektiğini söyledi. Aynı olaydan sonra tutuklanan gençlerin avukatları da görüş için gittikleri cezaevinde dövüldü.
"Manisalı gençler davası" olarak bilinen, 10 polisin İşkence suçundan yargılandığı dava, zamanaşımı tehlikesine rağmen yine ertelendi. 26 Aralık 95'te gözaltına alınan 16 gence işkence yaptıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan polislerin yargılanmasına Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi ve mahkeme heyeti, duruşmayı bir kez daha erteledi. Mağdur gençlerin avukatı Serhan Özbek, "Devlet, devlette görev yapan memurunu bulamıyor. Bu hukuk tarihine geçecek bir dava oldu" dedi.
ÇEŞİTLİ AMAÇLARLA YAPILAN
BASKI VE TEHDİTLER
Özgürlük
ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyesi iki gencin, Küçükçekmece'de sivil polisler
tarafından gözaltına alınarak darp edildiği ileri sürüldü. Polisler hakkında
suç duyurusunda bulunduğunu bildiren ÖDP Küçükçekmece İlçe Başkanı Fuat Yüksek,
saldırıya karışan bütün polislerin açığa alınmasını istedi. ÖDP Küçükçekmece
İlçe Örgütü üyesi Mustafa Aydın ve Eren Kaya'nın yaşadığı olay, iddialara göre
şöyle gelişti: 34 LZA 35 plakalı minibüsten inen polisler, durumlarından
şüphelendikleri Aydın ve Kaya'nın kimliklerini sordu. Gençler hiçbir gerekçe
göstermeden minibüse binmelerini söyleyen polislere, durumun ailelerine
bildirilmesi karşılığında kendileriyle geleceklerini söyledi. Bu sırada olay
yerine gelen 2 sivil ve 2 resmi polis aracından inen güvenlik güçleri, Aydın ve
Kaya'yı dövmeye başladı. Polis, daha önce riskli bir kulak ameliyatı geçiren
Aydın ile Kaya'yı fenalaşmaları üzerine İÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırdı.
ÖDP Küçükçekmece İlçe Başkanı Fuat Yüksek, düzenlediği basın toplantısında
polisin insan hayatı ve onurunu hiçe sayan şiddet gösterisini kınadığını
söyledi. "Yasalar değişse bile kafaların değişmeyeceğini gösteren bu olay,
polis kurumunun çağ dışı, çürümüş yapısını bir kez daha göstermektedir" diye
konuşan Yüksek, saldırıyla ilgili olarak olaya karışan polislerin derhal açığa
alınmasını istedi. Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı'na başvuran partinin
avukatları, polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Van Tabipler Odası Başkanı Doç. Dr. Şaban Şimşek, geçtiğimiz hafta sağlık sorunlarına ilişkin yaptığı basın açıklamasının ardından tehdit telefonu aldığını söyledi. Şimşek, "Bir hekim idari baskılardan bunaldığını, depresyonlar yaşadığını ve intihar etmeyi düşündüğünü söylüyorsa susup oturamazsınız"dedi.
Ardahan'ın Göle ilçesinde Kaymakam Alper Faruk Güngör, ahır kokuyorlar diye köylülerin kaymakamlığa girişini yasakladı. Kapıya koyduğu iki polisle giriş çıkışı denetleyen kaymakam Güngör, "Banyo yapmayan içeri giremeyecek" dedi. Göle'de bütün resmi daireleri içinde barındıran Göle Kaymakamlık binasının yoğun ziyaretler dolayısıyla koktuğunu ve kirlendiğini belirten kaymakam Alper Faruk Güngör, herkesin rasgele kaymakamlığa giremeyeceğini söyledi. Kaymakamlıkta işi olanları kapıda bekleyen polisler vasıtasıyla kontrol ettikten sonra içeri alan Güngör'ün uygulamasına vatandaşlar tepki gösterdi.
Yurtdışına çıkması yasaklandığı için yakalandığı hastalığın tedavisini yurtdışında yaptıramayan Haklar ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Abdülmelik Fırat, "Bana üzerinizdeki tahdidin kaldırılması devletimizin aleyhinedir dediler. Benim yurt dışına çıkmam nasıl oluyor da bu ülkenin aleyhine oluyor, anlamıyorum" diye konuştu. Fırat, üç yıldır tedavi olduğunu "miyolami" denilen ve iliklerde kanın dolaşımını engelleyen hastalığının ilerlemesi üzerine üç gün önce Alman Hastane'sine kaldırıldı. Binde bir görülen hastalığının yalnızca Amerika'da etkin tedavisinin gerçekleştiğini söyleyen Fırat, 6 yıldır Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmasına rağmen kendisinin yurtdışına çıkışının engellendiğini ifade etti. Fırat, "Yazılı ve sözlü olarak dönemin başbakanlarına içişleri bakanlarına müracaatlarda bulunmama rağmen hiçbir sonuç alamadım. Sonra avukatım aracılığı ile yaptığım başvurunun sonunda bir polis komiseri bana "sizin üzerinizdeki tahdidin kaldırılması devletimizin aleyhinedir" dedi. Ben 40 yıldır bu ülkede siyaset yapıyorum. DP'de ve DYP'de iki dönem milletvekilliği yaptım. Benim yurtdışına çıkmam nasıl oluyor da bu ülkenin aleyhine olabilir. Bunu anlayan birileri varsa lütfen bana anlatsın" diye konuştu.
Bingöl'ün Karlıova ilçesinde, süresi biten yeşil kartlarını yenilemek isteyen köylüler Ümit Karabağ, Maksut Karabağ, Cemal Yiğit ve Alaattin Saya geçen nisan ayında kaymakamlığa başvurdu. Köylülerin başvurusu üzerine maddi durumlarının ve sosyal güvencelerinin olup olmadığının belirlenmesi için inceleme başlatıldı. Araştırma sonucunda, söz konusu kişiler hakkında belediye, Tapu Sicil Müdürlüğü, Defterdarlık, SSK ve Bağ-Kur'da herhangi bir kayıt bulunmadığı, yeşil kart almalarında herhangi bir engel olmadığını bildirdi. Ancak yeşil kart başvurusunda bulunan köylülerin sicilleri jandarma tarafından da araştırıldı. Konuyla ilgili kaymakamlığa gönderilen yazıda köylülerin yakınları hakkında daha önce işlem yapıldığını ve fişlerinin olduğunu belirtti. Bu kişilerin sakıncalılar listesinde bulunduğu ve yeşil kart verilmesinin uygun olmadığı bildirildi. Jandarmanın bu yazısı üzerine yeşil kart için başvuran köylülerin kartları yenilenmedi.
GÖZALTILAR
AFYON: Starda yayınlanan "Teksoy Görevde" programı yapımcısı Sadettin Teksoy ile ekibi, Bayat ilçesinde cumhuriyet savcılığına hakaret ettiği iddiasıyla;
ANKARA: Mevlüt Kar adlı kişi Ankara Esenboğa havaalanında El Kaide militanı olduğu gerekçesiyle;
ANTALYA: Jandarma Komutanlığı'na
bağlı ekiplerce, il merkezine bağlı Çıplaklı Köyü ile Killik Köyünde Kur'an
okutulduğu gerekçesiyle iki eve yapılan baskın sonucu, 6 kişi; Yasadışı
yollardan yurtdışına kaçmak isteyen 222 kişi Marmaris'te; Hisarönü'nün Bakacak
mevkiinde düzenlenen operasyonda, tamamı Türk uyruklu 34 kişi; Selimiye köyünün
Delikliyol mevkiinde 84'ü Türk uyruklu 188 kaçak; Manavgat ilçesinde
kendilerini kaçak olarak Avrupa'ya götürecek gemiyi bekleyen 76 kişi; Serik ve
Manavgat ilçeleri arasında 10 mil açıkta bir tekne içinde 56 kaçak yolcu;
AYDIN: Kuşadası Körfezi'nde bir
teknede 94 kaçak;
BATMAN: Hasankeyf'in İncirli köyünde
korucular ile köy sakinleri arasında çıkan kavgada iki korucu; AB Uyum Yasaları
çerçevesinde atılan adımların önemli olduğunu belirterek Batman sokaklarında
gül dağıtmak isteyen Kerem Çelik, Murat Zengin, Şahin Tutak, Güler Kondu,
Nezahat Topak, Necla Güzel, Hasibe Acar, Hasan Aydın, Muhteber Yılmaz, Leyla
Okalin, Selma Okalin ve Gülistan Seçkin polis tarafından;
BURSA: Yasadışı "Hizbut-Tahrir"e yönelik operasyonda 9 kişi; Merkez Osmangazi ilçesi İzmir Yolu Hipodrum Kavşağı'nda 06 DAA 29 plakalı kamyonun kasasında, Bursa'dan İzmir'e gittikleri belirlenen 39'u Irak, 4'ü İran, 4'ü Cezayir ve 5'i Filistinli olmak üzere, toplam 52 kişi; Emniyet Müdürlüğü'nce "Huzur 16" adı altında düzenlenen operasyonda, 57 kişi;
ÇANAKKALE: Gelibolu
ilçesinde yurtdışına çıkmak isteyen 51 Iraklı göçmen; Çan İlçesi'nde, yasadışı
yollardan yurtdışına kaçmak isterken 43 kaçak ve kamyonet şoförü Şaban
Tekin;
DİYARBAKIR: Silvan ve Lice İlçelerinde düzenlenen operasyonlarda toplam 6 kişi hiçbir gerekçe gösterilmeden; Bismil ilçesine bağlı Ambar beldesinde HADEP'li iki yönetici; Hizbullah üyesi oldukları iddiasıyla Ankara'da yakalanan Remzi Karaduman, Uğur Uşar ve Reşat Uşar adlı üç kişi getirildikleri Diyarbakır'da tutuklanıp cezaevine götürüldükleri gün 430 sayılı KHK gerekçe gösterilerek, sorgulanmak için;
EDİRNE: Yasadışı yollardan Yunanistan ve Bulgaristan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu 114 kişi; Yasal olmayan yollardan Yunanistan'a gitmek isteyen 6'sı Türk, 139 kişi; Kaçak olarak sınırı geçmek isteyen 2'si Türk, 123 kişi; İpsala ilçesine bağlı Hacıköy beldesinde yol kontrolü yapan jandarma ekipleri tarafından, Ferho Özçelik (26) yönetimindeki 34 YB 1578 plakalı minibüste Yunanistan'a gitmek istedikleri belirlenen Irak, Ruganda, İran, Filistin ve Somali vatandaşı 23 kişi; Edirne ve Tekirdağ'da yapılan kontrollerde 61 kişi; Sınırı geçmek isteyen, 12'i Türk toplam 61 kişi; Sınırı geçerek Yunanistan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu 33 kişi; 76 yabancı uyruklu ile kılavuzluk yaptığı belirlenen bir Türk; Sınırı geçmek isteyen yabancı uyruklu 21 kişi; Yasadışı yoldan Yunanistan'a geçmek isteyen, aralarında 4 Türk'ün de yer aldığı 29 kaçak; Keşan İlçesi'nde, 2 kamyonette yapılan aramada, kaçak olarak Yunanistan'a gitmek isteyen 36 yabancı uyruklu ile kaçaklara kılavuzluk yapan bir Iraklı; Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nin bahçesinde, Nijerya uyruklu 10 göçmen; Yasadışı yollarla Yunanistan'a gitmek isteyen Bülent Erkal, Aydın Erkal ve Enver Duru; Sınırı geçmek isteyen 96 yabancı göçmen; Meriç, Enez ve İpsala ilçelerinde, Yunanistan'a gitmek isteyen Irak. Cezayir, Pakistan ve Hindistan vatandaşı 69 kişi; Geçmeyi başardıkları Yunanistan'da yakalandıktan sonra, Meriç ilçesinde Meriç nehrinden aynı yollardan Türkiye'ye gönderilen Irak, İran, Nijerya vatandaşı 27 kişi; İpsala Sınır Kapısından sahte pasaportla ve kaçak olarak geçmek isteyen 7 kişi;
ELAZIĞ: Bingöl'ün Karlıova ilçesinde Çırajor köyünde HADEP üyesi Ekrem Genç, HADEP ilçe yöneticisi Ferit Karabağ ve üye Ali Temuroğlu; Karakoçan HADEP İlçe Başkanı Zülküf Açıkgöz trafik polisleriyle tartışınca;
ERZURUM: Irak uyruklu 30 kaçak göçmen; Bir TIR'ın dorsesindeki yaklaşık 5 metrekarelik gizli bölmede 43 Iraklı;
GAZİANTEP: Mevlit törenine katıldıkları
halde irticai faaliyette bulundukları iddiasıyla 32 kişi; Çöp kutuları üzerine PKK ve Abdullah
Öcalan'ın adını yazdıkları iddia edilen, 14-15 yaşlarındaki 4 genç; Nizip'te
bir düğüne katılan kadınların başına taktığı sarı, kırmızı ve yeşil renkteki
yazmalarla "bölücülük propagandası yapıldığını" öne süren polis tarafından,
aralarında düğün sahibinin de olduğu iki kişi;
GÜMÜŞHANE: Türkiye'ye kaçak girdikleri bildirilen Irak uyruklu 75 kişi bir kamyonette;
HAKKARİ: Kürtçe olarak haftalık yayın yapan Azadiya Welat
gazetesinin Hakkari'de dağıtımını yapan Nihat Yakın, Avdel Koç ile Nazime Sayık
polislerce dağıtıma çıkardıkları gazetelerle birlikte; Yenimahalle'de bulunan
bir eve düzenlenen baskında, Hüseyin Kanat, Salih Durgun, Hüseyin Durgun,
Zahide Durgun ve Hüseyin Cayan adlı kişiler polis tarafından; Geri dönüşün sağlandığı Ördekli köyüne ev
yapmak için giden Tayyar Yaşar, köye getirilen inşaat malzemelerinin kontrolünü
yapan polislere evinin kimler tarafından yakıldığını tartıştığı için;
İSTANBUL: İdamın kaldırılmasını
protesto eden şehit yakınları, Boğaziçi Köprüsü'nü trafiğe kapattı, olayda 30
dernek üyesi; Bağcılar Ateştuğla'da bulunan İSTAŞ Fabrikası önünde bildiri
dağıtan Emeğin Partisi (EMEP) üyesi Özgür Sağıroğlu, Yücel Çakmak, Yılmaz
Ağbulut, Derya Aktaş, Faruk Terzi, Emre Seyrek ve Mustafa Çakmak adlı 7 kişi
yasadışı bir şekilde; Düzenlenen operasyonlarda, 89'u yabancı uyruklu olmak
üzere toplam 369 kişi; Zeytinburnu'nda yurda kaçak yollardan girdikleri
belirlenen, aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu toplam 54 kaçak; Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesinde
gözaltında bulunduğu sırada pencereden atlayarak intihar eden İlkay Taşdemir
için açıklama yapmak isteyen aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul
Şube Başkanı Eren Keskin'in de bulunduğu 9 İHD yöneticisi; F Tipi cezaevlerinin
kaldırılması amacıyla Alibeyköy'deki bir evde "süresiz açlık grevi" eylemine
başlamak isteyen 2 kişi ile kendilerini destekleyen 6 kişi; Devrimci Demokrasi
gazetesi muhabiri Tuncay İşcen ve gazete okurlarından Tuncay Sezer, Terörle
Mücadele Şubesi polislerince; F Tipi cezaevlerinde tecrit din kaldırılması için
açlık grevine başlayan TAYAD'li ailelerin düzenleyeceği basın toplantısını
izlemek üzere Alibeyköye giden Haksöz Dergisi'nden Mehmet Ali Aslan ile
Özgür-Der'den Ahmet Parspancı; Fransa'nın İstanbul Başkonsolosluğuna "F" tipi
cezaevlerine ilişkin dilekçe vermek isteyen gruba müdahale eden polis tarafından
12 kişi; Fatih'teki iki dergi bürosuna düzenlediği operasyonu tamamlayan polis
tarafından, yaklaşık 21 kişi; Ekmek ve Adalet Dergisi ile Gençlik gelecektir
dergisi çalışanlarının, merkez bürolarına düzenlenen polis baskını kınamak
amacıyla gerçekleştirmek istediği basın toplantısına izin verilmeyince, eyleme
destek vermek için gelen Yıldız Türkoğlu ve Sinan Bayrak; Ekmek ve Adalet
Dergisi'nin teknik bürosu olan Özlem Yayıncılık'a düzenlenen polis baskınında 9
kişi; Müge Molvalı,(Yeniden Atılım Gazetesi Muhabiri), Burcu Gümüş (Yeniden
Atılım Gazetesi Muhabiri), Sevil Gültekin (Yeniden Atılım Gazetesi Muhabiri),
Nurcan Vahiç (Yeniden Atılım Gazetesi Muhabiri), Düzgün Akyol (Dayanışma
Gazetesi), Sevilay Balıkçı (Ekmek Ve Adalet Dergisi Çalışanı), Hasibe
Çoban (Ekmek Ve Adalet Dergisi
Çalışanı), Fehmi Kılıç (Devrimci Hareket Dergisi Çalışanı), Volkan Er (Devrimci
Hareket Dergisi Çalışanı); Düzenlenen huzur operasyonlarında, 91'i yabancı
uyruklu 380 kişi; Yapılan operasyonlarda, yurda kaçak yollardan girdikleri
belirlenen, Pakistan ve Irak uyruklu 109 kişi;
Fransa'nın İstanbul Başkonsolosluğu'na F tipi cezaevlerinin kaldırılması
istemiyle dilekçe veren yaklaşık 40 kişi; Polis ekipleri tarafından TAYAD,
Gençlik Gelecektir ile Ekmek ve Adalet dergilerine düzenlenen baskında 17 kişi;
İZMİR: Olası bir ABD operasyonu sırasında PKK adına silahlı faaliyetlerde bulunmak amacıyla, Irak'ın kuzey bölgesine eleman göndermek istedikleri iddia edilen ve HADEP Karşıyaka İlçe Sekreteri'nin de aralarında bulunduğu A.Y. (36), N.E. (23), A.G. (24), B.Ö. (23) ve A.İ. (45) adlı 5 kişi; Dikili İlçesine bağlı Çandarlı beldesinde, Yunan adalarına geçmek isteyen yabancı uyruklu 64 kişi; Sahil Güvenlik Ege denizi Bölge Komutanlığı'nca Kuşadası Sünger Burnu mevkiinde düzenlenen operasyonda, yasadışı yollardan yurtdışına çıkmak isteyen, 12'si Afgan, 1'i Filistin, 81'i Iraklı, toplam 94 kaçak; Dikili ilçesinde 44 Pakistanlı ve 1 İranlı göçmen; Kuşadası'nda 3'ü Srilanka, 17'si Hindistan ve 39'u Irak uyruklu 59 yabancı göçmen; Urla ilçesinde, yasal olmayan yollardan Yunanistan'a geçmek istedikleri belirlenen yabancı uyruklu 37 mülteci; Urla ilçesinde kaçak olarak yurt dışına çıkmak isteyen yabancı uyruklu 33 kaçak;
İZMİT: Türkiye'ye yasadışı yollardan girerek Avrupa'ya çıkış hazırlığı yapan 41 kişi ile bu kişilerden Avrupa'ya kaçışlarını sağlamak için para alan üç zanlı;
KOCAELİ: Kocaeli'nin Gebze ilçesinde
24 mülteci;
KONYA: SP'li Büyükşehir
Belediyesi'nin 32. Konya Milli Fuarında düzenlediği Altınbaşak Kültür, Sanat ve
Spor Etkinliklerinde karate müsabakaları başlarken okunan İstiklal Marşı'nda
seyirciler arasında yer alan Cemile Ortadeveci ve görümcesi Şerife Ateş ayağa
kalkmadığı için;
MARDİN: Nusaybin İlçesinde, esnafın
yoğun destek verdiği etkinlikte gül dağıtmak isteyen HADEP'lilerden 2 kişi,
"izinsiz gül dağıttıkları" gerekçesiyle polis tarafından;
MUŞ: Muş'un Varto ilçesinde HADEP üyesi Ali Çiçek, Selahattin Avinç, Suphi Yıldız, Muhtesim Yüksel ile Hanım Han adlı beş kişi "KADEK'e yardım ve yataklık yaptıkları" gerekçesiyle;
SİİRT: Seçim çalışması yürüten 9 HADEP'li polis tarafından;
TUNCELİ: OHAL'in kaldırılmasından sonra Tunceli'ye giden ve Aliboğazı'nda fotoğraf çeken Atlas Dergisi muhabirleri Ferda Çağlayan ve Dilek Çağlayan;
VAN: Başkale ve Gürpınar ilçelerinde, yurda kaçak yollarla giriş yapan yabancı uyruklu 30 kişi; Gürpınar ve Başkale ilçelerinde kaçak giriş yapan yabancı uyruklu 81 kişi; HADEP Çatak İlçe yöneticisi Necati Cangöz, Görentaş Jandarma Karakolu'na bağlı askerler tarafından gözaltına alındı.
TUTUKLAMALAR
ÇANAKKALE: Çanakkale'nin Çan İlçesi'nde, yasadışı yollardan
yurtdışına kaçmak isterken jandarma tarafından yakalanan 43 kaçağın
soruşturması sürerken, kamyonet şoförü Şaban Tekin;
DİYARBAKIR: Hizbullah üyesi oldukları iddiasıyla Ankara'da
yakalanan üç kişi getirildikleri Diyarbakır'da tutuklanıp cezaevine
götürüldükleri gün 430 sayılı KHK gerekçe gösterilerek, sorgulanmak için
yeniden 'gözaltına' alındı.
EDİRNE: Yasadışı yollarla Yunanistan'a gitmek isteyen Bülent Erkal, Aydın Erkal ve Enver Duru;
HAKKARİ: Geri dönüşün
sağlandığı Ördekli köyüne ev yapmak için giden Tayyar Yaşar, köye getirilen
inşaat malzemelerinin kontrolünü yapan polislere evinin kimler tarafından
yakıldığını tartıştığı için;
İSTANBUL: TUYAB tarafından geçtiğimiz Pazar günü Sarıgazi mezarlığında yapılan ölüm oruçlarında ölenleri anma etkinliği sırasında gözaltına alınan altmış beş kişi arasından DGM'ye çıkarılan Mehmet Soylu ve Metin Aslandoğmuş;
İZMİR: Düzenlenen operasyonda, PKK adına Irak'ın kuzey bölgesine eleman gönderdikleri iddiasıyla Ahmet Yavuz, Naziye Erkan, Alper Gökalp ve Abdurrahman Işık adlı 4 kişi;
KONYA: SP'li Büyükşehir
Belediyesi'nin 32. Konya Milli Fuarında düzenlediği Altınbaşak Kültür, Sanat ve
Spor Etkinliklerinde karate müsabakaları başlarken okunan İstiklal Marşı'nda
seyirciler arasında yer alan Cemile Ortadeveci ve görümcesi Şerife Ateş ayağa
kalkmadığı için; KÜTAHYA: Ölüm
orucunda yaşamını yitiren Semra Başyiğit'in Kütahya'nın tavşanlı ilçesine bağlı
Çokköy'deki cenazesi sırasında gözaltına alınan bir kişi; Gözaltına alınan
Ahmet Aksu hakkında İstanbul DGM'ce verilmiş gıyabi tutukluluk kararı olduğu
iddia edildi.
MUŞ: Varto ilçesinde gözaltına alınan HADEP üyesi Ali Çiçek, Selahattin Avinç, Suphi Yıldız, Muhtesim Yüksel ile Hanım Han adlı beş kişi "KADEK'e yardım ve yataklık yaptıkları" gerekçesiyle tutuklandı.
YERLEŞİM MERKEZLERİNE YÖNELİK BASKILAR
DİYARBAKIR: Koruculuğu kabul etmedikleri için 1993'te evleri yıkılan Kulp'un Akdoruk (Gevdas) köylülerinin bu kez çadırları yıkıldı. Ev ve arazilerinin asker ve korucular tarafından yakılması üzerine büyük şehirlere göç etmek zorunda kalan köylüler, bu bahar köye dönüşlerin serbest olduğu yönündeki açıklamaların ardından köylerine döndüler. Evleri tamamen kullanılmaz hale gelen Akdoruk köylüleri çadır kurdu. 17 Temmuz 2002'de Kulp Zeyrek Karakolu'na bağlı askerler ve çevredeki korucular çadırda yaşayanları sopalarla dövüp, hakaret etti. Asker korucular naylon çadırları askeri araçlara yükleyerek köyden ayrıldı.
HAKKARİ: Geri dönüşün
sağlandığı Ördekli köyüne ev yapmak için giden Tayyar Yaşar, köye getirilen
inşaat malzemelerinin kontrolünü yapan polislere evinin kimler tarafından
yakıldığını tartıştığı için gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
CEZAEVLERİ
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ölüm orucu nedeniyle vücudunda sürekli rahatsızlıklar bulunan bir mahkumu affetti. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan yazılı açıklamada, Sezer'in Adli Tıp Kurumu'nca saptanan sürekli hastalığı nedeniyle hükümlü Mehmet Şahin'in kalan cezasını, Anayasa'nın 104. maddesi uyarınca kaldırdığı belirtildi.
F
Tipi cezaevlerinin kaldırılması amacıyla Alibeyköy'deki bir evde "süresiz açlık
grevi" eylemine başlamak isteyen 2 kişi ile kendilerini destekleyen 6 kişi
gözaltına alındı.
"Hayata
dönüş" operasyonlarından canlarını kurtaran tutuklu ve hükümlülerin karşısına
şimdi de F Tipi sendromu çıktı. Kandıra F Tipi Cezaevinden kendini asarak
yaşamına son veren Volkan Ağırman'ın ardından F tiplerinde kalan yaklaşık 10
genç psikolojik rahatsızlıklardan dolayı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine
kaldırıldı. İHD üyeleri ise yaptıkları eylemde F Tipi cezaevlerindeki tecrit
uygulamasının kaldırılmasını istedi.
İHD İstanbul Şubesi Başkanı Eren Keskin, Bayrampaşa Cezaevinde tutuklu bulunan 4 travestiye tecavüz edildiğini iddia etti. İHD İstanbul Şubesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Keskin, aynı cezaevinde ayrıca adli ve siyasi tutuklulara, kendilerine "A Takımı" adını takan bir gurup personel ve asker tarafından baskı yapıldığını söyledi.
Tekirdağ Muratlı cezaevinde bulunan Kawa davası tutuklularından Mehmet Mamaş ve 3 arkadaşının, insani ihtiyaçlarının karşılanması talebiyle başlattıkları açlık grevinin 4. gününde Edirne F Tipi cezaevine sürgün edildiği bildirildi.
İstanbul'da
bulunan bir gurup tutuklu yakını, F Tipi cezaevlerindeki koşulların
iyileştirilmesi için süresiz açlık grevine başladı. Açlık grevinde Kandıra F
Tipi Cezaevinde intihar eden Volkan Ağırman'ın
babası Niyazi Ağırman, Kemal Ağdaş ile Melek Akgün bulunuyor.
Kandıra F Tipi Cezaevinde tutulan ve psikolojisi bozulduğu için normal bir cezaevine yollanan Ahmet Uğur'dan sevk karşılığı 600 milyon lira alındı. Müvekkilinden para alınmasına tepki gösteren Avukat Gülizar Tuncer sağlık problemleri nedeni ile gerçekleştirilen sevk işlemlerinde para alınmadığını söyleyerek, cezaevi yönetimi hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
Aydın E Tipi Cezaevi'nde tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle görüşme yapması için bağlanan telefonların bozuk olduğu bildirildi. Tutuklular, birbirleriyle görüşmelerinin engellenmesinin ardından kapalı ziyarete çıkmama kararı aldı.
1995 yılında, 19 yaşındayken DHKPC örgütüne üye olduğu gerekçesiyle tutuklanan Bülent Özdemir, ölüm orucunun 317. gününde ve durumu günden güne ağırlaşıyor. Özdemir, 19 Aralık'taki cezaevleri operasyonunda Ümraniye Cezaevi'nde ağır yaralandı. Bir dalağı alındı, bağırsak ve ciğerleri tahrip oldu ve kalbinin yanında da hala bir kurşun duruyor. Özdemir, 32 gün Haydarpaşa Numune Hastanesi'nin yoğun bakım servisinde kaldı. Biraz iyileştikten sonra da Edirne F Tipi Cezaevi'ne getirildi. 26 Eylül 2001'de ölüm orucuna başlayan Özdemir, bugün eyleminin 317. gününde. Önceki gün gazetemizi ziyaret eden Özdemir'in ağabeyi Cemal Özdemir ve amcasının kızı Nazlı Özdemir, Bülent Özdemir'in durumunu anlattılar. 1996'da da ölüm orucuna katılan Özdemir'in zaten gözlerinde rahatsızlıklar vardı şimdi bilinci kısmen kapalı, halüsülasyonlar görüyor, konuşmasında bozukluklar mevcut, sıvı alımı da bu hafta azalmış. Özdemir 23 Nisan'dan bu yana Trakya Tıp Fakültesi Hastanesi'nde kalıyor. Fakat Cemal Özdemir, kardeşinin kaldığı odanın koşullarının çok kötü olduğunu ifade ediyor, "Oda hastanenin bodrum katında. Bir yanında morg var, bir yanında ise sürekli inşaat gürültülerinin geldiği atölye. Kardeşim orada bitleniyor. Doktorla konuştuk, 'ilaçlama yapacağız' dediler o kadar. Kardeşim, odadaki lambanın da hiç kapatılmadığını söylüyor." Nazlı Özdemir, Bülent Özdemir'in sürekli, "Beni delirtmeye çalışıyorlar" dediğini belirtiyor ve bir ziyaret esnasında başından geçenleri anlatıyor, "Bir sefer gittiğimde yandan ağıt geliyordu. Ürperdim, kötü oldum. Amcam, 'Yanda morg var, ses oradan geliyor. Ölürsem zorluk çekmemek için odamı buraya yapmışlar. Yerim yanda hazır' dedi".
Kütahya E Tipi Cezaevinde ölüm orucunu sürdüren Fatma Tokay Köse'ye, getirildiği Ankara Numune Hastanesi'nde zorla tıbbi müdahale bulunduğu bildirildi. İki erkek ölüm orucu eylemcisi ile aynı odada yatağa zincirlenerek tutulan Köse'nin yakınları ile görüşmesine bir süre izin verilmedi. Kütahya E Tipi Cezaevinde ölüm orucunu sürdüren Fatma Tokay Köse, ölüm orucunun 399'uncu gününde hastaneye kaldırıldı. Ardından Köse, Ankara'ya sevk edildi. Bir süre mahkum koğuşunda tutulan Köse'ye 26 Ağustos'da baygınlık geçirmesi üzerine, zorla tıbbi müdahalede bulunuldu. Müdahale sonrası yakınları ile görüştürülmeyen Köse'nin ablası ancak iki gün sonra kardeşini görebildi. Abla Halime Tokay, Serdal Karabulut ve Talat Şanlı isimli iki erkek tutuklu ile aynı odada tutulan kardeşini kanlar içinde buldu. Kardeşini 15 dakika gören Halime Tokay, kardeşinin çırılçıplak soyunmuş bir şekilde yattığı yatakta, üzerine örtülmüş olan çarşafın kanlar ve kusmuk içinde olduğunu belirterek, ellerinin ranzaya bağlı olduğunu ifade etti. Halime Tokay, sağ kalçasındaki yaranın iyice açıldığını ve üç gün önce pansuman yapıldığını yaraya daha sonra pansuman yapılmadığını kaydederek, şiş olan ayaklarına zincir vurulduğunu ve zincirin ranzaya bağlandığını ifade etti. Tokay ıslak çarşaflar ile cam ve kapının açık olması nedeniyle kardeşinin sürekli üşüdüğünü belirterek, "Kardeşim sürekli üşüdüğünü, giyinmek istediğini, müdahale istemediğini, mahkum koğuşuna tekrar götürülmek istediğini söylüyordu. 15 dakika sonra askerler beni dışarı çağırdı. Kardeşimle ilgilenen doktorlara gidip, kardeşimin durumunu sorup, isteklerimi ilettiğimde çık git buradan dediler. İstediğim yere şikayet edebileceğimi söyleyip, beni kovdular. Tokay, daha sonra kendisine verilen refakatçi kartının da iptal edildiğini ifade etti. Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi'ne başvuran Tokay, kardeşinin hayatından endişeli olduğunu ifade ederek, doktorların yaklaşımları nedeniyle kardeşine yapılan müdahalenin sağlıklı bir müdahale olmayacağını kaydetti. TBB'den kardeşinin durumunun takip edilmesini isteyen Tokay, kardeşinin korunmasını ve ileride başlatılacak hukuki süreç için durumunun tespit edilmesini talep etti.
CEZAEVLERİNDE ÖLÜM
F
Tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla ölüm orucuna başlayan Fatma Bilgin
kaldırıldığı Ankara Numune Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Halkın Hukuk Bürosu
tarafından yapılan açıklamada, Bilgin'in, zorla müdahaleler ardından hayatını
kaybettiği bildirildi. Bilgin'in ölümüyle birlikte ölüm oruçlarında hayatını
kaybedenlerin sayısı 93'e yükseldi.
Sinop E Tipi Cezaevinde, M Blok 3 nolu koğuşunda kalan, bıçakla yaralama ve silahlı gasp suçundan 36 yıl hapse mahkum Aziz Yıldız(20) ile gasp suçundan 20 yıl 1 ay hapis cezası bulunan Ercan Can (25) arasında, bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Kavgaya dönüşen olay sırasında Aziz Yıldız önce Ercan Can'ı yumruk darbeleriyle bayılttı, ardından, daha önce elbise dolabından söktüğü saç parçasından yaptığı kesici aletle boğazını keserek öldürdü.
F
Tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla ölüm orucunda bulunan Melek Birsen
Hoşver yaşamını yitirdi. Hoşver'in ölümüyle, cezaevlerine yapılan operasyonda
yaşamını yitirenlerle birlikte ölüm orucunda yaşamını yitirenlerin sayısı 94'e
yükseldi. 23 yaşındaki Hoşver, Malatya Cezaevinde başladığı ölüm orucunun 330.
gününde bulunuyordu. TAYAD tarafından yapılan açıklamada ise Ankara Numune
Hastanesi'ne kaldırılan Hoşver'in zorla müdahale sonrasında yaşamını
yitirdiğine dikkat çekildi. Yapılan açıklamada, tecridin kaldırılması ve
ölümlerin durdurulması istendi.
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
SP'li
Büyükşehir Belediyesi'nin 32. Konya Milli Fuarında düzenlediği Altınbaşak
Kültür, Sanat ve Spor Etkinliklerinde karate müsabakaları başlarken okunan
İstiklal Marşı'nda seyirciler arasında yer alan Cemile Ortadeveci ve görümcesi
Şerife Ateş ayağa kalkmadı. Olaya müdahale eden polis iki kadını gözaltına
aldı. Ortadeveci ve Ateş tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Eğitim-Sen
Genel Başkanı Alaattin Dinçer'in de aralarında bulunduğu 12 sendika
yöneticisine, "anadilde eğitim verilmesini isteyerek yasadışı örgüte yardım ve
yataklık yaptıkları" iddiasıyla açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 4
Nolu DGM'deki duruşmanın ilk duruşmasına, tutuksuz yargılanan Alaattin Dinçer,
Ali Rıza Aydın, Musa Biçer, Hasan Toprak, Muhammet Ekber Işık, Ahmet Korkmaz,
Necdet Uygun, Özgür Müftüoğlu, Emin Ekinci, Kemal Yüksel, Veysel Akdenizli ve Agah
Tuncay katıldı.
Hakkında
toplatma kararı bulunan 33 kitabın dernekte bulunması nedeniyle, İHD Genel
Başkanı Hüsnü Öndül'ün de aralarında bulunduğu 46 kişi hakkında Türk Ceza
Kanununun "buyruğu dinlememe" başlığını taşıyan 526/1. maddesi uyarınca 3'er aydan
6'şar aya kadar hafif hapis cezası istemiyle dava açtı. Dava, Ankara 9. Sulh
Ceza Mahkemesinde görülecek.
Necmettin
Erbakan, Balıkesir'de 26 Temmuz 2002'de yaptığı konuşmayla ilgili İstanbul
DGM'de ifade verecek. İstanbul DGM Savcılığı, Erbakan hakkında, "Halkı sınıf
,dil, din, ırk, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek"
suçunu düzenleyen TCK'nın 312. maddesi gereğince yürütülen soruşturma
kapsamında konuşmanın video ve ses kayıtlarını inceledi. Soruşturma
çerçevesinde Erbakan'ında ifadesini alacak olan DGM Savcılığı, adres tespiti
için yazışmalara başladı.
VERİLEN CEZA
Yedinci Gündem gazetesi hakkında toplatma kararı bulunan 13, 14 ve 15'inci sayısını bulundurmak ve satmaktan haklarında savcılıkça soruşturma başlatılan HADEP Muş İl Başkanı Naif Erol, Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Karakaş, yöneticiler Samet Yaktı, Özgür Çayan Tangüç ile Mehmet Şeker'e para cezası verildi. Muş Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen davada HADEP'liler hakkında önce "TCK'nın 80.maddesi ve 526 sayılı yasaya muhalefetten 3 ay 15'er gün hapis cezası kararı verildi. Mahkeme heyeti, hapis cezasını daha sonra 290 milyon 633 bin lira para cezasına çevrildi.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Abdurrahman Dilipak, Cuma Dergisinde çıkan "Kur'an Kursları" başlıklı yazısından dolayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dilipak'ın cezası sabıkasız olduğu gerekçesiyle ertelendi.
RTÜK
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Özgür
Radyo hakkında 6 aylık yayın durdurma cezası verdi.
KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN
YAYIN VE ETKİNLİK
Çağdaş Kars Haber gazetesi Vali Nevzat Turhan'ın isteğiyle kapatıldı. Anayasa'ya ve yasalara aykırı olarak geçmiş sayıları dahi toplatılan gazete bir gün dağıtımı bir gün de basımı engellendi. Yapılan itiraz üzerine gazete yeniden yayınlanmaya başlandı.
Haksöz dergisinin 135. sayısı "halkı din ve mezhep ayrılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik" iddiasıyla toplatıldı.
Ekmek ve Adalet Dergisi ile Gençlik gelecektir dergisi çalışanlarının, merkez bürolarına düzenlenen polis baskını kınamak amacıyla gerçekleştirmek istediği basın toplantısına izin verilmedi. Yıldız Türkoğlu ve Sinan Bayrak gözaltına alındı.
GAZETECİLERE VE YAYIN
ORGANLARINA YÖNELİK BASKILAR / KISITLAMALAR
Adana'nın Ceyhan ilçesinde, yerel televizyon kanalı CRT'ye pompalı tüfekle saldırı düzenlediği iddiasıyla hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunan bir kişi yakalandı. Hakkında olumsuz haber yapıldığı gerekçesiyle saldırıyı gerçekleştiren Fuat Önük (22), tutuklanarak Ceyhan Özel Tip Cezaevine konuldu.
Anadolu'nun Sesi Radyosu Genel Yayın Yönetmeni Seyfullah Karakurt'un 34 yıl 5 ay hapsi isteniyor.
350 BRT çalışanı ile 22 CNN Türk çalışanının iş akitlerinin bitirildiği bildirildi.
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde, DSP'den milletvekili aday adayı olan emekli binbaşı ve Kocaeli Üniversitesi Öğretim Görevlisi Harun Demirkaya, hakkında yorum yazısı yayımlanan Yeni Gebze Gazetesi'nin sahibi İsmail Kahraman'a fiili saldırıda bulundu. Aynı zamanda Anadolu Yayıncılar Birliği Genel Başkanı da olan Kahraman, 3 gün iş görmez raporu alarak, savcılığa şikayet dilekçesi verdi.
GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER
OHAL'in kaldırılmasından sonra Tunceli'ye giden ve Aliboğazı'nda fotoğraf çeken Atlas Dergisi muhabirleri Ferda Çağlayan ve Dilek Çağlayan gözaltına alındılar. Askerler,muhabirlerin çektikleri fotoğraflara, "incelemek" için el koydular. Askerlere, OHAL'in kaldırıldığını hatırlatan Ferda Çağlayan, "OHAL kaldırıldı ama OHAL Yasası içinde bulunan Mücavir İller Yasası uygulanıyor" yanıtını aldı.
Starda yayınlanan "Teksoy Görevde" programı yapımcısı Sadettin Teksoy ile ekibi, Afyon'un Bayat ilçesinde cumhuriyet savcılığına hakaret ettiği iddiasıyla gözaltına alındı, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Devrimci Demokrasi gazetesi muhabiri Tuncay İşcen ve gazete okurlarından Tuncay Sezer, Terörle Mücadele Şubesi polislerince gözaltına alındı.
Kürtçe olarak haftalık yayın yapan Azadiya Welat gazetesinin Hakkari'de dağıtımını yapan Nihat yakın, Avdel Koç ile Nazime Sayık polislerce dağıtıma çıkardıkları gazetelerle birlikte gözaltına alındı.
Fatih'teki 2 dergi bürosuna düzenlediği operasyonu tamamlayan polis, yaklaşık 21 kişiyi gözaltına alarak Emniyet'e götürdü. Operasyona ilişkin gazetecilerin sorularını cevaplandıran İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden üst düzey bir yetkili, İstanbul DGM'den alınan arama izniyle Terörle Mücadele, İstihbarat, Güvenlik Şube müdürlüklerine bağlı ekipler ile özel timin, Fatih'te bulunan "Ekmek ve Adalet" ile "Devrimci Gençlik" dergileriyle, TAYAD bürosunda arama yapmak istediğini söyledi.
Ekmek ve Adalet Dergisi ile Gençlik gelecektir dergisi çalışanlarının, merkez bürolarına düzenlenen polis baskını kınamak amacıyla gerçekleştirmek istediği basın toplantısına izin verilmedi. Yıldız Türkoğlu ve Sinan Bayrak gözaltına alındı.
Ekmek ve Adalet Dergisi'nin teknik bürosu olan Özlem Yayıncılık'ın polisler tarafından basıldığı ve 9 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.
Ekmek
ve Adalet dergisinin merkez bürosunun basılmasını protesto etmek ve gözaltına
alınan çalışanlarının serbest bırakılması için Yeniden Atılım gazetesinde açlık
grevi yapmak isteyen bir gurup dergi ve gazete çalışanı gözaltına alındı. Odak,
Devrimci Demokrasi, İşçi Köylü, Yeniden Atılım, Kızıl Bayrak, Ekmek ve Adalet
ile Gençlik Gelecektir dergi ve gazetelerinde çalışan bir gurup gazeteci, Ekmek
ve Adalet dergisi ile Gençlik Gelecek dergisi çalışanlarının gözaltına
alınmasını protesto etmek amacıyla Yeniden Atılım gazetesinin Aksaray'daki
merkez bürosunda açlık grevi başlatmak istedi. Gazetenin bulunduğu binayı
abluka altına alan polis, hiç kimseyi sokmazken, açlık grevi için gelen 10
kişiyi gözaltına aldı. Gazetenin bulunduğu Sorguççu Sokağı ise araç trafiğine
kapatıldı. Bina önüne ambulans ve itfaiye aracıda getirildi. Polislerin, büroyu
basmak için DGM'den gelecek kararı beklediği söylenirken, büroda bulunan 16
kişiden 7'sinin açlık grevine başladığı öğrenildi. Atılım gazetesinin bulunduğu
binanın önünden gözaltına alınan ve Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen
gazetecilerin isimleri ise şöyle: Müge Molvalı,(Yeniden Atılım Gazetesi Muhabiri),
Burcu Gümüş (Yeniden Atılım Gazetesi Muhabiri), Sevil Gültekin (Yeniden Atılım
Gazetesi Muhabiri), Nurcan Vahiç (Yeniden Atılım Gazetesi Muhabiri), Düzgün
Akyol (Dayanışma Gazetesi), Sevilay Balıkçı (Ekmek Ve Adalet Dergisi Çalışanı),
Hasibe Çoban (Ekmek Ve Adalet Dergisi
Çalışanı), Fehmi Kılıç (Devrimci Hareket Dergisi Çalışanı), Volkan Er (Devrimci
Hareket Dergisi Çalışanı).
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ
Gaziantep'te,
Şahinbey ilçesine bağlı Yeşilkent Köyünde Süleyman A'nın evinde irticai
faaliyette bulundukları iddiasıyla 32 kişi gözaltına alındı. Bir araya gelip
mevlit merasimine katıldıkları için gözaltına alınan gurup, jandarmadaki
sorgularının ardından, yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye getirildi.
Kimlikleri açıklanmayan 32 kişi, nöbetçi savcılıktaki ifadelerinin ardından
serbest bırakıldı.
Sultanbeyli Kaymakamı Hüseyin Eren, Kur'anı Kerim öğretildiği iddiasıyla beş katlı bir apartmana baskın düzenlendi. İsmail ve Dilek Kürekçi'ye ait bina ve çevresi ile mahallede bulunan 35 kişiyi gözaltına aldıran Kaymakam Eren, izinsiz okul açıldığı iddiasıyla evi mühürledi. Sultanbeyli Savcılığı, gözaltına alınan kişiler hakkında ciddi bir delil bulunmadığından tutuklama dahi istemedi. Ama kaymakam Eren, Kur'an öğretildiği için mücadele etmek istediği İsmail Dilek Kürekçi'nin peşini bırakmadı. Kürekçi'lere ait evin ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkılması istendi.
Antalya
Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekiplerce, il merkezine bağlı Çıplaklı Köyü ile
Killik Köyünde Kur'an okutulduğu gerekçesiyle iki eve yapılan baskın sonucu, 6
kişi gözaltına alındı. Çıplaklı Osman Bilgiç'in iki katlı evine baskın
düzenleyen Jandarma ekipleri evin alt katında Kur'an dersi verildiğini
belirttiler.Velileri tarafından getirilen öğrencilere Kur'an öğreten Levent A.
İle Abdülkadir Ç. gözaltına alındılar. Jandarma ekiplerince merkeze bağlı
Killik köyünde bir eve düzenlenen baskında
da çocuklara dini eğitim verildiği belirtilirken, 19 dini içerikli yayın
ile çok sayıda kitap, dergi ve kaset ele geçirildi. Çocuklara dini eğitim veren
Hüseyin T., Bülent Y., Abdurrahman Ü. Ve Hayrettin T. ise gözaltına alındı.
Gözaltına alınan 6 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) üç gün süren toplantısı sona erdi. Yeni komuta kademesi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onayının ardından açıklanacak. Şurada 17 subay ve astsubay disiplinsizlik ve irticai faaliyet gerekçesiyle ordudan ihraç edildi.
Eyüp
İmam Hatip Lisesi'nde okuyan öğrencilerle aileleri, başörtü yasağını protesto
etmek için Cumhurbaşkanı, Başbakan ve milletvekillerine sembolik karneler
postalandı. Gurup adına açıklama yapan öğrenci velisi Yunus Torpil başörtüyle
okullara girme yasağının 8. ayına girildiğini
hatırlattı.
ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ
İstanbul
Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde okuyan 15 öğrenci, bu yılki "Bahar
Şenliği"ne katıldıkları gerekçesiyle 6 ay uzaklaştırma cezası aldı.
Niğde Üniversitesi'nde 26 öğrencinin başı, "Medya TV izledikleri, Kürtçe müzik dinledikleri, Yedinci Gündem okudukları, HADEP'lilerle görüştükleri ve Eğitim-Sen'in basın açıklamasına katıldıkları" için adalet ve rektörlükle derde girdi: YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'ne aykırı hareket ettikleri öne sürülen öğrencilerden 20'sine uzaklaştırma cezası verildi. Evlerinde çanak anten ve Kürtçe kaset bulunduran üç öğrenci hakkında da PKK'ya yardım ve yataklıktan dava açıldı.
Diyarbakır Dicle Üniversitesi'ne bağlı çeşitli fakültelerde eğitim gören ve bir süre önce anadilde eğitim için dilekçe vermek isteyen öğrencilerle ilgili soruşturma tamamlandı. Fakülteler, 'dilekçe vermeye teşebbüs' ten yedi öğrenciye, yarım ve bir dönem okuldan uzaklaştırma cezaları verdi.
ÖRGÜTLENME
ÖZGÜRLÜĞÜ
Yedinci Gündem gazetesi hakkında toplatma kararı bulunan 13, 14 ve 15'inci sayısını bulundurmak ve satmaktan haklarında savcılıkça soruşturma başlatılan HADEP Muş İl Başkanı Naif Erol, Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Karakaş, yöneticiler Samet Yaktı, Özgür Çayan Tangüç ile Mehmet Şeker'e para cezası verildi. Muş Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen davada HADEP'liler hakkında önce "TCK'nın 80.maddesi ve 526 sayılı yasaya muhalefetten 3 ay 15'er gün hapis cezası kararı verildi. Mahkeme heyeti, hapis cezasını daha sonra 290 milyon 633 bin lira para cezasına çevrildi.
Diyarbakır Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda (YİBO) görevli Eğitim-Sen üyesi 5 öğretmen sürgün edildi.
Muş'un Varto ilçesinde gözaltına alınan HADEP üyesi olan Ali Çiçek, Selahattin Avinç, Suphi Yıldız, Muhtesim Yüksel ile Hanım Han adlı beş kişi "KADEK'e yardım ve yataklık yaptıkları" gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine konuldu.
Elazığ'ın Karakoçan ilçesi Cengiz Topel İlköğretim Okulu Fen Bilgisi öğretmeni Mürsel Yıldız, Yozgat iline sürgün edildi. Elazığ'da HADEP tarafından düzenlenen Newroz şenliğine katıldığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Yıldız, savunmasında ise şenliğin yapıldığı alana yakın bir yerde kendisine ait arı kovanlarının olduğunu ve arıların bakımı için orada bulunduğunu belirtti. Şenliğin yapıldığı alanda, dayısıyla 10-15 dakika görüştükten sonra tekrar okula döndüğünü dile getiren Yıldız, söylediklerinin doğruluğunu kanıtlamak için alanda çekim yapılan kamera kayıtlarının incelenmesi ve alanda bulunan hükümet komiserinin ifadesine başvurulmasını istedi. Karar aşamasında ise söz konusu kayıtlar incelendi. Hükümet komiserinin aleyhte ifade vermesi üzerine Yıldız cezalandırıldı. Mürsel Yıldız sürgünle birlikte bir yıl kıdem ilerlememe ve üç ayda ek tazminatın ödenmemesi cezasına çarptırıldı. Yıldız, avukatı aracılığıyla Malatya İdare Mahkemesine işlemlerin iptali için dava açtığını belirtti. Öte yandan Eğitim- Sen üyesi olan Yıldız'ın sendikal faaliyetleri nedeniyle İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Irmak tarafından tehdit edildiğinde öğrenildi. Milli Eğitim Müdürü, Yıldız'ı sendikadan istifa etmesini ve başka bir sendikaya üye olmasını isteyerek tehdit etmiş.
1992-1995
yılları arasında köyleri boşaltıldığı için Silopi'ye yerleşen ailelere yakılıp
yıkılan köylerinde oy kullanmaları için baskı yapılıyor. Silopi İlçe Kaymakamı
ve Silopi İlçe jandarma Komutanı tarafından öğretmen evine çağrılan 9 köyün
önde gelenleri "burada değil, köyünüzde oy kullanın"denilerek tehdit edildiler.
AB
Uyum Yasaları çerçevesinde atılan adımların önemli olduğunu belirterek Batman
sokaklarında gül dağıtmak isteyen Kerem Çelik, Murat Zengin, Şahin Tutak, Güler
Kondu, Nezahat Topak,Necla Güzel, Hasibe Acar, Hasan Aydın, Muhteber Yılmaz
Leyla Okalin, Selma Okalin ve Gülistan Seçkin polis tarafından gözaltına
alınarak Batman Emniyet Müdürlüğü'nde sorgulandı. Mardin Nusaybin İlçesinde de
gül dağıtmak isteyen HADEP'liler polis engeliyle karşılaştı. Esnafın yoğun
destek verdiği etkinlikte 2 kişi, "izinsiz gül dağıttıkları" gerekçe
gösterilerek polis tarafından emniyete götürüldü.
Tarım
Orkam-Sen Mardin temsilcisi M. Ali Altınkaymak Ordu'ya, Kızıltepe işyeri
temsilcisi Behçet Ayyıldız Nevşehir'e, üyeler Zeynettin Yılmaz Aksaray'a, Hacı
Üzmez'in ise Düzce'ye sürgün edildiği bildirildi.
Diyarbakır'da postane önünde yapılamak istenen basın açıklaması polis tarafından "seçim yasağı" gerekçe gösterilerek engellendi.
Siirt'te seçim çalışması yürüten 9 HADEP'li polis tarafından gözaltına alındı.
Elazığ'ın Karakoçan ilçesine bağlı Pamuklu ve Taş köylerinde, askerlerin köylüleri HADEP yerine AK Parti'ye oy vermesi yönünde tehdit ettiği öne sürüldü.
SES Kayseri Şube Başkanı Orhan Karakaya ve şube yöneticileri, Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ali Toksara ile görüşerek, sağlık emekçileri üzerindeki antidemokratik uygulamaların son bulmasını istediler. Görüşmenin ardından yapılan basın açıklamasında ise SES Eğitim Sekreteri Döndü Kılıç'ın sendikal faaliyetlerden dolayı baskı ve tehditle karşılaştığı dile getirildi. Sağlık emekçilerinin, eş durumu nedeniyle tayin istemelerinin yerine getirilmemesi ve konut sorunu gibi birçok sorunla karşı karşıya kaldığının belirtildiği açıklamada, örgütlenme önündeki tüm engellerin de kaldırılması istendi.
"Anadilde Eğitim Hakkı temel İnsanlık Hakkıdır" pankartı nedeniyle haklarında "bölücülük propagandası yapmak" tan dava açılan İHD Van Şubesi yöneticileri de beraat etti. İHD Van Şube Başkanı Abdulvahap Ertan'ın da aralarında bulundu 6 yönetici hakkında, Şubat 2002 tarihinde düzenlenen İHD Kongeresi'nde "Anadilde Eğitim Hakkı Temel İnsan Hakkıdır" yazılı pankart astıkları gerekçesiyle dava açılmıştı. Van DGM'de 4 Ağustos'ta görülen duruşmada, kongrede yapılan konuşmaların ve asılan dövizlerin suç unsuru oluşturmadığına karar verildi. Yöneticiler hakkında beraat kararını veren mahkeme heyeti, suç unsuru olarak mahkemeye verilen pankartın da iadesini kararlaştırdı.
İnsan
Hakları Derneği'ne (İHD) yargı baskısının arkası kesilmiyor. 19 Ocak 2001'de
"İHD'nin Yunanistan'dan para yardımı aldığı" yönünde haberler çıkması üzerine
yönetici ve üyelerine, açılan davanın beraatla sonuçlanması yetmedi. İHD
yönetici ve üyeleri, bu kez de dava sürecinde yapılan aramalarda, hakkında toplatma
kararı bulunan kitapların dernekte bulunması nedeniyle "buyruğu dinlememe"
suçundan yargılanacaklar. İHD'nin "Yunanistan'dan para yardımı aldığı" yönünde
bazı gazete ve televizyonlarda haberler çıkmış ancak kısa sürede basın
kuruluşları çıkardıkları haberi yalanlamıştı. Haberin yalanlanmasını dikkate
almayan polisler, 25 Ocak 2001'de İHD Genel Merkezi'ne baskın düzenlemişti.
Baskında derneğin tüm dokümanları ve arşivlerine el konulmuştu. Cumhuriyet
Savcılığı tarafından dokümanların incelenmesi üzerine İHD yönetici ve üyelerine
24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde "Dernekler Kanunu'na aykırı davranmak"
suçlamasıyla dava açılırken, bir dava dosyası da Ankara DGM'ye
gönderilmişti.İHD yönetici ve üyeleri, yargılandıkları davadan beraat
etmişlerdi. Ancak DGM'deki İHD dosyası bir yıldan fazla bekletilmişti. DGM
ancak 3 ay önce dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na geri gönderdi.
Dosyayı inceleyen Savcı Coşkun Çetinbinici, hakkında toplatma kararı bulunan 33
kitabın dernekte bulunması nedeniyle, İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül'ün de
aralarında bulunduğu 46 kişi hakkında Türk Ceza Kanununun "buyruğu dinlememe"
başlığını taşıyan 526/1. maddesi uyarınca 3'er aydan 6'şar aya kadar hafif
hapis cezası istemiyle dava açtı. Dava, Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinde
görülecek.
Siirt'in
Eruh ilçesinde parti çalışması yürütülen HADEP'e yönelik engellemelerin artarak
sürdüğü bildirildi. Ataması yapılan yöneticilerin birkaç kez gözaltına alındığı
ve Eruh Tabur Komutanı tarafından partiyi kurmamaları yönünde tehdit
edildikleri kaydedildi.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK
BASKILAR/SALDIRILAR
İstanbul Fatih'te bulunan Kafkas-Çeçen Dayanışma Derneğine kimliği belirsiz kişilerin, derneğin kapısını kırarak içeri girdikleri dernek binasında bulunan eşyaları ettiler ve duvarlara tehditkar yazılar yazdılar.
Fatih'teki 2 dergi bürosuna düzenlediği operasyonu tamamlayan polis, yaklaşık 21 kişiyi gözaltına alarak Emniyet'e götürdü. Operasyona ilişkin gazetecilerin sorularını cevaplandıran İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden üst düzey bir yetkili, İstanbul DGM'den alınan arama izniyle Terörle Mücadele, İstihbarat, Güvenlik Şube müdürlüklerine bağlı ekipler ile özel timin, Fatih'te bulunan "Ekmek ve Adalet" ile "Devrimci Gençlik" dergileriyle, TAYAD bürosunda arama yapmak istediğini söyledi.
İstanbul'da kültür merkezi ve gazete büroları, İstanbul 2 Nolu DGM'nin kararıyla polis tarafından basıldı. Tohum Kültür Merkezi, Genç Ekim Sanat Merkezi, Yapı Sanat Evi ile İşçi Köylü, Devrimci Demokrasi, Kızıl Bayrak, Mücadele Birliği ve Alınteri'ne yapılan baskınlarda, "yasadışı örgütlere ait dokümanların bulunduğu, burada bulunan şahısların 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü provoke edeceği" iddia edildi. gözaltının olmadığı baskınlarda, bir çok yayına el konuldu, çalışanlar GBT taramasından geçirildi ve kamera çekimi yapıldı. Polisin Tohum Kültür Merkezi'nin mühürlü olan etkinlik salonunu tekrar mühürlemesi dikkat çekti.
İstanbul ve İzmir'de 1 Eylül Dünya Barış Günü için Sendika, siyasi parti ve kitle örgütlerinin miting yapma girişimleri engellendi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından alınan yasaklama kararında şöyle denildi: "Açık hava toplantısının yapılması, seçim ortamına girdiğimiz bir dönemde bunu gerçekleştirmeye çalışan gurupların bilinen yapıları nedeniyle ve yasadışı guruplarca provoke edilmek suretiyle istismar edileceği yolunda alınan bilgiler üzerine, halkın huzur ve güven ortamının zedelenmemesi ve olabilecek provokasyonlara zemin hazırlanmaması için uygun görülmemiştir.1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla EMEP,HADEP, ÖDP, SHP İzmir il örgütleri tarafından düzenlenen, Emek Platform, odalar ve dernekler tarafından desteklenen, "Savaşa hayır" mitingi, İzmir Valiliği tarafından ertelendi. Ertelemeye gerekçe olarak İzmir Fuarının açık olması gösterildi.
SIĞINMA
HAKKINA YÖNELİK İHLALLER
Sahil Güvenlik Ege denizi Bölge Komutanlığı'nca Kuşadası Sünger Burnu mevkiinde düzenlenen operasyonda, yasadışı yollardan yurtdışına çıkmak isteyen yabancı uyruklu 94 kaçak yakalandı. Teknede bulunan 12'si Afgan, 1'i Filistin, 81'i ıraklı 94 kaçağın, 20 gün önce Irak'ın kuzeyinden yola çıktıkları ve Yunanistan'ın başkenti Atina'ya gitmek istedikleri tespit edildi.
Edirne'de sınırı geçmek isteyen, 12'i Türk toplam 61 kişi gözaltına alındı.
Edirne'de kaçak olarak sınırı geçmek isteyen 2'si Türk, 123 kişi gözaltına alındı.
Van'ın Gürpınar ve Başkale ilçelerinde kaçak giriş yapan yabancı uyruklu 81 kişi yakalandı.
Edirne'de yasadışı yollardan Yunanistan ve Bulgaristan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu 114 kişi yakalandı.
İstanbul
Zeytinburnu'nda yurda kaçak yollardan girdikleri belirlenen, aralarında kadın
ve çocuklarında bulunduğu toplam 54 kaçak yakalandı.
Türkiye'ye yasadışı yollardan girerek Avrupa'ya çıkış hazırlığı yapan 41 kişi ile bu kişilerden Avrupa'ya kaçışlarını sağlamak için para alan üç zanlı, İzmit'te gözaltına alındı.
Edirne'de, yasal olmayan yollardan Yunanistan'a gitmek isteyen 6'sı Türk, 139 kişi gözaltına alındı.
Yasadışı yollardan yurtdışına kaçmak isteyen 222 kişi Marmaris'te yakalandı. Hisarönü'nün Bakacak mevkiinde operasyon düzenleyen jandarma, tamamı Türk uyruklu 34 kişiyi ele geçirdi. Selimiye köyünün Delikliyol mevkiinde 84'ü Türk uyruklu 188 kaçak yakalandı. Yabancıların Fas, Afgan, Irak, Filistin ve Mısır uyruklu olduğunu bildirdi.
Edirne'de
İpsala ilçesine bağlı Hacıköy beldesinde yol kontrolü yapan jandarma ekipleri,
Ferho Özçelik (26) yönetimindeki 34 YB 1578 plakalı minibüste Yunanistan'a
gitmek istedikleri belirlenen Irak, Ruganda, İran, Filistin ve Somali vatandaşı
23 kişiyi yakaladı.
Van'ın Başkale ve Gürpınar ilçelerinde, yurda kaçak yollarla giriş yapan yabancı uyruklu 30 kişi yakalandı.
Türkiye'nin değişik bölgelerinden sınırı geçmek isteyen toplam 292 göçmen gözaltına alındı. İzmir'in Dikili ilçesinde, yakalanan göçmenin 44'ü Pakistanlı, birinin İranlı olduğu bildirildi. Kuşadası'nda ise 59 yabancı göçmen gözaltına alındı. Yakalananların 3'ünün Srilanka, 17'sinin Hindistan ve 39'unun Irak uyruklu olduğu öğrenildi. Edirne ve Tekirdağ'da yapılan kontrollerde ise 61 kişi yakalanırken Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinde yurtdışına çıkmak isteyen 51 Iraklı göçmen gözaltına alındı. Antalya'nın Manavgat ilçesinde de kendilerini kaçak olarak Avrupa'ya götürecek gemiyi bekleyen 76 kişi, ihbar üzerine yakalandı.
Erzurum'da, Irak uyruklu 30 kaçak göçmen gözaltına alındı.
İzmir'in Urla ilçesinde, yasal olmayan yollardan Yunanistan'a geçmek istedikleri belirlenen yabancı uyruklu 37 mülteci gözaltına alındı.
Edirne'de sınırı geçerek Yunanistan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu 33 kişi gözaltına alındı.
Edirne'de,
76 yabancı uyruklu ile bu kılavuzluk yaptığı belirlenen bir Türk gözaltına
alındı.
Erzurum'da bir TIR'ın dorsesindeki yaklaşık 5 metrekarelik gizli bölmede 43 Iraklı yakalandı.
Edirne'de
sınırı geçmek isteyen yabancı uyruklu 21 kişi gözaltına alındı.
Kocaeli'nin
Gebze ilçesinde 24 mülteci gözaltına alındı.
Merkez Osmangazi ilçesi İzmir Yolu Hipodrum Kavşağı'nda 06 DAA 29 plakalı kamyonun kasasında, Bursa'dan İzmir'e gittikleri belirlenen 39'u Irak, 4'ü İran, 4'ü Cezayir ve 5'i Filistinli olmak üzere, toplam 52 kişi yakalandı.
Edirne'de yasadışı yoldan Yunanistan'a geçmek isteyen, aralarında 4 Türk'ün de yer aldığı 29 kaçak yakalandı.
Edirne'nin Keşan İlçesi'nde, 2 kamyonette yapılan aramada, kaçak olarak Yunanistan'a gitmek isteyen 36 yabancı uyruklu ile kaçaklara kılavuzluk yapan bir Iraklı ele geçirildi.
Trakya
Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nin bahçesinde, Nijerya uyruklu 10
göçmen yakalandı.
Antalya'nın
Serik ve Manavgat ilçeleri arasında 10 mil açıkta bir tekne içinde 56 kaçak
yolcu yakalandı.
İstanbul'da yapılan operasyonlarda, yurda kaçak yollardan girdikleri belirlenen, Pakistan ve Irak uyruklu 109 kişi, İzmir'in Urla ilçesinde de kaçak olarak yurt dışına çıkmak isteyen yabancı uyruklu 33 kaçak yakalandı.
Edirne'de yasadışı yollarla Yunanistan'a gitmek isteyen Bülent Erkal, Aydın Erkal ve Enver Duru tutuklandı.
Edirne'de,
sınırı geçmek isteyen 96 yabancı göçmen yakalandı. Jandarma ve sınır devriye
ekipleri, Meriç, Enez ve İpsala ilçelerinde, Yunanistan'a gitmek isteyen Irak.
Cezayir, Pakistan ve Hindistan vatandaşı 69 kişiyi gözaltına aldı. Bu arada
geçmeyi başardıkları Yunanistan'da yakalandıktan sonra, Meriç ilçesinde Meriç
nehrinden aynı yollardan Türkiye'ye gönderilen Irak, İran, Nijerya vatandaşı 27
kişi bulundu. Göçmenler ifadelerinde, daha iyi bir yaşam sürmek için Avrupa
ülkelerine gitmek istediklerini söylediler.
Gümüşhane'de Türkiye'ye kaçak girdikleri bildirilen Irak uyruklu 75 kişi, bir kamyonette yakalandı.
Edirne'nin İpsala Sınır Kapısından sahte pasaportla ve kaçak olarak geçmek isteyen 7 kişi yakalandı.
Çanakkale'nin Çan İlçesi'nde,
yasadışı yollardan yurtdışına kaçmak isterken jandarma tarafından yakalanan 43
kaçağın soruşturması sürerken, kamyonet şoförü Şaban Tekin tutuklandı.
İzmir'in
Dikili İlçesi'ne bağlı Çandarlı Beldesi'nde, Yunan adalarına geçmek isteyen
40'ı Pakistanlı, 14'ü Iraklı ve 10'u Afgan olmak üzere, toplam 64 kaçak
yakalandı.
ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER
Antalya'da bulunan Arıcı taşımacılık şirketinde TÜMTİS'e üye oldukları için atılan ve direnişe geçen işçilere patron ve adaları saldırdı. Saldırı sırasında işyeri önünde bekleyen sendika yöneticileri ve işçiler yaralandı. Konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yapan TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu, iş güvencesi ve örgütlenme özgürlüğünün olmadığı bir ortamda patronların işçilere düşük ücret dayattığı ve hiçbir sosyal hak isteminde bulunmamalarını istediklerini vurguladı. Hakkını arayan işçilerin işten çıkarıldığını belirten Topçu, "Emek platformu tüm saldırılara karşı etkili ve sonuç alıcı eylemleri gündeme almalıdır." Topçu, bütün emeklere Arıcı Taşımacılık'ta sendikal hak veren işçilerle dayanışma çağrısı yaptı.
350 BRT çalışanı ile 22 CNN Türk çalışanının iş akitlerinin bitirildiği bildirildi.
Elazığ'ın Karakoçan ilçesi Cengiz Topel İlköğretim Okulu Fen Bilgisi öğretmeni Mürsel Yıldız, Yozgat iline sürgün edildi. Elazığ'da Hadep tarafından düzenlenen Newroz şenliğine katıldığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Yıldız, savunmasında ise şenliğin yapıldığı alana yakın bir yerde kendisine ait arı kovanlarının olduğunu ve arıların bakımı için orada bulunduğunu belirtti. Şenliğin yapıldığı alanda, dayısıyla 10-15 dakika görüştükten sonra tekrar okula döndüğünü dile getiren Yıldız, söylediklerinin doğruluğunu kanıtlamak için alanda çekim yapılan kamera kayıtlarının incelenmesi ve alanda bulunan hükümet komiserinin ifadesine başvurulmasını istedi. Karar aşamasında ise söz konusu kayıtlar incelendi. Hükümet komiserinin aleyhte ifade vermesi üzerine Yıldız cezalandırıldı. Mürsel Yıldız sürgünle birlikte bir yıl kıdem ilerlememe ve üç ayda ek tazminatın ödenmemesi cezasına çarptırıldı. Yıldız, avukatı aracılığıyla Malatya İdare Mahkemesine işlemlerin iptali için dava açtığını belirtti. Öte yandan Eğitim- Sen üyesi olan Yıldız'ın sendikal faaliyetleri nedeniyle İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Irmak tarafından tehdit edildiği de öğrenildi. Milli Eğitim Müdürü, Yıldız'ı sendikadan istifa etmesini ve başka bir sendikaya üye olmasını isteyerek tehdit etmiş.
Bakırköy
Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde, işçilere akıl ve ruh sağlığını tehdit
eden uygulamalar dayatılıyor. Temizlik işçisi olarak işe alınıp hasta bakıcılık
yapan, 16 saatlik nöbetler tutturulan işçilerin, mesai saatlerinde
arkadaşlarıyla sohbet etmeleri, müzik dinlemeleri, gazete okuyup, televizyon
izlemeleri yasaklanıyor. Hastanede kadrolu olarak çalışanlarla aynı işi yapan
işçiler, karşı çıktıkları durumda işsizlikle
tehdit ediliyor.
Diyarbakır'da olağanüstü hal (OHAL) uygulaması kaldırılma aşamasındayken kamu çalışanlarına yönelik sürgünler durmuyor. Tüm Bel-Sen üyesi İbrahim Işıktaş'ın OHAL kararıyla sürgün edilmesine demokratik kitle örgütleri tepki gösterdi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, gazete ve televizyonlarda işten çıkarmaları eleştirdi. TGC Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Bir televizyon kuruluşunun, tüm çalışanlarının iş sözleşmelerini tek yanlı olarak feshetmeleri ardından, bazı kuruluşlarda 'yeniden yapılanma' gerekçesiyle aynı yola başvurmaya başlamışlardır. Uygulamalar, basın sektöründe zaten var olan bunalımı daha yoğunlaştırıcı bir nitelik taşımaktadır" denildi. Açıklamada "BRT televizyonunda iş sözleşmeleri tek yanlı olarak feshedilen gazetecilerin 5 ay ücret alamayarak gösterdikleri özveride karşılıksız kalmış, arkadaşlarımız yasal haklarını almak amacıyla yaptıkları girişimlerde kendilerine muhatap olacak bir yetkiliye bile ulaşmamışlardır" ifadelerine yer verildi.
Orman Bakanlığı'nın son zamanlarda Orman Mühendisleri ve kamu görevlilerine yönelik gerekçe gösterilmeksizin sürgünler yaşanıyor. Türk Tarım Orman Sendikası, Orman Mühendisleri Odası ve Orman Mühendisleri Derneği tarafından yapılan ortak açıklamada, Bakanlıkta politik amaçlı tayinler gerçekleştirildiği öne sürüldü. Orman Bakanlığı'nın ağırlıklı olarak kırsal kesimde bulunan milyonlarca oy potansiyelini içeren bir görev alanı olduğunu vurgulayan açıklamada, "Taşrada sistemli olarak sürdürülen tayin ve atamalar, seçim kararıyla birlikte şiddetini artırmış, sürgün ve tehcir politikasına dönüşmüştür. Son dönemlerde 100'ü aşkın üyemiz söz konusu durumlara maruz kalmıştır. Orman yangını mevsiminde hukuksuz şekilde gerçekleştirilen bu operasyonlar için yaptığımız görüşme taleplerimiz geri çevrilmiştir" ifadelerine yer verildi. Açıklamada, yapılan uygulamalarla ilgili suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi.
ÖLENLER:
Zonguldak'ın Kırat Mahallesinde Kemal Kiret'e ait yasal olmayan ocakta bekçilik yapan ve ocağın içinde su birikmesi üzerine motorla suyu dışarıya pompalamak isteyen Mustafa Acun (36), tavan kısmının çökmesi sonucu toprak yığını altında kaldı. Olay yerine gelen ocak sahibi Kiret ile çevrede bulunan vatandaşların durumu fark etmeleri üzerine başlatılan kurtarma çalışmalarında Acun ocaktan ölü olarak çıkarıldı.
İŞTEN
ATILANLAR:
İstanbul'da
Pimaş Plastik İnşaat Malzemeleri AŞ'de 29 kişi işten atıldı.
Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) üç gün süren toplantısı sona erdi. Yeni komuta kademesi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onayının ardından açıklanacak. Şurada 17 subay ve astsubay disiplinsizlik ve irticai faaliyet gerekçesiyle ordudan ihraç edildi.
Karsan Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ, 165 çalışanın işine son verdi.
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nde temizlik işlerini yürüten taşeron firma Atılım A.Ş. 34 işçiyi işten attı.
SAĞLIK
SSK Erzurum Bölge Hastanesi'nde görevli doktor İsmail Işık ile bir memur, muayene olmak için bir gün öncesinden randevu alarak birinci sırada bekleyen Erol Üzer adlı hastayı, doktorun sıraya riayet etmeyerek hasta muayene etmesine itiraz ettiği için feci şekilde dövdüler.
YARGI
HABERLERİ
Kürtçe seçmeli ders için dilekçe veren ve PKK'ya yardım etmekle suçlanan 8 üniversite öğrencisinin İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)'ndeki yargılanmasına devam edilmedi. Bayrampaşa Cezaevinde kalan sanıkları DGM'ye getiren jandarmalar, silahla duruşma salonuna girmek istedi. Hakim bu talebi reddedince söz konusu sanıklar mahkemeye çıkarılamadı. Aynı davada yargılanan ancak yaşı küçük olduğu için Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevinden getirilen Ruken Buket Işık ise kendine nezaret edenlerin silahlı duruşma talebi olmadığı için duruşma salonuna girerek ifade verdi.
Kürtçe eğitim için dilekçe verdiklerinden dolayı yargılanan öğrencilerin, mahkeme salonuna silahlı askerlerle birlikte alınmasını isteyen Kıdemli başçavuş Y.A. ve Bayrampaşa Tabur Komutanı M.D. hakkında suç duyurusunda bulundu. Kürtçe eğitim için dilekçe verdikten sonra, "PKK'ye yardım ve yataklık suçlamasıyla" tutuklanarak Bayrampaşa cezaevinde konulan Şahin Tücer, Ali Doğan, Nurettin Fırat, Serhat Azizoğlu, Mürsel Sargut, Ali Turgay ve Haşim Gülen 14 Ağustos Çarşamba günü ilk kez hakim karşısına çıkacaklardı. Ancak Bayrampaşa cezaevinden getirilen öğrencilerin hiçbiri hakim karşısına çıkamadı. Öğrencilerin hakim karşısına çıkarılmama nedeni ise mahkeme salonuna askerlerin silahlı olarak gireceği yönündeki emirdi. İstanbul 3 nolu DGM başkanı Ahmet Durmaz, Bayrampaşa cezaevi Tabur Komutanı M.D. tarafından verilen bu emri yasalara aykırı olduğu gerekçesi ile kabul etmedi. Bunun üzerine Kıdemli Başçavuş Y.A. öğrencileri Bayrampaşa cezaevine geri götürdü. Geçen hafta gerçekleşen bu olaya tepki gösteren ve bu durumun müvekkillerinin tahliyesini engellediğini kaydeden avukatlar Fatma Karataş, Eren Keskin, İlhami Sayan ve Serdar Çelik Kıdemli Başçavuş Y.A. ve Bayrampaşa Tabur Komutanı M.D. hakkında suç duyurusunda bulundu. Avukatlar, Y.A. ve M.D. hakkında dava açılmasını istedi.
AİHM
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) davalar nedeniyle bugüne kadar 4 trilyon liraya yakın tazminat ödedi. AİHM, açılan davaların 260'ında Türkiye aleyhine, 11'inde ise Türkiye lehine karar verdi. Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'nin 6 milyon 729 bin 814 İngiliz Sterlini, 15 milyon 510 bin 661 Fransız Frangı, 12 milyon 23 bin 596 Amerikan Doları ve 162 milyon 491 bin 572 Euro daha ödemesi gerekiyor.
İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI
İnsan Hakları Derneği (İHD), AB'ye uyum yasalarının tartışıldığı bugünlerde, taleplerini bir kez daha Meclis Başkanlığı'na iletmek için mektup gönderdi. İHD İstanbul Şubesi üyeleri, Galatasaray Postanesi önüne gelerek, basın açıklamasıyla taleplerini meclise ilettiler. Basın açıklamasını okuyan İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, Meclise gönderdikleri mektupta; demokrasiyi, özgürlükleri ve sivilleşmeyi, AB için değil, bu topraklarda yaşayanlar için istediklerini kaydetti.
Avrupa
Birliğine uyum yasalarının TBMM'den geçmesini birçok kesim sevinçle karşıladı.
İnsan Hakları savunucuları ise kararın sevindirici olduğunu, ancak uygulama ve
idari pratiğe ilişkin adımların daha önemli olduğuna dikkat çektiler. İHD Genel
Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Osman Baydemir ise parlamenter
rejim içinde sorunların çözülebileceğine inancın pekiştiğini ifade etti.
Baydemir, "Ancak AB uyum yasalarıyla iyileştirilen mevzuattan daha önemlisi
uygulama ve idari pratiğe ilişkin adım ile tutumlardır. Biz insan hakları
savunucuları, söz konusu uygulama ve idari pratiklerin takipçisi ve gözlemcisi
olacağız" diye konuştu. İstanbul Kürt Enstitüsü (Enstituya Kurdi) Başkanı Hasan
Kaya, uzun süredir tartışmaları süren "Avrupa Birliği Paketi"nin TBMM'den geçmesinin
memnunluk verici olduğunu belirterek "Anadilde öğrenim ve yayın, idamın
kaldırılması, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü gibi haklar yasalaştı. Duyarlı ve
sorumlu tüm yurttaşlar gibi bizlerde bu sonuçtan mutluluk duyduk" dedi. Kaya,
AB paketinin çıkmasının, daha birçok hak ve özgürlüğün önünü açacağını söyledi.
Almanya'da
yayımlanan Frankfurter Rundschau gazetesinin 16 Ağustos 2002 tarihli sayısında,
Türkiye'nin demokratikleşmesi çerçevesinde Meclisten geçen uyum yasalarının
pratikte pek bir şey ifade etmediğini öne sürerek, öncelikle siyasi iradenin
bir takım etki ve tesirlerden uzaklaşması gerektiğine işaret edildi. Konuyla
ilgili haberde şöyle denildi: "Türkiye şimdi demokratik reformlarla AB'ye giden
yolu açmaya çalışıyor. İdam cezası ve medyada Kürtçe yasağı kaldırıldı. Fakat
bir şeye dokunulmadı; Ordunun gücüne. Önde gelen subaylar, olağanmış gibi akla
gelebilecek her siyasi konuda kamuoyu önünde açıklama yapıyorlar. Yabancı
devletlerden gelen ziyaretçiler, Ankara'da gerçekten nelerin olduğunu öğrenmek
için Türk Genelkurmayı'na başvuruyorlar. Resmi protokolde Genelkurmay Başkanı,
Savunma Bakanı'nın önünde yer alıyor. Terfiler ve silah alımı konularında
askerler sadece kendileri karar veriyorlar, sivil politikacılar boyun
eğiyorlar. Örneğin geçtiğimiz yıl askerler, mali kriz nedeniyle milyarlık bir
silahlanma programını bir süre erteleme kararı aldılar. Bu onlara büyük itibar
kazandırdı. Bu karar tabii ki Bakanlar Kurulunda değil Genelkurmayda alındı."
Ordunun geçmişte iktidarlara el koyduğuna dikkat çekilen haberde şu ifadeler
dikkat çekiyor: "Türk ordusu geçtiğimiz 40 yıl içinde iktidara üç kez el koydu,
bunlardan sonuncusu da 1980 Eylül'ünde, siyasi bakımdan tamamen felç olmuş ülke
iç savaş benzeri olaylara sahne olduğunda yapılmıştı. Türklerin büyük çoğunluğu
darbeyi memnuniyetle karşıladı. Generallerin feshettiği parlamenter sistem,
kapatıldıkları partiler, gözaltına aldıkları yada askeri cezaevlerine attıkları
politikacılar, bir çoğunun nazarında zaten işe yaramazdı. Generaller üç yıl
sonra kışlalarına geri döndüler, fakat politikadan uzaklaşmadılar. Ülkeye,
kendi tasarladıkları anayasayla, kendilerine çok yönlü nüfuz imkanı veren bir
düzenleme bıraktılar. O zamandan beri asıl siyasi karar merkezi, komutanlar ve
önde gelen sivil politikacıların prensipte eşit şartlarda bulunduğu, fakat
fiilen askerlerin ağırlıklı olduğu Milli Güvenlik Kurulu'dur." MGK'nın yapısına
uzun uzun yer verilen haber yorum şöyle devam ediyor: "Anayasaya göre MGK'nın
sadece danışma işlevi var. Şimdiye dek kararlarından birinin bile hükümet
tarafından uygulanmadığı hiç olmadı. 1997 yılında o zamanki Başbakan Necmettin
Erbakan, İslamcıların faaliyetlerinin yasaklanmasına ilişkin MGK "tavsiyesini"
dikkate almamıştı. Birkaç ay sonra generaller Erbakan'ı makamından ayrılmaya zorladılar
ve partisini kapattılar. Bu defa darbeye gerek yoktu, tehdit yeterliydi.
Tankların yürümesine artık gerek yok. Askerler yöntemlerini değiştirdiler.
Adalet
Bakanlığı Uluslar arası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından
hazırlanan raporda, AİHM nezdinde
Türkiye aleyhine 5 bini aşkın dava açıldığına dikkat çekildi. Büyük çoğunluğunu
işkence ve kötü muamele, adil yargılanma hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi
temel insan hakları ihlallerinin oluşturduğu bu davalar sonucu Türkiye trilyonlarca
lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Adalet Bakanlığı'nın İnsan Hakları
Raporu'na göre temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan yaklaşık 5 bin bireysel başvuruda, ilk
sırayı adil yargılanmadıkları gerekçesiyle Türkiye'yi AİHM'ye şikayet ederken,
bunu 406 başvuru ile hürriyet ve güvenlik hakkı, 343 başvuru ile işkence ve
kötü muamele, 192 başvuru ile ifade özgürlüğü, 125 başvuru ile din ve vicdan
özgürlüğü izledi. Türkiye aleyhine açılan davalardan bugüne kadar
sonuçlanan büyük çoğunluğunda Türkiye
mahkum olurken, milyonlarca lira tazminat ödemek zorunda kaldı. AİHM'nin
sonuçlandırdığı davalardan 260'ında Türkiye aleyhine karar çıkarken, sadece 11
başvuruda devlet haklı bulundu. Türkiye AİHM'de mahkum olduğu davalar nedeniyle
neredeyse bütçeyi zorlayacak tazminatlar ödemek zorunda kaldı. İnsanlar Hakları
Raporu'na göre, Türkiye şuana kadar, TL olarak da 2 trilyon 917 milyar, döviz
olarak da 768 bin İngiliz Sterlini, 4.4 milyon Fransız Frangı ve 420 bin ABD
doları tazminat ödedi. Türkiye'nin mahkum olduğu davalar nedeniyle halen
ödemesi gereken tazminat miktarı ise, 3.4 milyon İngiliz Sterlini, 13.9 milyon
Fransız Frangı, 4.8 milyon ABD Doları, 158.4 milyon Euro.
Adalet
Bakanı Aysel Çelikel, Cumhuriyet başsavcılıklarına bir genelge göndererek,
cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin ceza sürelerini güven içinde ve insan
onuruna yakışır bir biçimde tamamlamalarının sağlanması için gerekli önlemlerin
alınmasını talep etti.Genelgede, hükümlü ve tutuklulara hiçbir şekilde kötü
muamelede bulunulmaması, onur kırıcı, aşağılayıcı, hakaret içeren söz ve
davranışlarda tevessül edilmemesi uyarısı yapılarak bu tür davranışlarda
bulunan personel hakkında derhal yasal işlem yapılması gerektiği belirtildi.
Mahkumların sağlıkları ve insan haklarıyla ilgili konularda titizlik
gösterilmesi istenen genelgede, zaman zaman şikayet konusu olan cezaevine yeni
girecek olan tutukluların sağlık kontrolünden geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Ayrıca, cezaevinde sağlık görevlikleri tarafından talep edilmediği sürece
muayene odasında görevli bulundurulmaması ve görevlinin konuşulanları
duymayacak bir mesafeden sadece güvenlik amacıyla gözetleme yapmasının
sağlanması uyarısı yapıldı. Ziyaretçilerin üstlerinin aranması ve görüşme sırasında
onurlarını kıracak hal ve hareketlerde bulunulmaması için gerekli titizliğin
gösterilmesi istenen genelgeye göre, can güvenliği sorunu bulunan, intihar
riski olan hükümlü ve tutuklular yakın takibe alınarak kaldıkları bölümdeki
güvenlik önlemleri artırılacak.
DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU
New York Times gazetesinde yer alan bir araştırma, Afganistan'daki ABD güçlerinin yanlışlık bahanesi ardına sığınarak öldürdükleri sivillerin sayısını ortaya koydu. Global Exchange isimli yardım kuruluşunun Afganistan'ın her köşesine ekipler göndererek düzenlediği araştırmada, yanlış bombardımanlarda ölen 800'den fazla sivilin listesi çıkarıldı. Böylece ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde kendi askerlerinin yargılanmaması için niçin ısrarlı olduğu ortaya çıkmış oldu. New York Times'ın geniş yer verdiği araştırmada, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Afgan savaş ağalarından alınan asılsız istihbarata güvenmekle suçlanıyor. Araştırma raporu, ayrıca, ABD askerlerini riske atmamak için kara yerine hava operasyonları düzenlenmesinin de Afgan sivillerin canına mal olduğunu vurguluyor.
ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Gladsy Kessler, 11 Eylül saldırılarının ardından yapılan soruşturmada gözaltına alınan kişilerin adlarının hükümet tarafından 15 gün içinde açıklanması kararı aldı. Karar insan hakları örgütleri için "zafer" olarak nitelendirildi.
İnsan hakları izleme örgütü Human Rights Watch, Türkiye'de AB'ye uyum yasalarının çıkarılmasından memnun olduğunu açıklarken, cezaevindeki eski DEP milletvekillerinin serbest bırakılması için de düzenleme yapılmasını istedi. İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden The Independent, bir sayısında " AB reformları Kürt milletvekillerine yaramıyor" başlıklı haberinde, uluslar arası insan hakları kuruluşunun Türkiye'de geçen hafta çıkarılan yasaların önemli, ancak eksik olduğunu açıkladığını yazdı. The Independent, eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak'ı, "Türkiye'nin en uzun süre hapis yatan siyasi mahkumları" diye niteledi.
BM
alarm verdi: "Dünya kaynakları
tehlikede", "2025'te dünya nüfusunun yarısı su sıkıntısı içinde yaşayacak",
"Kuraklık başladı, açlık kapıda". Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde 26
Ağustos-4 Eylül arasında toplanacak Dünya Çevre Zirvesi'ne sunulmak üzere BM
tarafından hazırlanan raporda, kalkınma tarzı değiştirilmediği takdirde,
dünyanın ve kaynakların yok olmaya doğru gittiğine dikkat çekiliyor. Zirveye
katılacak 100'ün üzerinde dünya liderine sunulacak raporda, dünyanın
geleceğinin tehdit altında olduğu belirtiliyor. BM Ekonomik ve Sosyal İşler
Dairesi Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi Genel Sekreteri Nitin Desai,
"Bugün uygulanan ayrım gözetmeyen kalkınma tarzını değiştirmediğimiz takdirde,
uzun vadede tüm dünyamızı ve üzerinde yaşayanları tehlikeye atmış olacağız"
dedi. BM raporunda "alarm verici" konular şöyle sıralanıyor: 1. Dünya nüfusunun
yüzde 40'ı su sıkıntı içinde yaşıyor. Su sıkıntısı çekenlerin sayısı, nüfusun
yüzde 16'sı olan 1 milyarı aşıyor. Bu sayı 2025 yılında 3,5 milyara çıkacak.
Diğer bir değişle, dünya nüfusunun yarısından fazlası su sıkıntısıyla
karşılaşacak. Bunda su tüketiminin, nüfus artışının 3 katına ulaşması da rol
oynuyor. Su sıkıntısının, özellikle Kuzey Afrika ve Batı Asya'yı etkileyeceği
bildirildi. 2. Küresel ısınma sonucu tüm dünyada deniz seviyeleri yükseliyor.
3. Çok sayıda hayvan ve bitki türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Bunların başında, insanoğlunun en yakın akrabası olan primatlar (maymunlar)
geliyor. 4. Dünya ormanlarının yüzde 2,4'ü 1990'lı yıllarda tahrip edildi. Yok
olan orman alanı Venezüella'nın yüzölçümüne eşit. 5. Hava kirliliği yüzünden
her yıl 3 milyon insan ölüyor. 6. Çevre sorunlarının yarattığı hastalıklardan
ölümler, özellikle kalkınan ülkelerde artıyor. Her yıl kirli suların taşıdığı
mikroplar yüzünden 2,2 milyon insanın öldüğü BM tarafından belirlendi. 7.
Petrol, kömür gibi fosil kökenli yakıt kullanımı ve karbon gazı üretimi 1990'lı
yıllar boyunca artış gösterdi. Bunun sonucu olarak, Asya ve Avrupa'nın bazı
bölgelerinde kuraklık başladı. 8. Dünya nüfusu arttıkça, gıda maddesine talepte
artıyor. İnsanların aldıkları günlük kalori miktarı az gelişmiş ülkelerde 2100
kaloriden 2700 kaloriye, sanayileşmiş ülkelerde 3000 kaloriden 3400 kaloriye
çıktı. Oysa gıda üretimi, özellikle kalkınan ülkelerde düşme eğilimine girmiş
bulunuyor. Bu, uzun vadede dünyada gıda sıkıntısı başlamasına yol açacak bir
tehdit oluşturuyor.
ABD'deki terörist saldırılarının yıl dönümü olan 11 Eylül'den itibaren, ülkeye giren yabancıların parmak izi ve fotoğraflarını almaya başlayacak. Program, daha çok Müslüman ülkelerin vatandaşlarını ilgilendirecek. Uygulama, 20 günlük bir test sürecinin ardından 1 Ekim 2002 tarihinde resmen yürürlüğe girecek. ABD'ye giriş yapan yabancıların parmak izleri, bilinen suçluların parmak izleriyle karşılaştırılacak. Yeni sistem çerçevesinde, ABD'ye girmek isteyen İran, Irak, Libya, Sudan ve Suriye'nin bütün vatandaşlarının parmak izleri alınacak. Texas Üniversitesi araştırmacılarından ve göçmen avukatı Carl Baron, "Yeni siste, ırkçı uygulamanın güzelce gizlenmiş bir hali. Giderek daha az sayıda Ortadoğulunun ABD'ye geleceğini göreceğiz" dedi. Bu arada ABD'de yaşayan, ancak Amerikan vatandaşı olmayan yabancılara, adres değişiklerini 10 gün içinde yazılı olarak bildirme mecburiyeti getirildi. Uygulamaya "green card" olarak bilinen ve yabancılara çalışma hakkı veren yeşil kart sahipleri de dahil. ABD'de bu durumda olan binlerce Türk'ün yaşadığı belirtiliyor.
Uluslararası
Ceza Mahkemesi'ni (UCM) devre dışı bırakmaya çalışan Bush yönetiminin, ABD'nin
bu girişimini sert bir şekilde eleştiren Avrupalı müttefiklerini NATO'daki
yükümlülüklerini gözden geçirmekle tehdit ettiği belirtiliyor. The New York
Times gazetesi, 16 Ağustos'ta Avrupa liderlerine bir mektup gönderen ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'in AB'nin birlikte hareket etme politikasına
uymamalarını istediğini öne sürüyor. Powell, mektubunda UCM'nin kuruluşunu
sağlayan 98. maddesinin devre dışı bırakılması için tüm ülkelerin ABD ile tek
tek anlaşma imzalamasını istedi. Açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı
sözcülerinden Philip Reeker, mektubu doğrularken, "NATO tehdidinden"
bahsetmedi. ABD, BM barış gücü içinde yer alan askerlerinin UCM'nin yargı alanı
dışında tutuklanmasını isterken, bu mahkemenin en büyük destekçisi durumundaki
AB ülkeleri ise bu teklife karşı çıkıyor.
Bush Yönetimi'nin, yüzlerce kişiyi yasadışı şekilde gizli mahkemelerde yargılayıp sınır dışı etmesine yargıdan itiraz geldi. Cinninnati'deki Yüksek Mahkeme'nin bu konuda verdiği kararda, iktidarın gizli duruşmalarının "son derece antidemokratik" olduğu vurgulandı. Mahkemenin verdiği kararın 11 Eylül'den bu yana hükümet aleyhine verilmiş en ciddi karar olduğu belirtilirken, Bush yönetiminin temyiz başvurusunda bulunmaya hazırlandığı bildirildi. 11 Eylül saldırıları sonrası yüzlerce insan sınırda alıkonulmuş, Adalet Bakanlığı'nın son verilerine göre, vizeleri "şüpheli" görülen 752 kişiden 81'i ya sınır dışı edilmiş ya da serbest bırakılmıştı. ABD Yönetimi, gözaltına aldığı kişilerin duruşmalarını gizlice yapmıştı. Konuyla ilgili Yargıç Damon Keith'in, "Demokrasiler kapalı kapılar ardında ölür" değerlendirmesini yapması dikkat çekti. Keith'in kararında şunlar belirtiliyor: "İlk değişiklik, insanların hükümetlerinin adil, yasal ve doğru bir şekilde davrandığını öğrenme haklarını koruyan özgür basın üzerinde gerçekleşti. Ne zaman ki, hükümet mahkeme kapılarını halka kapatmaya başladı, yasal olarak insanlara ait olan bilgiyi seçici bir şekilde kontrol etmeye başlamış oldu. Seçici bilgi de yanlış bilgidir." Yüksek Mahkeme'nin karar şöyle bitiyor: "Güçlü ve dikkatli bir basının da dahil olduğu açık davalar demokrasimizin dayanıklılığını sağlama almaya hizmet eder." Yargıç Keith, yurttaş hakları konularında önemli bir otorite olarak biliniyor. Yüksek Mahkeme yargıçları tarafından verilen kararda, "Yürütme organı, kapalı kapılar ardından, faaliyetlerini kamunun gözünden kaçırmaya çalışmaktadır" denildi.
ABD: İngiltere'de Yüksek Mahkeme, ABD'deki 11 Eylül saldırılarının ardından başlatılan soruşturmalar çerçevesinde tutuklanan 11 yabancıya adaletsiz davranıldığına karar verdi. 11 yabancının hiçbir suçlama yönetilmeden aylarca, son derece sıkı kontrollü ve disiplinli hapishanelerde tutulduklarını vurgulayan Yüksek Mahkeme hakimi, terörle mücadele yasasına göre, terör zanlılarının belli bir süre mahkemeye çıkarılmadan gözaltında tutulabildiğini, ancak bunun yalnızca İngiliz vatandaşlarını kapsadığını vurguladı. Söz konusu yabancıların tümünün Müslüman olduğunu da hatırlatan hakim, yabancılardan 9'unun tutukluluk halinin, temyiz davaları sonuçlanıncaya kadar süreceğini söyledi. Soruşturmalar kapsamında tutuklanan diğer 2 yabancı, delil yetersizliğinden serbest bırakılmış ve ülkelerine geri dönmüştü. İngiliz basını, 7 aydan fazla süredir tutuklu bulunan yabancıların bazılarının hastane koşulları nedeniyle hastalandıklarını belirtiyor.
Florida Eyaleti'nde iki idam mahkumu, ölüm hücresinde 38 dereceye varan sıcak yüzünden hayatları tehlikede olduğu gerekçesiyle cezaevi yönetimine karşı dava açtı. Jim E. Chandler ve William Kelley adlı mahkumlar, hücredeki aşırı sıcağın kendilerini, ölüme kadar götürecek fiziksel ve zihinsel zararlar verdiğini savunuyor. Mahkum vekilleri hastane sıcaklığının klimalarla düşürülmesini söyledi. Mahkumlar, baş dönmesi, mide bulantısı, baygınlık gibi 18 şikayette bulunmuştu.
Teksas eyaletinde bir kişi idam edildi. Houston'da 5 ve 22 Ocak 1996'da iki kadını soygun için boğazlayarak öldürmek suçundan zehirli iğne ile idam edilen ağır suçlardan sabıkalı Richard Kutzner Teksas'da bu yıl idam edilen 19. kişi oldu.
Bir pilot, güvenlik açısından riskli olduğu gerekçesiyle, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Michael Melchior'u uçağa almadı.
11
Eylül terörist saldırılarının hemen arkasından ortaya çıkan şarbonlu mektup
vakalarının faili olmasından şüphelenilen
Amerikalı bilim adamı, saldırılarla hiçbir ilgisi olmadığı halde, FBI'ın
soruşturması ve medyanın abartısı yüzünden "hayatının karardığını söyledi. Tıp
doktoru ve biyoloji uzmanı Steven Hatfill, avukatıyla birlikte basın toplantısı
düzenleyerek, medyanın haksız yere kendisi üzerinde yoğunlaştığını belirtti ve
"Şarbonlu mektupların hazırlanmasıyla hiçbir ilgim yok ve herhangi birinin
ilgim olduğunu öne sürmesi olağanüstü derecede yanlış" diye konuştu.
Amerika'nın Afganistan'a düzenlediği saldırıda esir aldığı el Kaide ve Taliban mensuplarının konulduğu Küba'daki Guantanamo üssünde intihar olaylarının yaşandığı bildirildi. Askeri üsteki hücrelerde tutulan esirlerden en az 30'unun intihara teşebbüs ettiği bildirildi. Üsteki Amerikalı askeri doktorlar, bu süre boyunca intihar girişimi olarak gördükleri en az 30 vakayla karşılaştıklarını söyledi. Bu kişiler arasında kendilerini plastik aletlerle kesmeye çalışanlar, başını duvara vuranlar ve duvarları yumruklayanlar bulunduğunu belirten doktorlar, ancak hiçbirinin kendisine zarar vermediğini ifade etti. 34 sanığın geçen hafta üsse getirilmesiyle, üsteki tutukluların sayısı 598'e çıktı. Şili'nin eski diktatörü Pinochet hakkında uluslar arası tutuklama emri çıkarmasıyla tanınan İspanyol yargıç Baltazar Garzon, ABD'nin Guantanamo'daki tutsaklara karşı tutumunu eleştirdi. Karayip adalarındaki San Juan'da düzenlenen Barış Konferansı'nda konuşan Garzon, ABD'nin, üste tutulan 598 kişi hakkında hala resmi bir suçlamada bulunmamasını kınadı. Garzon, Guantanamo'daki tutuklulara yönelik yasal suçlama tarihinin belirsizliğini korumasının kabul edilemez bir durum olduğunu belirterek, savunma hakkının nerede olduğunu sordu.
ABD'den bir insan hakları örgütü, BM müfettişlerinin "Afganistan'daki Kuzey İttifakı güçlerinin elindeki taliban mahkumlarının katledilmesine dair soruşturma açıklamasını gerektirecek delil bulunduğu sonucuna vardıkları" haberleri üzerine, soruşturma açılması çağrısında bulundu. Esirler arasında toplu ölümler olduğuna dair haberler üzerine BM ve insan hakları müfettişleri baharda bölgeyi ziyaret etmişlerdi. Katliamla ilgili araştırma yapmak için ekip gönderenlerden merkezi Boston'da bulunan İnsan Hakları İçin Doktorlar adlı örgüt, ABD ve Afganistan hükümetleriyle BM'den defalarca kapsamlı bir soruşturma başlatmadıklarını istediklerini bildirdi. Örgüt, hemen bir soruşturma başlatılması çağrısında bulunarak, ABD'nin bunu yapmayı reddetmesinin, savaş suçlularının yaptıklarından sorumlu tutulmaları konusundaki taahhüdünün inkarı olacağını belirtti.
Irak'ta
5 yıl boyunca Saddam Hüseyin'in biyolojik ve kimyasal silah üretme
kapasitesini araştıran eski silah
deneticisi Scott Ritter, Bağdat'ın ABD, bölge ve dünya için bir tehdit
oluşturmadığını söyledi. Rumsfeld'i de
eleştiren Ritter, ABD'nin spekülasyonlara dayalı bir savaş başlatmasına karşı
çıktı. Eski silah denetçisi Irak'ın çok büyük ölçüde silahsızlandırıldığının
altını çizdi. Irak'ın kitle imha programını yeniden başlatacak kapasiteye sahip
olmadığını belirten Ritter şunları kaydetti: "Irak'ın yeraltında silah
fabrikası ve tırlarda laboratuar inşa ettiğine dair delil bulamadık. Beş yıl
boyunca bu iki olayı araştırdım. Yeri tarayan gelişmiş radar teçhizat kullanan
ekiplerle birlikte çalıştım ve Irak'ın büyük bölümünün yer altı tesisleri için
uygun olmadığını gördük. Ritter, 1998'den itibaren Irak'taki silah denetiminin
azaltılmasını isteyenin gerçekte ABD olduğunu söyledi. Ritter önceki yıllarda
yaptığı açıklamalarda, ABD'nin kendisi de dahil olmak üzere silah denetçilerini
casus olarak kullanmaya çalıştığını itiraf etmişti. Eski silah denetçisi, Bush
yönetiminin sadece spekülasyonlara dayanarak Irak'ı vurmasına karşı çıktı.
Ritter, "Söylentilere dayanarak savaşa giremeyiz. Binlerce ABD askerini bölgeye
göndermeden önce savaşmaya değer bir neden olduğundan emin olmalıyız" dedi.
ABD
Kongresi'ndeki tek muhalif ses olarak tanınan siyah vekil Cynthia McKinney,
aleyhine yürütülen yoğun bir kampanyanın ardından, Kongre üyeliğini yitirdi. 10
yıldır Temsilciler Meclisi'nde bulunan McKinney'in, eyaleti Georgia'dan yeniden
seçilmesi engellendi. Savaşa karşı çıkan McKinney'e yönelik kampanyanın temel
vurgusu, vekilin İsrail'e karşı Filistin halkını desteklediği ve bu nedenle
"terörist olduğu" şeklindeydi. Georgia eyaleti yasalarına göre, Demokrat
Partinin adaylarının belirlendiği seçimlerde, Cumhuriyetçi Parti üyeleri de oy
kullanabiliyor. İsrail yanlılarını oy kullanmaya çağıran Yahudi lobisinin
gayretleri ile, McKinney'e karşı aday olan Denise Majette, oyların yüzde 58'ini
alarak adaylık hakkı kazandı. McKinney'in babası olan Billy McKinney,
televizyondan yaptığı açıklamada, kızının tasfiye edilmesinin sorumlusunun
"Yahudiler" olduğunu belirtti.
Örgütlerle
ilişkisi olduğu gerekçesiyle 3,5 yıldan fazla hapis yatan ve tekrar gözaltına
alınan Filistinli bir profesör ABD'den sınır dışı edildi. Bahreyn'in Washington
Büyükelçiliği, Mazen El Naccar'a iki haftalık turist vizesi verildiğini
bildirdi, ancak ABD'den önceki gün ayrılan Naccar'ın Bahreyn'e inip inmediği öğrenilemedi.
ABD'deki
Yahudi lobisi, Filistinlilere ve Filistin davasına destek verenlere göz
açtırmıyor. Demokrat Kongre üyesi Cynthia McKinney'in tasfiyesinden sonra sıra,
Filistinli bir profesöre geldi. Güney Florida Üniversitesi, Filistinli öğretim
üyesi Sami El Arian'ı, "şeriatçı bir örgütün mensubu olduğu" gerekçesiyle
mesleğinden atmaya çalışıyor. Suçlamaların hedefi olan profesör ise, iddiaların
gerçek olmadığını söyleyerek, görevini korumak için mücadele edeceğini
belirtti. Prof. El Arian, "Arap'ım Filistinli'yim, Müslüman'ım. Bugünlerde
bunlar hiçte popüler değil" diye konuştu.
Amerika'nın Afganistan'dan Küba'daki Guantanamo Üssü'ne naklettiği el-Kaide ve Taliban esirlerinin hukuki durumundaki belirsizlik çıkmaza dönüştü. Uluslar arası toplum endişeli. Bush yönetimi, Guantanamo Üssü'nde "sınırsız gözaltında" tutulan el-Kaide ve Taliban esirlerinin hukuki tanımlarının ve durumlarının belirlenmesi için giderek artan bir baskı altında. İlk esirlerin Guantanamo'ya getirildiği tarihten beri, İngiltere'den Yemen'e, İspanya'dan Bahreyn'e kadar 20 ülke, esir kampına inceleme heyetleri gönderdi.ABD'nin Cenevre Sözleşmesindeki "savaş esiri" tanımına almadığı, avukat tutmasına izin vermediği ve sürekli olarak sorguladığı esirlerin çıkmaza giren durumu, uluslar arası hukuk açısından endişe verici bulunuyor. Guantanamo'daki kampta 30 intihar girişimi yaşandığı yolundaki haberler de, insan hakları örgütlerini rahatsız ediyor. Guantanamo Üssü'nde aylardır tutulan 598 el-Kaide ve Taliban esirinin hukuki tanım ve durumunun belirlenmesi için, uluslararası toplumun ve sivil toplum örgütlerinin Bush yönetimine baskısı artıyor. Esirleri aylardır sorgulayan ABD ise, geçerli kanıtlar toplayarak kamptaki tutukluları yargılama konusunda bir adım atmıyor. Üstelik esirlerin Cenevre Sözleşmesine tabi tutulması yolundaki taleplerde geri çevriliyor. Esirlerin içinde bulunduğu çıkmaz, geçtiğimiz aylarda tutukluların bir kısmının aileleri tarafından başlatılan hukuki girişimlerin sonuçsuz kalmasıyla açıkça gözler önüne serildi. Haziran ayında, bir gurup tutuklu yakını, Washington'da ABD yönetimine karşı dava açmaya çalıştı. Girişim, tıpkı daha önce Guantanamo'daki iki İngiliz bir Avustralyalı esirin ailelerinin girişimi gibi, başlamadan sona erdirdi. ABD mahkemesi, federal yargı sisteminin bir ülkede ABD ordusu tarafından yürütülen bir politika üzerinde söz sahibi olmadığı gerekçesiyle, işin içinden sıyrıldı. Tüm eleştiri ve rahatsızlıklara karşın, esirlerin hukuki statüsünü belirleme konusunda çaba göstermeyen ABD, kampı genişleterek yeni esirler getirmeye hazırlanıyor. 600 esirin bulunduğu kampta, yakın zamanda 13 kişinin daha getirilmesi bekleniyor. Kampa, önümüzdeki Ekim ayına kadar 234 ek hücre yapılacağı bildirildi. İşkence karşıtı sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu World Organization Against Torture, ABD yönetimine, tüm tutukluları mahkeme önüne çıkarma çağrısı yaptı. Örgüt, Guantanamo'daki kampta 30 tutuklunun intihar girişiminde bulunduğu yönündeki haberlere dikkat çekti.
14 yıl önce bir kadını öldürmekten ölüm cezasına mahkum olan bir kişinin cezasının infaz edildiği bildirildi. Ölüm cezasına 1988 yılında çarptırılan Anthony Green'in (37) Güney Carolina'da zehirli iğne kullanılarak idam edildiği kaydedildi. ABD'de bu yıl içinde idam edilenlerin sayısı böylece 44'e yükseldi.
11 Eylül sonrası 1200 kişiyi gözaltına alıp yasal haklarını tanımadan aylarca hapiste tutan ABD'nin zanlılara işkence yaptığı öne sürüldü. BBC'ye konuşan Kuveytli tutuklu Nebil el Marab, kötü şartlarda tutulup iki kez dayaktan geçirildiğini anlattı. Terör şebekesi içinde önemli bir yer teşkil ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan ve New York Metropolitan Gözaltı Merkezinde sekiz ay geçiren el Marab, yalıtıldığını ve küçük hücreye tıkıldığını anlattı. "Cehennem gibiydi, bir avukatla görüşebilmek için beş kez açlık grevi yaptım"diyen el Marab, davranışları nedeniyle cezalandırıldığını, 10 gün boyunca idrarlı bir şiltede uyumaya zorlandığını, kendisine yeterli kadar su verilmediğini söyledi. 35 Yaşındaki Kuveytli, ilkin kasım ayında dövülmüş. Yaşadıklarını "Beni dövdüler, ellerinde ne varsa vurdular ve sonra bunu rapor etmeyi reddettiler. Parmaklarımı kırdılar ve başıma vurdular" diye anlattı. Hala gözaltında tutulan ve BBC'ye hapishaneden ulaşan el Marab "Hala tedavi görüyorum. Beynim eskisi gibi çalışmıyor, çok şeyi unutuyorum ve geceleri şoklar geçiriyorum. Çünkü kapıları hep çarparlar ve bizi uyutmazlardı" dedi. Amerikalı yetkililere göre, Marab, Afganistan'da kalmış ve Ürdün'de turistlerin kaldığı bir oteli havaya uçurmaya çalışan, Kaide bağlantılı Raed Hicazi'yi tanıyor. Ancak hakkında ciddi bir kanıt sunulamadığı için artık sadece ABD'ye yasadışı girmekle suçlanan ve sınır dışı edilmeyi bekleyen el Marab, Afganistan'a Dünya Müslüman Birliği isimli bir yardım kuruluşunun çalışmalarına katılmak için gittiğini, Hicazi'yi tanıdığını fakat faaliyetleri hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor.
Amerikan hükümeti, Türkiye, ABD ve Ürdün'de terör eylemlerine "yardım ve destek" sağlamayı planladığı öne sürülen 5 Arap kökenlinin bir süredir gözaltında bulunduğunu ve haklarında dava açıldığını bildirdi. Amerikalı yetkililer, Detroit kentinde bir süre önce gözaltına alınan 5 kişinin Türkiye, Ürdün ve ABD'de şiddet eylemleri planlamak ve bu eylemlere destek olmak suçlamalarıyla haklarında dava açıldığını belirttiler.
AFGANİSTAN: Afganistan'ın doğusundaki Paktia bölgesindeki yoğun Amerikan bombardımanında bir Afgan sivilin öldürüldüğü belirtildi. Amerikan uçakları, Paktia bölgesinin başkenti Gardez'in güneyinde 27 kilometre uzaklıktaki Zarmat'ı bombaladı. Paktia Valisi Raz Muhammed Delili, "Aldığımız bilgiye göre bir sivil öldürüldü" dedi. Delili, batılı güçlerin, saldırı hakkında ön uyarıda bulunmadığını kaydetti. Afganistan'ın Uruzgan bölgesinde 1 Temmuz'da ABD askerleri, bir köye bomba yağdırarak onlarca sivilin ölümüne, yüzlercesinin de yaralanmasına sebep olmuşlardı.
Afganistan
İslami Basını (AİP), ABD askerlerinin, Afganistan'ın doğusundaki Kunar
bölgesinin Shagi kasabasında, Kunar bölgesinin komutanının akrabalarını taşıyan
bir araca açtığı ateş sonucu 4 kişinin öldüğü bildirildi. Pakistan kaynakları,
Shagi kasabasında ABD askerlerinin açtığı ateş sonucu Kunar bölgesinin komutanının
2 kardeşi ile 2 yeğeninin öldüğünü açıkladı.
Cezaevinden
kaçan 13 kişi El Kaide üyesi öldürüldü. Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah,
düzenlediği basın toplantısında, geçen yıl yakalanan üst düzey El Kaide üyesi
12 Pakistanlı ve bir Kırgız'ın, Kabil'deki cezaevinden kaçtıklarını belirtti.
El Kaide üyelerinin demir parmaklıkları keserek pencereden kaçtıklarını
belirten Abdullah, güneye doğru kaçan bu kişilerin Binasar garnizonuna bağlı
bir gurup asker tarafından durdurulduğunu, çıkan çatışmada iki askeri
öldürdüğünü ifade etti. Abdullah, çatışmadan sonra bölgedeki bir köye kaçan El
Kaide üyelerinin, burada bazı köylüleri rehin aldıklarını söyledi. Köyden de
civardaki dağlık araziye kaçan El Kaide üyelerinden üçünün kendilerini el
bombalarıyla havaya uçurduğunu söyleyen Abdullah, diğerlerine teslim ol
çağrısında bulunduğunu, ancak çağrıya olumlu cevap alınmadığını belirtti.
Abdullah, El Kaide üyelerinin, çıkan çatışmada öldürüldüğünü kaydetti.
İletişim Bakanlığı binasında meydana gelen patlama sonucu, binanın pencerelerinin kırıldığı, ilk belirlemelere göre ölen yada yaralanan olmadığı bildirildi.
Afganistan'da halen 6 milyon kişinin açlık sınırında olduğu bildirildi. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) İle Dünya Gıda Programının raporunda, 6 milyon kişinin açlık sınırında olduğu ve bu kişilerin gıda yardımına ihtiyaçları bulunduğu belirtildi.
Rakip gruplar arasında patlak veren çatışmalarda en a 50 kişi öldü. Afgan İslam Ajansı'nın haberine göre, Herat Valisi İsmail Han'a bağlı kuvvetlere Peştu lideri Kerim Han'a bağlı güçler arasında Goryan bölgesinde çatışma çıktı. Ağır silahların kullanıldığı çatışmalarda en a 50 kişi öldü.
Newsweek,
Afganistan'daki katliamın korkunç boyutlarını özel dosya yaptı. ABD ve İngiliz
özel timleri ile Raşit Dostum'a bağlı birliklerin katlettiği binlerce insan,
Mezar-ı Şerif çevresindeki çölde kazılan toplu mezarlara gömüldü.
Birleşmiş Milletler'in, Afganistan'da ortaya çıkartılan toplu mezarda cesetleri bulunan Taliban esirleriyle ilgili soruşturma başlattığı, ancak yeni Afgan yönetiminin tanıkları misillemelere karşı korumayacağını açıklaması üzerine soruşturmanın durdurulduğu ortaya çıktı. BM sözcüsü Fred Eckhard, BM insan hakları komiserinin, toplu mezar konusu ilk kez geçen mayıs ayında kamuoyunun dikkatine getirdiğini ifade etti. Eckhard, "esirlerde kurşun yada darp izine rastlanmadığını ve ölümlerin boğulmadan kaynaklandığı sonucuna varıldığını" sözlerine ekledi. Ancak gözlemciler, BM'ye yönelik baskının doğrudan ABD ve İngiltere'den geldiğini, zira katliamdan Raşit Dostum kadar bu iki ülkeye bağlı askerlerin de sorumlu olduğunu belirtiliyorlar. Öte yandan Afganistan bakanlar kurulunun Devlet başkanı Hamid Karzai başkanlığında yaptığı toplantıdan sonra yayınlanan bildiride, Afganistan'ın kuzeyinde bulunan toplu mezarla ilgili soruşturma açma kararı alındığı belirtildi.
Başkent Kabil'in güneyindeki bir askeri kampa düzenlenen saldırıda 1'i asker 12 kişi öldü.
ALMANYA: Bir mahkeme Ömer Karabulut, eşi Çiçek ve çocukları Serdal (13), Seher (15) ile Sebiha (4) Karabulut'un 1996 yılında Türkiye'yi kötüleyerek yaptığı iltica başvurusunu reddetti. Mahkeme, "Türkiye artık insan haklarına saygılı ve insan ayırımı yapmayan güvenli bir ülke. Kürtçe de serbest" diyerek sınır dışı kararı aldı. Aile geçtiğimiz 14 Ağustos Çarşamba günü sınır dışı edildi.
Bielefeld kentinde bir Türk vatandaşı sokak ortasında öldürüldü. Bielefeld polisi, adını açıklamadığı Türk vatandaşının, bir otomobilden inen 2 silahlı kişi tarafından sokak ortasında öldürüldüğünü belirtti.
BANGLADEŞ: Başkent Dakka'da izinsiz yapılan bir cami inşaatı yüzünden, bir dini okulun öğrencileriyle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 4 kişi öldü, 50 kişide yaralandı. Çıkan çatışmaya, polisin göz yaşartıcı bomba ve plastik mermi kullanarak müdahale ettiği kaydedildi.
BOSNA HERSEK: Saray Bosna'da bulunan bir toplu mezardan 207 ceset çıkarıldı. Bosna Kayıplar Komitesi üyesi Murat Hurtiç, AFP muhabirine, Srebrenitsa katliamının yapıldığı bölge yakınlarında bulunan toplu mezardan çıkarılan ceset sayısının 207 olduğunu söyledi. Bulunan iskeletlerin çoğunun parçalarının eksik olduğunu belirten Hurtiç, bunun, cesetlerin buldozerle gömülmesinden ileri gelmiş olabileceğini anlattı. Hurtiç cesetlerin Sırpların katlettiği Müslümanlara ait olduğunu kaydetti. Hurtiç, Kamenica köyündeki kazı çalışmalarının 3 gün daha süreceğini ve 20 kadar ceset daha bulabileceklerini söyledi. Hurtiç, aynı bölgede, içinde 100 kadar ceset bulunduğunu tahmin ettikleri yeni bir toplu mezar daha ortaya çıkardıklarını, burada kazı çalışmalarının ise haftaya başlayacağı bildirildi. Srebrenitsa'nın 1995'te Sırpların eline düşmesinden sonra 7 binden fazla Müslüman katledilmişti. Toplu mezarlardan çıkarılan ceset sayısı 6 bine yaklaştı.
BURUNDİ: Başkent Bujumbara
bölgesinde ordu birlikleriyle isyancılar arasındaki çatışmalar sırasında en az
41 sivilin öldüğü bildirildi.
CEZAYİR: Meydana gelen şiddet olaylarında 3'ü şeriatçı 4 kişinin öldüğü, bir kişinin yaralandığı bildirildi.
ÇEÇENİSTAN: Aynı anda birkaç köy birden bombalandı. Calka ilçesi gün içinde birden fazla saldırıya uğrarken Noviye-Atagi'ye de bombalar atıldı. Calka'nın önceki gün 10 kez saldırıya uğradığını bildiren yerel halk, bombaların Rus askeri kampının bulunduğu taraftan geldiğini belirtirken Rus yetkililer, saldırıda sorumluluklarının olmadığını bildirdiler. Çok sayıda ölü ve yaralının olduğu belirtilmekle beraber daha fazla bilgi verilmedi.
Başkent
Grozni ve Şali kentinde meydana gelen patlamalarda en az 5 kişi öldü, 23 kişi
yaralandı.
Şalaji'de
beş sivil ve bir milis, Martan-Çu köyünde de 4'ü milis altı kişi öldü.
35 Rus askeri Çeçenler tarafından öldürüldü. RİA Novosti ajansının haberine göre 35 Rus askeri, başkent Grozni'nin 25 kilometre güneyinde bir askeri Rus karargahına düzenlenen havan topu saldırısında öldürüldü. Çeçenistan'ın doğusundaki Kurchaloi bölgesinde de 2 polisin mayın patlaması sonucu öldükleri bildirildi. Bu arada, Rusların Çeçen sivillere yönelik katliamları da devam ediyor. Şali'de 6 Çeçen sivil Rus askerleri tarafından öldürüldü. Rusya askerleri daha öncede ülkenin güneyinde 30 Çeçen sivili öldürmüştü.
Çeçenistan
Eski Başbakanı Turpalali Atgeriyev'in, Rusya'da kaldığı cezaevinde öldüğü
bildirildi. Rusya Adalet Bakanlığı, eski başbakanın böbreklerindeki kanama
nedeniyle öldüğünü belirtirken Çeçenler Atgeriyev'in kötü koşullar veya işkence
nedeniyle ölmüş olabileceğine dikkat çekiyor.
Rusya'nın, Çeçenistan'da yaptığı işgal ve soykırım sınır tanımıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda Rus ordusu saflarında Süvari Yüzbaşı olarak Almanlara karşı savaşan Çeçen kökenli Mahmut Ustarhanov, Ruslar tarafından öldürüldü.
Başkent Grozni'de, bir araca yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 1 kişi öldü, 1 kişi de yaralandı. Rus polisi, Çeçen eylemcilerden şüphelendiklerini açıkladı.
FİLİSTİN: Güvenlik kaynaklarına göre, 9 yaşındaki kız çocuğu Esma Ahmed Tahsin, Gazze şeridinin güneyindeki Han Yunus bölgesinde, içinde bulunduğu taksiye ateş açılması sonucu vurularak öldü. 22 ay önce başlayan İntifa'da 1766 Filistinli şehit olurken, 586 İsrailli öldü.
22 aydır devam eden ikinci intifada şehit olanların sayısı 2 bin 403'e çıktı. İkinci intifada sırasında toplam bin 801 Filistinli ölürken, İsrail tarafından da 602 kişi öldü. Ölen Filistinliler arasında en az 75 intihar komandosu, Filistinliler tarafından İsrail'e işbirliği yaptığı şüphesiyle öldürülen 13 İsrail vatandaşı Arap ve Batı Şeria'da yaşayan bir Alman bulunuyor. İsrail tarafında ölenler arasında ise İsrail ordu üniforması içinde öldürülen Musevi olmayan 5 kişi, 5 Amerikan vatandaşı, intihar saldırısında ölen bir Filipinli işçi ile iki Çinli, bir patlamada ölen iki Romanyalı işçi ile ateş açılması sonucu ölen bir Yunan rahibi bulunuyor.
Yeni
bir şiddet dalgasının vurduğu İsrail, Batı Şeria'da seyahat serbestisini tümden
kaldırdı. 140 Filistinli "intihar saldırısı hazırlığında" diye tutuklandı.
Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği, İsrail'in binlerce Filistinliyi yasadışı olarak gözaltında tuttuğu belirtti. İsrail askerleri dün 1 Filistinli genci öldürdü, 3 çocuğu yaraladı, çok sayıda evi yıktı.
İsrail tankları Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bir köye girdi. Filistinlilerin askerlere taş atması üzerine çıkan çatışmada 1 genç öldü, 4 genç de yaralandı.
İsrail
askerleri, arananlar listesinde bulunan 2 Filistinliyi önceki gece Gazze
Şeridin'de Kfar Darom'da tutuklandı. Haaretz gazetesinin haberine göre,
Filistinlilerin kardeş oldukları belirtildi. Batı Yaka'daki Tulkarim'de sivil
Filistinlinin öldürüldüğü bildirildi. Filistinli hastane kaynakları, sokağa
çıkma yasağının bulunduğu kentte 40 yaşındaki Hüsnü Damiri adlı sivil
Filistinlinin bir İsrail tankından açılan ateşle kapısının önünde vurulduğunu
belirtti.
İsrail askerlerinin Batı Şeria'da bir Filistinliyi öldürdüğü bildirildi.
Tekerlekli sandalyeye mahkum Hamas liderlerinden Nasır Cerrar'ı öldüren İsrail, bu olay sırasında bir Filistinli genci canlı kalkan olarak kullandı. İsrail'in önde gelen insan hakları örgütlerinden B'tselem, Nasır Cerrar'a yönelik operasyonda canlı kalkan olarak kullanılan Nidal Ebu M'khisan adlı Filistinli bir gencin yaşamını yitirdiğini duyurdu.
5
yaşındaki Filistinli bir çocuk Gazze'nin güneyinde İsrail askerleri tarafından
öldürüldü. Filistinli hastane ve güvenlik kaynakları, İsrail askerlerinin
ayrıca, çocuğun babasını ve bir başka Filistinliyi ağır yaraladığını bildirdi.
Ayman Feres adlı çocuğun başına isabet eden kurşun yüzünden öldüğü, 60
yaşındaki babası Nidal'in ve 40 yaşındaki diğer Filistinlinin göğsünden ağır
yaralandığı belirtildi. İsrail askerleri, 2 Filistinlinin Batı Şeria'daki
evlerini de yıktı ve Nablus kentinde bir El Aksa Şehitleri Tugayı üyesinin eşini
de rehin aldı.
BM,
"Batı Şeria ve Gazze'de durumun insani açıdan felaket halde olduğu ve
Filistinlilerin durumunu düzeltme konusunda ilerleme sağlanmadığı takdirde
bölgede yaşayan milyonlarca insanın kısa sürede çok daha kötü duruma
düşecekleri" uyarısında bulundu. BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Ortadoğu'da inceleme yapmakla görevlendirdiği
Catherine Bertini, 8 gün süren gezisini tamamlayarak New York'a döndü. Bertini,
BM'de düzenlediği basın toplantısında, "Batı Şeria ve Gazze'de yaşayan halk
arasında işsizlik oranının yüzde 65-70
olduğunu, sefaletin hızla arttığını, beslenme yetersizliği içindeki halkın
ticaret yapamadığını, insanların başta su, para ve mal olmak üzere en temel
ihtiyaçlarını bile karşılayamayacaklarını" söyledi. Bebek ölümlerinde büyük
artışlar görüldüğünü" kaydeden Bertini, "çocukların aşılanamadığını, büyük su
sıkıntısı çektiğini, ekim ayındaki hasat için hiçbir hazırlık yapılamadığını"
bildirdi. Bertini, "Batı Şeria ve Gazze halkının temel sağlık hizmetlerinden
yararlanamadıklarını, eğitim alamadıklarını, iş bulamadıklarını ve para
kazanamadıklarını" da anlattı. "Ambulansların geçmişte saldırı amacıyla
kullanmış olmaları nedeniyle İsraillilerin, bunların aranmadan kontrol
noktalarından geçmelerine izin
vermediklerini, aramaların ise en az yarım saat sürdüğünü" kaydeden Bertini, bu
durumunda ciddi sorun oluşturduğunu işaret etti. Batı Şeria ve Gazze halkının
hareket serbestisi bulunmadığını da belirten temsilci, İsrail makamlarının
sorunlara çözüm getirme sözü verdiklerini söyledi. Bölgeye yaptığı ziyaret
sırasında İsrail makamlarıyla çeşitli konuları konuştuklarını açıklayan
Bertini, "İsraillilerin, sivil halkın korunması ve güvenlik kaygılarını öne
sürerek kısıtlayıcı yöntemlere başvurduklarını" bildirdi. Bertini, "Buna rağmen önlemler yüzünden Batı Şeria ve Gazze halkının yaşamının dayanılmaz halde olduğunu"
söyledi.
Filistin Kurtuluş Örgütü'nün belkemiği El Fetih örgütüyle bağlantılı El Aksa Şehitleri Tugayı örgütü misilleri, İsrail casusu olduğunu itiraf eden İhlas Huli (35) isimli kadını kurşuna dizerek idam etti.
GUATEMALA: Bir köyün sakinleri, katil
zanlısı iki erkek kardeşi canlı canlı yaktı.
HİNDİSTAN: Orissa eyaletinde, "Halk Savaş Kümesi" adlı örgütün kurduğu sayılan mayın tuzağında 7 polis öldü, 5 polis yaralandı.
Doğuda bir yolcu trenine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 9 kişi yaralandı. Polis, patlamanın, Maocu gerillaların Hindistan'ın bağımsızlık günü kutlamalarında boykot edilmesi çağrısı yaptığı Carkhand eyaletinin Pakur bölgesinde meydana geldiği bildirildi.
Tripura
eyaletinde, kimliği belirsiz silahlı kişilerin saldırısına uğrayan 19 asker
öldürüldü.
HOLLANDA: İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Fenerbahçe ile Feyenoord Rotterdam arasında oynanacak maçı izlemek üzere gittiği Hollanda'da 3 kişinin yumruk ve tekmeli saldırısına uğradı.
Türk kızı Famile Arslan'ın, başörtüsü ile avukatlık yapması kabul edildi. 1971 Elazığ Palu Doğumlu olan Arslan, Leiden Üniversitesi Hukuk Bölümünü bitirdi. 5 sene Adalet Bakanlığı'nda çalışan Arslan, eğitiminin ilk döneminde başörtülü olmaktan dolayı zorluklar yaşadığını belirterek, "Zamanla bu zorlukları yendim. Başörtümü sadece inancımdan dolayı taktığımı anlattıktan sonra sorun ortadan kalktı" dedi.
IRAK: Genelkurmay, Ecevit'e sunduğu raporda Kuzey Irak'ın 40 km derinliklerine kadar inmek için 12 bin kişilik özel birliğe ihtiyaç olduğunu bildirdi.
Amerikalı uzmanların, kimyasal silah üretildiğini iddia ettiği Irak tesislerinde bebek mamasının depolandığı ortaya çıktı. Gazetecilere tesisleri gezdiren Iraklı bakan, 'ABD her hareketimizi kontrol ediyor; fakat uydular gerçek bilgiyi söyleyemez.' dedi.
Irak, ABD ve İngiliz uçaklarının ülkenin güneyine yaptıkları hava saldırısında 8 sivilin öldüğünü, 9'unun da yaralandığını ileri sürdü.
İNGİLTERE: Yüksek Mahkeme, ABD'deki 11 Eylül saldırılarının ardından başlatılan soruşturmalar çerçevesinde tutuklanan 11 yabancıya adaletsiz davranıldığına karar verdi. 11 yabancının hiçbir suçlama yönetilmeden aylarca, son derece sıkı kontrollü ve disiplinli hapishanelerde tutulduklarını vurgulayan Yüksek Mahkeme hakimi, terörle mücadele yasasına göre, terör zanlılarının belli bir süre mahkemeye çıkarılmadan gözaltında tutulabildiğini, ancak bunun yalnızca İngiliz vatandaşlarını kapsadığını vurguladı. Söz konusu yabancıların tümünün Müslüman olduğunu da hatırlatan hakim, yabancılardan 9'unun tutukluluk halinin, temyiz davaları sonuçlanıncaya kadar süreceğini söyledi. Soruşturmalar kapsamında tutuklanan diğer 2 yabancı, delil yetersizliğinden serbest bırakılmış ve ülkelerine geri dönmüştü. İngiliz basını, 7 aydan fazla süredir tutuklu bulunan yabancıların bazılarının hastane koşulları nedeniyle hastalandıklarını belirtiyor.
İSRAİL: İsrail ordusu, Doğu
Kudüs'teki bir üniversitede 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırının ardından,
önceki gece Gazze Şeridi'ne, dün sabaha karşı da Nablus ve Refah kentlerine
girdi. İsrail'in, 20 Haziran'da başlattığı ve Batı Şeria'daki 8 büyük kenti
işgal ettiği operasyondan sonraki en büyük saldırı olduğu ifade edilen son
harekatta 6 kişi ölürken çok sayıda Filistinlinin evi yıkıldı.
İsrail güçlerinin nisan ayında silahlı Filistinli militanları aramak bahanesiyle girdiği Cenin mülteci kampında olanlara ilişkin BM raporu kamuoyuna açıklanıyor. Raporun açıklanmasının ardından BM Genel Kurulu'nun olağanüstü toplanması bekleniyor. İsrail hükümetinin işbirliğine yanaşmaması üzerine rapor, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Cenin kampına girebilen çalışma arkadaşları tarafından şahısların tanıklığına ve İnsan Hakları İzleme Komitesi gibi örgütlerin raporlarına dayanılarak hazırlandı.
Yeni bir şiddet dalgasının vurduğu İsrail, Batı Şeria'da seyahat serbestisini tümden kaldırdı. 140 Filistinli 'intihar saldırısı hazırlığında' diye tutuklandı.
İsrailli B'Tselem insan hakları grubunun bir üyesi, Siyonist İsrail devleti için casusluk yaptığını itiraf etti. Haydar Mahmut Hasan Ghanem, Filistin televizyonlarına yaptığı açıklamada 1996'dan beri İsrail istihbarat servisleri için casusluk yaptığını itiraf etti. Sahte insan hakları savunucusu, 3 Temmuz'dan bu yana B'Tselem adına Gazze'de bulunan Filistin Önleyici Güvenlik birimi ile ilgili çalışmalar yapıyordu. Dahası, akıl almaz katliamların gerçekleştirildiği aylarda bölgede bulunan Ghanem, son 10 ay boyunca Filistin topraklarında "insan hakları örgütünün arazi inceleme ekibinde" görevliydi. Ghanem, bu süre boyunca İsrail ajanı olarak çalıştığını itiraf etti.
İç istihbarat örgütü Şin Bet'in Filistinli militanların 60 intihar saldırısı hazırlığı içinde olduğu öne sürmesinden birkaç saat sonra, Doğu Kudüs'teki Yahudi Üniversitesi'nde meydana gelen patlamada en az 7 kişi öldü, 9'u ağır olmak üzere 70'e yakın kişi de yaralandı. Saldırıyı Hamas örgütü üstlendi.
İsrail'in binlerce Filistinliyi "yasadışı" olarak tutukladığı belirtildi. Merkezi Bürüksel'de bulunan Uluslar arası Demokratik Avukatlar Birliği adlı kuruluşun Kahire'de yapılan toplantısı sonunda yayımlanan bildiride, "yasadışı" olarak tutuklu bulunan Filistinlilerin serbest bırakılmasının sağlanması amacıyla kampana başlatılmasına karar verdiği belirtildi.
İsrail askerleri, Batı Şeria'da 2'si intihar komandosu 4 Filistinli direnişçinin ailelerine ait Beytüllahim ve Nablus'ta bulunan 4 evi yerle bir etti. İsrail'in, geçen ay Filistinli direnişçilere karşı tartışmalı planını hayata geçirmesinin ardından yıktığı ev sayısı 18'e yükseldi.
İslamline.net'de
yer alan habere göre, işgal güçlerinin Batı Şeria'nın Nablus kentinde
gerçekleştirdiği terör eylemlerini protesto eden 9 insan hakları üyesinin
İsrail askerlerince tutuklandığı belirtildi. İnsan hakları örgütleri, söz
konusu olayı "insan haklarına tecavüz" olarak tanımlayarak sert tepki gösterdi.
İsrail tarafından tutuklanan üyelerin 3'ünün Amerikan, 5'nin Fransız birinin
ise İrlandalı olduğunu kaydedildi. Tutuklanan kişilerin Tel Aviv yakınlarındaki
Namleh'e nakledildikleri ifade edildi.
Batı Şeria'nın Nablus ile Ramallah kentleri arasındaki Eli Yahudi yerleşim birimine yakın bir köyde, bazıları silahlı, yüzlerce Yahudi yerleşimci Filistinlilere ait evlere saldırdı. Görgü tanıkları, Yahudi yerleşimcilerin, evleri yerleşim birimi sınırında bulunan Filistinli aileleri zorla dışarıya çıkardıklarını, olayda yerleşimcilerin silah kullanmadığını anlattı. Geçtiğimiz hafta iki İsrailliyi öldürüldüğü Eli yerleşim merkezi yakınlarındaki Luban el-Şerkiya köyüne giren silahlı yaklaşık 100 İsrailli Yahudi yerleşimci, iki Filistinlinin evini kuşatmıştı.
İsrail, tanklarla girdiği Gazze Şeridi'ndeki bir köyde yine katliam yaptı. Köye yapılan baskında tankların açtığı top ateşinde 2'si çocuk 4 Filistinli şehit oldu. Aynı aileden 55 yaşındaki anne Ruveyda, oğulları 23 yaşındaki Eşref ve 12 yaşındaki Nihat ile kuzenleri Muhammed, işgalcilerin acımasız saldırılarında hayatlarını kaybettiler.
İSPANYA: Ayrılıkçı ETA örgütünün siyasi kanadı olarak kabul edilen Batasuna partisinin kapatılması için bir adım daha attı. Bu çerçevede, partinin yasaklanması için Yüksek Mahkemeye başvurulması konusunda hükümetin hazırladığı önergenin, parlamentoda oylanması için tarih belirlendi. İçişleri Bakanı Angel Acebes, Meclis'in 30 Ağustos'ta, terörist unsurların bir parçası olan partinin kapatılması için yasal olarak başvurulması konusunda karar alacağını söyledi.
Paris'e
giderken İspanya'da duran bir Fas plakalı kamyonda 4 kişi ölü bulundu.
İspanya'nın kuzeydoğusundaki Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden terör örgütü ETA'nın siyasi kolu olarak bilinen Batasuna (Bask dilinde Birlik) Partisi'nin, ünlü Yargıç Baltasar Garzon'un kararıyla yarın açıklanacak olan 5 yıl süreyle kapatılması kararı Bask'ta öfkeyle karşılanırken, Batasuna yetkilileri, kapatmaya karşı mücadele başlatacaklarını açıkladı. Karara gerekçe gösterilen 23 maddelik listede en çok dikkat çeken husus ise Batasuna'nın, ETA'nın 4 Ağustos'ta Santa Pola sahil kentinde düzenlediği ve 6 yaşındaki bir kız çocuğuyla, 57 yaşındaki bir adamın ölümüne neden olan bombalı saldırıyı kınamaması oldu.
34
yıldır terör eylemlerine girişen ayrılıkçı Bask örgütü ETA'nın siyası kanadı
olmakla suçlanan yasal Batasuna partisinin faaliyetlerinin, 3 yıl için askıya
alınmasına karar verildi. Yüksek Mahkeme Yargıcı Baltasar Garzon'un kararıyla
büroları kapatılacak olan 24 yıllık Batasuna partisinin gösteri ve siyasi
yürüyüş yapması yasaklandı. Ülkede gelecek yıl mayıs ayında yapılacak belediye
seçimlerine de katılması yasaklanan partinin milletvekilleri, dönem sonuna
kadar parlamentodaki faaliyetlerine devam edecek. Mahkeme kararı, parlamento
tarafından da onaylandı.
İSVEÇ: 23 yaşındaki İsveç vatandaşı Mehdi Muhammed Ghezali'nin yargı önüne çıkarılmadan altı
aydır Guantanamo Üssü'nde hapis tutulması, İsveç ile ABD arasında gerginlik
yarattı. İsveç Dışişleri Bakanı Anna Lindh ve daha sonra Savunma Bakanı Björn
von Sydow'un girişimleri bir sonuç vermeyince bu kez Başbakan Göran Persson
devreye girdi. Persson, 15 Eylül'de yapılacak genel seçim öncesi çıktığı gezide
ABD'nin tavrını eleştirdi. Persson şöyle konuştu: "Bir hukuk devletinde
insanlar bu şekilde gözaltında tutulamazlar. Bu durum asla makul değildir ve
bunu Amerikalıların idrak ediyor olması gereklidir. Bu İsveç vatandaşı savaş
esiri midir, yoksa adi suçlu mu, buna açıklık getirilmesi gereklidir. Bir
insanın altı ay gibi uzun bir zaman ve zor koşullar altında yargı önüne
çıkarılmadan hapis tutulması kabul edilemez."
İTALYA: Geçtiğimiz yıl Cenova'da düzenlenen G8 Zirvesi sırasında, İtalyan polisinin "güvenlik önlemleri" adı altında baskıcı uygulamalarından biri yeni gün ışığına çıktı. Polisin küreselleşme karşıtı protestocuları tutuklamak için bahane yaratmak amacıyla, eylemcilerin gecelediği bir okula gizlice iki adet molotof kokteyli yerleştirdiği anlaşıldı. Bir gece vakti, Diaz okuluna molotof kokteyllerini yerleştirdiğini itiraf eden 25 yaşında bir polis memuru, bu emri üstlerinden aldığını anlattı. Adı açıklanmayan polis memuruna bu emri veren amir Pietro Troiani hakkında, "okula yönelik polis baskınını haklı göstermek için yanlış bilgi verme" suçlamasıyla soruşturma yürütülüyor.
Geçen
yıl "Yılın Koçu" seçilen Ergin Ataman, eşinin pasaportundaki vize sorunu
nedeniyle Roma Havalimanında kaçak muamelesi gördü. Eşiyle kaçak göçmen
odasında 6.5 saat alıkonulan Ergin Ataman, "Bu bir skandal. İtalya'nın bu
tutumu İnsan Hakları Mahkemesine şikayet edeceğim. Türkiye bize özel pasaport
versin" dedi.
Bir gemide 200 kadar kaçak göçmem yakalandı. Iraklı Kürt olduklarını söyleyen kaçaklar, 5-6 gün önce İzmir'den yola çıktıklarını söylediler. 25 ila 30 yaşlarındaki kaçak göçmenler, Iraktaki zulümden kaçtıklarını anlattılar.
KEŞMİR: Hindistan'ın Cammu-Keşmir eyaletinde, militanlar köylere yaptıkları baskında 12 kişiyi öldürdü.
Hindistan işgalindeki Keşmir bölgesinde meydana gelen çatışmalarda 4 Hintli asker öldü, 4 asker de ağır yaralandı.
Keşmir'in Hindistan egemenliğindeki bölgesinde ayrılıkçı gerillalarla güvenlik güçleri arasında önceki gün başlayan çatışmada bir subayla 4 gerilla öldü.
KIBRIS: Kuzey Kıbrıs'ta yayımlanan Avrupa Gazetesi'nin Sahibi ve Yazı işleri Müdürü Şener Levent ile gazetenin yazarı Memduh Ener, Denktaş'ı eleştiren bir yazı nedeniyle 6'şar ay hapis cezasına mahkum oldular. Levent ve Ener tutuklanarak cezaevine gönderildiler.
KOLOMBİYA: Yeni Başkan Uribe, görevi Pastrana'dan devralırken FARC örgütü 4 ayrı bombalı saldırı düzenledi. Kolombiya'da başkanlık devir teslim töreninde gerçekleşen patlamada 15 kişi öldü.
Devrimci
Kolombiya Silahlı Kuvvetleri'ne (FARC) mensup gerillalar ile paramiliterler
arasında çatışmada 50 kişinin öldüğü bildirildi.
Kolombiya'da faaliyet gösteren kontrgerilla guruplarından birinin komutanı, bir askerin, kendisine bağlı 24 kişiyi kurşuna dizdiğini açıkladı. "Rodrigo" adıyla bilinen kontra komutanı, 14. Tugaya bağlı sarhoş bir askerin, Antioquia bölgesindeki Segovia köyünde adamlarını bir kamyondan indirdiğini ve diğer askerlerin gözleri önünde kurşuna dizdiğini anlattı.
KOSOVA: BM Akıl Hastalıkları Enstitüsü'nde tedavi gören hastalara, BM yetkililerin gözleri önünde fiziki saldırılar yapıldığı ve tecavüz edildiği ortaya çıktı. BM yetkililerinin olup bitene seyirci kaldığı belirtiliyor.
BM Polis Gücü tarafından eski Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) mensuplarının tutuklanmasını protesto gösterileri sırasında yaklaşık 50 sivil yaralandı. Deçan kasabasında eski UÇK'lılara ait derneklerin düzenlediği gösterilerde, Kosova Barış Gücü (KFOR) ve UNMİK Polisi özel timinin göz yaşartıcı bomba ve plastik mermi kullandığı bildirildi. Çok sayıda göstericinin tutuklandığı olaylar sırasında, 3 uluslar arası güvenlik gücü mensubunun yaralandığı kaydedildi.
KUZEY AFRİKA: Eritre'de, 14 gazetecinin mahkemeye bile
çıkarılmadan cezaevinde tutulduğu öne sürüldü. Gazetecileri Koruma Komitesi
(CPJ), Setit adlı haftalık derginin yazarlarından Simret Seyum'un, 6 Ocak'tan
beri cezaevinde tutulduğunu, böylece yargılanmadan cezaevinde tutulan
gazetecilerin sayısının 14'e yükseldiğini açıkladı.
KUZEY İRLANDA: Başkent Belfast'ta
Protestanlarla Katolikler arasında çıkan ve 5 saat süren çatışmalarda, 13 polis
yaralandı.
LÜBNAN: Bir apartmana yerleştirilen 3 bombanın patlaması sonucu bir kadın öldü.
MEKSİKA: Michoacan eyaletinde bir çiftlikte, biri kadın 9 kişinin kurşuna dizilerek öldürüldüğü bildirildi.
MISIR: ABD, Amerikan vatandaşı olan
insan hakları savunucusu Saadettin İbrahim'in 7 yıl hapis cezasına
çarptırılmasını protesto etmek amacıyla Mısır'a yeni mali yardımı dondurdu.
Beyaz Saray sözcüsü Claire Buchan, George Bush'un, İbrahim'in cezası nedeniyle
Mısır'a yeni Amerikan mali yardımına karşı olduğunu belirtti. Mısır Dışişleri
Bakanı Ahmed Mahir ise "Mısır ne türde olursa olsun hiçbir baskıyı kabul etmez,
dünya da bunu bilir" dedi. Mısır, her yıl Amerika'dan 2 milyar dolar alıyor.
NEPAL: Ordu birliklerinin ülkenin doğusunda Maocu gerillalara ait bir üsse düzenledikleri saldırı sonucu 15 kişinin öldürüldüğü bildirildi. Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Maocu gerillalar ile Nepal kuvvetleri arasında çatışma çıktığı ve 1 askerle birlikte bölgedeki 2 sivilin yaralandığı bildirildi. Maocular, Nepal'de monarşiye karşı 5 yıldır gerilla mücadelesi veriyor.
Bir işletme yüksekokuluna düzenlenen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre 6 kişi yaralandı. Başkent Katmandu'nun yerleşim bölgesinde bulunan okula düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı. Polis, yönetimi devirmeye çalışan Maocu gerillaların patlamada parmağı olup olmadığını araştırıyor.
PAKİSTAN: Bir Hıristiyan hastanesine düzenlenen el bombalı saldırıda, 3 hemşire ile saldırganlardan biri öldü.
RUSYA: Zaschita (Savunma) sendikasının eşbaşkanı Aleksandr Mylnikov, Rus polisi tarafından katledildi. 11 Temmuz günü öldürülen Mylnikov, Rusya'nın Kirov kentinde Avitek fabrikasında işçi olarak çalışıyordu.
Moskova'da çalışan Türk işçilerden bir gurup, götürüldükleri karakolda kötü muamele gördüklerini iddia etti. Kentin tarihi Arbat Sokağı'ndaki bir Türk kıraathanesinde bulundukları sırada gözaltına alınan işçiler, ellerinden alınan para ve cep telefonlarının verilmediğini, bunları isteyenlerin dövüldüğünü söylediler. Polisin 3 ve 9 Ağustos'ta iki kez kıraathaneye gelerek içeridekilerin büyük bölümünü karakola götürdüğünü belirten işçiler, şu iddialarda bulundular: "Kıraathanede vizemiz olup olmadığını kontrol ediyorlardı; ancak vize dahil bütün belgeleri tamam olanları da götürdüler. Gözaltı sona erdikten sonra. Yalnızca pasaportlarımızı verdiler, cep telefonlarımızı ve paralarımızı vermediler. Bunları isteyenleri de dövdüler."
Devlet
Başkanı Vladimir Putin, Müslüman kadınların nüfus kağıtlarındaki fotoğraflarını
başörtülü çektirme başvurusunu reddetti. Putin Dünya Tatar Konferası'nda
yaptığı açıklamada, "Biz belli bir ulusal ve sosyal standarda sahibiz ve bu
durum söz konusu olamaz" ifadesini kullandı. Putin, kararın bir diğer
gerekçesini ise "Bu kadınların pasaportlarında başörtülü fotoğraf olursa, seyahat
edecekleri ülkelerde büyük sorun çıkar" dedi. Tataristan yönetimi, geçtiğimiz
aylarda nüfus kağıtlarına başörtülü fotoğraf yapıştırılmasını yasaklamıştı.
SUUDİ ARABİSTAN: Müslümanların kutsal kenti Mekke'de polis, 3 ay içinde 10 binden fazla kaçak göçmen yakaladı. Yetkililer yakalanan göçmenlerin çoğunun Arap ve Asya kökenli olduklarını ve ucuz işçi konumunda ülkeye çalışmak için geldiklerini açıkladı. Suudi polisi, Suudi Arabistan'ın Mekke ve Medine kentlerine hac vazifesini tamamlamak için yaklaşık 7 milyon kişinin geldiğini, bunlardan 700 binden fazlasının kaçak göçmenlerin oluşturduğunu söyledi. Yakalanan kaçakların gerekli işlemlerinin tamamlanmasından sonra sınır dışı edileceği kaydedildi.
TUNUS: Bir gazeteci, temyiz mahkemesinin kararıyla hapisten çıktıktan 1 gün sonra yeniden tutuklandı. Gazeteci 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tunus Özgürlük Konseyi'nin (CNLT) açıklamasında, 11 yıllık bir hapis cezası olmasına karşın temyiz mahkemesi sonucu serbest bırakıldığını ancak ertesi gün yakalanarak 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi.
YUNANİSTAN: Türkiye sınırları yakınındaki Meriç bölgesinde ülkeye yasadışı yollardan girdikleri belirlenen 38 kaçak yakalandı.
Meriç bölgesinde mayın tarlasına giren ve biri hayatını kaybeden 3 Türk göçmenin kimlikleri tespit edildi. Türkiye'nin Gümülcine Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı, sınırdan kaçak geçiş olayında ölen Türk'ün Konya'nın Kulu ilçesi nüfusuna kayıtlı Hasan Badılı (31) olduğunu söyledi. Botsalı, yine Konya'nın ilçesi nüfusuna kayıtlı yaralı Aytekin Mermer (20) ile Yusuf Güler (42) ise tedavilerinin sürdüğünü belirtti.
ZİMBABVE: Hükümetin beyaz çiftlik sahiplerine tarım arazilerini terk etmeleri için 8 Ağustos gece yarısına kadar tanıdığı sürenin dolmasından sonra, polisin 133 beyaz çiftlik sahibini gözaltına aldığı bildirildi. Polis sözcüsü "Topraklarını terk etmeyen çiftlik sahiplerini gözaltına almayı sürdüreceğiz" dedi.
Hükümetin
beyaz çiftlik sahiplerine tarım arazilerini terk etmeleri için 8 Ağustos gece yarısına kadar tanıdığı sürenin dolmasından
sonra, polisin gözaltına aldığı çiftlik sahibi sayısı 193'e yükseldi. Polis
sözcüsü, gözaltıların sayısının artabileceğini kaydetti. Büyük toprak
ağalarının örgütü olan Ticari Çiftlik Sahipleri Sendikasına (CFU) göre, çiftlik
sahipleri toprakları terk etmemekle direniyor.
Bush
yönetimi, ilk kez, Afrika'nın yoksul ülkesi Zimbabve'nin Devlet Başkanı Robert
Mugabe'nin "devrilmesini istediklerim" açıkça bildirdi. Beyaz saray
yetkilileri, bu amaçla, Zimbabve'deki Batı yanlısı muhalefet ile "işbirliği" yaptıklarını
kaydettiler. ABD ve İngiltere, Mugabe hükümetinin IMF programlarını
reddetmesinden büyük rahatsızlık duyuyorlar. Zengin beyaz çiftlerin gasp ettiği toprakların yoksul halka
dağıtılmaya başlanması, ikili Batılı güç için "bardağı taşıran damla" oldu. ABD
Dışişleri Bakanı'nın Afrika işlerinden sorumlu yardımcısı Walter Kansteiner,
seçimle işbaşına gelen Mugabe hükümetinin "gayrı meşru ve mantıksız" olduğunu
öne sürerek, mart ayında yapılan seçimlerin "hileli" olduğunu söyledi.
____________________
(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme
Komisyonu'nca hazırlanmıştır.