İNSAN
HAKLARI AÇISINDAN MAYIS 2001
Mayıs
2001'de, Türkiye'de yönetimin, yaşama hakkına ve kişi özgürlüğüne yönelik
olanları da dahil olmak üzere, insan hakları ihlallerini ne kadar normal
karşıladığını ve bizim de alışmamızı istediğine ilişkin çok çarpıcı gelişmeler
yaşandı. Aydın'da evinin aranması sırasında öldürülen Resul Aydemir ile ilgili
soru önergesine İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın yanıtı "kalp krizi" oldu.
Tantan bu açıklamasını, telefonla öğrenilen otopsi sonuçlarına dayandırdı.
Tantan, Aydemir'in İzmir 5. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsisinin
emniyet görevlilerince telefon ile alınan neticesinde 'ölümün kalp krizi
sonucunda gerçekleştiği, merhum şahısta herhangi bir darp ve cebir iziyle
travmaya bağlı bir bulgunun bulunmadığı' öğrenilmiş ve raporun kendilerine
ulaşmasının beklendiği anlaşılmıştır" dedi. Oysa görgü şahitleri, Aydemir'in
"Vurun, ezin bu şerefsizi, sorumluluk bana ait" komutuyla dövülmesinin ardından
polis aracının çarpmasıyla hayatını kaybettiğini belirtmişlerdi. Yaklaşık iki
ay önce gerçekleşen ve yöre halkının sokaklara dökülmesine yol açan bu olayla
ilgili henüz dava dahi açılmadı.
Trabzon'da iki ay önce,
Çömlekçi Mahallesi'nde gözaltına alındıktan sonra polis otosunda ölen Asım
Ceylan'ın ölümüyle ilgili tutuklanan Komiser Hüseyin Çapkın ise tahliye edildi.
1999
yılında Adana'da DHKP/C'lilere ait olduğu ileri sürülen bir eve düzenlenen
baskın sırasında öldürülen temizlik işçisi Murat Bektaş ile ilgili dava da
sonuçlandı. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında,
tutuksuz yargılanan 6 polis memurundan 4'ünün 'Kastı aşan müessir fiil sonucu
ölüme sebebiyet vermek' suçundan TCY'nin 448. maddesine göre
cezalandırılmasına, ancak TCY'nin 452/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli,
sanıkların kişilikleri, şahsi ve sosyal durumları göz önüne alınarak 8'er yıl
ağır hapse çarptırılmasına karar verildi. Hafifletici nedenler göz önüne
alınarak bu cezalarda da indirime gidildi ve en son TCY'nin 59'uncu maddesi
gereğince cezalar tekrar 1/6 oranında indirildi ve polisler 6'şar ay 20'şer gün
hapse mahkum oldular. Üçer ay da memuriyetten men edilen polis memurlarına
verilen bu cezalar, sabıkasız olmaları, suç işleme eğiliminde olmamaları
gerekçesiyle daha sonra ertelendi. Aynı operasyon sırasında ölen ve DHKP/C militanı
olduğu ileri sürülen Erdinç Aslan'la ilgili olarak yargılanan polis memurları
Fevzi Mustan ve Muammer Topaç hakkında ise TCK'nın 49. maddesi gereğince ceza
tertibine yer olmadığından beraat kararı verildi.
ÇHD
Ankara Şubesi Cezaevi İzleme Komisyonu avukatları düzenledikleri basın
toplantısında, kolluk güçlerinin uyguladığı sistemli işkencenin ispatının her
geçen gün zorlaştığını kaydederek, işkencecilerin cezalandırılmadığını
söylediler. Toplantıda konuşan Avukat Nuray Özdoğan, işkence yapan polislere TCK'nın
'işkence yapmak' suçunu düzenleyen 243. maddesi yerine 'kötü muamele'yi
düzenleyen 245. maddesinden dava açıldığını vurguladı. Özdoğan işkence
davalarından da örnekler vererek, Arif Oktar isimli mağdurun başvurusuyla
Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislere açılan işkence davasının 3 yıldan fazla sürdüğünü ve
sonunda polislerin aldığı 10 ay hapis cezasının
1/6 oranında indirildiğini belirtti. Gülmihal Yılmaz adlı mağdurun ise
1993 yılında TEM'de yoğun işkenceye uğradığını söyleyen Özdoğan, gözaltında
susma hakkını kullanan mağdurun başvurusu üzerine açılan davada ilginç
gelişmeler olduğunu, Numune Hastanesi'nden alınan raporların yargı sürecinde
karartılarak davanın düşmesinin
sağlandığını ifade etti. Avukat Oya
Aydın ise 1991 yılında gözaltındayken öldürülen Birtan Altınbaş'ın davasını
hatırlatarak, "Dava 8 yıl Ankara Valiliğinde bekletildi. 1998'de yargılama
başladı. En son 5 TEM polisi için savcılık esas hakkında mütalaasında ceza
istedi. Ancak polis olan sanıklar her nedense bulunamıyor, adreslerini tespit
ettiğimiz halde duruşmaya getirilemiyor. Dava sanıkların savunma yapması için
bekletiliyor. Zaman aşımına uğrama tehlikesi var" diye konuştu.
İstanbul'da
gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Diyarbakır ve Tunceli jandarma
komutanlıklarında işkenceye maruz kalan Muzaffer Gök, avukatı Yıldız İmrek
aracılığı ile savcılığa suç duyurusunda bulundu. 7 Ocak 1994'te Tunceli
Mazgirt'e bağlı Hezirge kırsalında 5 TDKP'linin yaşamını yitirmesiyle
sonuçlanan çatışmada yer aldığı iddiasıyla İstanbul'da gözaltına alındığını
belirten Gök, götürüldüğü Diyarbakır Jandarma Komutanlığı'nda kum torbalarıyla
karın ve göğsüne vurma, elektrik, tazyikli su ve ters askı gibi işkencelere
maruz kaldığını açıkladı.
Şanlıurfa Organize Suçlar
Bürosu'nda yasal olmayan işleri ihbar ettiği için tehditler aldığını ileri
süren polis memuru Vefa Altunkara, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle
Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Halen Asayiş Şube Müdürlüğü Ekipler
Amirliği'nde görev yapan Altunkara'nın, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla
Mücadele Şubesi'nde görev yaptığı sırada bazı yasal olmayan uygulamaları
İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbar ettiği ve bu nedenle
de tehdit telefonları aldığı belirtildi.
Mayıs ayında büyük çoğunluğunu kimlikleri yanlarında
olmayanların, sendika yasa tarasını veya işten atmaları protesto eden memur ve
işçilerin ve Türkiye'nin koyduğu coğrafi çekince yüzünden kaçak pyollardan
Türkiye'ye girmek ya da Türkiye'den çıkmak isteyen mültecilerin oluşturduğu
3339 kişi gözaltına alındı.
Mayıs'ta 5 kişi
cezaevlerinde öldü ve F Tipi Cezaevlerine karşı sürdürülen ölüm oruçlarında
ölenlerin sayısı 23'e yükseldi.
"Düşünceye
Özgürlük 2000" adlı kitaba yayıncı olarak imza atan 16 aydının İstanbul Üsküdar
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde yargılanmalarına
başlandı. Bu ay içerisinde düşünce açıklamaya ...........yıl hapis istendi.
Yeni Asya
Gazetesinin sahibi Mehmet Kutlular, Said-i Nursi'nin vefatının 39. yıldönümü
nedeniyle Ankara Kocatepe Camii'nde düzenlenen mevlitten sonra yaptığı
konuşmada, "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin
ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği" gerekçesiyle Ankara 1 Nolu DGM'nin verdiği
2 yıl 1 günlük hapis cezasının infazı amacıyla Metris Cezaevi'ne konuldu.
"Deprem İlahi İkazdır" diyen Yeni Asya Gazetesi'nin 4 yazarı daha, İstanbul 3
Nolu DGM'de görülen davalarında TCK'nın 312/2 maddesinden dolayı toplam 80 ay
hapse mahkum edildiler. Yeni Asya Gazetesi yazarları Şaban Döğen, Sami Cebeci,
Abdil Yıldırım ve Cemil Tokpınar'a 1'er yıl 8'er ay; Antalya'nın
Manavgat ilçesinde yayın yapmakta olan Klas TV'de yaptığı bir konuşma
nedeniyle, İzmir DGM'de TCK 312/2'den yargılanan yazar Emine Şenlikoğlu'na da
iki yıl hapis, 152 milyon 100 bin lira da ağır para cezası verildi.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RFS) tarafından gazetecilerin yaşadıkları ihlallerle ilgili yapılan puanlamada Türkiye "kötü" kategorisinde yer aldı. RFS'nin raporuna göre Türkiye'de gazeteciler ve basının uğradığı ihlaller şöyle: 2000 yılında 13 gazeteci cezaevine girdi, 50'si gözaltına alındı, 17'si saldırıya uğradı. 1999'da 2378 kapatma kararı çıkaran RTÜK, 2000 yılında da pek çok radyo ve televizyon hakkında toplam 4500 gün kapatma cezası verdi. 2000 yılının en büyük tesellisi, Türkiye'de hiçbir gazetecinin katledilmemesi ve işkencede öldürülmemesi oldu. 1999'da 1 gazeteci cinayeti, 4 işkence, 7 tutuklama, 87 gözaltı ve 26 saldırı yaşanmıştı.
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "RTÜK ve Uygulamaları" konulu konferansta konuşan RTÜK Başkanı Nuri Kayış, RTÜK'ün kurulduğu günden bu yana radyo ve televizyon kuruluşlarına toplam 13000 gün yayın durdurma cezası verdiğini ve bunun da yaklaşık 36 yıl yaptığını söyledi.
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ANAP İstanbul milletvekili Cavit Kavak'ın, hakkında "gizli izleme ve gözetlenme" istenen kişiler arasında yer aldığını, ancak Kavak'ın milletvekili olduğu anlaşılınca işlem yapılmadığını açıkladı. Bakan Türk, Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'na dayanılarak 3 yıl içinde Ankara'da 720, İstanbul'da ise 963 kişinin dinlendiğini açıkladı.
Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Yasa Taslağı Anayasa
Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarıya göre radyo, televizyon ve veri yayınları
hukukun üstünlüğüne, Anayasa'nın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere,
millî güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak, kamu hizmeti anlayışı
çerçevesinde yapılacak. Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık ve bağımsızlığına,
devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve
inkılaplarına aykırı yayın yapılmayacak. Yayınlar, toplumu şiddete,
ayrımcılığa, düşmanlığa tahrik edici nitelikte olamayacak. Üst Kurul
üyelerinden beşi, siyasi parti gruplarınca belirlenecek kontenjan doğrultusunda
gösterilecek ve TBMM Genel Kurulu'nca seçilecek. Üyelerden ikisi, YÖK'ün teklifi
ile Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Bir üye, basın meslek örgütlerinin
göstereceği adaylar arasından, bir üye de MGK Genel Sekreterliği'nin
göstereceği iki aday arasından yine Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Üst Kurul
üyeleri 4 yıl süreyle görev yapacak. Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine
getirmeyen, ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 250 milyar lira, yerel ve
bölgesel yayın yapan kuruluşlara 25 ile 125 milyar lira arasında idari para
cezası uygulayabilecek. Öte yandan komisyonda tasarıya eklenen 8 yeni madde ile
basın yoluyla işlenen suçların kapsamı genişletilirken verilecek para cezaları
da en az bin kat artırıldı. Komisyonda tasarıya eklenen bir madde ile sanal
ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlandı. Ay boyunca 21 yayın ve etkinlik,
392 gün kapatıldı.
Dini
ve din eğitimini denetim altında tutmak amacıyla kurulan Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın kuruluş yasasında değişiklik öngören tasarı kabul edildi.
Tasarı, başkanlık bünyesindeki "Donatım Müdürlüğü"nün "İdari ve Mali İşler Başkanlığı" olarak
değiştirilmesini öngörüyor. Yeni düzenlemeye göre, bu birim, "Devletin varlığı
ve bağımsızlığı ile vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik iç ve dış
tehditleri etkisiz kılmak, halkın psikolojik ve manevi yönden moralinin ve
direncinin sağlam tutulmasını sağlamak amacıyla plan ve program hazırlamak,
uygulamak ve bu konularda ilgili bakanlık kurum ve kuruluşlarla işbirliği
yapmak" görevini de üstlenecek. Bu birim ayrıca, diyanetin halkla ilişkilerle
ilgili faaliyetlerini de yürütecek.
Kırşehir Nüfus Müdürlüğü, nüfus cüzdanı almaya gelen vatandaşlardan "devrim ilkelerine uygun" fotoğraf getirmelerini şart koşmak suretiyle başörtülü resimlerin kabul edilmeyeceğini açıkladı. Eskişehir Arkeoloji Müzesi'ni gezmek isteyen F.D isimli öğrenci başörtülü olduğu gerekçesiyle müze görevlisi tarafından hakarete maruz kaldı ve müzeye sokulmadı.
Samsun
19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zümrüt,
Kur'an-ı Kerim dersinin bir saatini, "ulusal marşlar" olarak nitelediği
"İstiklal Marşı", "Onuncu Yıl Marşı" ve "Gençlik Marşı" gibi marşlara ayırdı.
İlahiyat Fakültesi öğrencilerini öncelikle marşlardan sınav yapacağını
açıklayan Zümrüt, bu sınavdan geçemeyenin Kur'an-ı Kerim dersinden
geçemeyeceğini söyledi.
Bartın
İmam Hatip Lisesi'nde 64 öğrenci okulların tatil edilmesine bir ay kala
başörtülü oldukları gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldılar.
YÖK'ün
Fatih Üniversitesi'ne önümüzdeki öğretim yılında öğrenci alınmaması kararı
Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Fatih Üniversitesi'nin YÖK
kararını dava etmesi sonucunda 3. İdare Mahkemesi 'öğrenci alınmaması'
kararının yürütmesini durdururken üniversitenin uyarılması yönündeki kararının
yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. YÖK'ün karara itirazını
değerlendiren Ankara Bölge İdare Mahkemesi de, aynı yönde karar verdi. Böylece,
Fatih Üniversitesi'nin 2001-2002 öğretim yılında öğrenci alabilmesinin önündeki
engel de ortadan kalmış oldu.
Meslek
liselerinden meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi düzenleyen yasa tasarısı
TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarı, bütün meslek liselerinden
meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi sağlarken İmam Hatip Lisesi mezunları bu haktan 'sınırlı bir şekilde'
yararlanabilecek. Tasarı Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da görüşüldükten sonra
TBMM Genel Kurulu'na sunulacak.
YÖK
Başkanı Kemal Gürüz, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç'u "PKK
yanlısı" olduğu iddiasıyla Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'e görevden alması için
şikayet etti. Gürüz
iddiasına dayanak olacak somut belgeler gösteremezken kendisine bu yönde
istihbarat raporları geldiğini ileri sürdü. Gürüz'ün bu isteği Sezer tarafından
reddedildi.
Türk
Tabibleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri hakkında, 19 Aralık cezaevleri
operasyonlarıyla ilgili açıklamaları nedeniyle açılan 'görevden alınma'
davasına Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Emniyet'in ihbarı
üzerine açılan davada savunma yapan hekimler "Böyle bir dava için mahkeme
karşısında olmaktan kendimiz ve ülkemiz adına utanç duyuyoruz" dediler
Adalet
Bakanlığı'nın istemiyle İstanbul Barosu hakkında başlatılan F tipi soruşturması
takipsizlikle sonuçlandı.
F tipi
cezaevlerini protesto etmek amacıyla sivil toplum kuruluşlarınca 20-21 Mayıs'ta
Kızılay Güvenpark'ta yapılması planlanan eyleme; KESK'in 26 Mayıs günü Kızılay
Meydanı'nda yapmak istediği mitinge; Demokrasi ve Barış Partisi (DBP)
Diyarbakır İl Örgütü tarafından düzenlenen "anadilde eğitim" konulu panele; Şanlıurfa İl Kadın Platformu'nun Anneler Günü münasebetiyle
düzenlemek istediği panele izin verilmedi.
Geçtiğimiz Mart ayında,
Yüksekova Çetesi'ndeki "rolü" nedeniyle Diyarbakır DGM tarafından 27 yıl hapse
mahkum edilen ancak bir türlü bulun(a)mayan Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul'un
Nisan ayında emeklilik işlemlerini tamamlayarak kendini "garantiye" aldığı
ortaya çıktı.
Yargıtay
9. Ceza Dairesi, 16 Mart katliamı davasına MİT'e ait belgeleri sunduğu için
yargılanan avukat Cem Alptekin hakkındaki beraat kararını oybirliği ile bozarak
Alptekin'in DGM'de yargılanmasını istedi. Karara tepki gösteren Alptekin, "Bir
katliamı aydınlatmaya çalışırken sanık oldum ve şimdi de DGM'de yargılanmam
isteniyor"dedi
Yargıtay
8. Ceza Dairesi, sanıklar Nihat Çelik ve Fuat Çelik'in ANAP lideri Mesut
Yılmaz'ın Elazığ mitingi sırasında otobüse domates atmaları nedeniyle Elazığ 1.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği 1.5 yıllık hapis cezasını oybirliğiyle bozdu.
Yargıtay'ın kararında, domates atma eyleminin aşırılığa kaçan ancak ceza
yaptırımı gerektirmeyen "demokratik bir tepki" niteliğinde kabul edilmesi
gerektiği belirtildi.
Ankara
2 Nolu DGM, kamuoyunda Milli Görüş davası olarak bilinen davanın gerekçeli
kararında; iddianamede TCK'nın 146. maddesi kapsamında Anayasayı ihlal olarak
değerlendirilebilecek somut eylemlerin ortaya konulmadığını kaydetti.
Burdur
Cezaevi operasyonunda kolu kopartılan Veli Saçılık'a protez kol takılması için
yardım kampanyası başlatması nedeniyle hakkında dava açılan CHP Parti Meclisi
Üyesi Yaşar Seyman'ın yargılanmasına başlandı. Seyman ile kampanyanın Ekin
Radyosu'nda duyurulması nedeniyle radyo sahibi Servet Ünsal, Genel Yayın
yönetmeni Abdurrezzak Oral ve spiker
Tuncay Karakış hakkında "izinsiz para toplamak" suçlamasıyla açılan davanın 29
Mayıs günkü duruşması Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) dosyaları
hakkında bilgi veren AİHM Yargıcı Rıza Türmen, şunları söyledi: "AİHM'deki 16
bin davadan yaklaşık 2600'ü Türkiye'ye ait; bu yüksek bir rakam. Geçen yıl
gelen başvurulara baktığımız zaman en fazla başvurunun geldiği devlet Türkiye
değil. Türkiye beşinci durumda. Yani aşağıya doğru inen bir trend var. Bunda
güneydoğudaki olayların yatışması etkili oldu. Yaşam hakkı, işkence, kötü
muamele davalarının sayısına bakıldığında, onlarda da bir azalma görülüyor.
Türkiye'de insan hakları alanında bir düzelme var. Bu yeterli mi? Yeterli
değil. Hala işkence, kötü muamele konularında davalar geliyor, ama böyle bir
azalma var."
Türkiye, AİHM'ne açılan 12 ayrı davada çeşitli para cezalarına mahkum
oldu. AİHM'den yapılan bir açıklamada Türkiye'nin "dostane çözüme" gittiği 10
dava ve mahkum olduğu 2 dava için toplam 226 bin sterlin, 385 bin Fransız
frangı ve 44.800 Amerikan Doları ödemek zorunda kalacağı belirtildi.
Türkiye'nin 'dostane çözüme' gittiği ve mahkum olduğu davaların genelde gözaltı
sırasında kötü muamele, adil yargılanma hakkı, mal ve mülk edinme hakkı ve
kamulaştırma sırasında verilen tazminatların gecikmesine ilişkin başvurulardan
oluştuğu belirtildi.
Türkiye
aleyhine sonuçlanan davalarda, 179.560.000.885 Türk Lirası, 171.124 İngiliz
Sterlini, 139.249 ABD Doları ve 890.281 Fransız Frangı tazminat ödendi. Türkiye
764.112 İngiliz Sterlini, 1.528.281 ABD Doları, 786.000 Alman Markı ve 9 milyar
Türk Lirası tazminatı da ödeyecek.
Anayasada
51 maddelik değişiklik paketinde yer alan kimi düzenlemelere Anayasa
Mahkemesinden sert tepki geldi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, parti
kapatmalarda üçte iki çoğunluk şartı getirilmesine "Bunun vebali büyük olur",
anadilde eğitime ise "Bunu çok iyi düşünsünler" diyerek karşı çıktı. Siyasi partilerin
kapatılmasında 'odak' tanımının değiştirilmesini de eleştiren Bumin, "Aksi
halde büyük sıkıntılar çıkabilir" uyarısında bulundu.
MAZLUMDER
MAYIS AYI İNSAN HAKLARI RAPORU(*)
YAŞAMA HAKKI
Faili Meçhul Cinayetler/Şüpheli Ölümler : 10
Çatışmalarda
Ölen ve Yaralananlar : 17 ölü, 1 yaralı
Sivillere Yönelik Eylemler : 3 olay, 2 ölü, 1 yaralı
KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ
Kaçırma/Kayıp : 1
İşkence/İşkence İddiası :
2
Çeşitli Amaçlarla Yapılan Baskı ve Tehditler : 2
Gözaltılar : 3339
Tutuklamalar : 33
Cezaevlerinde Yaşanan Olaylar : 3
(Olaylardan Pek Söz Edilmiyor)
Cezaevlerinde Ölüm : 5
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
İstenen Ceza : 367 yıl hapis+
Verilen Ceza : 8 yıl, 8 ay hapis,
152.100.000.- lira para cezası
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan
Yayın ve Etkinlik : 21 (392 Gün)
Gazetecilere
ve Yayın Organlarına Yönelık Baskılar/Saldırılar : 3
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ : 102
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Memur : 32
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Öğrenci : 65
ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ : 11
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Öğrenci : 8
Öğrenci
Olayları : 1
ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ
Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik Baskılar/Saldırılar : 10
SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER
: 624
ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK
İHLALLER
Ölenler : 11
İşten Atılanlar : 1065
___________________
*Bu rapor, MAZLUMDER İnsan Hakları
İhlallerini İzleme Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.
YAŞAMA HAKKI
FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER
: 10
2 Mayıs 2001 gecesi Ankara'nın Yenişehir semtindeki tren
istasyonunda, rayların üzerinde parçalanmış
erkek cesedi bulundu. Yapılan incelemede cesedin Cavit Aktaş adlı
şahsa ait olduğu belirlendi.
2 Mayıs 2001 günü İstanbul Bakırköy'deki Şehzade Çay Bahçesi
önündeki sahilde bir erkeğe ait kesik baş bulundu. Yetkililer kesik
başın, yaklaşık 1 hafta önce Fatih'te sahil yolunda bulunan gövdesinden
ayrılmış bir erkeğe ait bacaklarla ilgisi olabileceğini belirttiler.
6 Mayıs'ta İstanbul Eminönü'nde denizden Ümit Bahar adlı
şahsın cesedi çıkarıldı. Polis yetkilileri, başında darp ya da kurşun izine
benzeyen bir yara bulunan Bahar'ın cesedinin, yaklaşık iki haftadan beri
denizde olduğunu belirttiler.
7 Mayıs'ta İstanbul Bahçelievler'deki 34 FCT 50 plakalı
kamyonetin içinde Uysal Türk adlı şahsın cesedi bulundu. Türk'ün başına
sıkılan tek kurşunla hayatını kaybettiği anlaşıldı.
12 Mayıs 2001 günü İstanbul Kartal'da sokak ortasında kimliği
belirsiz bir kişinin silahlı saldırısına uğrayan Hamza Avcı adlı şahıs
hayatını kaybetti. Olay esnasında Avcı'nın yanında bulunan Esat Aksu da
yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
13 Mayıs'ta İstanbul Sarıyer'de kimliği belirsiz bir erkek bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.
17 Mayıs'ta İçel'in Tarsus ilçesinde otoyol yakınlarında
bıçaklanarak öldürülmüş kimliği belirsiz bir erkek cesedi bulundu.
İstanbul'da 17 Mayıs
2001 tarihinde denizden bir erkek cesedi çıkarıldı. 35 yaşlarında
olduğu belirlenen cesedin, bir haftadır denizde olduğu anlaşıldı.
29 Mayıs'ta Hilvan Adliyesi Yazı İşleri Müdürü Celal Terk,
Özel İdare Müdürlüğü'ne ait lojmandaki
evinde öldürülmüş olarak bulundu. Yapılan otopsi sonucu, Celal Terk'in
vücudunda 7 kurşun izi tespit edildi.
30 Mayıs'ta İstanbul
Eyüp'te başından vurularak öldürüldükten sonra üstü ot ve ağaç yapraklarıyla
örtülen kimliği belirsiz bir erkek cesedi bulundu
YERİNDE İNFAZ ve İŞKENCE İLE ÖLÜM
Aydın'da
evinin aranması sırasında öldürülen Resul Aydemir ile ilgili soru önergesine
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın yanıtı "kalp krizi" oldu. Tantan bu
açıklamasını, telefonla öğrenilen otopsi sonuçlarına dayandırdı. Tantan,
Aydemir'in İzmir 5. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsisinin emniyet
görevlilerince telefon ile alınan neticesinde 'ölümün kalp krizi sonucunda
gerçekleştiği, merhum şahısta herhangi bir darp ve cebir iziyle travmaya bağlı
bir bulgunun bulunmadığı' öğrenilmiş ve raporun kendilerine ulaşmasının
beklendiği anlaşılmıştır" dedi. Oysa görgü şahitleri, Aydemir'in "Vurun, ezin
bu şerefsizi, sorumluluk bana ait" komutuyla dövülmesinin ardından polis
aracının çarpmasıyla hayatını kaybettiğini belirtmişlerdi. Yaklaşık iki ay önce
gerçekleşen ve yöre halkının sokaklara dökülmesine yol açan bu olayla ilgili
henüz dava dahi açılmadı.
Trabzon'da iki ay önce,
Çömlekçi Mahallesi'nde gözaltına alındıktan sonra polis otosunda ölen Asım
Ceylan'ın ölümüyle ilgili tutuklanan Komiser Hüseyin Çapkın tahliye edildi. Trabzon
Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada bazı tanıklar Ceylan'ın polislerce
dövüldüğünü, ancak dövenlerin arasında Çapkın'ın olup olmadığı
söyleyemeyeceklerini belirtirken, bazı tanıklar ise Komiser Çapkın'ın Asım
Ceylan'ı dövdüğünü gördüklerini söyledi.
Murat Bektaş Olayı
1999
yılında Adana'da DHKP/C'lilere ait olduğu ileri sürülen bir eve düzenlenen
baskın sırasında öldürülen temizlik işçisi Murat Bektaş ile ilgili dava
sonuçlandı. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında,
tutuksuz yargılanan 6 polis memurundan 4'ünün 'Kastı aşan müessir fiil sonucu
ölüme sebebiyet vermek' suçundan TCY'nin 448. maddesine göre
cezalandırılmasına, ancak TCY'nin 452/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli,
sanıkların kişilikleri, şahsi ve sosyal durumları göz önüne alınarak 8'er yıl
ağır hapse çarptırılmasına karar verildi. Hafifletici nedenler göz önüne
alınarak bu cezalarda da indirime gidildi ve en son TCY'nin 59'uncu maddesi
gereğince cezalar tekrar 1/6 oranında indirildi ve polisler 6'şar ay 20'şer gün
hapse mahkum oldular. Üçer ay da memuriyetten men edilen polis memurlarına
verilen bu cezalar, sabıkasız olmaları, suç işleme eğiliminde olmamaları
gerekçesiyle daha sonra tecil edildi.
Aynı
operasyon sırasında ölen ve DHKP/C militanı olduğu ileri sürülen Erdinç
Aslan'la ilgili olarak yargılanan polis memurları Fevzi Mustan ve Muammer Topaç
hakkında ise TCK'nın 49. maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığından
beraat kararı verildi. Savcı, Bektaş ile ilgili iddianamesinde 'kasten adam
öldürmek', 'kanuni muafiyet sınırlarının aşılması' suçlarını kapsayan TCK'nın
448, 463, 251, 31, 33, 40. maddelerinden sanık 4 polis hakkında 24 ile 30 yıl; Aslan'ın öldürülmesine katılan 2 polis hakkında da 6
yıl ile 15 yıl arasında hapis cezası istemişti.
05 Ekim 1999 tarihinde Adana'nın Akıncılar Mahallesinde yaşanan olay sırasında, Murat Bektaş'ın eşi Kezban Bektaş, eşinin katledilmesine tanık olduktan sonra evdeki bir odaya hapsedildiğini açıklamıştı. Operasyonu haber yapmak amacıyla orada bulunan iki basın mensubu gözaltına alınarak filmlerine el konmuştu. Bu gelişmelerin ardından savunmaya geçen Adana Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, Bektaş'ın yasadışı örgüt üyesi olduğunu ve olay anında elinde silah olduğunu iddia ederek "infaz"ı örtbas girişiminde bulunmuşlardı. Bu iddialara karşın olay anını bizzat yaşayan şahıs olarak kocasının telefonla konuştuğu sırada kafasına sıkılan kurşunlarla öldürüldüğünü belirten Kezban Bektaş, olay anını, "evin kapısı kırıldı ve içeri yeşil gözlü, sarı gömlekli bir polis memuru girdi, kocamı taradı, sonra bana ateş açtı" şeklinde özetlemişti. Bu gelişmeler üzerine 7 Ekim'de fikri sorulan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da, "Ancak şurası bir gerçektir ki, polis hiçbir zaman yanlışlıkla adam öldürmez" sözleriyle "infaz"a sahip çıkmaktan geri durmamıştı. Ancak sözkonusu polislerden ikisinin, daha önceden 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir operasyona katıldıkları gerekçesiyle 'yargısız infazda" bulunma suçlamasıyla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde TCK'nın 450/5 maddesinden yargılanıyor olmaları, Bektaş'ın ölümündeki "infaz" iddialarını daha da güçlü kılmıştı.
Yargı
sürecinin başlamasıyla birlikte kuşkularını her fırsatta dile getiren Kezban
Bektaş, Mart 2000'deki duruşma sonrasında ilginç açıklamalarda bulunmuştu.
Şikayetten vazgeçmeleri karşılığında Emniyet Müdürlüğü'nün ev ve iş teklif
ettiğini öne süren Bektaş, "Reddettim.
Kocamın kanını satamazdım. Tek isteğim kocamın üzerindeki terörist damgasının
silinmesi" dedi. Kezban Bektaş ayrıca, Emniyet Müdürü Şükrü Yetimoğlu'nun
televizyonlardan, kocasının terörist olmadığına dair açıklama yapması ve
kocasının yanlışlıkla öldürüldüğünün kabulüyle ancak davadan
vazgeçebileceklerini de ifade etmişti.
Bu
olaya ilişkin bir diğer ilginç gelişme ise 2000 yılının Nisan ayında
yaşanmıştı. Murat Bektaş'ın öldürüldüğü operasyona katılan ve bu nedenle
mahkemede yargılanan polislerden N.B., H.E. ve E.Y., Emniyet Teşkilatı'nın 155.
Yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde takdirname ile ödüllendirildiler.
Gazetecilerin, Adana Emniyet Müdürü Şükrü Yetimoğlu'nu soru yağmuruna
tutmalarından sonra üç polisin de aralarında bulunduğu beş memurun ismi 378
kişilik takdir listesinden çıkarılmıştı.
ÇATIŞMALARDA ÖLEN VE YARALANANLAR : 17 ölü,
1 yaralı
İstanbul
Ümraniye'de Fikret Erciyes adlı polis memuru; Bingöl'ün Yedisu ilçesi kırsalında
13 PKK'lı, 1 er; Batman'ın Bahçelievler
Mahallesinde yaşanan silahlı çatışma sonucu bir örgüt militanı ile bir polis
memuru hayatını kaybetti. Batman'ın Bahçelievler Mahallesinde yaşanan silahlı
çatışmada bir polis memuru yaralandı.
SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER : 3 olay, 2
ölü, 1 yaralı
Üsküdar Meydanı Mihrimah
Sultan Camii yanında 24 Mayıs akşamı Üsküdar Emniyet Müdürlüğü Asayiş
Bürosu'nda görevli Mustafa isimli komiser yardımcısı ile bir şahıs arasında
çıkan tartışmayı, oradaki bir binanın balkonundan seyreden Muhammet Bozyiğit
adlı şahıs, polisin silahından çıkan mermilerin göğsüne isabet etmesi sonucu
hayatını kaybetti.
Bingöl'ün Karlıova İlçesi Yiğitler Köyü'nde, 19 Şubat günü 11 yaşındaki Gazal Berü'nün Jandarma Komutanlığı'na ait köpeklere kasıtlı olarak parçalattırıldığı iddiası, ANAP İstanbul Emre Kocaoğlu tarafından soru önergesi olarak TBMM'ye getirildi.
MAYIN VE BOMBA PATLAMASI
Tekirdağ'ın
Çerkezköy ilçesindeki askeri bölgede bulduğu patlamamış roketatarın infilak
etmesi sonucu Ahmet (13) adlı çocuk hayatını kaybetti.
İstanbul'un
Gazi Mahallesinde bir basketbol sahasının kenarında bulunan çöp kutusuna
konulan bombanın patlaması sonucu Rıza Çiçek adlı şahsın sağ eli bileğinden
koptu.
KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ
KAÇIRMA/KAYIP : 1
Ankara'da
ailesinin "kayıp" müracaatında bulunduğu Mardin'in Ömerli ilçesi DYP İlçe
Başkanı Servet Cemiloğlu 22 Mayıs'ta
İzmir'in Urla ilçesinde baygın halde bulundu. Urla Devlet Hastanesi'ne
kaldırılan Cemiloğlu, ilk tedavisinden sonra polise verdiği ifadede Ankara'da
bir kahvede otururken kendilerini polis olarak tanıtan 2 kişi tarafından
kaçırıldığını öne sürdü.
İŞKENCE/İŞKENCE İDDİASI : 2
Sosyalist
İşçi Gazetesi tarafından yapılan açıklamada okurları ve aynı zamanda Eğitim-Sen
İstanbul 2 Nolu Şube üyesi Cem Hire'nin hiçbir gerekçe gösterilmeden polislerce
evinden alınarak dövüldüğü belirtildi.
ÇHD
Ankara Şubesi Cezaevi İzleme Komisyonu avukatları düzenledikleri basın
toplantısında, kolluk güçlerinin uyguladığı sistemli işkencenin ispatının her
geçen gün zorlaştığını kaydederek, işkencecilerin cezalandırılmadığını
söylediler. Toplantıda konuşan Avukat Nuray Özdoğan, işkence yapan polislere
TCK'nın 'işkence yapmak' suçunu düzenleyen 243. maddesi yerine 'kötü muamele'yi
düzenleyen 245. maddesinden dava açıldığını vurguladı. Özdoğan işkence
davalarından da örnekler vererek, Arif Oktar isimli mağdurun başvurusuyla
Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislere açılan işkence davasının 3 yıldan fazla sürdüğünü ve
sonunda polislerin aldığı 10 ay hapis cezasının
1/6 oranında indirildiğini belirtti. Gülmihal Yılmaz adlı mağdurun ise
1993 yılında TEM'de yoğun işkenceye uğradığını söyleyen Özdoğan, gözaltında
susma hakkını kullanan mağdurun başvurusu üzerine açılan davada ilginç
gelişmeler olduğunu, Numune Hastanesi'nden alınan raporların yargı sürecinde
karartılarak davanın düşmesinin
sağlandığını ifade etti. Avukat Oya
Aydın ise 1991 yılında gözaltındayken öldürülen Birtan Altınbaş'ın davasını
hatırlatarak, "Dava 8 yıl Ankara Valiliğinde bekletildi. 1998'de yargılama
başladı. En son 5 TEM polisi için savcılık esas hakkında mütalaasında ceza
istedi. Ancak polis olan sanıklar her nedense bulunamıyor, adreslerini tespit
ettiğimiz halde duruşmaya getirilemiyor. Dava sanıkların savunma yapması için
bekletiliyor. Zaman aşımına uğrama tehlikesi var" diye konuştu.
İstanbul'da
gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Diyarbakır ve Tunceli jandarma
komutanlıklarında işkenceye maruz kalan Muzaffer Gök, avukatı Yıldız İmrek
aracılığı ile savcılığa suç duyurusunda bulundu. 7 Ocak 1994'te Tunceli
Mazgirt'e bağlı Hezirge kırsalında 5 TDKP'linin yaşamını yitirmesiyle
sonuçlanan çatışmada yer aldığı iddiasıyla İstanbul'da gözaltına alındığını
belirten Gök, götürüldüğü Diyarbakır Jandarma Komutanlığı'nda kum torbalarıyla
karın ve göğsüne vurma, elektrik, tazyikli su ve ters askı gibi işkencelere
maruz kaldığını açıkladı.
Diyarbakır'da
gözaltına aldıkları 6 kişiye işkence yaptıkları gerekçesiyle haklarında dava
açılan 18 polisin yargılanmasına devam
edildi. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan 18 polis memurundan hiçbirisi
katılmadı. Duruşma, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için ileri bir tarihe
ertelendi. İddianamede, gözaltına aldıkları 6 kişiye işkence yaptıkları ve adli
görevi ihmal suçlarını işledikleri öne sürülen 18 sanık hakkında, TCK'nın 230.
243 ve 245. maddeleri uyarınca 5'er yıl hapis cezası isteniyor.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi,
Manisalı gençlere işkence yaptıkları gerekçesiyle çeşitli hapis cezalarına
çarptırılan 10 polis memuru hakkındaki
hükmü usulden bozdu. Daire bozma gerekçesi olarak "sanık avukatlarının
savunma hakkının kısıtlanmasını" gösterdi. Yargıtay daha önce de polisler
hakkında yerel mahkemenin verdiği beraat kararını, polislerin işkence yaptığı
gerekçesi ile bozmuştu. Yargıtay'ın bu kararından sonra sanık polisler Manisa
Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılanacaklar. Manisa'da 26 Aralık 1995
tarihinde DHKP/C örgütüne yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan 15 genç
sevk edildikleri mahkemede kendilerine işkence yapıldığını ve ifadelerinin baskı altında alındığını söylemişlerdi.
ÇEŞİTLİ AMAÇLARLA YAPILAN BASKI VE TEHDİTLER : 2
Şanlıurfa Organize Suçlar
Bürosu'nda yasal olmayan işleri ihbar ettiği için tehditler aldığını ileri
süren polis memuru Vefa Altunkara, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle
Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Halen Asayiş Şube Müdürlüğü Ekipler
Amirliği'nde görev yapan Altunkara'nın, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla
Mücadele Şubesi'nde görev yaptığı sırada bazı yasal olmayan uygulamaları
İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbar ettiği ve bu nedenle
de tehdit telefonları aldığı belirtildi.
Tunceli'nin Sütlüce köyünde
yaşayan 67 yaşındaki Humar Aran, yurtdışında yaşayan oğlu Hüseyin Aran'ın hala
arandığını ve bu nedenle kimliğini bilmediği şahıslar tarafından rahatsız
edildiğini söyledi. Humar Aran konu ile ilgili olarak 7 Mayıs 2001 tarihinde
Tunceli Barosu'na dilekçeyle başvurarak hukuki yardım istedi.
GÖZALTILAR : 3339
ADANA:EMEP Adana İl Örgütü'ne üye İlyas Özmen; Adana DGM kararı ile HADEP teşkilatlarında
yapılan aramalar sırasında 45 partili;
ANKARA: TBMM'de görüşülen sendika yasasını protesto amacıyla
Kızılay'da oturma eylemi gerçekleştiren 30 KESK üyesi; durumları şüpheli ve
kimliksiz oldukları gerekçesiyle 2002 kişi; yasadışı örgüt üyesi oldukları
iddiasıyla çoğunluğu öğrenci 35 kişi; evlerine düzenlenen baskınlarla HADEP
üyesi 43 kişi; çıkartılmak istenen sendika yasasını protesto amacıyla çeşitli
illerden Ankara'ya gelen KESK'lilerden aralarında KESK Başkanının da bulunduğu
350 kişi;
AYDIN: Aydın'nın Köşk ilçesinde yaşları 10-12 arasında
değişen 14 kız öğrenci ile eğitmenlik yapan Betül İ. ve Huriye K. isimli
şahıslar;
BURSA: İşten atmaları protesto amacıyla Üç Yıldız Sünger ve
Kauçuk Fabrikası önünde toplanan ve aralarında Petrol-İş Şube Başkanı Nuri
Han'ın da bulunduğu toplan 129 kişi;
DİYARBAKIR: TBMM'de görüşülen sendika yasasını protesto edenlerin
8'i;
EDİRNE: Türkiye'ye girmek isteyen 53 mülteci; Avrupa
ülkelerine gitmek isteyen 71 mülteci;
GAZİANTEP: Devlet Bakanı
Kemal Derviş'in ile gelişi sırasında protesto gösterilerinde bulunan 7 İP'li;
İSTANBUL: Bir gemide yapılan aramalar sonucu, Avrupa ülkelerine
gitmek isteyen 500 mülteci; Devrimci Mücadele Birliği Dergisi okurları Ercan
Tılmaş, Mülazım Pekşirin, Bekir Özen ve soyadı öğrenilemeyen Kurtuluş adlı
kişi; Taksim Meydanı'nında basın açıklaması yapmak isteyen yaklaşık 10 kişi;
Yeni Demokrat Gençlik Gazetesi muhabiri Sakine Dönmez; Bayrampaşa Cezaevi'nde
ölüm orucunda bulunan eşi Oya Açan'ı görmeye giden Selim Açan cezaevi çıkışında;
Kadıköy İskele Meydanı'nda hükümetin cezaevleri politikalarını protesto eden 5
kişi; Bayrampaşa Cezevi Hastanesi'nde ölüm orucu eyleminde bulunan Melek
Tukur'u ziyarete giden Konfeksiyon İşçileri Derneği çalışanı Mehmet Perktaş;
İZMİR: HADEP yöneticisi 10 kişi;
KOCAELİ: İzmit Büyükşehir Belediyesi'ne ait Klinik ve Tehlikeli
Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi
(İZAYDAŞ) önünü konteyner ile kapatarak içeriye katı atık girmesini
engellemek isteyen 10 Greeenpeace üyesi;
MALATYA: Darende'de Özel Hulusi Efendi Yüksek Öğrenim Öğrenci
yurduna 2 Mayıs'ta düzenlenen baskında Darende İlahiyat Fakültesi üçüncü sınıf
öğrencisi Mehmet Emin Gün;
MANİSA: Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde Cengiz Topel İlköğretim
Okulu duvarlarına ve kömürlük deposunun kapısına "yasadışı terör örgütünü öven"
sözler yazdığı iddiasıyla 13 yaşındaki S.Ş.;
ORDU: Ünye ilçesinde ilköğretim
okulunun duvarına bir örgüt lehine yazı yazdıkları iddiasıyla yaşları 15-17
arasında değişen beş kişi (M.E., A.A., M.K., A.Ş., A.Ş.) gözaltına alındı.
Bergama: Madende
altın üretimine başlanması üzerine çevre yolunu kesen köylülerden Çevre Yürütme
TUTUKLAMALAR : 33
ANKARA: Gözaltına
alınan HADEP'lilerin 27'si;
İSTANBUL: Sarıgazi'de, Sosyalist
İktidar Partisi(SİP)'ne ait Komünist gazetesini satan 4 kişi;
İZMİR 28 Nisan'da Kaldıraç Dergisi
afişleri asarken gözaltına alınan Erhan Yama ve Yurttaş Yama tutuklandılar.
CEZAEVLERİNDE YAŞANAN OLAYLAR : 3 (olaylardan pek söz edilmiyor)
Edirne
Cumhuriyet Başsavcılığı, Edirne F tipi Cezaevi'nde bulunan müvekkilleriyle
görüşmek isterken çeşitli muamelelere maruz kalan avukatlar Sevim Akat, Gül
Altay, Fatma Gül Yolcu ve Mihriban Kırdök hakkında "devlet memuruna hakaret"
ettikleri iddiasıyla soruşturma başlattı. Edirne F tipi Cezaevi'ndeki iki bayan
gardiyan ve cezaevi müdürünün hazırladığı tutanağın ardından başlatılan
soruşturma dahilinde Akat, Altay, Yolcu ve Kırkdök, 21 Mayıs 2001 tarihinde
Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek ifade verdi.
Ulucanlar Cezaevi'nde 26 Eylül 1999'da gerçekleşen ve 10 tutuklu ve hükümlünün ölümüyle sonuçlanan operasyonla ilgili aralarında yarbay, binbaşı ve yüzbaşı rütbelerindeki subayların da bulunduğu 161 jandarma görevlisinin yargılanmasına devam edildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, Ankara İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda görevli Yarbay Ali Öz ve Binbaşı Zahit Engin, Çankaya İlçe Jandarma Bölük Komutanı Yüzbaşı Muhittin Ateş, Jandarma Okullar Komutanlığı'nda görevli Yüzbaşı Nevfel Denizyılmaz'ın da aralarında bulunduğu 32 jandarma görevlisi ile müdahil avukatları katıldı.
Adalet
Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığının ihbarı
üzerine, Ulucanlar Cezaevi operasyonu sonrasında haklarında dava açılan
mağdurların savunmalarını üstlenen 28 avukat hakkında "Örgüt üyesi tutuklularla
birlikte slogan atmak, izleyicileri jandarmaya karşı kışkırtmak" suçlamasıyla
soruşturma izni verdi.
TBMM
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu, "Hayata Dönüş"
operasyonundan bugüne cezaevlerinde yaşanan sorunları ele alan raporunu
tamamladı. Komisyon'da değerlendirilecek raporda, 'tecavüz, dayak ve tutuklu ve
hükümlülerin bazı eşyalarının kaybolması' dışında, 'nakillerde ve F tipi
cezaevlerinde herşeyin normal olduğu' kaydedildi. DSP'li Hasan Macit, MHP'li
Abbas Bozyel, FP'li Nezir Aydın, ANAP'lı Miraç Akdoğan ve DYP'li Kamer Genç'ten
oluşan Komisyon, ölen mahkum ve görevlilere ilişkin otopsi raporlarının
gelmediğini, bu nedenle raporun cezaevlerinde yapılan görüşme, gözlem ve
İçişleri Bakanlığı'nın video görüntülerine dayandığını vurguladı. Raporda
tutuklu ve hükümlülerin nakiller sırasında kötü muamele, işkence ve tecavüz
iddiasında bulundukları belirtilerek, "Tek kişilik ve üç kişilik odalarda
bulunan tutuklu ve hükümlülerden görüşülen kişiler, operasyon ve sonrası
nakillerde kötü muamele gördüklerini, Kandıra Cezaevi'nde bulunan 3 mahkum ise
kendilerine cop ile tecavüz edildiğini iddia etmişlerdir" denildi.
Bursa Özel Tip Cezaevi'nde, "Hayata Dönüş" operasyonu sırasında "cezaevinde isyan, intihara teşvik ve yardım etmek" suçunu işledikleri iddia edilen 109 tutuklu ve hükümlünün yargılanmasına devam edildi. Davada, 31 kişi tahliye edildi. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve sadece avukatların katıldığı duruşmada, cezaevinde görev yapan 11 gardiyan tanık olarak dinlendi.
Cezaevlerindeki
uygulamalara ilişkin olarak infaz hakimliği kurulmasını öngören tasarı, TBMM
Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Yasa ile oluşturulan infaz
hakimlikleri ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve
tutuklular hakkındaki işlemler veya bunlara ilişkin şikayetlerin incelenerek
karara bağlanması öngörülüyor. İnfaz hakimleri, Adalet Bakanlığı'nca Hakimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü alınıp yargı çevresinde ceza infaz
kurumu ve tutukevi bulunan Ağır Ceza Mahkemeleri ile coğrafi durum ve iş
yoğunluğu göz önünde tutularak, ilçe Asliye Ceza Mahkemelerinde kurulacak.
İnfaz hakimliğinin yetki alanı, kurulduğu yer Ağır Ceza veya Asliye Ceza
Mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlı olacak.
"Hayat
Dönüş" operasyonundan önce Bursa Özel Tip Cezaevi'nde mahkumları muayene eden
Bursa Tabip Odası'ndan 4 doktor hakkında 'yetkili makamların emirlerine
uymamak'tan TCK'nın 526/1.maddesi uyarınca 6'şar aya kadar hapis cezası
istendi. Savcı Ali Yılmaz, doktorlara 'mahkumları ölüm orucundan vazgeçirmek
için' cezaevine giriş izni verildiğini, doktorların bunu yapmamalarının suç
olduğunu iddia etti.
Adalet
Bakanı Hikmet Sami Türk, F tipi cezaevlerinde ortak yaşam alanlarının
kullanılmasıyla ilgili esasları konu
alan bir genelge yayınladı. Türk'ün genelgesiyle F tipindeki ortak alanların
kullanılması bir çok şarta bağlanmış oldu. TMY 16. maddesinin uygulamasını
düzenleyen genelgede ortak alanlardan değil, 'faaliyet ve uygulamalardan'
bahsedildi. Genelgede, zamanında hazırlanmayanların 'faaliyet'e alınmaması, üç
kez zamanında hazırlanmayanlara da 'faaliyet'in yasaklanması öngörülüyor.
Salon, kreş, kütüphane, işyurtları ve atölyelerden yararlanma esaslarını
belirleyen genelgede şu şartlar yer aldı: Mahkumların nerede kalacağı ve ortak
alanlardan yararlanıp yararlanamayacağına seçici komisyon karar verecek.
Komisyon cezaevi müdürü, doktor, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, öğretmen ve
başgardiyandan oluşacak. Komisyon mahkumun işlediği suçtan kültürel düzeyine
kadar durumunu inceleyerek onun tek kişilik odada mı, yoksa üç kişilik odada mı
kalacağına karar verecek. Mahkumu odasında izleyecek olan Seçici Komisyon, bir
rapor hazırlayacak. Bu rapor doğrultusunda mahkumun katılabileceği faaliyetler
belirlenecek. Arama ve denetlemelerde ortak alanlar kapatılacak. Faaliyet
programının mahkum için durdurulması veya iptaline Disiplin Kurulu karar
verecek. Kurulun bu kararına mahkeme nezdinde itiraz edilebilecek. Açlık grevi,
firar girişimi, boykot, isyan ve doğal afet gibi hallerde ortak alanlar
kapatılabilecek. Mahkum günlük faaliyete zamanında hazırlanmadığı takdirde o
günkü hakkını, üç kez isteksiz davrandığında ise tüm hakkını kaybedecek.
Kardeşiyle
görüşmek üzere Sincan F Tipi Cezaevi'ne giden Mustafa Gül, kardeşi Ali Gül ile
Metin Akbıyık'ın, 8 Mayıs günü duruşma sonrası cezaevine götürülürlerken
jandarmalar tarafından dövüldüklerini söyledi. Mustafa Gül, atılan dayak sonucu
kardeşinin burnunun kırıldığını açıkladı.
F
tipi cezaevlerindeki "tecrit" uygulamasını "kısmen" kaldırılan ve açık görüş
olanağı sağlaması düşünülen Terörle Mücadele Yasası'nın 16. maddesindeki
değişiklik TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Düzenlemeyle hükümlülerin,
kendileri için hazırlanan "iyileştirme ve eğitim" programları çerçevesinde
eğitim ve spor, meslek kazandırma, iş yurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve
kültürel faaliyetlere katılabilecekleri hükme bağlanıyor. Yasaya göre
programların süresi ve katılacak hükümlülerin sayısı,
CEZAEVLERİNDE ÖLÜM : 5
Uğur Türkmen
adlı şahsın Mersin'de hayatını kaybetmesiyle birlikte ölüm orucunda hayatını
kaybedenlerin sayısı 23'e yükseldi. Türkmen, DHKP/C örgütüne üye olmak suçundan yattığı Sincan F Tipi Cezaevi'nden 5 Ocak'ta tahliye olmuştu.
Türkmen cezaevinde başladığı ölüm orucu eylemini tahliye olduktan sonra
Mersin'deki evinde de sürdürmüştü.
F tipi cezaevlerini protesto etmek için sürdürülen ölüm oruçlarında 2
kişi daha hayatını kaybetti; Ankara'da Cafer Tayyar Bektaş'ın, İzmir'de ise
Hüseyin Kayacı isimli mahkumların yaşamını yitirmesiyle ölü sayısı 23'e
yükseldi.
Bayrampaşa
Özel Tip Cezaevi'nde tutuklu bulunan ve Senegal uyruklu olduğu belirtilen Osman
Gahta adlı şahıs hayatını kaybetti. Gahta'nın aniden rahatsızlandığı ve
Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı ancak kurtarılamadığı kaydedildi.
Osman Gahta'nın "uyuşturucu suçundan" cezaevinde tutuklu bulunduğu öğrenildi.
Çek
dolandırıcılığından tutuklu
bulunduğu İstanbul'dan benzer suçlar
nedeniyle ifadesi alınmak üzere Gaziantep'e götürülen Mehmet Yaşar Yediler adlı
şahsın, Gaziantep Cezaevi'nde kaldığı D 7 koğuşunda, Ali Çolak adlı hükümlü
tarafından şişlenerek öldürüldüğü açıklandı. Çolak'ın "Cinsel tacizde bulunduğu
için öldürdüm" dediği ileri sürüldü.
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
İstanbul
Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, "Düşünceye Özgürlük 2000" adlı kitaba
yayıncı olarak imza atan 16 aydının yargılanmasına başlandı.
Gazeteci Ahmet Taşgetiren ve Abdurrahman Dilipak, Malatya DGM'nin TCK'nın 312/2. maddesi uyarınca "Halkı, din, dil, ırk, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçundan haklarında verilen bir yıllık hapis cezasını Yargıtay'ın bozması üzerine İstanbul 1 Nolu DGM'de talimatla ifade verdiler.
İSTENEN CEZA : 367 yıl hapis+
"Düşünceye Özgürlük 2000" kitabına yayıncı olarak imza atan 16 aydının "Halkı askerlikten soğutma yönünde neşriyatta bulundukları" gerekçesiyle Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde yargılanmalarına başlandı. Duruşmaya sanıklardan müzisyen Şanar Yurdatapan, Prof. Hüseyin Ali Nesin, KESK eski Genel Başkanı Siyami Erdem, Türkiye Yazarlar Birliği eski Genel Başkanı Mehmet Atilla Maraş, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen, İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, gazeteci Etyen Mahçupyan ve radyo programı yapımcısı İbrahim Ömer Madra ile avukatları katıldı. MAZLUMDER Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu'nun da aralarında bulunduğu diğer sanıklar duruşmaya katılmadı. Sanıkların kimlik tespitlerinin ardından sanık avukatlarında Bahri Bayram Belen söz alarak mahkemenin görevsizliği, duruşmanın tatili talepleriyle Anayasaya aykırılık iddialarının yer aldığı dilekçeyi mahkemeye sundu. Mahkeme Başkanı Albay Mehmet Sever, Cumhuriyet Savcısı'nın talebi doğrultusunda askeri mahkemelerin sivil kişilerin özel kanunlarda belirtilen askeri suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla yükümlü olduğunu belirterek avukat Belen'in taleplerini oybirliği ile reddettiklerini açıkladı. İddianamenin okunmasının ardından savunmalarını yapmaları istenen sanıklar, Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nin adil ve bağımsız yargılama yapacağına inanmadıklarını belirterek savunma yapmadılar.
Ölüm
oruçlarında bir uzlaşma sağlanabilmesi için gittiği Bayrampaşa Cezaevi'ndeki
izlenimlerine ilişkin yazıları nedeniyle gazeteci Can Dündar hakkında, "örgüt
propagandası" yapmak suçlamasıyla 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava
açıldı. Davanın ilk duruşması Ankara DGM'de görüldü.
Eski
milletvekili Hasan Mezarcı'nın 'Hükümetin manevi şahsiyeti, devletin askeri ve
emniyet kuvvetlerini tahkir ve tezyif etmek ile Cumhurbaşkanı'na hakaret etmek'
suçlarından hakkında açılan davada 12 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 1 Mayıs günü görülen duruşmaya
Bandırma Cezaevi'nde tutuklu bulunan Hasan Mezarcı ile avukatı Hüseyin Ayan
katıldı.
Eski MİT mensubu Mahir Kaynak hakkında, "Yel Üfürdü Su Götürdü" adlı kitabında MİT'in gizli belgelerini ifşa ettiği iddiasıyla dava açıldı. Mahir Kaynak 2937 sayılı kanun uyarınca 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası istemiyle yargılanacak. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cevat Özel tarafından hazırlanan iddianamede, Kaynak'ın sözkonusu kitabında MİT'e ait gizli belgelerin ifşa edildiği öne sürüldü.
Sendikacı
Süleyman Yeter'in gözaltında öldürülmesine
ilişkin davayı izledikten sonra adliye koridorunda attıkları sloganlarla
"Cumhuriyeti tahkir ve tezyif ettikleri" öne sürülen 58 kişi hakkında dava
açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, İstanbul
6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 12 Mart 2001 tarihinde görülen duruşmadan çıkanların
adliye koridorlarında çeşitli sloganlar attıkları belirtiliyor.
VERİLEN CEZA : 8 yıl, 8 ay hapis, 152.100.000.- lira para cezası
"Deprem
İlahi İkazdır" diyen Yeni Asya Gazetesi'nin 4 yazarı daha, İstanbul 3 Nolu
DGM'de görülen davalarında TCK'nın 312/2 maddesinden dolayı toplam 80 ay hapse
mahkum edildiler. 1999 yılının ikinci yarısından beri devam eden davanın karar
duruşmasında mahkeme heyeti, savcının isteği doğrultusunda Yeni Asya Gazetesi
yazarları Şaban Döğen, Sami Cebeci, Abdil Yıldırım ve Cemil Tokpınar'ın tek tek
1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.
Geçtiğimiz
yılın Mayıs ayında Antalya'nın Manavgat ilçesinde yayın yapmakta olan Klas
TV'de yaptığı bir konuşma nedeniyle, İzmir DGM'de TCK 312/2'den yargılanan
yazar Emine Şenlikoğlu'na iki yıl hapis, 152 milyon 100 bin lira da ağır para
cezası verildi.
CEZAEVİNE GİREN/ÇIKAN DÜŞÜNCE MAHKUMU
Yeni Asya Gazetesinin sahibi Mehmet Kutlular, Said-i Nursi'nin vefatının 39. yıldönümü nedeniyle Ankara Kocatepe Camii'nde düzenlenen mevlitten sonra yaptığı konuşmada, "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği" gerekçesiyle Ankara 1 Nolu DGM'nin verdiği 2 yıl 1 günlük hapis cezasının infazı amacıyla Metris Cezaevi'ne konuldu. Kutlular'ı evinden, Yakuplu Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerler alarak cezaevine götürdüler.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, "Hükümetin manevi şahsiyeti, devletin askeri ve emniyet kuvvetlerini tahkir ve tezyif etmek" suçundan yargılanan eski milletvekili Hasan Mezarcı'nın tutuksuz yargılanmasına karar verildi ve Mezarcı tutuklu bulunduğu Bandırma Cezaevi'nden 15 Mayıs'ta salıverildi.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RFS) tarafından gazetecilerin yaşadıkları ihlallerle ilgili yapılan puanlamada Türkiye "kötü" kategorisinde yer aldı. RFS'nin raporuna göre Türkiye'de gazeteciler ve basının uğradığı ihlaller şöyle: 2000 yılında 13 gazeteci cezaevine girdi, 50'si gözaltına alındı, 17'si saldırıya uğradı. 1999'da 2378 kapatma kararı çıkaran RTÜK, 2000 yılında da pek çok radyo ve televizyon hakkında toplam 4500 gün kapatma cezası verdi. 2000 yılının en büyük tesellisi, Türkiye'de hiçbir gazetecinin katledilmemesi ve işkencede öldürülmemesi oldu. 1999'da 1 gazeteci cinayeti, 4 işkence, 7 tutuklama, 87 gözaltı ve 26 saldırı yaşanmıştı. 21 Aralık 2000'de yürürlüğe giren "Şartlı Tahliye ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun" uyarınca 2 gazeteci (Yalçın Küçük ve Ali Rıza Halis) koşullu tahliye edilirken, aynı yasa gereği Metin Göktepe'nin katilleri de serbest bırakıldı.
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "RTÜK ve Uygulamaları" konulu konferansta konuşan RTÜK Başkanı Nuri Kayış, RTÜK'ün kurulduğu günden bu yana radyo ve televizyon kuruluşlarına toplam 13000 gün yayın durdurma cezası verdiğini ve bunun da yaklaşık 36 yıl yaptığını söyledi.
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ANAP İstanbul milletvekili Cavit Kavak'ın, hakkında "gizli izleme ve gözetlenme" istenen kişiler arasında yer aldığını, ancak Kavak'ın milletvekili olduğu anlaşılınca işlem yapılmadığını açıkladı. Bakan Türk, Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'na dayanılarak 3 yıl içinde Ankara'da 720, İstanbul'da ise 963 kişinin dinlendiğini açıkladı.
Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Yasa Taslağı Anayasa
Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarıya göre radyo, televizyon ve veri yayınları
hukukun üstünlüğüne, Anayasa'nın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere,
millî güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak, kamu hizmeti anlayışı
çerçevesinde yapılacak. Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık ve bağımsızlığına,
devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve
inkılaplarına aykırı yayın yapılmayacak. Yayınlar, toplumu şiddete,
ayrımcılığa, düşmanlığa tahrik edici nitelikte olamayacak. Üst Kurul
üyelerinden beşi, siyasi parti gruplarınca belirlenecek kontenjan doğrultusunda
gösterilecek ve TBMM Genel Kurulu'nca seçilecek. Üyelerden ikisi, YÖK'ün
teklifi ile Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Bir üye, basın meslek örgütlerinin
göstereceği adaylar arasından, bir üye de MGK Genel Sekreterliği'nin
göstereceği iki aday arasından yine Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Üst Kurul
üyeleri 4 yıl süreyle görev yapacak. Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine
getirmeyen, ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 250 milyar lira, yerel ve
bölgesel yayın yapan kuruluşlara 25 ile 125 milyar lira arasında idari para
cezası uygulayabilecek. Öte yandan komisyonda tasarıya eklenen 8 yeni madde ile
basın yoluyla işlenen suçların kapsamı genişletilirken verilecek para cezaları
da en az bin kat artırıldı. Komisyonda tasarıya eklenen bir madde ile sanal
ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlandı.
KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN
YAYIN VE ETKİNLİK : 21 (392 gün)
RTÜK,
Malatya'da yayın yapan Channel Malatya'yı 'toplumu şiddet, terör ve etnik
ayrımcılığa sevk eden yayınlar yaptığı'
gerekçesiyle 180 gün kapattı. Kanal 6'ya birer gün süreyle üç kez, Flash TV ve
Kanal D'ye de birer gün yayın durdurma cezası verildi. RTÜK ayrıca, Radyo
Arkadaş'a (Adana) 90, Marmara FM'e
(İstanbul) 30, Şanlıurfa TV'ye 15, Arifan Radyo'ya (Ankara) 3, Çağ FM'e (İstanbul) 3, Denge Radyoya (Ankara)
15, Arifan Radyoya (Ankara) 7, Best FM (İstanbul) 7 ve Hedef Radyo'ya da
(Ankara) 3'er gün yayın durdurma cezası verdi. Radyo Ekin'in yayınlarının 30
gün, 3 gün ve bir gün olmak üzere üç kez durdurulmasını da karara bağladı.
Gelenek
Dergisinin 3. sayısı; Komünist Gazetesinin 15. sayısı; Odak Dergisi'nin Mayıs
sayısı; Devrimci Demokrasi Gazetesinin 7. Sayısı toplatıldı.
Numune
Hastanesi Mahkum Koğuşu'na Evrensel, Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinin
sokulması yasaklandı.
GAZETECİLERE
VE YAYIN ORGANLARINA YÖNELIK BASKILAR/SALDIRILAR : 3
Ankara'da (mı?) Özer
Biçer adlı bir emniyet amiri, Çamlıca Mahallesi polis lojmanlarındaki Fatih
Sultan Mehmet Camii'ne baz istasyonu takılması sırasında polis lojmanlarında
ikamet eden polis yakınlarının, baz istasyonuna dönük protestolarını haber
yapmak isteyen ve bu amaçla görevini yapmaya çalışan Cihan Haber Ajansı
muhabiri Ziya Yıldırım'a 'yavşak' şeklinde hakaret edip arkadan kelepçe vurarak
gözaltına aldı. Hızını alamayan amir Özer Biçer, elleri arkadan kelepçeli
olarak polis otosuna bindirilen CHA
muhabirine oto içinde de hakaretler ederek darp etmeyi sürdürdü.
Daha önce Kütahya Emniyeti'ne bağlı sivil polislerce dövülerek tehdit edilen Kütahya Evrensel Gazetesi muhabiri Erdoğan Koşar'a yönelik tehditlerin sürdüğü belirtildi.
Sakarya'da ülkücü oldukları belirtilen 25 kişilik bir grup, Kanal 54 televizyonunun yayınladığı bir program sırasında televizyon binasını basarak program katılımcılarını dövdüler.
Ankara DGM Başsavcısı Cevdet Volkan, Ankara DGM kapsamında basın mensuplarına şu sınırlama ve uygulamaları getirdi: "Gazeteciler, duruşma izlemek dışında DGM'ye giremeyecek. Girişlerde Adalet Bakanlığı kartları geçersiz olacak, kimlik karşılığı 'DGM ziyaretçi kartı' verilecek. Gazetecilerin üstü aranacak. Gazeteci konuşmak istediği savcıyı danışma bürosundan arayacak. Savcı kabul ederse aşağı inip gazeteciyi odasına çıkaracak. Hangi gazetecinin hangi savcıyla görüştüğü kaydedilecek."
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ : 102
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Memur : 32
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Öğrenci : 65
TBMM
Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu'nda, Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın kuruluş yasasında değişiklik öngören tasarı kabul edildi.
Tasarı, başkanlık bünyesindeki "Donatım Müdürlüğü"nün "İdari ve Mali İşler Başkanlığı" olarak
değiştirilmesini öngörüyor. Yeni düzenlemeye göre, bu birim, "Devletin varlığı
ve bağımsızlığı ile vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik iç ve dış
tehditleri etkisiz kılmak, halkın psikolojik ve manevi yönden moralinin ve
direncinin sağlam tutulmasını sağlamak amacıyla plan ve program hazırlamak,
uygulamak ve bu konularda ilgili bakanlık kurum ve kuruluşlarla işbirliği
yapmak" görevini de üstlenecek. Bu birim ayrıca, diyanetin halkla ilişkilerle
ilgili faaliyetlerini de yürütecek.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın birlikte düzenledikleri "Türkiye'nin Dinsel Sorunlarına Yeni Çözüm Arayışları" konulu panelde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, din-devlet, din-siyaset ilişkilerinin hem karmaşık hem geniş kapsamlı ve çok iddialı bir konu olduğunu söyledi. Türkiye'de öncelikle irticanın nasıl anlaşılması gerektiği sorununun çözümlenmesi gerektiğine işaret eden Yılmaz, dindar insanların dini yaşantılarından dolayı rahatsız ve mağdur edilmemesini istedi. Yılmaz şöyle devam etti: "Hiç şüphe yok ki dinimiz İslamiyet, irticayı, yobazlığı ve şiddeti reddeder. Devlet şuurlu ve şuursuz ortaya çıkan bu eğilimlerle en etkin bir şekilde mücadele etmelidir."
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI)'nde işçiler tarafından mescit olarak kullanılan bölüm "verimi düşürüyor" gerekçesiyle yasaklandı. Üretim ve Malzeme Direktörü Ercan Türken imzasıyla birimlere gönderilen, "iş yerinde dikkat edilecek önemli hususlar" konulu yazıda, işçilerin oluşturduğu mescidin kapatıldığı belirtilerek, yeni mescit yapılması girişimlerinin önlenmesi istendi. Türken, yazısında şöyle dedi: "Son yapılan teftiş neticesinde, bazı çalışma ortamlarında, namaz kılınması maksadıyla belirli yerlerin oluşturulduğu tespit edilmiştir. Alınan tedbirler ile bu durumun ortadan kaldırıldığı tarafıma rapor edilmiş olmasına rağmen, benzer durumların tekrar etmemesi için kendi sorumluluk sahalarınızda kontrol yapılmasını, personelin çalışma yerlerine uygun olmayan düzenlemeler yapmalarına müsaade edilmemesini, belirten hususlarla ilgili gelişmelerin, yönetim toplantısında görüşülmek üzere gerekli hazırlıkların yapılmasını önemle rica ederim.
Kırşehir Nüfus Müdürlüğü, nüfus cüzdanı almaya gelen vatandaşlardan "devrim ilkelerine uygun" fotoğraf getirmelerini şart koşmak suretiyle başörtülü resimlerin kabul edilmeyeceğini açıkladı. İl Nüfus Müdürü Şinasi Kaya'nın imzasını taşıyan "Nüfus cüzdanı nasıl alınır?" başlıklı listedeki fotoğrafla ilgili maddede şu ifadelere yer verildi: "Fotoğrafın önden başı açık ve devrim ilkelerine uygun sivil giysiler içerisinde olması gerekir."
Eskişehir
Arkeoloji Müzesi'ni gezmek isteyen F.D isimli öğrenci başörtülü olduğu
gerekçesiyle müze görevlisi tarafından hakarete maruz kaldı ve müzeye
sokulmadı.
17
Ağustos depreminden sonra söylediği sözler nedeniyle İstanbul DGM
tarafından hakkında soruşturma açılan ve
tutuklanarak cezaevine konan Cübbeli Ahmet Hoca'nın (Ahmet Ünlü'nün), depremden
önce faaliyetlerde bulunduğu Adapazarı'ndaki Mekke Mescidi, Diyanet İşleri
Başkanlığı'na devredildi.
Kayseri'de
3. Lige yükselen Konya Ladik Kompenspor'lu futbolcuların kazandıkları maç
sonrası sahada topluca namaz kılmaları üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı
inceleme başlattı. Kayseri Cumhuriyet Başsavcısı Osman Vuraloğlu, "yerel
televizyonlardan kaset istedik. Kasetleri inceledikten sonra suç unsuru ile
karşılaşırsak soruşturma açacağız" dedi.
KAMU
GÖREVLİLERİNE YÖNELİK BASKILAR
Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri 18 başörtülü öğretmenin görevlerine son verildiğini açıkladılar. Yetkililer, 28 Şubat'tan önce il genelinde 280 başörtülü öğretmenin bulunduğunu ve bunlardan 250'sinin "ikna çalışmaları" sonucunda başlarını açtıklarını belirttiler. Başörtüsü yasağına karşı çıkan 30 öğretmenden 12'sinin soruşturma aşamasında "ikna" oldukları belirtildi.
Adana
Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Turan Dönmezer ile Rüstem Özcan gözetiminde
yapılan kura çekimine giden Türk Dili ve Edebiyat öğretmeni Mesude Coşkun,
başörtülü olduğu gerekçesiyle kura çekimi sırası kendisine geldiğinde
gözetmenlerin engeliyle karşılaştı ve kura çekmesine izin verilmedi.
Şişli
Anadolu İlköğretim Okulu Tarih Öğretmeni Zekiye Yağmurcu, başörtülü olduğu
gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarıldı. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek
Disiplin Kurulu kararında Zekiye Yağmurcu'nun Kılık-Kıyafet Yönetmeliği'ne
uymadığı, derslerde başı kapalı olarak bulunduğu, ideolojik amaçlarla kurumun
huzur, sükun ve çalışma düzenini bozduğu iddia edildi.
ÜNİVERSİTELERDE
YAŞANAN BASKILAR
Samsun
19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zümrüt,
Kur'an-ı Kerim dersinin bir saatini, "ulusal marşlar" olarak nitelediği
"İstiklal Marşı", "Onuncu Yıl Marşı" ve "Gençlik Marşı" gibi marşlara ayırdı.
İlahiyat Fakültesi öğrencilerini öncelikle marşlardan sınav yapacağını
açıklayan Zümrüt, bu sınavdan geçemeyenin Kur'an-ı Kerim dersinden
geçemeyeceğini söyledi. Zümrüt'ün bu açıklamalarından bir süre sonra,
fakültenin birinci ve ikinci sınıf öğrencileri konferans salonuna doldurularak
Eğitim Fakültesi'nden getirtilen bir öğretim görevlisi önderliğinde sözkonusu
marşlar öğretilmeye başlandı. Sözkonusu uygulamayı, öğrencilerde "ulusal bilinç
yaratmak" amacıyla uygulamaya koyduğunu açıklayan Zümrüt, hedefinin de
"devletiyle milletiyle barışık" öğrenciler yetiştirmek olduğunu belirtti.
Konuyla ilgili gazeteci Gülay Göktürk'e bilgi veren Zümrüt, marşları
öğrenmeyenin dersten kalacağı tehdidini ise "öğretmenin öğrencilerini motive
etmek için kullandığı bir yöntem" olarak nitelendirdi.
ORTAÖĞRETİM
KURUMLARINDA YAŞANAN BASKILAR
Bartın
İmam Hatip Lisesi'nde 64 öğrenci okulların tatil edilmesine bir ay kala
başörtülü oldukları gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldılar. Sabah saatlerinde
okula giden 64 kız öğrenci okula alınmadı. Okuldan atılan öğrenciler için İlçe
Disiplin Kurulunun aldığı kararda şöyle denildi: "Öğrencinin derslere, eğitim
öğretim etkinliklerine, sosyal ve kültürel çalışmalara irticai faaliyetlerin
simgesi haline gelmiş türbanla katılmakta ve bu tutumlarında ısrar etmeleri
siyasi ve ideolojik amaçlı olduğundan tasdikname ile uzaklaştırılmasına karar
verilmiştir."
Gaziantep'te
yapılan açık lise sınavlarına örtülü öğrenciler okullara rahatça girerken,
sadece 19 Mayıs Lisesi'nde başörtülü oldukları gerekçesiyle bir grup öğrenci
sınava alınmadı.
YARGILAMALAR
İzmir'de öğrencilerini "irticai kurumlara" yönlendirdiği yolundaki iddialar üzerine hakkında dava açılan Balçova Ticaret Meslek Lisesi Edebiyat öğretmeni Bekir Kocagöz mahkeme kararıyla aklandı. Mahkeme Karagöz'ün cezalandırılmasını gerektirecek bir unsur olmadığına karar vererek beraat ettirdi.
ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ : 11
Soruşturma Geçiren/Ceza
Alan/Atılan Öğrenci : 8
Öğrenci
Olayları : 1
YÖK'ün
Fatih Üniversitesi'ne önümüzdeki öğretim yılında öğrenci alınmaması kararı
Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Fatih Üniversitesi'nin YÖK
kararını dava etmesi sonucunda 3. İdare Mahkemesi 'öğrenci alınmaması'
kararının yürütmesini durdururken üniversitenin uyarılması yönündeki kararının
yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. YÖK'ün karara itirazını
değerlendiren Ankara Bölge İdare Mahkemesi de, aynı yönde karar verdi. Böylece,
Fatih Üniversitesi'nin 2001-2002 öğretim yılında öğrenci alabilmesinin önündeki
engel de ortadan kalmış oldu.
Milli
Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, DYP Balıkesir milletvekili İlhan Aytekin'in
"Fatih Üniversitesi'ndeki yönetici ve öğretim elemanlarının, kanunların suç
saydığı bir fiilden ceza alıp almadığına" ilişkin soru önergesini yanıtladı.
Bostancıoğlu, Fatih Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Fahrettin Gücün,
rektör yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Özcan, eski Ankara
Meslek Yüksekokulu Müdürü Mahmut Aydın ve şimdiki müdürü Doç. Dr. Ali Fuat
Balkan'ın kız öğrencilerin okula türbanla devam etmelerine ve bir kısım
personelin türbanla görev yapmalarına göz yumdukları iddiasıyla haklarında
Yükseköğretim Denetleme Kurulu'nca yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda
'Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurların Disiplin Yönetmeliği'
uyarınca yönetim görevinden ayırma cezası ile cezalandırılmalarının teklif
edildiğini bildirdi. Teklifin Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla toplanan YÖK
genel kurulunda kabul edildiğini de kaydeden Bostancıoğlu, rektör vekilinin
atanması sırasında yönetmeliğin amir hükmü ve YÖK'ün olumsuz görüşüne rağmen
tayin edildiğini belirtti. Bostancıoğlu yükseköğretim, "Atatürk inkılap ve
ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı öğrenciler yetiştirmeyi
amaçlayan bir eğitim ve öğretimdir" amacını benimsediği yolunda tereddütler
bulunan bir kişinin rektör vekili olarak tayin edilmesinin YÖK tarafından uygun
görülmediğine işaret etti.
Meslek
liselerinden meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi düzenleyen yasa tasarısı
TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarı, bütün meslek liselerinden
meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi sağlarken İmam Hatip Lisesi mezunları bu haktan 'sınırlı bir şekilde'
yararlanabilecek. Tasarı Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da görüşüldükten sonra
TBMM Genel Kurulu'na sunulacak.
Erciyes
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde okuyan Özgür Demirci adlı öğrenci,
Ülkü Ocakları Bölge Başkanı Serhat Durak ve iki üyesinin saldırısına uğradığını
açıkladı.
YÖK
Başkanı Kemal Gürüz, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç'u "PKK
yanlısı" olduğu iddiasıyla Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'e görevden alması için
şikayet etti. Gürüz
iddiasına dayanak olacak somut belgeler gösteremezken kendisine bu yönde
istihbarat raporları geldiğini ileri sürdü. Gürüz'ün bu isteği Sezer tarafından
reddedildi.
Düzce
İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ildeki okullara gönderdiği yazıda, Mayıs ve Haziran
ayları için katkı payı adı altında öğrencilerden 1'er milyon lira toplanmasını
istedi.
Eğitim-Sen
1 Nolu Şube yöneticilerinden Haşim Kozakbaş, Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir
Meslek Yüksekokulu'nda, çeşitli adlar altında para alınmasına karşı imza
kampanyasında bulunan 8 öğrenci hakkında başlatılan soruşturmanın neticesinde
öğrencilere "okuldan uzaklaştırma cezası" verildiğini açıkladı.
ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ
Tüm
Yargı-Sen Genel Başkanı Tekin Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 16 sendikacı
hakkında açılan davaya Ankara Adliyesi'nde devam edildi. Soruşturmanın
genişletilmesi istemi olmadığını belirten duruşma savcısı Hakan Kızılarslan,
"Örgütlerin F tipi cezaevlerini protesto etmek için yaptığı eylemlerin amacına
ulaşmasını sağlamak amacıyla kendi denetimlerinde ve yönetimlerindeki birtakım
dernek, vakıf ve sendika gibi yasal kuruluşları eylemlerine karıştırdıklarını"
iddia etti. Savcı Kızılarslan, 16 kişi hakkında TCK'nın "terör örgütüne yardım
ve yataklık" hükmünü düzenleyen 169 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun
"ceza artırımını" öngören 5. maddeleri uyarınca 4 yıl 6'şar aydan 7 yıl 6'şar
aya kadar ağır hapis cezaları talep etti.
Türk
Tabibleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri hakkında, 19 Aralık cezaevleri
operasyonlarıyla ilgili açıklamaları nedeniyle açılan 'görevden alınma'
davasına Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Emniyet'in ihbarı
üzerine açılan davada savunma yapan hekimler "Böyle bir dava için mahkeme
karşısında olmaktan kendimiz ve ülkemiz adına utanç duyuyoruz" dediler
Adalet
Bakanlığı'nın istemiyle İstanbul Barosu hakkında başlatılan F tipi soruşturması
takipsizlikle sonuçlandı. Bakanlık, Baronun F tipi cezaevlerine yönelik girişimlerinden
rahatsız olarak Baronun bu yöndeki çalışmalarını 'illegal' ve Avukatlık
Yasası'nda 'baroların işlevlerinin'
sıralandığı 76. maddeye aykırı olduğunu
belirterek yönetim kurulunun görevden alınmasını istemişti. Bakanlık
iddialarına delil olarak ise basında çıkan haberleri göstermişti. Beyoğlu
Cumhuriyet Savcılığı, yürüttüğü soruşturma sonucunda İstanbul Barosunu suçsuz
buldu. Adalet Bakanlığı'nın iddia ettiği gibi ortada 'illegal bir karar'
bulunmadığına karar veren savcılık baronun avukatlık yasasına aykırı hareket
etmediğini belirterek soruşturmayı
'takipsizlik' kararıyla sonuçlandırdı.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILAR/SALDIRILAR : 10
F
tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla sivil toplum kuruluşlarınca 20-21
Mayıs'ta Kızılay Güvenpark'ta yapılması planlanan eylemi Ankara Valisi Yahya
Gür yasakladı. Gür, ayrıca KESK'in 26 Mayıs günü Kızılay Meydanı'nda yapmak
istediği mitinge de izin vermedi.
Demokrasi ve Barış Partisi (DBP) Diyarbakır İl Örgütü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislerin 20 Mayıs günü il binasını bastığı belirtilerek baskın sırasında partinin arandığı ve arşivlerinde bulunan bazı yayınlara el konulduğu ifade edildi. Ayrıca aynı gün "anadilde eğitim" konulu panelin de Siyasi Partiler Kanunu'nun 18. maddesi gerekçe gösterilerek yasaklandığı kaydedildi.
TBMM
gündeminde bulunan Sendika Yasa Tasarısı'nın geri çekilmesi için çeşitli
yerlerde protesto gösterilerinde bulunan KESK'liler, Yalova'da polisin
saldırısına uğradılar. Göz yaşartıcı spreyler ve coplarla saldıran polis 7
kişinin yaralanmasına neden oldu.
İzmir'de Emek Platformu'nun 1 Aralık'ta düzenlediği "bir günlük iş bırakma" eylemine katılan öğretmenlerden 93'ü hakim karşısına çıktı. Haklarında "toplu olarak alınan karar gereği kanun hükümlerine aykırı olarak görev yerine gelmemek" suçunu işledikleri gerekçesiyle 4 ay ile 1 yıl arasında değişen hapis cezaları istenen öğretmenler kendilerine yöneltilen suçlamaları reddettiler.
Tunceli
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 2000 yılı 1 Mayıs afişlerini OHAL yasağına rağmen,
il binasının camına astığı gerekçesiyle EMEP Tunceli Merkez İlçe Başkanı Murat
Üldeş hakkında açtığı dava sonuçlandı. Davada, "Afişin dışarıdan görülmesi"
gerekçe gösterilerek, Üldeş'e 1 ay hapis cezası verildi. Hapis cezası daha
sonra "iyi hal" gözönüne alınarak, para cezasına çevrilip ertelendi.
Şanlıurfa İl Kadın Platformu'nun Anneler
Günü münasebetiyle düzenlemek istediği panele izin verilmedi.
Eğitim-Sen Genel Merkezi polisler tarafından basılarak arandı. Ankara 2 Nolu DGM Yedek Hakimliği'nin kararı ile yapılan aramanın "keyfi ve emekçileri susturmaya yönelik" olduğu değerlendirmesini yapan Eğitim-Sen Genel Sekreteri Kemal Ünal, olayı kınadı.
DBP
Ağrı İl merkezi polisler tarafından basıldı. Parti yetkilileri, polislerin
hiçbir mahkeme ve savcılık kararı göstermediklerini; il binasında bulunan
partililere küfür ve hakarette bulunduklarını söylediler.
Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer, 1 Aralık iş bırakma eylemi yüzünden ülke genelinde 57 bin öğretmenin mahkeme kapılarına sürüklendiğini açıkladı. Bir çok ilde soruşturma açılmadığını da belirten Dinçer, soruşturma açılan illerin valilerini işgüzarlıkla suçladı.
SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER
: 624
Edirne'de
Türkiye'ye girmek isteyen 53; Avrupa ülkelerine gitmek isteyen 71 mülteci;
İstanbul'da da bir gemide yapılan aramalar sonucu, Avrupa ülkelerine gitmek
isteyen 500 mülteci yakalanarak gözaltına alındı.
ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK
İHLALLER
Ölenler : 11
İşten Atılanlar : 1065
ÖLENLER
Karadon Kömür İşletmesinde meydana gelen göçükte 2 işçi;
Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde Çukurova Elektrik AŞ (ÇEAŞ) tarafından yaptırılan
Berke Barajı'nda yaşanan kazada Erol Meşe adlı işçi; Kırşehir'in
Yağmurluböyükoba köyünde kazılan su kanalında meydana gelen toprak göçmesi
sonucu Osman Çiçek ve Musa Aydın adlı işçiler; Ankara Çankaya'da çalıştığı
inşaattan düşen Mehmet Çelik adlı işçi; Kırşehir'de tırmandığı elektrik
direğinden düşen Şenol Eroğlu adlı işçi; Alanya'nın Cikcili beldesinde bir
mandıranın buhar kazanının patlaması sonucu Hüseyin Ak adlı işçi; Adana'nın Feke
ilçesinde bir taşocağında kaynak yapılan oksijen tüpünün patlaması sonucu
Hüseyin Kozlukçu, İbrahim Ayvaz ve Mahmut Ayvaz adlı işçiler hayatlarını
kaybettiler.
İŞTEN ATILANLAR
TEKSİF Sendikası Malatya Şubesi'nin 15 Nisan'da gerçekleştirilen
seçimlerinde Şube Başkanlığı'na aday olan Ahmet Fırat ve İPAŞ Anateks'te
çalışan 17 delegenin işine son verildi.
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Lütfü Yücelik,
ekonomik kriz sonrası sanayi sektöründe çalışan 590 sigortalı işçinin işten
çıkarıldığını açıkladı.
Denizli'de yerel yayın yapan Deha Radyo'da disk jokey olarak çalışan Orçun Masatçı, ölüm oruçları konusunda duyarlılık çağrısı yaptığı ve "Akın Var Akın" isimli parçayı çaldığı için işten atıldı.
İstanbul'da kurulu Reha Tekstil'den 7 işçi; BOSSA-5'ten 10 işçi;
Çorum'da sendikalı oldukları için 130 fırın işçisi; İsbtanbul'da kurulu
Lombardini adlı fabrikadan 9 işçi; Ankara'nın Polatlı ilçesinde kurulu HEMA
Dişli Fabrikası'ndan 300 işçi atıldı.
YARGI HABERLERİ
Yargıtay
9. Ceza Dairesi, sekiz yıl önce Sivas'ta 37 kişinin ölümüyle ilgili olarak
Ankara 1 Nolu DGM'nin 33 sanığı idam, 15 sanığı da çeşitli hapis cezalarına
çarptırdığı davayı sonuçlandırdı. Yüksek Mahkeme, idam kararlarından 2 sanık
hakkındaki hükmü bozdu, diğerlerini onayladı. Çeşitli hapis cezalarına
çarptırılan 15 sanıktan 14'ü hakkındaki hükmü de onayladı.
Geçtiğimiz Mart ayında,
Yüksekova Çetesi'ndeki "rolü" nedeniyle Diyarbakır DGM tarafından 27 yıl hapse
mahkum edilen ancak bir türlü bulun(a)mayan Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul'un
Nisan ayında emeklilik işlemlerini tamamlayarak kendini "garantiye" aldığı
ortaya çıktı.
Yargıtay
9. Ceza Dairesi, 16 Mart katliamı davasına MİT'e ait belgeleri sunduğu için
yargılanan avukat Cem Alptekin hakkındaki beraat kararını oybirliği ile bozarak
Alptekin'in DGM'de yargılanmasını istedi. Karara tepki gösteren Alptekin, "Bir
katliamı aydınlatmaya çalışırken sanık oldum ve şimdi de DGM'de yargılanmam
isteniyor"dedi
Yargıtay
8. Ceza Dairesi, sanıklar Nihat Çelik ve Fuat Çelik'in ANAP lideri Mesut
Yılmaz'ın Elazığ mitingi sırasında otobüse domates atmaları nedeniyle Elazığ 1.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği 1.5 yıllık hapis cezasını oybirliğiyle bozdu.
Yargıtay'ın kararında, domates atma eyleminin aşırılığa kaçan ancak ceza
yaptırımı gerektirmeyen "demokratik bir tepki" niteliğinde kabul edilmesi
gerektiği belirtildi.
Ankara
2 Nolu DGM, kamuoyunda Milli Görüş davası olarak bilinen davanın gerekçeli
kararında; iddianamede TCK'nın 146. maddesi kapsamında Anayasayı ihlal olarak
değerlendirilebilecek somut eylemlerin ortaya konulmadığını kaydetti. Oy
birliği ile verilen gerekçeli kararda davayı açan DGM Savcısı Nuh Mete
Yüksel'in iddialarına yer verildikten sonra, kapatılan RP'nin eski Genel Başkan
yardımcısı Ahmet Tekdal ile eski milletvekilleri Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin
Ceylan ve İbrahim Halil Çelik'in, TCK'nın 146/1.maddesi uyarınca idamlarının
diğer 24 sanığın ise 24 yıl 6'şar aya kadar hapislerinin istendiği belirtildi.
Kararda özetle şöyle denildi: "Teşebbüs için icra başlangıcı oluşturacak bir
fiile ihtiyaç vardır. Ancak haklarında dava açılan kapatılan RP milletvekilleri
ile yerel yönetimlerdeki yöneticilerin çeşitli tarih ve yerlerde yaptıkları
konuşmalar veya kitap, gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları dışındaki
faaliyetlerine dair delillere dosya içerisinde rastlamak mümkün olmamıştır.
Anayasayı ihlal olarak değerlendirilebilecek somut eylemleri ortaya
konulamamıştır."
Burdur
Cezaevi operasyonunda kolu kopartılan Veli Saçılık'a protez kol takılması için
yardım kampanyası başlatması nedeniyle hakkında dava açılan CHP Parti Meclisi
Üyesi Yaşar Seyman'ın yargılanmasına başlandı. Seyman ile kampanyanın Ekin
Radyosu'nda duyurulması nedeniyle radyo sahibi Servet Ünsal, Genel Yayın
yönetmeni Abdurrezzak Oral ve spiker
Tuncay Karakış hakkında "izinsiz para toplamak" suçlamasıyla açılan davanın 29
Mayıs günkü duruşması Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Ankara 1 Nolu DGM, 11 Ocak 2001 tarihinde Cebeci Kampüsü'nde düzenlenen F tipi cezaevi protestosunda gözaltına alınan ve haklarında 7 yıl 6'şar aya kadar ağır hapis cezası istemiyle dava açılan 20 öğrenciden tutuklu olan 11'ini tahliye etti. Davada tutuklu kişi kalmadı.
"Vasat Grubu" adına Şanlıurfa'da faaliyet gösterdikleri iddiasıyla haklarında Diyarbakır DGM'de dava açılan 9'u tutuklu 10 sanığın yargılanmasına devam edildi. Mahkeme heyeti tutuklu sanıklardan Murat Yürekli ve Abdullah Çetin'in tutukluluk hallerinin devamına, diğer 7 sanığın ise "delilleri karartma ihtimallerinin bulunmadığı" gerekçesiyle tutuksuz yargılanmak üzere tahliyelerine karar verdi.
Bölgede
süren silahlı çatışmaların son bulması için gittikleri Kuzey Irak'tan dönüşte
gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 'Barış Anaları' Diyarbakır 4 Nolu
DGM'de görülen son duruşmada beraat ettiler. "Yasadışı Örgüte Yardım ve
Yataklık etmek"suçlamasıyla yargılanan grupta, beş anne ve bir tercüman
bulunuyordu.
AİHM
Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) dosyaları
hakkında bilgi veren AİHM Yargıcı Rıza Türmen, şunları söyledi: "AİHM'deki 16
bin davadan yaklaşık 2600'ü Türkiye'ye ait; bu yüksek bir rakam. Geçen yıl
gelen başvurulara baktığımız zaman en fazla başvurunun geldiği devlet Türkiye
değil. Türkiye beşinci durumda. Yani aşağıya doğru inen bir trend var. Bunda güneydoğudaki
olayların yatışması etkili oldu. Yaşam hakkı, işkence, kötü muamele davalarının
sayısına bakıldığında, onlarda da bir azalma görülüyor. Türkiye'de insan
hakları alanında bir düzelme var. Bu yeterli mi? Yeterli değil. Hala işkence,
kötü muamele konularında davalar geliyor, ama böyle bir azalma var."
AİHM,
Türkiye'yi 1974 Kıbrıs Harekatı sonrasında, 'yaklaşık 1500 insanın kaybolması, 211 bin kişinin evlerinden
edilmesi, binlerce Rum'un malına el konulmasından' suçlu buldu. Kıbrıs Rum
Kesimi yönetimince, AİHM'ye ilk kez yapılan 'devlet başvurusu'nu değerlendiren
mahkeme, Ankara'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesini
ihlal ettiğine hükmetti.
Türkiye, AİHM'ne açılan 12 ayrı davada çeşitli para cezalarına mahkum
oldu. AİHM'den yapılan bir açıklamada Türkiye'nin "dostane çözüme" gittiği 10
dava ve mahkum olduğu 2 dava için toplam 226 bin sterlin, 385 bin Fransız
frangı ve 44.800 Amerikan Doları ödemek zorunda kalacağı belirtildi.
Türkiye'nin 'dostane çözüme' gittiği ve mahkum olduğu davaların genelde gözaltı
sırasında kötü muamele, adil yargılanma hakkı, mal ve mülk edinme hakkı ve
kamulaştırma sırasında verilen tazminatların gecikmesine ilişkin başvurulardan
oluştuğu belirtildi.
AİHM, Kıbrıs'lı 9 Türk'ün açtığı davada Rum kesimini suçlu bularak, maddi
tazminat ödemeye mahkum etti. Mahkeme, Rum Kesimi'nin Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin kötü muamele ve işkencenin önlenmesi ile ilgili 3. maddesi
özgürlük ve güvenlik hakkı ile ilgili 5. maddesi ve serbest dolaşım hakkı ile
ilgili 4 Nolu protokolün 2. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı.
ANAP
İstanbul milletvekili Emre Kocaoğlu'nun, soru önergesini yanıtlayan Adalet
Bakanı Hikmet Sami Türk, AİHM'de Türkiye
aleyhine yaklaşık 5 bin başvuru yapıldığını açıkladı. Türk'ün verdiği bilgiye
göre Türkiye aleyhine AİHM'ne yaklaşık 5 bin başvuru yapıldı. Çoğu kişisel
olmak üzere, 2250 başvuru Güney Kıbrıs
Rum kesiminden, 1500'ü ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan vatandaşlar tarafından yapıldı. Bireysel
başvurular dışında Türkiye aleyhine Danimarka bir, Güney Kıbrıs Rum kesimi de 4
"devlet başvurusu"nda bulundu. 40 başvuru "kabul edilemez" bulunurken, 45'i de
kayıttan düşürüldü. Başvurular sonucunda AİHM'de 108, Delegeler Komitesi'nde de
10 dava hakkında karara varıldı. Bunlardan 101'i Türkiye aleyhine, 7'si Türkiye
lehine sonuçlanırken, 2 başvuru hakkında kayıttan silinme kararı verildi. 37
başvuru da dostane çözümle sonuçlandı. Türkiye'nin lehine sonuçlanan 7
başvurunun konusu "yaşam hakkı", "mülkiyet", "din ve vicdan özgürlüğü",
"gözaltı süresinin uzunluğu", "kötü muamele", "ev yakma ve kötü muamele" oldu.
Türkiye aleyhine sonuçlanan davalarda, 179.560.000.885 Türk Lirası, 171.124
İngiliz Sterlini, 139.249 ABD Doları ve 890.281 Fransız Frangı tazminat ödendi.
Türkiye 764.112 İngiliz Sterlini, 1.528.281 ABD Doları, 786.000 Alman Markı ve
9 milyar Türk Lirası tazminatı da ödeyecek.
İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI
Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 30 Mart 2001'de imzalanan protokol çerçevesinde gerçekleştiren cezaevlerinde isteğe bağlı din dersi verilmesi uygulaması 15 Mayıs'tan itibaren başladı.
Danıştay'ın 133. kuruluş yıldönümü töreninde konuşan Danıştay
Başkanı Nuri Alan, mevcut Anayasa ile artık hiçbir şeyin yürümediğini, ancak
bugünkü toplumsal ve siyasal ortamda da yeni bir anayasanın yapılacağına
inanmadığını belirtti. Hukuk devleti düzeninin kurulmasının, yasama, yürütme ve
yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması,
temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanmasıyla mümkün olduğunu
ifade iden Alan, yürütme ve yasama işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen
yargının bu iki organ karşısında tam bağımsız olması gerektiğini vurguladı.
Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Oguz Altay "Jandarma
Etiği ve Meslek Ahlakı" konulu konferansta şöyle konuştu: "Zabıtanın yokluğu,
kanunların kağıt üzerinde kalmasına neden olur. Kendisine zor kullanma yetkisi
dahil, birçok yetki verilen jandarma, bazen yaptığı görevler sırasında çeşitli
nedenlerle kendisine verilen yetkiyi aşabilir. Ancak, bunun jandarmanın yaptığı
görev içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Önemli olan genel güvenlik
olduğundan bazen kişilerin dahi özgürlükleri, kamunun yararına olarak ihmal
edilebilir. Jandarma özgürlükleri kısıtlamadan görev yapmanın bilincindedir."
Fazilet Partisi'nin kapatılması istemiyle açılan davada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, ek iddianameye ilişkin Anayasa Mahkemesi heyetine sözlü açıklamalarda bulundu. Esas hakkındaki görüşünde, laiklik ilkesini yok etmeye çalışan partilerin demokratik rejim için "en büyük tehlike" olduğunu söyleyen Kanadoğlu, "cumhuriyetin güvencesinin Anayasa olduğunu, bunun gerçekleştirilmesinin Anayasa hükümlerinin kesin olarak uygulanmasına bağlı olduğunu" belirtti. Bu açıklamaları ile ilgili olarak basına konuşan Kanadoğlu, Atatürk ilke ve devrimlerinin hukukun üstünlüğüne dayalı, laik, demokratik cumhuriyetin güvencesinin Anayasa olduğunu söyledi. Kanadoğlu, bu güvencenin gerçekleştirilmesinin Anayasanın buyurucu hükümlerinin tam eksiksiz ve duraksamadan kesin olarak uygulanmasına bağlı olduğuna işaret etti.
Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesi'nde 2 yılı aşkın bir süredir
devam eden kapatma davasında sözlü savunmasını yaptı. Savunma sonrasında basın
mensuplarına açıklamalarda bulunan Milletvekili Mustafa Kamalak, kararın
mahkemenin takdirinde olduğunu belirterek, "Dava karar aşamasına gelmiş
durumdadır. Anayasa Mahkemesi ne derse o olacaktır" dedi. Savunmayı
iddianamedeki hususların hukuken kabul edilemeyeceği tezi üzerine
dayandırdıklarını ifade eden Kamalak, savunmanın asıl itibariyle Sabih
Kanadoğlu tarafından verilen ek iddianame üzerine kurulu olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer, İmam Hatip Lisesi mezunlarının Polis Akademisi'ne gitmesinin önünü kesen Polis Yüksek Öğretim
Yasası'nı onayladı. Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, yıllardan beri
polis olabilen İmam Hatip Lisesi mezunlarının önü kesilmiş oldu. Yasa, İmam
Hatip Lisesi dışındaki okullardan mezun olanların polis olabilmelerini
öngörüyor.
MHP,
FP, ANAP ve DYP'ye mensup 9 milletvekili, yüksek öğretim kurumlarında
kılık-kıyafetin serbest olmasını öngören yasa teklifini, TBMM Başkanlığı'na
sundu. Yasa teklifinde, "Yükseköğrenim
kurumlarında kılık-kıyafet serbesttir. Kılık kıyafetten dolayı kimsenin
eğitim ve öğretim hakkı engellenemez" görüşüne yer veriliyor. Yasa teklifinde
ayrıca kılık kıyafetten dolayı yükseköğrenim öğrencilerine verilen disiplin
cezalarının bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması hükme bağlanıyor. Aldıkları
disiplin cezaları sebebiyle öğrenimlerini süresinde tamamlayamama durumunda olan yükseköğretim öğrencileri için
öğrenim sürelerine 3 yıl ilave edilmesi de öngörülüyor.
Başbakanlık
İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun toplantısında İnsan Haklarından
Sorumlu Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Türkiye'de İnsan Hakları
ihlallerinin 2001 yılı sonunda dünya ortalamasının altına ineceğini ileri
sürdü.
Anayasada
51 maddelik değişiklik paketinde yer alan kimi düzenlemelere Anayasa
Mahkemesinden sert tepki geldi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, parti
kapatmalarda üçte iki çoğunluk şartı getirilmesine "Bunun vebali büyük olur",
anadilde eğitime ise "Bunu çok iyi düşünsünler" diyerek karşı çıktı. Siyasi
partilerin kapatılmasında 'odak' tanımının değiştirilmesini de eleştiren Bumin,
"Aksi halde büyük sıkıntılar çıkabilir" uyarısında bulundu.
DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU
İnsan Hakları İzleme Komitesi (HRW), Rusya'yı askerlerinin Çeçenistan'da uyguladıkları mezalimin kanıtlarını gizlemekle suçladı. HRW, BM ve batılı yetkililerin, söz konusu iddialara ilişkin olarak Moskova yönetimine bölgede inceleme başlatması yönünde baskı yapmalarını istedi.
Uluslararası Af Örgütü'nün 2001 yılı raporunda, Türkiye yine insan hakları ihlalleriyle suçlandı. Raporun önsözünde, yoksulluktaki artışın insan hakları ihlallerindeki artışı beraberinde getirdiği belirtildi. Türkiye'de 1999-2000 yıllarında insan hakları alanında yaşanan gelişmelere 'ışık tutmaya' yönelik olarak hazırlanan raporda, 'yazarlar, politikacılar, dini liderler ve insan hakları savunucuları gibi pek çok kişinin büyük baskı altında oldukları' kaydedildi. Cezaevlerinde yaşanan ölümlere de geniş yer ayrılan raporda, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne aday olarak kabul edilmesinin ardından, ülkede insan hakları alanında bazı ilerlemeler sağlanmasının beklendiği ancak çarpıcı bir reform ya da gelişmenin 2000 yılı içinde kaydedilemediği belirtildi. Raporda ayrıca, işkencenin 'yaygın olarak uygulandığı'na da dikkat çekildi.
Uluslararası
Af Örgütü Fransız General Paul Ausaresses'in yazdığı kitapta Fransız ordusunun
Cezayir'de işlediği katliamları açıkça itiraf etmesinin ardından Fransa'ya
'hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesi' çağrısında bulundu. Konuyla ilgili
yayımlanan bildiride Cezayir'deki katliamları ve işkenceleri yapanların
yargılanması gerektiğini belirterek, "Fransa Cezayir'deki olanlarla ilgili
üzerine düşen hukuki yükümlülüklerini yerine getirmeli ve suçluları adalet
önüne çıkarmalıdır" denildi.
Basın
Özgürlüğü Günü dolayısıyla Sınır Tanımayan Gazeteciler (RFS) tarafından
hazırlanan bir raporda, dünyada 74 gazeteci hapiste yatıyor ve en çok gazeteci
hapseden ülkelerin başında ise Miyanmar (13), Çin (12) ve İran (12) geliyor.
Raporda son 15 yılda dünyanın değişik yerlerinde öldürülen 750 gazetecinin olduğu ve bu
gazetecilerin katillerinin ancak yüzde 5'inin yakalandığı ifade ediliyor. 2000 yılında en çok
gazetecinin Rusya (4), Ukrayna (4) ve Sierra Leone (3)'de öldürüldüğü
belirtilirken dünyada ise 32 gazetecinin öldürüldüğü açıklanıyor.
ABD: Dünya'daki insan hakları ihlallerini
araştıran Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nda yapılan oylamada,
kurulduğu 1947'den beri temsil edilen ABD sürpriz biçimde sandalyesini
kaybetti. Komisyondaki üyeleri belirleyen Ekonomik ve Sosyal Konsey'in ABD'yi
AIDS ilaçları ve kara mayını konularında zayıf bulduğu belirtiliyor. Komisyonun
batı grubunda ABD'nin kaybettiği üç sandelyeyi Fransa, İsveç ve Avusturya
kazandı.
Cincinati kenti yeniden diken üstünde; çünkü 19 yaşındaki Timothy
Thomas'ı silahı hamle yaptığı gerekçesiyle kurşun yağmuruna tutan polis
memuru Steven Roach, cezası sadece 9 ay
hapis olan 'dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermekle' suçlandı. Roach'a
yönelik suçlamanın hapis cezasından 'göz hapsinde tutulmak koşuluyla serbest
bırakılmaya' çevrilebileceğinin açıklanması ve polis teşkilatının Roach'un masa
başı görevine dönebileceğini duyurması da kentte tansiyonu tekrar yükseltti.
ALMANYA: Almanya Federal Meclisi, İkinci Dünya
Savaşı sırasında fabrikalarda zorla çalıştırılan "köle işçilere" tazminat ödenmesini kabul
etti.
BOSNA HERSEK: Sırp kontrolü altındaki bölgede bulunan
bir toplu mezardan 15 Boşnak'ın cesedin çıkarıldı.
CEZAYİR: İnsan hakları savunucusu Mahmud Helili, Reuters Haber
Ajansı'na yaptığı açıklamada, ordunun
yönetime el koyduğu 1992 tarihinden bugüne yaklaşık 7 bin kişinin kayıp
durumda olduğunu söyledi. Cezayir hükümeti ise bu iddia karşısında kayıp
rakamlarının 5 bini geçmediğini iddia ederek, konuyla ilgili çalışmalarının
devam ettiğini söyledi. Ülkenin 1992 yılından beri cuntayla yönetilmesini
protesto eden Berberiler, çeşitli yerlerde protesto gösterilerinde bulundular.
Gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu ölen ve yaralananlar oldu.
ÇEÇENİSTAN: Rus işgaline karşı direnen Çeçen gerillalarla Rus
askerleri arasında çatışmalar devam etti. Şatoy Müftüsü A. Şamayev'in oğlu
Ruslar tarafından öldürdükten sonra cesedi, halka gözdağı vermek amacıyla sokak
sokak dolaştırıldı. Ruslar tarafından kuşatılıp havadan bombalanan Argun'da
temizlik adı verilen operasyonda 35 kişinin tutuklandığı ve sorgu sırasında 6
sivilin kurşuna dizildiği bildirildi. Noviye Atagi yerleşim merkezinde tanınmış
din adamı olan Nasreddin Mutayev, bilinmeyen kişiler tarafından öldürüldü.
Mutayev'in evine dönerken sokak ortasında kurşuna dizildiği bildirildi. 12
Mayıs'ta Argun şehrinde tutuklanarak götürülen mağaza bekçisi Mahattin
Habulatov adlı Çeçenin cesedi bulundu. Ruslar tarafından ifadesi alınmak üzere
tutuklanan Habulatov'un bir gün sonra cesedini terkedilmiş olarak bulan yöre
sakinleri, Habulatov'un kafa derisinin yüzüldüğünü ve bir kolunun kesilmiş
olduğunu bildirdiler. Rusların Çeçenistan'da oluşturduğu toplama kamplarından
canını zor kurtaran Çeçenistan'ın Sağlık Bakanı Ömer Khanbiyev, işkencelere
bizzat tanık olduğunu ve bunların insan havsalasına sığmayacak boyutlarda
olduğunu söyledi.
ENDONEZYA: Baharat (Moluku) adalarında Müslümanlar ile
Hristiyanlar arasında çıkan
çatışmalarda 8 kişi öldü.
FRANSA: Fransa Başbakanı Lionel Jospin, Fransız General Paul
Aussaresses'in, yazdığı kitapta, Fransız ordusunun Cezayir'de işlediği
katliamları açıkça itiraf etmesinin ardından, kitapta anlatılan korkunç
olayları ahlaki bakımdan bütünüyle kınadığını belirtti. Bu arada, Aussaresses
hakkında dava açılmasının ardından Paris Başsavcılığı da "savaş suçuna övgü"
gerekçesiyle soruşturma başlattı
FİLİPİNLER: Filipinler'de eski devlet Başkanı Joshep Estrada
yandaşlarının Devlet Başkanlığı Sarayı'na yürümesi sonucu çıkan olaylarda 2'si
polis, toplam 3 kişinin öldüğü, 16 kişinin yaralandığı bildirildi. Yönetime
karşı silahlı mücadele eden Ebu Sayyaf örgütü militanları bir oteli basarak
yirmi turisti kaçırdılar.
FİLİSTİN: İsrail'in kuruluşunun yıldönümü olan ve Araplarca 'El
Nakba' (Büyük Felaket) günü olarak nitelendirilen gün dolayısıyla binlerce
Filistinli çeşitli Filistin kentlerinde toplanarak İsrail aleyhine gösteriler
düzenlediler. O gün dolayısıyla bir açıklama yapan Yaser Arafat, 'Yurtdışında
bulunan mülteciler evlerine dönmeden, İsrail ile barış yapılamaz' dedi. Arafat
halka seslenişinde İsrail ordusunun işgal edilen bütün topraklardan 1967
sınırına çekilmesinin 'barış getirecek tek yol' olduğunu belirterek, 'El Nakba'
gününde barışın yolu aydınlıktır. Bu yol İsrail'in işgal ettiği toprakların
tamamından çekilmesinden geçmektedir' dedi. Filistin Başkanlık Sekreteri Tayib
Abdurrahim, Filistin'in Sesi radyosuna yaptığı açıklamada "İsrail bizimle bütün
cephelerde savaşıyor. Uçaklarından zehirli çikolatalar atıyorlar.
Çocuklarımızdan bazıları zehirlendi" diye konuştu. İsrail, Gazze Şeridi'ni
ikiye bölerek Filistinlilerin kuzey ile güneye geçmelerini yasakladı ve
Gazze'ye 500 metre girerek karakolları ve evleri de bombaladı. İsrail polisinin
Cuma namazı dolayısıyla Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya 25 yaşın altındaki
Filistinlilerin girişini yasakladığı bildirildi.
HİNDİSTAN:Bihar'da yapılan yerel seçimlerden sonra çıkan
olaylarda 10 kişi öldü.
HOLLANDA: Hollanda'dan İngiltere'ye gizlice sokulmak istenen 58
yoksul Çinlinin ölümü ve kaçakçılıktan yargılanan Türk sanıklardan Gürsel Özcan
ve Hacı D. 9'ar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
IRAK:Körfez savaşından kalma bir bombanın patlaması sonucu 8 çocuk öldü.
İNGİLTERE: İngiltere İçişleri Bakanlığı, "yasadışı göçe yatkınlık"
nedeniyle bazı etnik kökenlilere karşı "resmi ayrımcılık" başlatıyor.
İçişlerinin Göçmenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Barbara Roche
tarafından yapılan açıklama, bazı insan hakları ve mültecilere yardım grupları
tarafından kınanırken bakanlık tavrını "Ülke sınırına gelen herkese eşit
muamele yapmaya kalkmak işleri yavaşlatıyor. Oysa yasadışı gelenleri
önleyebilmek adına bazı etnik gruplar özel ve dikkatli bir ilgi gerektiriyor".
İngiltere'de İçişleri Bakanlığı tarafından "yasadışı göçe yatkınlık" nedeniyle
resmi ayrımcılık kapsamına alınması kararlaştırılanlar arasında Tamiller, İran
ve Türkiye'den gelen Kürtler, Rumlar, Somalililer, Arnavutlar, Afganlar, Çinliler
ve Rumenler bulunuyor. Listede bulunan grupların her ay istihbarat örgütlerinin
raporları ve istatiski bilgiler ışığında yeniden ele alınacaklarını da belirten
İçişleri Bakanlığı yetkilileri herhangi bir grubun iltica eğiliminde farklılık
göze çarpması halinde bu grubun listeden çıkarılabileceğini ve listede adı
bulunmayan grupların eklenebileceğini bildirdi.
AİHM Kuzey İrlanda'da 1982-1992 yılları arasında 14 kişilik bir grubun
güvenlik güçleri tarafından öldürülmesiyle ilgili davada İngiltere'yi tazminat
ödemeye mahkum etti.
İNGUŞETYA: İnguşetya Cumhurbaşkanı Ruslan Auşev İnguşetya'da
bulunan Çeçen mültecilerin Moskova'nın borçları yüzünden bir aydan beri sıcak
yemek alamadıklarını söyledi. İnguşistan'daki kamplarda bulunan Çeçen
mülteciler arasındaki verem salgını alarm verici boyuta ulaştı. Ajans Kafkas'ın
haberine göre artık verem mikrobu taşıyanlar sadece Çeçenler değil ilaç
bulmakta zorlanan hastane personeli de veremin kurbanı.
İRAN: Devrim Muhafızları Konseyi, Haziran ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı
seçimleri listesinde bulunan aday sayısını 814 den 30'a indirdi.
İSRAİL: Başkent Tel Aviv'in kenar mahallesi Petah Tıvah'ta
meydana gelen patlamada bir kişi yaralandı. Hadera kentinde meydana gelen
intihar saldırısında üç kişi öldü, 20 kişi de yaralandı.
İSVİÇRE: Bern polisi Zürih Havaalanı'na getirilen uçağa
bindirilerek zorla yurtdışı edilmek istenen Filistinli Halid Ebuzarife adlı
sığınmacı, ağzı ve burnu bantla yapıştırıldığı için boğularak öldü. Walis
kantonuna bağlı Granges'taki polis karakoluna sağ giren ve adı açıklanmayan
Nijeryalı bir sığınmacı gece saat 2
sıralarında polisin havaalanına götürmek için kelepçe takmasına karşı
direnirken polisin dayağı sonucu öldürüldü.
İTALYA:13 Mayıs genel seçimi yaklaşırken, medyanın seçimi
sansasyona dönüştürdüğü ve lideri olduğu Radikal Parti'yi haberlerden
dışladığını söyleyen Amma Bonino açlık grevine gitti. Brindisi kentinde, 22'si
Türk, toplam 51 mülteci yakalandı.
KOLOMBİYA: Kolombiya'da gerillalar ülkedeki en büyük
cezaevlerinden birinin ön kapılarını havaya uçurarak çoğu gerilla 68 mahkumun
kaçmasını sağladı.
MAKEDONYA: Makedonya'nın kuzeyindeki Kumanova yakınlarında bir
köyde önceki gece 2 Makedon askerinin öldürüldüğü, birinin de kaçırıldığı
bildirildi. Makedon ordusu ile Arnavut gerillalar arasında ülkenin kuzeyindeki
Kumanova bölgesinde meydana gelen çatışmalardan kaçan Makedonyalı Arnavutların
sayısı 8 bini buldu.
VENEZUELA: Venezuela'nın Carabobo eyaletinde bir cezaevinde koğuş
kontrolünü ele geçirmek amacıyla rakip mahkumlar arasında çıkan şiddetli
çatışmalarda 6 kişi öldü, 8 kişi de yaralandı.
VİETNAM: Vietnam'ın orta kesimlerindeki Quang Tri eyaletinde 2
erkek kardeşin Vietnam savaşı döneminden kalma bir havan topu mermisinin
patlaması sonucu öldüğü, 2 yakınlarının da yaralandığı bildirildi.
___________________
*Bu rapor, MAZLUMDER İnsan Hakları
İhlallerini İzleme Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.
Nisan'a eklenecek :
29 Nisan günü İstanbul Yenibosna'da 'kimliksiz' olduğu
gerekçesiyle kelepçelenerek 75. Yıl Karakolu'na götürülen ve intihara kalkışan
14 yaşındaki Döndü Erdoğan'a yapılan işkence TBMM gündemine getirildi. FP Genel
Başkan Yardımcısı ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Mehmet Bekaroğlu
tarfından İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istenen soru önergesinde Döndü Erdoğan'ın
koma halinde hastanede yoğun bakımda olduğu
ve hayati tehlikesinin devam ettiği belirtilerek, "Bu ve benzeri
uygulamalar polisle ilgili olumsuz intibaların yoğunlaşmasına ve halkın polise
olan güveninin zedelenmesine neden oluyor" denildi. Bekaroğlu, soru önergesinde
"Ablası aradan 5 saat geçmesine rağmen kardeşi gelmeyince Döndü'nün kayıp
olduğunu bildirmek için adı geçen Karakola gider. Karakola gittiğinde saatler
23:00'ü göstermektedir. Döndü saat 14.00'de evden çıkmıştır. Aradan 9 saat
geçmiştir. Bu kadar zaman geçmesine rağmen polis, Döndü'nün ailesini arayarak
bilgi vermemiştir" dedi. Döndü Erdoğan serbest bırakıldıktan kısa süre sonra 4.
kattan atlayarak intihara teşebbüs etti. Çapa Tıp Fakültesi'nde yoğun bakıma
alınan D.E.'nin annesi Hatice Erdoğan, kızının karakolda maruz kaldığı kötü
muamele ve işkence nedeniyle intihara yöneldiği öne sürdü. Anne Erdoğan, kızını
eve götürdükten sonra hiç konuşmayarak odasına çekildiğini belirtti.