Yurt İçi Raporlar

2001 MAYIS İhlal Raporu

2001 Yılı MAYIS Ayı İnsan Hakları İhlalleri Raporu

İNSAN HAKLARI AÇISINDAN MAYIS 2001

Mayıs 2001'de, Türkiye'de yönetimin, yaşama hakkına ve kişi özgürlüğüne yönelik olanları da dahil olmak üzere, insan hakları ihlallerini ne kadar normal karşıladığını ve bizim de alışmamızı istediğine ilişkin çok çarpıcı gelişmeler yaşandı. Aydın'da evinin aranması sırasında öldürülen Resul Aydemir ile ilgili soru önergesine İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın yanıtı "kalp krizi" oldu. Tantan bu açıklamasını, telefonla öğrenilen otopsi sonuçlarına dayandırdı. Tantan, Aydemir'in İzmir 5. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsisinin emniyet görevlilerince telefon ile alınan neticesinde 'ölümün kalp krizi sonucunda gerçekleştiği, merhum şahısta herhangi bir darp ve cebir iziyle travmaya bağlı bir bulgunun bulunmadığı' öğrenilmiş ve raporun kendilerine ulaşmasının beklendiği anlaşılmıştır" dedi. Oysa görgü şahitleri, Aydemir'in "Vurun, ezin bu şerefsizi, sorumluluk bana ait" komutuyla dövülmesinin ardından polis aracının çarpmasıyla hayatını kaybettiğini belirtmişlerdi. Yaklaşık iki ay önce gerçekleşen ve yöre halkının sokaklara dökülmesine yol açan bu olayla ilgili henüz dava dahi açılmadı.

Trabzon'da iki ay önce, Çömlekçi Mahallesi'nde gözaltına alındıktan sonra polis otosunda ölen Asım Ceylan'ın ölümüyle ilgili tutuklanan Komiser Hüseyin Çapkın ise tahliye edildi.

1999 yılında Adana'da DHKP/C'lilere ait olduğu ileri sürülen bir eve düzenlenen baskın sırasında öldürülen temizlik işçisi Murat Bektaş ile ilgili dava da sonuçlandı. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında, tutuksuz yargılanan 6 polis memurundan 4'ünün 'Kastı aşan müessir fiil sonucu ölüme sebebiyet vermek' suçundan TCY'nin 448. maddesine göre cezalandırılmasına, ancak TCY'nin 452/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanıkların kişilikleri, şahsi ve sosyal durumları göz önüne alınarak 8'er yıl ağır hapse çarptırılmasına karar verildi. Hafifletici nedenler göz önüne alınarak bu cezalarda da indirime gidildi ve en son TCY'nin 59'uncu maddesi gereğince cezalar tekrar 1/6 oranında indirildi ve polisler 6'şar ay 20'şer gün hapse mahkum oldular. Üçer ay da memuriyetten men edilen polis memurlarına verilen bu cezalar, sabıkasız olmaları, suç işleme eğiliminde olmamaları gerekçesiyle daha sonra ertelendi. Aynı operasyon sırasında ölen ve DHKP/C militanı olduğu ileri sürülen Erdinç Aslan'la ilgili olarak yargılanan polis memurları Fevzi Mustan ve Muammer Topaç hakkında ise TCK'nın 49. maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığından beraat kararı verildi.

ÇHD Ankara Şubesi Cezaevi İzleme Komisyonu avukatları düzenledikleri basın toplantısında, kolluk güçlerinin uyguladığı sistemli işkencenin ispatının her geçen gün zorlaştığını kaydederek, işkencecilerin cezalandırılmadığını söylediler. Toplantıda konuşan Avukat Nuray Özdoğan, işkence yapan polislere TCK'nın 'işkence yapmak' suçunu düzenleyen 243. maddesi yerine 'kötü muamele'yi düzenleyen 245. maddesinden dava açıldığını vurguladı. Özdoğan işkence davalarından da örnekler vererek, Arif Oktar isimli mağdurun başvurusuyla Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislere açılan işkence davasının 3 yıldan fazla sürdüğünü ve sonunda polislerin aldığı 10 ay hapis cezasının 1/6 oranında indirildiğini belirtti. Gülmihal Yılmaz adlı mağdurun ise 1993 yılında TEM'de yoğun işkenceye uğradığını söyleyen Özdoğan, gözaltında susma hakkını kullanan mağdurun başvurusu üzerine açılan davada ilginç gelişmeler olduğunu, Numune Hastanesi'nden alınan raporların yargı sürecinde karartılarak davanın düşmesinin sağlandığını ifade etti. Avukat Oya Aydın ise 1991 yılında gözaltındayken öldürülen Birtan Altınbaş'ın davasını hatırlatarak, "Dava 8 yıl Ankara Valiliğinde bekletildi. 1998'de yargılama başladı. En son 5 TEM polisi için savcılık esas hakkında mütalaasında ceza istedi. Ancak polis olan sanıklar her nedense bulunamıyor, adreslerini tespit ettiğimiz halde duruşmaya getirilemiyor. Dava sanıkların savunma yapması için bekletiliyor. Zaman aşımına uğrama tehlikesi var" diye konuştu.

İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Diyarbakır ve Tunceli jandarma komutanlıklarında işkenceye maruz kalan Muzaffer Gök, avukatı Yıldız İmrek aracılığı ile savcılığa suç duyurusunda bulundu. 7 Ocak 1994'te Tunceli Mazgirt'e bağlı Hezirge kırsalında 5 TDKP'linin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan çatışmada yer aldığı iddiasıyla İstanbul'da gözaltına alındığını belirten Gök, götürüldüğü Diyarbakır Jandarma Komutanlığı'nda kum torbalarıyla karın ve göğsüne vurma, elektrik, tazyikli su ve ters askı gibi işkencelere maruz kaldığını açıkladı.

Şanlıurfa Organize Suçlar Bürosu'nda yasal olmayan işleri ihbar ettiği için tehditler aldığını ileri süren polis memuru Vefa Altunkara, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Halen Asayiş Şube Müdürlüğü Ekipler Amirliği'nde görev yapan Altunkara'nın, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde görev yaptığı sırada bazı yasal olmayan uygulamaları İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbar ettiği ve bu nedenle de tehdit telefonları aldığı belirtildi.

Mayıs ayında büyük çoğunluğunu kimlikleri yanlarında olmayanların, sendika yasa tarasını veya işten atmaları protesto eden memur ve işçilerin ve Türkiye'nin koyduğu coğrafi çekince yüzünden kaçak pyollardan Türkiye'ye girmek ya da Türkiye'den çıkmak isteyen mültecilerin oluşturduğu 3339 kişi gözaltına alındı.

Mayıs'ta 5 kişi cezaevlerinde öldü ve F Tipi Cezaevlerine karşı sürdürülen ölüm oruçlarında ölenlerin sayısı 23'e yükseldi.

"Düşünceye Özgürlük 2000" adlı kitaba yayıncı olarak imza atan 16 aydının İstanbul Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde yargılanmalarına başlandı. Bu ay içerisinde düşünce açıklamaya ...........yıl hapis istendi.

Yeni Asya Gazetesinin sahibi Mehmet Kutlular, Said-i Nursi'nin vefatının 39. yıldönümü nedeniyle Ankara Kocatepe Camii'nde düzenlenen mevlitten sonra yaptığı konuşmada, "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği" gerekçesiyle Ankara 1 Nolu DGM'nin verdiği 2 yıl 1 günlük hapis cezasının infazı amacıyla Metris Cezaevi'ne konuldu. "Deprem İlahi İkazdır" diyen Yeni Asya Gazetesi'nin 4 yazarı daha, İstanbul 3 Nolu DGM'de görülen davalarında TCK'nın 312/2 maddesinden dolayı toplam 80 ay hapse mahkum edildiler. Yeni Asya Gazetesi yazarları Şaban Döğen, Sami Cebeci, Abdil Yıldırım ve Cemil Tokpınar'a 1'er yıl 8'er ay; Antalya'nın Manavgat ilçesinde yayın yapmakta olan Klas TV'de yaptığı bir konuşma nedeniyle, İzmir DGM'de TCK 312/2'den yargılanan yazar Emine Şenlikoğlu'na da iki yıl hapis, 152 milyon 100 bin lira da ağır para cezası verildi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RFS) tarafından gazetecilerin yaşadıkları ihlallerle ilgili yapılan puanlamada Türkiye "kötü" kategorisinde yer aldı. RFS'nin raporuna göre Türkiye'de gazeteciler ve basının uğradığı ihlaller şöyle: 2000 yılında 13 gazeteci cezaevine girdi, 50'si gözaltına alındı, 17'si saldırıya uğradı. 1999'da 2378 kapatma kararı çıkaran RTÜK, 2000 yılında da pek çok radyo ve televizyon hakkında toplam 4500 gün kapatma cezası verdi. 2000 yılının en büyük tesellisi, Türkiye'de hiçbir gazetecinin katledilmemesi ve işkencede öldürülmemesi oldu. 1999'da 1 gazeteci cinayeti, 4 işkence, 7 tutuklama, 87 gözaltı ve 26 saldırı yaşanmıştı.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "RTÜK ve Uygulamaları" konulu konferansta konuşan RTÜK Başkanı Nuri Kayış, RTÜK'ün kurulduğu günden bu yana radyo ve televizyon kuruluşlarına toplam 13000 gün yayın durdurma cezası verdiğini ve bunun da yaklaşık 36 yıl yaptığını söyledi.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ANAP İstanbul milletvekili Cavit Kavak'ın, hakkında "gizli izleme ve gözetlenme" istenen kişiler arasında yer aldığını, ancak Kavak'ın milletvekili olduğu anlaşılınca işlem yapılmadığını açıkladı. Bakan Türk, Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'na dayanılarak 3 yıl içinde Ankara'da 720, İstanbul'da ise 963 kişinin dinlendiğini açıkladı.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Yasa Taslağı Anayasa Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarıya göre radyo, televizyon ve veri yayınları hukukun üstünlüğüne, Anayasa'nın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, millî güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak, kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılacak. Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılmayacak. Yayınlar, toplumu şiddete, ayrımcılığa, düşmanlığa tahrik edici nitelikte olamayacak. Üst Kurul üyelerinden beşi, siyasi parti gruplarınca belirlenecek kontenjan doğrultusunda gösterilecek ve TBMM Genel Kurulu'nca seçilecek. Üyelerden ikisi, YÖK'ün teklifi ile Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Bir üye, basın meslek örgütlerinin göstereceği adaylar arasından, bir üye de MGK Genel Sekreterliği'nin göstereceği iki aday arasından yine Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Üst Kurul üyeleri 4 yıl süreyle görev yapacak. Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 250 milyar lira, yerel ve bölgesel yayın yapan kuruluşlara 25 ile 125 milyar lira arasında idari para cezası uygulayabilecek. Öte yandan komisyonda tasarıya eklenen 8 yeni madde ile basın yoluyla işlenen suçların kapsamı genişletilirken verilecek para cezaları da en az bin kat artırıldı. Komisyonda tasarıya eklenen bir madde ile sanal ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlandı. Ay boyunca 21 yayın ve etkinlik, 392 gün kapatıldı.

Dini ve din eğitimini denetim altında tutmak amacıyla kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluş yasasında değişiklik öngören tasarı kabul edildi. Tasarı, başkanlık bünyesindeki "Donatım Müdürlüğü"nün "İdari ve Mali İşler Başkanlığı" olarak değiştirilmesini öngörüyor. Yeni düzenlemeye göre, bu birim, "Devletin varlığı ve bağımsızlığı ile vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik iç ve dış tehditleri etkisiz kılmak, halkın psikolojik ve manevi yönden moralinin ve direncinin sağlam tutulmasını sağlamak amacıyla plan ve program hazırlamak, uygulamak ve bu konularda ilgili bakanlık kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak" görevini de üstlenecek. Bu birim ayrıca, diyanetin halkla ilişkilerle ilgili faaliyetlerini de yürütecek.

Kırşehir Nüfus Müdürlüğü, nüfus cüzdanı almaya gelen vatandaşlardan "devrim ilkelerine uygun" fotoğraf getirmelerini şart koşmak suretiyle başörtülü resimlerin kabul edilmeyeceğini açıkladı. Eskişehir Arkeoloji Müzesi'ni gezmek isteyen F.D isimli öğrenci başörtülü olduğu gerekçesiyle müze görevlisi tarafından hakarete maruz kaldı ve müzeye sokulmadı.

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zümrüt, Kur'an-ı Kerim dersinin bir saatini, "ulusal marşlar" olarak nitelediği "İstiklal Marşı", "Onuncu Yıl Marşı" ve "Gençlik Marşı" gibi marşlara ayırdı. İlahiyat Fakültesi öğrencilerini öncelikle marşlardan sınav yapacağını açıklayan Zümrüt, bu sınavdan geçemeyenin Kur'an-ı Kerim dersinden geçemeyeceğini söyledi.

Bartın İmam Hatip Lisesi'nde 64 öğrenci okulların tatil edilmesine bir ay kala başörtülü oldukları gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldılar.

YÖK'ün Fatih Üniversitesi'ne önümüzdeki öğretim yılında öğrenci alınmaması kararı Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Fatih Üniversitesi'nin YÖK kararını dava etmesi sonucunda 3. İdare Mahkemesi 'öğrenci alınmaması' kararının yürütmesini durdururken üniversitenin uyarılması yönündeki kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. YÖK'ün karara itirazını değerlendiren Ankara Bölge İdare Mahkemesi de, aynı yönde karar verdi. Böylece, Fatih Üniversitesi'nin 2001-2002 öğretim yılında öğrenci alabilmesinin önündeki engel de ortadan kalmış oldu.

Meslek liselerinden meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi düzenleyen yasa tasarısı TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarı, bütün meslek liselerinden meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi sağlarken İmam Hatip Lisesi mezunları bu haktan 'sınırlı bir şekilde' yararlanabilecek. Tasarı Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da görüşüldükten sonra TBMM Genel Kurulu'na sunulacak.

YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç'u "PKK yanlısı" olduğu iddiasıyla Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'e görevden alması için şikayet etti. Gürüz iddiasına dayanak olacak somut belgeler gösteremezken kendisine bu yönde istihbarat raporları geldiğini ileri sürdü. Gürüz'ün bu isteği Sezer tarafından reddedildi.

Türk Tabibleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri hakkında, 19 Aralık cezaevleri operasyonlarıyla ilgili açıklamaları nedeniyle açılan 'görevden alınma' davasına Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Emniyet'in ihbarı üzerine açılan davada savunma yapan hekimler "Böyle bir dava için mahkeme karşısında olmaktan kendimiz ve ülkemiz adına utanç duyuyoruz" dediler

Adalet Bakanlığı'nın istemiyle İstanbul Barosu hakkında başlatılan F tipi soruşturması takipsizlikle sonuçlandı.

F tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla sivil toplum kuruluşlarınca 20-21 Mayıs'ta Kızılay Güvenpark'ta yapılması planlanan eyleme; KESK'in 26 Mayıs günü Kızılay Meydanı'nda yapmak istediği mitinge; Demokrasi ve Barış Partisi (DBP) Diyarbakır İl Örgütü tarafından düzenlenen "anadilde eğitim" konulu panele; Şanlıurfa İl Kadın Platformu'nun Anneler Günü münasebetiyle düzenlemek istediği panele izin verilmedi.

Geçtiğimiz Mart ayında, Yüksekova Çetesi'ndeki "rolü" nedeniyle Diyarbakır DGM tarafından 27 yıl hapse mahkum edilen ancak bir türlü bulun(a)mayan Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul'un Nisan ayında emeklilik işlemlerini tamamlayarak kendini "garantiye" aldığı ortaya çıktı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 16 Mart katliamı davasına MİT'e ait belgeleri sunduğu için yargılanan avukat Cem Alptekin hakkındaki beraat kararını oybirliği ile bozarak Alptekin'in DGM'de yargılanmasını istedi. Karara tepki gösteren Alptekin, "Bir katliamı aydınlatmaya çalışırken sanık oldum ve şimdi de DGM'de yargılanmam isteniyor"dedi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanıklar Nihat Çelik ve Fuat Çelik'in ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın Elazığ mitingi sırasında otobüse domates atmaları nedeniyle Elazığ 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği 1.5 yıllık hapis cezasını oybirliğiyle bozdu. Yargıtay'ın kararında, domates atma eyleminin aşırılığa kaçan ancak ceza yaptırımı gerektirmeyen "demokratik bir tepki" niteliğinde kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

Ankara 2 Nolu DGM, kamuoyunda Milli Görüş davası olarak bilinen davanın gerekçeli kararında; iddianamede TCK'nın 146. maddesi kapsamında Anayasayı ihlal olarak değerlendirilebilecek somut eylemlerin ortaya konulmadığını kaydetti.

Burdur Cezaevi operasyonunda kolu kopartılan Veli Saçılık'a protez kol takılması için yardım kampanyası başlatması nedeniyle hakkında dava açılan CHP Parti Meclisi Üyesi Yaşar Seyman'ın yargılanmasına başlandı. Seyman ile kampanyanın Ekin Radyosu'nda duyurulması nedeniyle radyo sahibi Servet Ünsal, Genel Yayın yönetmeni Abdurrezzak Oral ve spiker Tuncay Karakış hakkında "izinsiz para toplamak" suçlamasıyla açılan davanın 29 Mayıs günkü duruşması Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) dosyaları hakkında bilgi veren AİHM Yargıcı Rıza Türmen, şunları söyledi: "AİHM'deki 16 bin davadan yaklaşık 2600'ü Türkiye'ye ait; bu yüksek bir rakam. Geçen yıl gelen başvurulara baktığımız zaman en fazla başvurunun geldiği devlet Türkiye değil. Türkiye beşinci durumda. Yani aşağıya doğru inen bir trend var. Bunda güneydoğudaki olayların yatışması etkili oldu. Yaşam hakkı, işkence, kötü muamele davalarının sayısına bakıldığında, onlarda da bir azalma görülüyor. Türkiye'de insan hakları alanında bir düzelme var. Bu yeterli mi? Yeterli değil. Hala işkence, kötü muamele konularında davalar geliyor, ama böyle bir azalma var."

Türkiye, AİHM'ne açılan 12 ayrı davada çeşitli para cezalarına mahkum oldu. AİHM'den yapılan bir açıklamada Türkiye'nin "dostane çözüme" gittiği 10 dava ve mahkum olduğu 2 dava için toplam 226 bin sterlin, 385 bin Fransız frangı ve 44.800 Amerikan Doları ödemek zorunda kalacağı belirtildi. Türkiye'nin 'dostane çözüme' gittiği ve mahkum olduğu davaların genelde gözaltı sırasında kötü muamele, adil yargılanma hakkı, mal ve mülk edinme hakkı ve kamulaştırma sırasında verilen tazminatların gecikmesine ilişkin başvurulardan oluştuğu belirtildi.

Türkiye aleyhine sonuçlanan davalarda, 179.560.000.885 Türk Lirası, 171.124 İngiliz Sterlini, 139.249 ABD Doları ve 890.281 Fransız Frangı tazminat ödendi. Türkiye 764.112 İngiliz Sterlini, 1.528.281 ABD Doları, 786.000 Alman Markı ve 9 milyar Türk Lirası tazminatı da ödeyecek.

Anayasada 51 maddelik değişiklik paketinde yer alan kimi düzenlemelere Anayasa Mahkemesinden sert tepki geldi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, parti kapatmalarda üçte iki çoğunluk şartı getirilmesine "Bunun vebali büyük olur", anadilde eğitime ise "Bunu çok iyi düşünsünler" diyerek karşı çıktı. Siyasi partilerin kapatılmasında 'odak' tanımının değiştirilmesini de eleştiren Bumin, "Aksi halde büyük sıkıntılar çıkabilir" uyarısında bulundu.

MAZLUMDER

MAYIS AYI İNSAN HAKLARI RAPORU(*)

YAŞAMA HAKKI

Faili Meçhul Cinayetler/Şüpheli Ölümler : 10

Çatışmalarda Ölen ve Yaralananlar : 17 ölü, 1 yaralı

Sivillere Yönelik Eylemler : 3 olay, 2 ölü, 1 yaralı

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

Kaçırma/Kayıp : 1

İşkence/İşkence İddiası : 2

Çeşitli Amaçlarla Yapılan Baskı ve Tehditler : 2

Gözaltılar : 3339

Tutuklamalar : 33

Cezaevlerinde Yaşanan Olaylar : 3 (Olaylardan Pek Söz Edilmiyor)

Cezaevlerinde Ölüm : 5

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

İstenen Ceza : 367 yıl hapis+

Verilen Ceza : 8 yıl, 8 ay hapis, 152.100.000.- lira para cezası

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan Yayın ve Etkinlik : 21 (392 Gün)

Gazetecilere ve Yayın Organlarına Yönelık Baskılar/Saldırılar : 3

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ : 102

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Memur : 32

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 65

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ : 11

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 8

Öğrenci Olayları : 1

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik Baskılar/Saldırılar : 10

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER : 624

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

Ölenler : 11

İşten Atılanlar : 1065

___________________

*Bu rapor, MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

YAŞAMA HAKKI

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER : 10

2 Mayıs 2001 gecesi Ankara'nın Yenişehir semtindeki tren istasyonunda, rayların üzerinde parçalanmış erkek cesedi bulundu. Yapılan incelemede cesedin Cavit Aktaş adlı şahsa ait olduğu belirlendi.

2 Mayıs 2001 günü İstanbul Bakırköy'deki Şehzade Çay Bahçesi önündeki sahilde bir erkeğe ait kesik baş bulundu. Yetkililer kesik başın, yaklaşık 1 hafta önce Fatih'te sahil yolunda bulunan gövdesinden ayrılmış bir erkeğe ait bacaklarla ilgisi olabileceğini belirttiler.

6 Mayıs'ta İstanbul Eminönü'nde denizden Ümit Bahar adlı şahsın cesedi çıkarıldı. Polis yetkilileri, başında darp ya da kurşun izine benzeyen bir yara bulunan Bahar'ın cesedinin, yaklaşık iki haftadan beri denizde olduğunu belirttiler.

7 Mayıs'ta İstanbul Bahçelievler'deki 34 FCT 50 plakalı kamyonetin içinde Uysal Türk adlı şahsın cesedi bulundu. Türk'ün başına sıkılan tek kurşunla hayatını kaybettiği anlaşıldı.

12 Mayıs 2001 günü İstanbul Kartal'da sokak ortasında kimliği belirsiz bir kişinin silahlı saldırısına uğrayan Hamza Avcı adlı şahıs hayatını kaybetti. Olay esnasında Avcı'nın yanında bulunan Esat Aksu da yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

13 Mayıs'ta İstanbul Sarıyer'de kimliği belirsiz bir erkek bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.

17 Mayıs'ta İçel'in Tarsus ilçesinde otoyol yakınlarında bıçaklanarak öldürülmüş kimliği belirsiz bir erkek cesedi bulundu.

İstanbul'da 17 Mayıs 2001 tarihinde denizden bir erkek cesedi çıkarıldı. 35 yaşlarında olduğu belirlenen cesedin, bir haftadır denizde olduğu anlaşıldı.

29 Mayıs'ta Hilvan Adliyesi Yazı İşleri Müdürü Celal Terk, Özel İdare Müdürlüğü'ne ait lojmandaki evinde öldürülmüş olarak bulundu. Yapılan otopsi sonucu, Celal Terk'in vücudunda 7 kurşun izi tespit edildi.

30 Mayıs'ta İstanbul Eyüp'te başından vurularak öldürüldükten sonra üstü ot ve ağaç yapraklarıyla örtülen kimliği belirsiz bir erkek cesedi bulundu

YERİNDE İNFAZ ve İŞKENCE İLE ÖLÜM

Aydın'da evinin aranması sırasında öldürülen Resul Aydemir ile ilgili soru önergesine İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın yanıtı "kalp krizi" oldu. Tantan bu açıklamasını, telefonla öğrenilen otopsi sonuçlarına dayandırdı. Tantan, Aydemir'in İzmir 5. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsisinin emniyet görevlilerince telefon ile alınan neticesinde 'ölümün kalp krizi sonucunda gerçekleştiği, merhum şahısta herhangi bir darp ve cebir iziyle travmaya bağlı bir bulgunun bulunmadığı' öğrenilmiş ve raporun kendilerine ulaşmasının beklendiği anlaşılmıştır" dedi. Oysa görgü şahitleri, Aydemir'in "Vurun, ezin bu şerefsizi, sorumluluk bana ait" komutuyla dövülmesinin ardından polis aracının çarpmasıyla hayatını kaybettiğini belirtmişlerdi. Yaklaşık iki ay önce gerçekleşen ve yöre halkının sokaklara dökülmesine yol açan bu olayla ilgili henüz dava dahi açılmadı.

Trabzon'da iki ay önce, Çömlekçi Mahallesi'nde gözaltına alındıktan sonra polis otosunda ölen Asım Ceylan'ın ölümüyle ilgili tutuklanan Komiser Hüseyin Çapkın tahliye edildi. Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada bazı tanıklar Ceylan'ın polislerce dövüldüğünü, ancak dövenlerin arasında Çapkın'ın olup olmadığı söyleyemeyeceklerini belirtirken, bazı tanıklar ise Komiser Çapkın'ın Asım Ceylan'ı dövdüğünü gördüklerini söyledi.

Murat Bektaş Olayı

1999 yılında Adana'da DHKP/C'lilere ait olduğu ileri sürülen bir eve düzenlenen baskın sırasında öldürülen temizlik işçisi Murat Bektaş ile ilgili dava sonuçlandı. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında, tutuksuz yargılanan 6 polis memurundan 4'ünün 'Kastı aşan müessir fiil sonucu ölüme sebebiyet vermek' suçundan TCY'nin 448. maddesine göre cezalandırılmasına, ancak TCY'nin 452/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanıkların kişilikleri, şahsi ve sosyal durumları göz önüne alınarak 8'er yıl ağır hapse çarptırılmasına karar verildi. Hafifletici nedenler göz önüne alınarak bu cezalarda da indirime gidildi ve en son TCY'nin 59'uncu maddesi gereğince cezalar tekrar 1/6 oranında indirildi ve polisler 6'şar ay 20'şer gün hapse mahkum oldular. Üçer ay da memuriyetten men edilen polis memurlarına verilen bu cezalar, sabıkasız olmaları, suç işleme eğiliminde olmamaları gerekçesiyle daha sonra tecil edildi.

Aynı operasyon sırasında ölen ve DHKP/C militanı olduğu ileri sürülen Erdinç Aslan'la ilgili olarak yargılanan polis memurları Fevzi Mustan ve Muammer Topaç hakkında ise TCK'nın 49. maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığından beraat kararı verildi. Savcı, Bektaş ile ilgili iddianamesinde 'kasten adam öldürmek', 'kanuni muafiyet sınırlarının aşılması' suçlarını kapsayan TCK'nın 448, 463, 251, 31, 33, 40. maddelerinden sanık 4 polis hakkında 24 ile 30 yıl; Aslan'ın öldürülmesine katılan 2 polis hakkında da 6 yıl ile 15 yıl arasında hapis cezası istemişti.

05 Ekim 1999 tarihinde Adana'nın Akıncılar Mahallesinde yaşanan olay sırasında, Murat Bektaş'ın eşi Kezban Bektaş, eşinin katledilmesine tanık olduktan sonra evdeki bir odaya hapsedildiğini açıklamıştı. Operasyonu haber yapmak amacıyla orada bulunan iki basın mensubu gözaltına alınarak filmlerine el konmuştu. Bu gelişmelerin ardından savunmaya geçen Adana Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, Bektaş'ın yasadışı örgüt üyesi olduğunu ve olay anında elinde silah olduğunu iddia ederek "infaz"ı örtbas girişiminde bulunmuşlardı. Bu iddialara karşın olay anını bizzat yaşayan şahıs olarak kocasının telefonla konuştuğu sırada kafasına sıkılan kurşunlarla öldürüldüğünü belirten Kezban Bektaş, olay anını, "evin kapısı kırıldı ve içeri yeşil gözlü, sarı gömlekli bir polis memuru girdi, kocamı taradı, sonra bana ateş açtı" şeklinde özetlemişti. Bu gelişmeler üzerine 7 Ekim'de fikri sorulan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da, "Ancak şurası bir gerçektir ki, polis hiçbir zaman yanlışlıkla adam öldürmez" sözleriyle "infaz"a sahip çıkmaktan geri durmamıştı. Ancak sözkonusu polislerden ikisinin, daha önceden 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir operasyona katıldıkları gerekçesiyle 'yargısız infazda" bulunma suçlamasıyla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde TCK'nın 450/5 maddesinden yargılanıyor olmaları, Bektaş'ın ölümündeki "infaz" iddialarını daha da güçlü kılmıştı.

Yargı sürecinin başlamasıyla birlikte kuşkularını her fırsatta dile getiren Kezban Bektaş, Mart 2000'deki duruşma sonrasında ilginç açıklamalarda bulunmuştu. Şikayetten vazgeçmeleri karşılığında Emniyet Müdürlüğü'nün ev ve iş teklif ettiğini öne süren Bektaş, "Reddettim. Kocamın kanını satamazdım. Tek isteğim kocamın üzerindeki terörist damgasının silinmesi" dedi. Kezban Bektaş ayrıca, Emniyet Müdürü Şükrü Yetimoğlu'nun televizyonlardan, kocasının terörist olmadığına dair açıklama yapması ve kocasının yanlışlıkla öldürüldüğünün kabulüyle ancak davadan vazgeçebileceklerini de ifade etmişti.

Bu olaya ilişkin bir diğer ilginç gelişme ise 2000 yılının Nisan ayında yaşanmıştı. Murat Bektaş'ın öldürüldüğü operasyona katılan ve bu nedenle mahkemede yargılanan polislerden N.B., H.E. ve E.Y., Emniyet Teşkilatı'nın 155. Yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde takdirname ile ödüllendirildiler. Gazetecilerin, Adana Emniyet Müdürü Şükrü Yetimoğlu'nu soru yağmuruna tutmalarından sonra üç polisin de aralarında bulunduğu beş memurun ismi 378 kişilik takdir listesinden çıkarılmıştı.

ÇATIŞMALARDA ÖLEN VE YARALANANLAR : 17 ölü, 1 yaralı

İstanbul Ümraniye'de Fikret Erciyes adlı polis memuru; Bingöl'ün Yedisu ilçesi kırsalında 13 PKK'lı, 1 er; Batman'ın Bahçelievler Mahallesinde yaşanan silahlı çatışma sonucu bir örgüt militanı ile bir polis memuru hayatını kaybetti. Batman'ın Bahçelievler Mahallesinde yaşanan silahlı çatışmada bir polis memuru yaralandı.

SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER : 3 olay, 2 ölü, 1 yaralı

Üsküdar Meydanı Mihrimah Sultan Camii yanında 24 Mayıs akşamı Üsküdar Emniyet Müdürlüğü Asayiş Bürosu'nda görevli Mustafa isimli komiser yardımcısı ile bir şahıs arasında çıkan tartışmayı, oradaki bir binanın balkonundan seyreden Muhammet Bozyiğit adlı şahıs, polisin silahından çıkan mermilerin göğsüne isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Bingöl'ün Karlıova İlçesi Yiğitler Köyü'nde, 19 Şubat günü 11 yaşındaki Gazal Berü'nün Jandarma Komutanlığı'na ait köpeklere kasıtlı olarak parçalattırıldığı iddiası, ANAP İstanbul Emre Kocaoğlu tarafından soru önergesi olarak TBMM'ye getirildi.

MAYIN VE BOMBA PATLAMASI

Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesindeki askeri bölgede bulduğu patlamamış roketatarın infilak etmesi sonucu Ahmet (13) adlı çocuk hayatını kaybetti.

İstanbul'un Gazi Mahallesinde bir basketbol sahasının kenarında bulunan çöp kutusuna konulan bombanın patlaması sonucu Rıza Çiçek adlı şahsın sağ eli bileğinden koptu.

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

KAÇIRMA/KAYIP : 1

Ankara'da ailesinin "kayıp" müracaatında bulunduğu Mardin'in Ömerli ilçesi DYP İlçe Başkanı Servet Cemiloğlu 22 Mayıs'ta İzmir'in Urla ilçesinde baygın halde bulundu. Urla Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Cemiloğlu, ilk tedavisinden sonra polise verdiği ifadede Ankara'da bir kahvede otururken kendilerini polis olarak tanıtan 2 kişi tarafından kaçırıldığını öne sürdü.

İŞKENCE/İŞKENCE İDDİASI : 2

Sosyalist İşçi Gazetesi tarafından yapılan açıklamada okurları ve aynı zamanda Eğitim-Sen İstanbul 2 Nolu Şube üyesi Cem Hire'nin hiçbir gerekçe gösterilmeden polislerce evinden alınarak dövüldüğü belirtildi.

ÇHD Ankara Şubesi Cezaevi İzleme Komisyonu avukatları düzenledikleri basın toplantısında, kolluk güçlerinin uyguladığı sistemli işkencenin ispatının her geçen gün zorlaştığını kaydederek, işkencecilerin cezalandırılmadığını söylediler. Toplantıda konuşan Avukat Nuray Özdoğan, işkence yapan polislere TCK'nın 'işkence yapmak' suçunu düzenleyen 243. maddesi yerine 'kötü muamele'yi düzenleyen 245. maddesinden dava açıldığını vurguladı. Özdoğan işkence davalarından da örnekler vererek, Arif Oktar isimli mağdurun başvurusuyla Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislere açılan işkence davasının 3 yıldan fazla sürdüğünü ve sonunda polislerin aldığı 10 ay hapis cezasının 1/6 oranında indirildiğini belirtti. Gülmihal Yılmaz adlı mağdurun ise 1993 yılında TEM'de yoğun işkenceye uğradığını söyleyen Özdoğan, gözaltında susma hakkını kullanan mağdurun başvurusu üzerine açılan davada ilginç gelişmeler olduğunu, Numune Hastanesi'nden alınan raporların yargı sürecinde karartılarak davanın düşmesinin sağlandığını ifade etti. Avukat Oya Aydın ise 1991 yılında gözaltındayken öldürülen Birtan Altınbaş'ın davasını hatırlatarak, "Dava 8 yıl Ankara Valiliğinde bekletildi. 1998'de yargılama başladı. En son 5 TEM polisi için savcılık esas hakkında mütalaasında ceza istedi. Ancak polis olan sanıklar her nedense bulunamıyor, adreslerini tespit ettiğimiz halde duruşmaya getirilemiyor. Dava sanıkların savunma yapması için bekletiliyor. Zaman aşımına uğrama tehlikesi var" diye konuştu.

İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Diyarbakır ve Tunceli jandarma komutanlıklarında işkenceye maruz kalan Muzaffer Gök, avukatı Yıldız İmrek aracılığı ile savcılığa suç duyurusunda bulundu. 7 Ocak 1994'te Tunceli Mazgirt'e bağlı Hezirge kırsalında 5 TDKP'linin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan çatışmada yer aldığı iddiasıyla İstanbul'da gözaltına alındığını belirten Gök, götürüldüğü Diyarbakır Jandarma Komutanlığı'nda kum torbalarıyla karın ve göğsüne vurma, elektrik, tazyikli su ve ters askı gibi işkencelere maruz kaldığını açıkladı.

Diyarbakır'da gözaltına aldıkları 6 kişiye işkence yaptıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan 18 polisin yargılanmasına devam edildi. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan 18 polis memurundan hiçbirisi katılmadı. Duruşma, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi. İddianamede, gözaltına aldıkları 6 kişiye işkence yaptıkları ve adli görevi ihmal suçlarını işledikleri öne sürülen 18 sanık hakkında, TCK'nın 230. 243 ve 245. maddeleri uyarınca 5'er yıl hapis cezası isteniyor.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Manisalı gençlere işkence yaptıkları gerekçesiyle çeşitli hapis cezalarına çarptırılan 10 polis memuru hakkındaki hükmü usulden bozdu. Daire bozma gerekçesi olarak "sanık avukatlarının savunma hakkının kısıtlanmasını" gösterdi. Yargıtay daha önce de polisler hakkında yerel mahkemenin verdiği beraat kararını, polislerin işkence yaptığı gerekçesi ile bozmuştu. Yargıtay'ın bu kararından sonra sanık polisler Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılanacaklar. Manisa'da 26 Aralık 1995 tarihinde DHKP/C örgütüne yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan 15 genç sevk edildikleri mahkemede kendilerine işkence yapıldığını ve ifadelerinin baskı altında alındığını söylemişlerdi.

ÇEŞİTLİ AMAÇLARLA YAPILAN BASKI VE TEHDİTLER : 2

Şanlıurfa Organize Suçlar Bürosu'nda yasal olmayan işleri ihbar ettiği için tehditler aldığını ileri süren polis memuru Vefa Altunkara, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Halen Asayiş Şube Müdürlüğü Ekipler Amirliği'nde görev yapan Altunkara'nın, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde görev yaptığı sırada bazı yasal olmayan uygulamaları İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbar ettiği ve bu nedenle de tehdit telefonları aldığı belirtildi.

Tunceli'nin Sütlüce köyünde yaşayan 67 yaşındaki Humar Aran, yurtdışında yaşayan oğlu Hüseyin Aran'ın hala arandığını ve bu nedenle kimliğini bilmediği şahıslar tarafından rahatsız edildiğini söyledi. Humar Aran konu ile ilgili olarak 7 Mayıs 2001 tarihinde Tunceli Barosu'na dilekçeyle başvurarak hukuki yardım istedi.

GÖZALTILAR : 3339

ADANA:EMEP Adana İl Örgütü'ne üye İlyas Özmen; Adana DGM kararı ile HADEP teşkilatlarında yapılan aramalar sırasında 45 partili;

ANKARA: TBMM'de görüşülen sendika yasasını protesto amacıyla Kızılay'da oturma eylemi gerçekleştiren 30 KESK üyesi; durumları şüpheli ve kimliksiz oldukları gerekçesiyle 2002 kişi; yasadışı örgüt üyesi oldukları iddiasıyla çoğunluğu öğrenci 35 kişi; evlerine düzenlenen baskınlarla HADEP üyesi 43 kişi; çıkartılmak istenen sendika yasasını protesto amacıyla çeşitli illerden Ankara'ya gelen KESK'lilerden aralarında KESK Başkanının da bulunduğu 350 kişi;

AYDIN: Aydın'nın Köşk ilçesinde yaşları 10-12 arasında değişen 14 kız öğrenci ile eğitmenlik yapan Betül İ. ve Huriye K. isimli şahıslar;

BURSA: İşten atmaları protesto amacıyla Üç Yıldız Sünger ve Kauçuk Fabrikası önünde toplanan ve aralarında Petrol-İş Şube Başkanı Nuri Han'ın da bulunduğu toplan 129 kişi;

DİYARBAKIR: TBMM'de görüşülen sendika yasasını protesto edenlerin 8'i;

EDİRNE: Türkiye'ye girmek isteyen 53 mülteci; Avrupa ülkelerine gitmek isteyen 71 mülteci;

GAZİANTEP: Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ile gelişi sırasında protesto gösterilerinde bulunan 7 İP'li;

İSTANBUL: Bir gemide yapılan aramalar sonucu, Avrupa ülkelerine gitmek isteyen 500 mülteci; Devrimci Mücadele Birliği Dergisi okurları Ercan Tılmaş, Mülazım Pekşirin, Bekir Özen ve soyadı öğrenilemeyen Kurtuluş adlı kişi; Taksim Meydanı'nında basın açıklaması yapmak isteyen yaklaşık 10 kişi; Yeni Demokrat Gençlik Gazetesi muhabiri Sakine Dönmez; Bayrampaşa Cezaevi'nde ölüm orucunda bulunan eşi Oya Açan'ı görmeye giden Selim Açan cezaevi çıkışında; Kadıköy İskele Meydanı'nda hükümetin cezaevleri politikalarını protesto eden 5 kişi; Bayrampaşa Cezevi Hastanesi'nde ölüm orucu eyleminde bulunan Melek Tukur'u ziyarete giden Konfeksiyon İşçileri Derneği çalışanı Mehmet Perktaş;

İZMİR: HADEP yöneticisi 10 kişi;

KOCAELİ: İzmit Büyükşehir Belediyesi'ne ait Klinik ve Tehlikeli Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi (İZAYDAŞ) önünü konteyner ile kapatarak içeriye katı atık girmesini engellemek isteyen 10 Greeenpeace üyesi;

MALATYA: Darende'de Özel Hulusi Efendi Yüksek Öğrenim Öğrenci yurduna 2 Mayıs'ta düzenlenen baskında Darende İlahiyat Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi Mehmet Emin Gün;

MANİSA: Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde Cengiz Topel İlköğretim Okulu duvarlarına ve kömürlük deposunun kapısına "yasadışı terör örgütünü öven" sözler yazdığı iddiasıyla 13 yaşındaki S.Ş.;

ORDU: Ünye ilçesinde ilköğretim okulunun duvarına bir örgüt lehine yazı yazdıkları iddiasıyla yaşları 15-17 arasında değişen beş kişi (M.E., A.A., M.K., A.Ş., A.Ş.) gözaltına alındı.

Bergama: Madende altın üretimine başlanması üzerine çevre yolunu kesen köylülerden Çevre Yürütme

TUTUKLAMALAR : 33

ANKARA: Gözaltına alınan HADEP'lilerin 27'si;

İSTANBUL: Sarıgazi'de, Sosyalist İktidar Partisi(SİP)'ne ait Komünist gazetesini satan 4 kişi;

İZMİR 28 Nisan'da Kaldıraç Dergisi afişleri asarken gözaltına alınan Erhan Yama ve Yurttaş Yama tutuklandılar.

CEZAEVLERİNDE YAŞANAN OLAYLAR : 3 (olaylardan pek söz edilmiyor)

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Edirne F tipi Cezaevi'nde bulunan müvekkilleriyle görüşmek isterken çeşitli muamelelere maruz kalan avukatlar Sevim Akat, Gül Altay, Fatma Gül Yolcu ve Mihriban Kırdök hakkında "devlet memuruna hakaret" ettikleri iddiasıyla soruşturma başlattı. Edirne F tipi Cezaevi'ndeki iki bayan gardiyan ve cezaevi müdürünün hazırladığı tutanağın ardından başlatılan soruşturma dahilinde Akat, Altay, Yolcu ve Kırkdök, 21 Mayıs 2001 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek ifade verdi.

Ulucanlar Cezaevi'nde 26 Eylül 1999'da gerçekleşen ve 10 tutuklu ve hükümlünün ölümüyle sonuçlanan operasyonla ilgili aralarında yarbay, binbaşı ve yüzbaşı rütbelerindeki subayların da bulunduğu 161 jandarma görevlisinin yargılanmasına devam edildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, Ankara İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda görevli Yarbay Ali Öz ve Binbaşı Zahit Engin, Çankaya İlçe Jandarma Bölük Komutanı Yüzbaşı Muhittin Ateş, Jandarma Okullar Komutanlığı'nda görevli Yüzbaşı Nevfel Denizyılmaz'ın da aralarında bulunduğu 32 jandarma görevlisi ile müdahil avukatları katıldı.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığının ihbarı üzerine, Ulucanlar Cezaevi operasyonu sonrasında haklarında dava açılan mağdurların savunmalarını üstlenen 28 avukat hakkında "Örgüt üyesi tutuklularla birlikte slogan atmak, izleyicileri jandarmaya karşı kışkırtmak" suçlamasıyla soruşturma izni verdi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu, "Hayata Dönüş" operasyonundan bugüne cezaevlerinde yaşanan sorunları ele alan raporunu tamamladı. Komisyon'da değerlendirilecek raporda, 'tecavüz, dayak ve tutuklu ve hükümlülerin bazı eşyalarının kaybolması' dışında, 'nakillerde ve F tipi cezaevlerinde herşeyin normal olduğu' kaydedildi. DSP'li Hasan Macit, MHP'li Abbas Bozyel, FP'li Nezir Aydın, ANAP'lı Miraç Akdoğan ve DYP'li Kamer Genç'ten oluşan Komisyon, ölen mahkum ve görevlilere ilişkin otopsi raporlarının gelmediğini, bu nedenle raporun cezaevlerinde yapılan görüşme, gözlem ve İçişleri Bakanlığı'nın video görüntülerine dayandığını vurguladı. Raporda tutuklu ve hükümlülerin nakiller sırasında kötü muamele, işkence ve tecavüz iddiasında bulundukları belirtilerek, "Tek kişilik ve üç kişilik odalarda bulunan tutuklu ve hükümlülerden görüşülen kişiler, operasyon ve sonrası nakillerde kötü muamele gördüklerini, Kandıra Cezaevi'nde bulunan 3 mahkum ise kendilerine cop ile tecavüz edildiğini iddia etmişlerdir" denildi.

Bursa Özel Tip Cezaevi'nde, "Hayata Dönüş" operasyonu sırasında "cezaevinde isyan, intihara teşvik ve yardım etmek" suçunu işledikleri iddia edilen 109 tutuklu ve hükümlünün yargılanmasına devam edildi. Davada, 31 kişi tahliye edildi. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve sadece avukatların katıldığı duruşmada, cezaevinde görev yapan 11 gardiyan tanık olarak dinlendi.

Cezaevlerindeki uygulamalara ilişkin olarak infaz hakimliği kurulmasını öngören tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Yasa ile oluşturulan infaz hakimlikleri ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkındaki işlemler veya bunlara ilişkin şikayetlerin incelenerek karara bağlanması öngörülüyor. İnfaz hakimleri, Adalet Bakanlığı'nca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü alınıp yargı çevresinde ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunan Ağır Ceza Mahkemeleri ile coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak, ilçe Asliye Ceza Mahkemelerinde kurulacak. İnfaz hakimliğinin yetki alanı, kurulduğu yer Ağır Ceza veya Asliye Ceza Mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlı olacak.

"Hayat Dönüş" operasyonundan önce Bursa Özel Tip Cezaevi'nde mahkumları muayene eden Bursa Tabip Odası'ndan 4 doktor hakkında 'yetkili makamların emirlerine uymamak'tan TCK'nın 526/1.maddesi uyarınca 6'şar aya kadar hapis cezası istendi. Savcı Ali Yılmaz, doktorlara 'mahkumları ölüm orucundan vazgeçirmek için' cezaevine giriş izni verildiğini, doktorların bunu yapmamalarının suç olduğunu iddia etti.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, F tipi cezaevlerinde ortak yaşam alanlarının kullanılmasıyla ilgili esasları konu alan bir genelge yayınladı. Türk'ün genelgesiyle F tipindeki ortak alanların kullanılması bir çok şarta bağlanmış oldu. TMY 16. maddesinin uygulamasını düzenleyen genelgede ortak alanlardan değil, 'faaliyet ve uygulamalardan' bahsedildi. Genelgede, zamanında hazırlanmayanların 'faaliyet'e alınmaması, üç kez zamanında hazırlanmayanlara da 'faaliyet'in yasaklanması öngörülüyor. Salon, kreş, kütüphane, işyurtları ve atölyelerden yararlanma esaslarını belirleyen genelgede şu şartlar yer aldı: Mahkumların nerede kalacağı ve ortak alanlardan yararlanıp yararlanamayacağına seçici komisyon karar verecek. Komisyon cezaevi müdürü, doktor, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, öğretmen ve başgardiyandan oluşacak. Komisyon mahkumun işlediği suçtan kültürel düzeyine kadar durumunu inceleyerek onun tek kişilik odada mı, yoksa üç kişilik odada mı kalacağına karar verecek. Mahkumu odasında izleyecek olan Seçici Komisyon, bir rapor hazırlayacak. Bu rapor doğrultusunda mahkumun katılabileceği faaliyetler belirlenecek. Arama ve denetlemelerde ortak alanlar kapatılacak. Faaliyet programının mahkum için durdurulması veya iptaline Disiplin Kurulu karar verecek. Kurulun bu kararına mahkeme nezdinde itiraz edilebilecek. Açlık grevi, firar girişimi, boykot, isyan ve doğal afet gibi hallerde ortak alanlar kapatılabilecek. Mahkum günlük faaliyete zamanında hazırlanmadığı takdirde o günkü hakkını, üç kez isteksiz davrandığında ise tüm hakkını kaybedecek.

Kardeşiyle görüşmek üzere Sincan F Tipi Cezaevi'ne giden Mustafa Gül, kardeşi Ali Gül ile Metin Akbıyık'ın, 8 Mayıs günü duruşma sonrası cezaevine götürülürlerken jandarmalar tarafından dövüldüklerini söyledi. Mustafa Gül, atılan dayak sonucu kardeşinin burnunun kırıldığını açıkladı.

F tipi cezaevlerindeki "tecrit" uygulamasını "kısmen" kaldırılan ve açık görüş olanağı sağlaması düşünülen Terörle Mücadele Yasası'nın 16. maddesindeki değişiklik TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Düzenlemeyle hükümlülerin, kendileri için hazırlanan "iyileştirme ve eğitim" programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma, iş yurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabilecekleri hükme bağlanıyor. Yasaya göre programların süresi ve katılacak hükümlülerin sayısı,

CEZAEVLERİNDE ÖLÜM : 5

Uğur Türkmen adlı şahsın Mersin'de hayatını kaybetmesiyle birlikte ölüm orucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 23'e yükseldi. Türkmen, DHKP/C örgütüne üye olmak suçundan yattığı Sincan F Tipi Cezaevi'nden 5 Ocak'ta tahliye olmuştu. Türkmen cezaevinde başladığı ölüm orucu eylemini tahliye olduktan sonra Mersin'deki evinde de sürdürmüştü.

F tipi cezaevlerini protesto etmek için sürdürülen ölüm oruçlarında 2 kişi daha hayatını kaybetti; Ankara'da Cafer Tayyar Bektaş'ın, İzmir'de ise Hüseyin Kayacı isimli mahkumların yaşamını yitirmesiyle ölü sayısı 23'e yükseldi.

Bayrampaşa Özel Tip Cezaevi'nde tutuklu bulunan ve Senegal uyruklu olduğu belirtilen Osman Gahta adlı şahıs hayatını kaybetti. Gahta'nın aniden rahatsızlandığı ve Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı ancak kurtarılamadığı kaydedildi. Osman Gahta'nın "uyuşturucu suçundan" cezaevinde tutuklu bulunduğu öğrenildi.

Çek dolandırıcılığından tutuklu bulunduğu İstanbul'dan benzer suçlar nedeniyle ifadesi alınmak üzere Gaziantep'e götürülen Mehmet Yaşar Yediler adlı şahsın, Gaziantep Cezaevi'nde kaldığı D 7 koğuşunda, Ali Çolak adlı hükümlü tarafından şişlenerek öldürüldüğü açıklandı. Çolak'ın "Cinsel tacizde bulunduğu için öldürdüm" dediği ileri sürüldü.

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

İstanbul Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, "Düşünceye Özgürlük 2000" adlı kitaba yayıncı olarak imza atan 16 aydının yargılanmasına başlandı.

Gazeteci Ahmet Taşgetiren ve Abdurrahman Dilipak, Malatya DGM'nin TCK'nın 312/2. maddesi uyarınca "Halkı, din, dil, ırk, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçundan haklarında verilen bir yıllık hapis cezasını Yargıtay'ın bozması üzerine İstanbul 1 Nolu DGM'de talimatla ifade verdiler.

İSTENEN CEZA : 367 yıl hapis+

"Düşünceye Özgürlük 2000" kitabına yayıncı olarak imza atan 16 aydının "Halkı askerlikten soğutma yönünde neşriyatta bulundukları" gerekçesiyle Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde yargılanmalarına başlandı. Duruşmaya sanıklardan müzisyen Şanar Yurdatapan, Prof. Hüseyin Ali Nesin, KESK eski Genel Başkanı Siyami Erdem, Türkiye Yazarlar Birliği eski Genel Başkanı Mehmet Atilla Maraş, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen, İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, gazeteci Etyen Mahçupyan ve radyo programı yapımcısı İbrahim Ömer Madra ile avukatları katıldı. MAZLUMDER Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu'nun da aralarında bulunduğu diğer sanıklar duruşmaya katılmadı. Sanıkların kimlik tespitlerinin ardından sanık avukatlarında Bahri Bayram Belen söz alarak mahkemenin görevsizliği, duruşmanın tatili talepleriyle Anayasaya aykırılık iddialarının yer aldığı dilekçeyi mahkemeye sundu. Mahkeme Başkanı Albay Mehmet Sever, Cumhuriyet Savcısı'nın talebi doğrultusunda askeri mahkemelerin sivil kişilerin özel kanunlarda belirtilen askeri suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla yükümlü olduğunu belirterek avukat Belen'in taleplerini oybirliği ile reddettiklerini açıkladı. İddianamenin okunmasının ardından savunmalarını yapmaları istenen sanıklar, Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nin adil ve bağımsız yargılama yapacağına inanmadıklarını belirterek savunma yapmadılar.

Ölüm oruçlarında bir uzlaşma sağlanabilmesi için gittiği Bayrampaşa Cezaevi'ndeki izlenimlerine ilişkin yazıları nedeniyle gazeteci Can Dündar hakkında, "örgüt propagandası" yapmak suçlamasıyla 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın ilk duruşması Ankara DGM'de görüldü.

Eski milletvekili Hasan Mezarcı'nın 'Hükümetin manevi şahsiyeti, devletin askeri ve emniyet kuvvetlerini tahkir ve tezyif etmek ile Cumhurbaşkanı'na hakaret etmek' suçlarından hakkında açılan davada 12 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 1 Mayıs günü görülen duruşmaya Bandırma Cezaevi'nde tutuklu bulunan Hasan Mezarcı ile avukatı Hüseyin Ayan katıldı.

Eski MİT mensubu Mahir Kaynak hakkında, "Yel Üfürdü Su Götürdü" adlı kitabında MİT'in gizli belgelerini ifşa ettiği iddiasıyla dava açıldı. Mahir Kaynak 2937 sayılı kanun uyarınca 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası istemiyle yargılanacak. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cevat Özel tarafından hazırlanan iddianamede, Kaynak'ın sözkonusu kitabında MİT'e ait gizli belgelerin ifşa edildiği öne sürüldü.

Sendikacı Süleyman Yeter'in gözaltında öldürülmesine ilişkin davayı izledikten sonra adliye koridorunda attıkları sloganlarla "Cumhuriyeti tahkir ve tezyif ettikleri" öne sürülen 58 kişi hakkında dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 12 Mart 2001 tarihinde görülen duruşmadan çıkanların adliye koridorlarında çeşitli sloganlar attıkları belirtiliyor.

VERİLEN CEZA : 8 yıl, 8 ay hapis, 152.100.000.- lira para cezası

"Deprem İlahi İkazdır" diyen Yeni Asya Gazetesi'nin 4 yazarı daha, İstanbul 3 Nolu DGM'de görülen davalarında TCK'nın 312/2 maddesinden dolayı toplam 80 ay hapse mahkum edildiler. 1999 yılının ikinci yarısından beri devam eden davanın karar duruşmasında mahkeme heyeti, savcının isteği doğrultusunda Yeni Asya Gazetesi yazarları Şaban Döğen, Sami Cebeci, Abdil Yıldırım ve Cemil Tokpınar'ın tek tek 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.

Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında Antalya'nın Manavgat ilçesinde yayın yapmakta olan Klas TV'de yaptığı bir konuşma nedeniyle, İzmir DGM'de TCK 312/2'den yargılanan yazar Emine Şenlikoğlu'na iki yıl hapis, 152 milyon 100 bin lira da ağır para cezası verildi.

CEZAEVİNE GİREN/ÇIKAN DÜŞÜNCE MAHKUMU

Yeni Asya Gazetesinin sahibi Mehmet Kutlular, Said-i Nursi'nin vefatının 39. yıldönümü nedeniyle Ankara Kocatepe Camii'nde düzenlenen mevlitten sonra yaptığı konuşmada, "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği" gerekçesiyle Ankara 1 Nolu DGM'nin verdiği 2 yıl 1 günlük hapis cezasının infazı amacıyla Metris Cezaevi'ne konuldu. Kutlular'ı evinden, Yakuplu Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerler alarak cezaevine götürdüler.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, "Hükümetin manevi şahsiyeti, devletin askeri ve emniyet kuvvetlerini tahkir ve tezyif etmek" suçundan yargılanan eski milletvekili Hasan Mezarcı'nın tutuksuz yargılanmasına karar verildi ve Mezarcı tutuklu bulunduğu Bandırma Cezaevi'nden 15 Mayıs'ta salıverildi.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RFS) tarafından gazetecilerin yaşadıkları ihlallerle ilgili yapılan puanlamada Türkiye "kötü" kategorisinde yer aldı. RFS'nin raporuna göre Türkiye'de gazeteciler ve basının uğradığı ihlaller şöyle: 2000 yılında 13 gazeteci cezaevine girdi, 50'si gözaltına alındı, 17'si saldırıya uğradı. 1999'da 2378 kapatma kararı çıkaran RTÜK, 2000 yılında da pek çok radyo ve televizyon hakkında toplam 4500 gün kapatma cezası verdi. 2000 yılının en büyük tesellisi, Türkiye'de hiçbir gazetecinin katledilmemesi ve işkencede öldürülmemesi oldu. 1999'da 1 gazeteci cinayeti, 4 işkence, 7 tutuklama, 87 gözaltı ve 26 saldırı yaşanmıştı. 21 Aralık 2000'de yürürlüğe giren "Şartlı Tahliye ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun" uyarınca 2 gazeteci (Yalçın Küçük ve Ali Rıza Halis) koşullu tahliye edilirken, aynı yasa gereği Metin Göktepe'nin katilleri de serbest bırakıldı.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "RTÜK ve Uygulamaları" konulu konferansta konuşan RTÜK Başkanı Nuri Kayış, RTÜK'ün kurulduğu günden bu yana radyo ve televizyon kuruluşlarına toplam 13000 gün yayın durdurma cezası verdiğini ve bunun da yaklaşık 36 yıl yaptığını söyledi.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ANAP İstanbul milletvekili Cavit Kavak'ın, hakkında "gizli izleme ve gözetlenme" istenen kişiler arasında yer aldığını, ancak Kavak'ın milletvekili olduğu anlaşılınca işlem yapılmadığını açıkladı. Bakan Türk, Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'na dayanılarak 3 yıl içinde Ankara'da 720, İstanbul'da ise 963 kişinin dinlendiğini açıkladı.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Yasa Taslağı Anayasa Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarıya göre radyo, televizyon ve veri yayınları hukukun üstünlüğüne, Anayasa'nın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, millî güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak, kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılacak. Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılmayacak. Yayınlar, toplumu şiddete, ayrımcılığa, düşmanlığa tahrik edici nitelikte olamayacak. Üst Kurul üyelerinden beşi, siyasi parti gruplarınca belirlenecek kontenjan doğrultusunda gösterilecek ve TBMM Genel Kurulu'nca seçilecek. Üyelerden ikisi, YÖK'ün teklifi ile Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Bir üye, basın meslek örgütlerinin göstereceği adaylar arasından, bir üye de MGK Genel Sekreterliği'nin göstereceği iki aday arasından yine Bakanlar Kurulu'nca atanacak. Üst Kurul üyeleri 4 yıl süreyle görev yapacak. Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 250 milyar lira, yerel ve bölgesel yayın yapan kuruluşlara 25 ile 125 milyar lira arasında idari para cezası uygulayabilecek. Öte yandan komisyonda tasarıya eklenen 8 yeni madde ile basın yoluyla işlenen suçların kapsamı genişletilirken verilecek para cezaları da en az bin kat artırıldı. Komisyonda tasarıya eklenen bir madde ile sanal ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlandı.

KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN YAYIN VE ETKİNLİK : 21 (392 gün)

RTÜK, Malatya'da yayın yapan Channel Malatya'yı 'toplumu şiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk eden yayınlar yaptığı' gerekçesiyle 180 gün kapattı. Kanal 6'ya birer gün süreyle üç kez, Flash TV ve Kanal D'ye de birer gün yayın durdurma cezası verildi. RTÜK ayrıca, Radyo Arkadaş'a (Adana) 90, Marmara FM'e (İstanbul) 30, Şanlıurfa TV'ye 15, Arifan Radyo'ya (Ankara) 3, Çağ FM'e (İstanbul) 3, Denge Radyoya (Ankara) 15, Arifan Radyoya (Ankara) 7, Best FM (İstanbul) 7 ve Hedef Radyo'ya da (Ankara) 3'er gün yayın durdurma cezası verdi. Radyo Ekin'in yayınlarının 30 gün, 3 gün ve bir gün olmak üzere üç kez durdurulmasını da karara bağladı.

Gelenek Dergisinin 3. sayısı; Komünist Gazetesinin 15. sayısı; Odak Dergisi'nin Mayıs sayısı; Devrimci Demokrasi Gazetesinin 7. Sayısı toplatıldı.

Numune Hastanesi Mahkum Koğuşu'na Evrensel, Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinin sokulması yasaklandı.

GAZETECİLERE VE YAYIN ORGANLARINA YÖNELIK BASKILAR/SALDIRILAR : 3

Ankara'da (mı?) Özer Biçer adlı bir emniyet amiri, Çamlıca Mahallesi polis lojmanlarındaki Fatih Sultan Mehmet Camii'ne baz istasyonu takılması sırasında polis lojmanlarında ikamet eden polis yakınlarının, baz istasyonuna dönük protestolarını haber yapmak isteyen ve bu amaçla görevini yapmaya çalışan Cihan Haber Ajansı muhabiri Ziya Yıldırım'a 'yavşak' şeklinde hakaret edip arkadan kelepçe vurarak gözaltına aldı. Hızını alamayan amir Özer Biçer, elleri arkadan kelepçeli olarak polis otosuna bindirilen CHA muhabirine oto içinde de hakaretler ederek darp etmeyi sürdürdü.

Daha önce Kütahya Emniyeti'ne bağlı sivil polislerce dövülerek tehdit edilen Kütahya Evrensel Gazetesi muhabiri Erdoğan Koşar'a yönelik tehditlerin sürdüğü belirtildi.

Sakarya'da ülkücü oldukları belirtilen 25 kişilik bir grup, Kanal 54 televizyonunun yayınladığı bir program sırasında televizyon binasını basarak program katılımcılarını dövdüler.

Ankara DGM Başsavcısı Cevdet Volkan, Ankara DGM kapsamında basın mensuplarına şu sınırlama ve uygulamaları getirdi: "Gazeteciler, duruşma izlemek dışında DGM'ye giremeyecek. Girişlerde Adalet Bakanlığı kartları geçersiz olacak, kimlik karşılığı 'DGM ziyaretçi kartı' verilecek. Gazetecilerin üstü aranacak. Gazeteci konuşmak istediği savcıyı danışma bürosundan arayacak. Savcı kabul ederse aşağı inip gazeteciyi odasına çıkaracak. Hangi gazetecinin hangi savcıyla görüştüğü kaydedilecek."

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ : 102

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Memur : 32

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 65

TBMM Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu'nda, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluş yasasında değişiklik öngören tasarı kabul edildi. Tasarı, başkanlık bünyesindeki "Donatım Müdürlüğü"nün "İdari ve Mali İşler Başkanlığı" olarak değiştirilmesini öngörüyor. Yeni düzenlemeye göre, bu birim, "Devletin varlığı ve bağımsızlığı ile vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik iç ve dış tehditleri etkisiz kılmak, halkın psikolojik ve manevi yönden moralinin ve direncinin sağlam tutulmasını sağlamak amacıyla plan ve program hazırlamak, uygulamak ve bu konularda ilgili bakanlık kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak" görevini de üstlenecek. Bu birim ayrıca, diyanetin halkla ilişkilerle ilgili faaliyetlerini de yürütecek.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın birlikte düzenledikleri "Türkiye'nin Dinsel Sorunlarına Yeni Çözüm Arayışları" konulu panelde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, din-devlet, din-siyaset ilişkilerinin hem karmaşık hem geniş kapsamlı ve çok iddialı bir konu olduğunu söyledi. Türkiye'de öncelikle irticanın nasıl anlaşılması gerektiği sorununun çözümlenmesi gerektiğine işaret eden Yılmaz, dindar insanların dini yaşantılarından dolayı rahatsız ve mağdur edilmemesini istedi. Yılmaz şöyle devam etti: "Hiç şüphe yok ki dinimiz İslamiyet, irticayı, yobazlığı ve şiddeti reddeder. Devlet şuurlu ve şuursuz ortaya çıkan bu eğilimlerle en etkin bir şekilde mücadele etmelidir."

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI)'nde işçiler tarafından mescit olarak kullanılan bölüm "verimi düşürüyor" gerekçesiyle yasaklandı. Üretim ve Malzeme Direktörü Ercan Türken imzasıyla birimlere gönderilen, "iş yerinde dikkat edilecek önemli hususlar" konulu yazıda, işçilerin oluşturduğu mescidin kapatıldığı belirtilerek, yeni mescit yapılması girişimlerinin önlenmesi istendi. Türken, yazısında şöyle dedi: "Son yapılan teftiş neticesinde, bazı çalışma ortamlarında, namaz kılınması maksadıyla belirli yerlerin oluşturulduğu tespit edilmiştir. Alınan tedbirler ile bu durumun ortadan kaldırıldığı tarafıma rapor edilmiş olmasına rağmen, benzer durumların tekrar etmemesi için kendi sorumluluk sahalarınızda kontrol yapılmasını, personelin çalışma yerlerine uygun olmayan düzenlemeler yapmalarına müsaade edilmemesini, belirten hususlarla ilgili gelişmelerin, yönetim toplantısında görüşülmek üzere gerekli hazırlıkların yapılmasını önemle rica ederim.

Kırşehir Nüfus Müdürlüğü, nüfus cüzdanı almaya gelen vatandaşlardan "devrim ilkelerine uygun" fotoğraf getirmelerini şart koşmak suretiyle başörtülü resimlerin kabul edilmeyeceğini açıkladı. İl Nüfus Müdürü Şinasi Kaya'nın imzasını taşıyan "Nüfus cüzdanı nasıl alınır?" başlıklı listedeki fotoğrafla ilgili maddede şu ifadelere yer verildi: "Fotoğrafın önden başı açık ve devrim ilkelerine uygun sivil giysiler içerisinde olması gerekir."

Eskişehir Arkeoloji Müzesi'ni gezmek isteyen F.D isimli öğrenci başörtülü olduğu gerekçesiyle müze görevlisi tarafından hakarete maruz kaldı ve müzeye sokulmadı.

17 Ağustos depreminden sonra söylediği sözler nedeniyle İstanbul DGM tarafından hakkında soruşturma açılan ve tutuklanarak cezaevine konan Cübbeli Ahmet Hoca'nın (Ahmet Ünlü'nün), depremden önce faaliyetlerde bulunduğu Adapazarı'ndaki Mekke Mescidi, Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi.

Kayseri'de 3. Lige yükselen Konya Ladik Kompenspor'lu futbolcuların kazandıkları maç sonrası sahada topluca namaz kılmaları üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı inceleme başlattı. Kayseri Cumhuriyet Başsavcısı Osman Vuraloğlu, "yerel televizyonlardan kaset istedik. Kasetleri inceledikten sonra suç unsuru ile karşılaşırsak soruşturma açacağız" dedi.

KAMU GÖREVLİLERİNE YÖNELİK BASKILAR

Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri 18 başörtülü öğretmenin görevlerine son verildiğini açıkladılar. Yetkililer, 28 Şubat'tan önce il genelinde 280 başörtülü öğretmenin bulunduğunu ve bunlardan 250'sinin "ikna çalışmaları" sonucunda başlarını açtıklarını belirttiler. Başörtüsü yasağına karşı çıkan 30 öğretmenden 12'sinin soruşturma aşamasında "ikna" oldukları belirtildi.

Adana Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Turan Dönmezer ile Rüstem Özcan gözetiminde yapılan kura çekimine giden Türk Dili ve Edebiyat öğretmeni Mesude Coşkun, başörtülü olduğu gerekçesiyle kura çekimi sırası kendisine geldiğinde gözetmenlerin engeliyle karşılaştı ve kura çekmesine izin verilmedi.

Şişli Anadolu İlköğretim Okulu Tarih Öğretmeni Zekiye Yağmurcu, başörtülü olduğu gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarıldı. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararında Zekiye Yağmurcu'nun Kılık-Kıyafet Yönetmeliği'ne uymadığı, derslerde başı kapalı olarak bulunduğu, ideolojik amaçlarla kurumun huzur, sükun ve çalışma düzenini bozduğu iddia edildi.

ÜNİVERSİTELERDE YAŞANAN BASKILAR

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zümrüt, Kur'an-ı Kerim dersinin bir saatini, "ulusal marşlar" olarak nitelediği "İstiklal Marşı", "Onuncu Yıl Marşı" ve "Gençlik Marşı" gibi marşlara ayırdı. İlahiyat Fakültesi öğrencilerini öncelikle marşlardan sınav yapacağını açıklayan Zümrüt, bu sınavdan geçemeyenin Kur'an-ı Kerim dersinden geçemeyeceğini söyledi. Zümrüt'ün bu açıklamalarından bir süre sonra, fakültenin birinci ve ikinci sınıf öğrencileri konferans salonuna doldurularak Eğitim Fakültesi'nden getirtilen bir öğretim görevlisi önderliğinde sözkonusu marşlar öğretilmeye başlandı. Sözkonusu uygulamayı, öğrencilerde "ulusal bilinç yaratmak" amacıyla uygulamaya koyduğunu açıklayan Zümrüt, hedefinin de "devletiyle milletiyle barışık" öğrenciler yetiştirmek olduğunu belirtti. Konuyla ilgili gazeteci Gülay Göktürk'e bilgi veren Zümrüt, marşları öğrenmeyenin dersten kalacağı tehdidini ise "öğretmenin öğrencilerini motive etmek için kullandığı bir yöntem" olarak nitelendirdi.

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA YAŞANAN BASKILAR

Bartın İmam Hatip Lisesi'nde 64 öğrenci okulların tatil edilmesine bir ay kala başörtülü oldukları gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldılar. Sabah saatlerinde okula giden 64 kız öğrenci okula alınmadı. Okuldan atılan öğrenciler için İlçe Disiplin Kurulunun aldığı kararda şöyle denildi: "Öğrencinin derslere, eğitim öğretim etkinliklerine, sosyal ve kültürel çalışmalara irticai faaliyetlerin simgesi haline gelmiş türbanla katılmakta ve bu tutumlarında ısrar etmeleri siyasi ve ideolojik amaçlı olduğundan tasdikname ile uzaklaştırılmasına karar verilmiştir."

Gaziantep'te yapılan açık lise sınavlarına örtülü öğrenciler okullara rahatça girerken, sadece 19 Mayıs Lisesi'nde başörtülü oldukları gerekçesiyle bir grup öğrenci sınava alınmadı.

YARGILAMALAR

İzmir'de öğrencilerini "irticai kurumlara" yönlendirdiği yolundaki iddialar üzerine hakkında dava açılan Balçova Ticaret Meslek Lisesi Edebiyat öğretmeni Bekir Kocagöz mahkeme kararıyla aklandı. Mahkeme Karagöz'ün cezalandırılmasını gerektirecek bir unsur olmadığına karar vererek beraat ettirdi.

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ : 11

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 8

Öğrenci Olayları : 1

YÖK'ün Fatih Üniversitesi'ne önümüzdeki öğretim yılında öğrenci alınmaması kararı Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Fatih Üniversitesi'nin YÖK kararını dava etmesi sonucunda 3. İdare Mahkemesi 'öğrenci alınmaması' kararının yürütmesini durdururken üniversitenin uyarılması yönündeki kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. YÖK'ün karara itirazını değerlendiren Ankara Bölge İdare Mahkemesi de, aynı yönde karar verdi. Böylece, Fatih Üniversitesi'nin 2001-2002 öğretim yılında öğrenci alabilmesinin önündeki engel de ortadan kalmış oldu.

Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, DYP Balıkesir milletvekili İlhan Aytekin'in "Fatih Üniversitesi'ndeki yönetici ve öğretim elemanlarının, kanunların suç saydığı bir fiilden ceza alıp almadığına" ilişkin soru önergesini yanıtladı. Bostancıoğlu, Fatih Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Fahrettin Gücün, rektör yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Özcan, eski Ankara Meslek Yüksekokulu Müdürü Mahmut Aydın ve şimdiki müdürü Doç. Dr. Ali Fuat Balkan'ın kız öğrencilerin okula türbanla devam etmelerine ve bir kısım personelin türbanla görev yapmalarına göz yumdukları iddiasıyla haklarında Yükseköğretim Denetleme Kurulu'nca yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda 'Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurların Disiplin Yönetmeliği' uyarınca yönetim görevinden ayırma cezası ile cezalandırılmalarının teklif edildiğini bildirdi. Teklifin Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla toplanan YÖK genel kurulunda kabul edildiğini de kaydeden Bostancıoğlu, rektör vekilinin atanması sırasında yönetmeliğin amir hükmü ve YÖK'ün olumsuz görüşüne rağmen tayin edildiğini belirtti. Bostancıoğlu yükseköğretim, "Atatürk inkılap ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı öğrenciler yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim ve öğretimdir" amacını benimsediği yolunda tereddütler bulunan bir kişinin rektör vekili olarak tayin edilmesinin YÖK tarafından uygun görülmediğine işaret etti.

Meslek liselerinden meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi düzenleyen yasa tasarısı TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarı, bütün meslek liselerinden meslek yüksek okullarına sınavsız geçişi sağlarken İmam Hatip Lisesi mezunları bu haktan 'sınırlı bir şekilde' yararlanabilecek. Tasarı Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da görüşüldükten sonra TBMM Genel Kurulu'na sunulacak.

Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde okuyan Özgür Demirci adlı öğrenci, Ülkü Ocakları Bölge Başkanı Serhat Durak ve iki üyesinin saldırısına uğradığını açıkladı.

YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç'u "PKK yanlısı" olduğu iddiasıyla Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'e görevden alması için şikayet etti. Gürüz iddiasına dayanak olacak somut belgeler gösteremezken kendisine bu yönde istihbarat raporları geldiğini ileri sürdü. Gürüz'ün bu isteği Sezer tarafından reddedildi.

Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ildeki okullara gönderdiği yazıda, Mayıs ve Haziran ayları için katkı payı adı altında öğrencilerden 1'er milyon lira toplanmasını istedi.

Eğitim-Sen 1 Nolu Şube yöneticilerinden Haşim Kozakbaş, Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu'nda, çeşitli adlar altında para alınmasına karşı imza kampanyasında bulunan 8 öğrenci hakkında başlatılan soruşturmanın neticesinde öğrencilere "okuldan uzaklaştırma cezası" verildiğini açıkladı.

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

Tüm Yargı-Sen Genel Başkanı Tekin Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 16 sendikacı hakkında açılan davaya Ankara Adliyesi'nde devam edildi. Soruşturmanın genişletilmesi istemi olmadığını belirten duruşma savcısı Hakan Kızılarslan, "Örgütlerin F tipi cezaevlerini protesto etmek için yaptığı eylemlerin amacına ulaşmasını sağlamak amacıyla kendi denetimlerinde ve yönetimlerindeki birtakım dernek, vakıf ve sendika gibi yasal kuruluşları eylemlerine karıştırdıklarını" iddia etti. Savcı Kızılarslan, 16 kişi hakkında TCK'nın "terör örgütüne yardım ve yataklık" hükmünü düzenleyen 169 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "ceza artırımını" öngören 5. maddeleri uyarınca 4 yıl 6'şar aydan 7 yıl 6'şar aya kadar ağır hapis cezaları talep etti.

Türk Tabibleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri hakkında, 19 Aralık cezaevleri operasyonlarıyla ilgili açıklamaları nedeniyle açılan 'görevden alınma' davasına Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Emniyet'in ihbarı üzerine açılan davada savunma yapan hekimler "Böyle bir dava için mahkeme karşısında olmaktan kendimiz ve ülkemiz adına utanç duyuyoruz" dediler

Adalet Bakanlığı'nın istemiyle İstanbul Barosu hakkında başlatılan F tipi soruşturması takipsizlikle sonuçlandı. Bakanlık, Baronun F tipi cezaevlerine yönelik girişimlerinden rahatsız olarak Baronun bu yöndeki çalışmalarını 'illegal' ve Avukatlık Yasası'nda 'baroların işlevlerinin' sıralandığı 76. maddeye aykırı olduğunu belirterek yönetim kurulunun görevden alınmasını istemişti. Bakanlık iddialarına delil olarak ise basında çıkan haberleri göstermişti. Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı, yürüttüğü soruşturma sonucunda İstanbul Barosunu suçsuz buldu. Adalet Bakanlığı'nın iddia ettiği gibi ortada 'illegal bir karar' bulunmadığına karar veren savcılık baronun avukatlık yasasına aykırı hareket etmediğini belirterek soruşturmayı 'takipsizlik' kararıyla sonuçlandırdı.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILAR/SALDIRILAR : 10

F tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla sivil toplum kuruluşlarınca 20-21 Mayıs'ta Kızılay Güvenpark'ta yapılması planlanan eylemi Ankara Valisi Yahya Gür yasakladı. Gür, ayrıca KESK'in 26 Mayıs günü Kızılay Meydanı'nda yapmak istediği mitinge de izin vermedi.

Demokrasi ve Barış Partisi (DBP) Diyarbakır İl Örgütü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislerin 20 Mayıs günü il binasını bastığı belirtilerek baskın sırasında partinin arandığı ve arşivlerinde bulunan bazı yayınlara el konulduğu ifade edildi. Ayrıca aynı gün "anadilde eğitim" konulu panelin de Siyasi Partiler Kanunu'nun 18. maddesi gerekçe gösterilerek yasaklandığı kaydedildi.

TBMM gündeminde bulunan Sendika Yasa Tasarısı'nın geri çekilmesi için çeşitli yerlerde protesto gösterilerinde bulunan KESK'liler, Yalova'da polisin saldırısına uğradılar. Göz yaşartıcı spreyler ve coplarla saldıran polis 7 kişinin yaralanmasına neden oldu.

İzmir'de Emek Platformu'nun 1 Aralık'ta düzenlediği "bir günlük iş bırakma" eylemine katılan öğretmenlerden 93'ü hakim karşısına çıktı. Haklarında "toplu olarak alınan karar gereği kanun hükümlerine aykırı olarak görev yerine gelmemek" suçunu işledikleri gerekçesiyle 4 ay ile 1 yıl arasında değişen hapis cezaları istenen öğretmenler kendilerine yöneltilen suçlamaları reddettiler.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 2000 yılı 1 Mayıs afişlerini OHAL yasağına rağmen, il binasının camına astığı gerekçesiyle EMEP Tunceli Merkez İlçe Başkanı Murat Üldeş hakkında açtığı dava sonuçlandı. Davada, "Afişin dışarıdan görülmesi" gerekçe gösterilerek, Üldeş'e 1 ay hapis cezası verildi. Hapis cezası daha sonra "iyi hal" gözönüne alınarak, para cezasına çevrilip ertelendi.

Şanlıurfa İl Kadın Platformu'nun Anneler Günü münasebetiyle düzenlemek istediği panele izin verilmedi.

Eğitim-Sen Genel Merkezi polisler tarafından basılarak arandı. Ankara 2 Nolu DGM Yedek Hakimliği'nin kararı ile yapılan aramanın "keyfi ve emekçileri susturmaya yönelik" olduğu değerlendirmesini yapan Eğitim-Sen Genel Sekreteri Kemal Ünal, olayı kınadı.

DBP Ağrı İl merkezi polisler tarafından basıldı. Parti yetkilileri, polislerin hiçbir mahkeme ve savcılık kararı göstermediklerini; il binasında bulunan partililere küfür ve hakarette bulunduklarını söylediler.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer, 1 Aralık iş bırakma eylemi yüzünden ülke genelinde 57 bin öğretmenin mahkeme kapılarına sürüklendiğini açıkladı. Bir çok ilde soruşturma açılmadığını da belirten Dinçer, soruşturma açılan illerin valilerini işgüzarlıkla suçladı.

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER : 624

Edirne'de Türkiye'ye girmek isteyen 53; Avrupa ülkelerine gitmek isteyen 71 mülteci; İstanbul'da da bir gemide yapılan aramalar sonucu, Avrupa ülkelerine gitmek isteyen 500 mülteci yakalanarak gözaltına alındı.

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

Ölenler : 11

İşten Atılanlar : 1065

ÖLENLER

Karadon Kömür İşletmesinde meydana gelen göçükte 2 işçi; Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde Çukurova Elektrik AŞ (ÇEAŞ) tarafından yaptırılan Berke Barajı'nda yaşanan kazada Erol Meşe adlı işçi; Kırşehir'in Yağmurluböyükoba köyünde kazılan su kanalında meydana gelen toprak göçmesi sonucu Osman Çiçek ve Musa Aydın adlı işçiler; Ankara Çankaya'da çalıştığı inşaattan düşen Mehmet Çelik adlı işçi; Kırşehir'de tırmandığı elektrik direğinden düşen Şenol Eroğlu adlı işçi; Alanya'nın Cikcili beldesinde bir mandıranın buhar kazanının patlaması sonucu Hüseyin Ak adlı işçi; Adana'nın Feke ilçesinde bir taşocağında kaynak yapılan oksijen tüpünün patlaması sonucu Hüseyin Kozlukçu, İbrahim Ayvaz ve Mahmut Ayvaz adlı işçiler hayatlarını kaybettiler.

İŞTEN ATILANLAR

TEKSİF Sendikası Malatya Şubesi'nin 15 Nisan'da gerçekleştirilen seçimlerinde Şube Başkanlığı'na aday olan Ahmet Fırat ve İPAŞ Anateks'te çalışan 17 delegenin işine son verildi.

Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Lütfü Yücelik, ekonomik kriz sonrası sanayi sektöründe çalışan 590 sigortalı işçinin işten çıkarıldığını açıkladı.

Denizli'de yerel yayın yapan Deha Radyo'da disk jokey olarak çalışan Orçun Masatçı, ölüm oruçları konusunda duyarlılık çağrısı yaptığı ve "Akın Var Akın" isimli parçayı çaldığı için işten atıldı.

İstanbul'da kurulu Reha Tekstil'den 7 işçi; BOSSA-5'ten 10 işçi; Çorum'da sendikalı oldukları için 130 fırın işçisi; İsbtanbul'da kurulu Lombardini adlı fabrikadan 9 işçi; Ankara'nın Polatlı ilçesinde kurulu HEMA Dişli Fabrikası'ndan 300 işçi atıldı.

YARGI HABERLERİ

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sekiz yıl önce Sivas'ta 37 kişinin ölümüyle ilgili olarak Ankara 1 Nolu DGM'nin 33 sanığı idam, 15 sanığı da çeşitli hapis cezalarına çarptırdığı davayı sonuçlandırdı. Yüksek Mahkeme, idam kararlarından 2 sanık hakkındaki hükmü bozdu, diğerlerini onayladı. Çeşitli hapis cezalarına çarptırılan 15 sanıktan 14'ü hakkındaki hükmü de onayladı.

Geçtiğimiz Mart ayında, Yüksekova Çetesi'ndeki "rolü" nedeniyle Diyarbakır DGM tarafından 27 yıl hapse mahkum edilen ancak bir türlü bulun(a)mayan Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul'un Nisan ayında emeklilik işlemlerini tamamlayarak kendini "garantiye" aldığı ortaya çıktı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 16 Mart katliamı davasına MİT'e ait belgeleri sunduğu için yargılanan avukat Cem Alptekin hakkındaki beraat kararını oybirliği ile bozarak Alptekin'in DGM'de yargılanmasını istedi. Karara tepki gösteren Alptekin, "Bir katliamı aydınlatmaya çalışırken sanık oldum ve şimdi de DGM'de yargılanmam isteniyor"dedi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanıklar Nihat Çelik ve Fuat Çelik'in ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın Elazığ mitingi sırasında otobüse domates atmaları nedeniyle Elazığ 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği 1.5 yıllık hapis cezasını oybirliğiyle bozdu. Yargıtay'ın kararında, domates atma eyleminin aşırılığa kaçan ancak ceza yaptırımı gerektirmeyen "demokratik bir tepki" niteliğinde kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

Ankara 2 Nolu DGM, kamuoyunda Milli Görüş davası olarak bilinen davanın gerekçeli kararında; iddianamede TCK'nın 146. maddesi kapsamında Anayasayı ihlal olarak değerlendirilebilecek somut eylemlerin ortaya konulmadığını kaydetti. Oy birliği ile verilen gerekçeli kararda davayı açan DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in iddialarına yer verildikten sonra, kapatılan RP'nin eski Genel Başkan yardımcısı Ahmet Tekdal ile eski milletvekilleri Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve İbrahim Halil Çelik'in, TCK'nın 146/1.maddesi uyarınca idamlarının diğer 24 sanığın ise 24 yıl 6'şar aya kadar hapislerinin istendiği belirtildi. Kararda özetle şöyle denildi: "Teşebbüs için icra başlangıcı oluşturacak bir fiile ihtiyaç vardır. Ancak haklarında dava açılan kapatılan RP milletvekilleri ile yerel yönetimlerdeki yöneticilerin çeşitli tarih ve yerlerde yaptıkları konuşmalar veya kitap, gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları dışındaki faaliyetlerine dair delillere dosya içerisinde rastlamak mümkün olmamıştır. Anayasayı ihlal olarak değerlendirilebilecek somut eylemleri ortaya konulamamıştır."

Burdur Cezaevi operasyonunda kolu kopartılan Veli Saçılık'a protez kol takılması için yardım kampanyası başlatması nedeniyle hakkında dava açılan CHP Parti Meclisi Üyesi Yaşar Seyman'ın yargılanmasına başlandı. Seyman ile kampanyanın Ekin Radyosu'nda duyurulması nedeniyle radyo sahibi Servet Ünsal, Genel Yayın yönetmeni Abdurrezzak Oral ve spiker Tuncay Karakış hakkında "izinsiz para toplamak" suçlamasıyla açılan davanın 29 Mayıs günkü duruşması Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Ankara 1 Nolu DGM, 11 Ocak 2001 tarihinde Cebeci Kampüsü'nde düzenlenen F tipi cezaevi protestosunda gözaltına alınan ve haklarında 7 yıl 6'şar aya kadar ağır hapis cezası istemiyle dava açılan 20 öğrenciden tutuklu olan 11'ini tahliye etti. Davada tutuklu kişi kalmadı.

"Vasat Grubu" adına Şanlıurfa'da faaliyet gösterdikleri iddiasıyla haklarında Diyarbakır DGM'de dava açılan 9'u tutuklu 10 sanığın yargılanmasına devam edildi. Mahkeme heyeti tutuklu sanıklardan Murat Yürekli ve Abdullah Çetin'in tutukluluk hallerinin devamına, diğer 7 sanığın ise "delilleri karartma ihtimallerinin bulunmadığı" gerekçesiyle tutuksuz yargılanmak üzere tahliyelerine karar verdi.

Bölgede süren silahlı çatışmaların son bulması için gittikleri Kuzey Irak'tan dönüşte gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 'Barış Anaları' Diyarbakır 4 Nolu DGM'de görülen son duruşmada beraat ettiler. "Yasadışı Örgüte Yardım ve Yataklık etmek"suçlamasıyla yargılanan grupta, beş anne ve bir tercüman bulunuyordu.

AİHM

Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) dosyaları hakkında bilgi veren AİHM Yargıcı Rıza Türmen, şunları söyledi: "AİHM'deki 16 bin davadan yaklaşık 2600'ü Türkiye'ye ait; bu yüksek bir rakam. Geçen yıl gelen başvurulara baktığımız zaman en fazla başvurunun geldiği devlet Türkiye değil. Türkiye beşinci durumda. Yani aşağıya doğru inen bir trend var. Bunda güneydoğudaki olayların yatışması etkili oldu. Yaşam hakkı, işkence, kötü muamele davalarının sayısına bakıldığında, onlarda da bir azalma görülüyor. Türkiye'de insan hakları alanında bir düzelme var. Bu yeterli mi? Yeterli değil. Hala işkence, kötü muamele konularında davalar geliyor, ama böyle bir azalma var."

AİHM, Türkiye'yi 1974 Kıbrıs Harekatı sonrasında, 'yaklaşık 1500 insanın kaybolması, 211 bin kişinin evlerinden edilmesi, binlerce Rum'un malına el konulmasından' suçlu buldu. Kıbrıs Rum Kesimi yönetimince, AİHM'ye ilk kez yapılan 'devlet başvurusu'nu değerlendiren mahkeme, Ankara'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

Türkiye, AİHM'ne açılan 12 ayrı davada çeşitli para cezalarına mahkum oldu. AİHM'den yapılan bir açıklamada Türkiye'nin "dostane çözüme" gittiği 10 dava ve mahkum olduğu 2 dava için toplam 226 bin sterlin, 385 bin Fransız frangı ve 44.800 Amerikan Doları ödemek zorunda kalacağı belirtildi. Türkiye'nin 'dostane çözüme' gittiği ve mahkum olduğu davaların genelde gözaltı sırasında kötü muamele, adil yargılanma hakkı, mal ve mülk edinme hakkı ve kamulaştırma sırasında verilen tazminatların gecikmesine ilişkin başvurulardan oluştuğu belirtildi.

AİHM, Kıbrıs'lı 9 Türk'ün açtığı davada Rum kesimini suçlu bularak, maddi tazminat ödemeye mahkum etti. Mahkeme, Rum Kesimi'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kötü muamele ve işkencenin önlenmesi ile ilgili 3. maddesi özgürlük ve güvenlik hakkı ile ilgili 5. maddesi ve serbest dolaşım hakkı ile ilgili 4 Nolu protokolün 2. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı.

ANAP İstanbul milletvekili Emre Kocaoğlu'nun, soru önergesini yanıtlayan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, AİHM'de Türkiye aleyhine yaklaşık 5 bin başvuru yapıldığını açıkladı. Türk'ün verdiği bilgiye göre Türkiye aleyhine AİHM'ne yaklaşık 5 bin başvuru yapıldı. Çoğu kişisel olmak üzere, 2250 başvuru Güney Kıbrıs Rum kesiminden, 1500'ü ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan vatandaşlar tarafından yapıldı. Bireysel başvurular dışında Türkiye aleyhine Danimarka bir, Güney Kıbrıs Rum kesimi de 4 "devlet başvurusu"nda bulundu. 40 başvuru "kabul edilemez" bulunurken, 45'i de kayıttan düşürüldü. Başvurular sonucunda AİHM'de 108, Delegeler Komitesi'nde de 10 dava hakkında karara varıldı. Bunlardan 101'i Türkiye aleyhine, 7'si Türkiye lehine sonuçlanırken, 2 başvuru hakkında kayıttan silinme kararı verildi. 37 başvuru da dostane çözümle sonuçlandı. Türkiye'nin lehine sonuçlanan 7 başvurunun konusu "yaşam hakkı", "mülkiyet", "din ve vicdan özgürlüğü", "gözaltı süresinin uzunluğu", "kötü muamele", "ev yakma ve kötü muamele" oldu. Türkiye aleyhine sonuçlanan davalarda, 179.560.000.885 Türk Lirası, 171.124 İngiliz Sterlini, 139.249 ABD Doları ve 890.281 Fransız Frangı tazminat ödendi. Türkiye 764.112 İngiliz Sterlini, 1.528.281 ABD Doları, 786.000 Alman Markı ve 9 milyar Türk Lirası tazminatı da ödeyecek.

İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI

Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 30 Mart 2001'de imzalanan protokol çerçevesinde gerçekleştiren cezaevlerinde isteğe bağlı din dersi verilmesi uygulaması 15 Mayıs'tan itibaren başladı.

Danıştay'ın 133. kuruluş yıldönümü töreninde konuşan Danıştay Başkanı Nuri Alan, mevcut Anayasa ile artık hiçbir şeyin yürümediğini, ancak bugünkü toplumsal ve siyasal ortamda da yeni bir anayasanın yapılacağına inanmadığını belirtti. Hukuk devleti düzeninin kurulmasının, yasama, yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanmasıyla mümkün olduğunu ifade iden Alan, yürütme ve yasama işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen yargının bu iki organ karşısında tam bağımsız olması gerektiğini vurguladı.

Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Oguz Altay "Jandarma Etiği ve Meslek Ahlakı" konulu konferansta şöyle konuştu: "Zabıtanın yokluğu, kanunların kağıt üzerinde kalmasına neden olur. Kendisine zor kullanma yetkisi dahil, birçok yetki verilen jandarma, bazen yaptığı görevler sırasında çeşitli nedenlerle kendisine verilen yetkiyi aşabilir. Ancak, bunun jandarmanın yaptığı görev içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Önemli olan genel güvenlik olduğundan bazen kişilerin dahi özgürlükleri, kamunun yararına olarak ihmal edilebilir. Jandarma özgürlükleri kısıtlamadan görev yapmanın bilincindedir."

Fazilet Partisi'nin kapatılması istemiyle açılan davada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, ek iddianameye ilişkin Anayasa Mahkemesi heyetine sözlü açıklamalarda bulundu. Esas hakkındaki görüşünde, laiklik ilkesini yok etmeye çalışan partilerin demokratik rejim için "en büyük tehlike" olduğunu söyleyen Kanadoğlu, "cumhuriyetin güvencesinin Anayasa olduğunu, bunun gerçekleştirilmesinin Anayasa hükümlerinin kesin olarak uygulanmasına bağlı olduğunu" belirtti. Bu açıklamaları ile ilgili olarak basına konuşan Kanadoğlu, Atatürk ilke ve devrimlerinin hukukun üstünlüğüne dayalı, laik, demokratik cumhuriyetin güvencesinin Anayasa olduğunu söyledi. Kanadoğlu, bu güvencenin gerçekleştirilmesinin Anayasanın buyurucu hükümlerinin tam eksiksiz ve duraksamadan kesin olarak uygulanmasına bağlı olduğuna işaret etti.

Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesi'nde 2 yılı aşkın bir süredir devam eden kapatma davasında sözlü savunmasını yaptı. Savunma sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Milletvekili Mustafa Kamalak, kararın mahkemenin takdirinde olduğunu belirterek, "Dava karar aşamasına gelmiş durumdadır. Anayasa Mahkemesi ne derse o olacaktır" dedi. Savunmayı iddianamedeki hususların hukuken kabul edilemeyeceği tezi üzerine dayandırdıklarını ifade eden Kamalak, savunmanın asıl itibariyle Sabih Kanadoğlu tarafından verilen ek iddianame üzerine kurulu olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, İmam Hatip Lisesi mezunlarının Polis Akademisi'ne gitmesinin önünü kesen Polis Yüksek Öğretim Yasası'nı onayladı. Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, yıllardan beri polis olabilen İmam Hatip Lisesi mezunlarının önü kesilmiş oldu. Yasa, İmam Hatip Lisesi dışındaki okullardan mezun olanların polis olabilmelerini öngörüyor.

MHP, FP, ANAP ve DYP'ye mensup 9 milletvekili, yüksek öğretim kurumlarında kılık-kıyafetin serbest olmasını öngören yasa teklifini, TBMM Başkanlığı'na sundu. Yasa teklifinde, "Yükseköğrenim kurumlarında kılık-kıyafet serbesttir. Kılık kıyafetten dolayı kimsenin eğitim ve öğretim hakkı engellenemez" görüşüne yer veriliyor. Yasa teklifinde ayrıca kılık kıyafetten dolayı yükseköğrenim öğrencilerine verilen disiplin cezalarının bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması hükme bağlanıyor. Aldıkları disiplin cezaları sebebiyle öğrenimlerini süresinde tamamlayamama durumunda olan yükseköğretim öğrencileri için öğrenim sürelerine 3 yıl ilave edilmesi de öngörülüyor.

Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun toplantısında İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Türkiye'de İnsan Hakları ihlallerinin 2001 yılı sonunda dünya ortalamasının altına ineceğini ileri sürdü.

Anayasada 51 maddelik değişiklik paketinde yer alan kimi düzenlemelere Anayasa Mahkemesinden sert tepki geldi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, parti kapatmalarda üçte iki çoğunluk şartı getirilmesine "Bunun vebali büyük olur", anadilde eğitime ise "Bunu çok iyi düşünsünler" diyerek karşı çıktı. Siyasi partilerin kapatılmasında 'odak' tanımının değiştirilmesini de eleştiren Bumin, "Aksi halde büyük sıkıntılar çıkabilir" uyarısında bulundu.

DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU

İnsan Hakları İzleme Komitesi (HRW), Rusya'yı askerlerinin Çeçenistan'da uyguladıkları mezalimin kanıtlarını gizlemekle suçladı. HRW, BM ve batılı yetkililerin, söz konusu iddialara ilişkin olarak Moskova yönetimine bölgede inceleme başlatması yönünde baskı yapmalarını istedi.

Uluslararası Af Örgütü'nün 2001 yılı raporunda, Türkiye yine insan hakları ihlalleriyle suçlandı. Raporun önsözünde, yoksulluktaki artışın insan hakları ihlallerindeki artışı beraberinde getirdiği belirtildi. Türkiye'de 1999-2000 yıllarında insan hakları alanında yaşanan gelişmelere 'ışık tutmaya' yönelik olarak hazırlanan raporda, 'yazarlar, politikacılar, dini liderler ve insan hakları savunucuları gibi pek çok kişinin büyük baskı altında oldukları' kaydedildi. Cezaevlerinde yaşanan ölümlere de geniş yer ayrılan raporda, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne aday olarak kabul edilmesinin ardından, ülkede insan hakları alanında bazı ilerlemeler sağlanmasının beklendiği ancak çarpıcı bir reform ya da gelişmenin 2000 yılı içinde kaydedilemediği belirtildi. Raporda ayrıca, işkencenin 'yaygın olarak uygulandığı'na da dikkat çekildi.

Uluslararası Af Örgütü Fransız General Paul Ausaresses'in yazdığı kitapta Fransız ordusunun Cezayir'de işlediği katliamları açıkça itiraf etmesinin ardından Fransa'ya 'hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesi' çağrısında bulundu. Konuyla ilgili yayımlanan bildiride Cezayir'deki katliamları ve işkenceleri yapanların yargılanması gerektiğini belirterek, "Fransa Cezayir'deki olanlarla ilgili üzerine düşen hukuki yükümlülüklerini yerine getirmeli ve suçluları adalet önüne çıkarmalıdır" denildi.

Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla Sınır Tanımayan Gazeteciler (RFS) tarafından hazırlanan bir raporda, dünyada 74 gazeteci hapiste yatıyor ve en çok gazeteci hapseden ülkelerin başında ise Miyanmar (13), Çin (12) ve İran (12) geliyor. Raporda son 15 yılda dünyanın değişik yerlerinde öldürülen 750 gazetecinin olduğu ve bu gazetecilerin katillerinin ancak yüzde 5'inin yakalandığı ifade ediliyor. 2000 yılında en çok gazetecinin Rusya (4), Ukrayna (4) ve Sierra Leone (3)'de öldürüldüğü belirtilirken dünyada ise 32 gazetecinin öldürüldüğü açıklanıyor.

ABD: Dünya'daki insan hakları ihlallerini araştıran Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nda yapılan oylamada, kurulduğu 1947'den beri temsil edilen ABD sürpriz biçimde sandalyesini kaybetti. Komisyondaki üyeleri belirleyen Ekonomik ve Sosyal Konsey'in ABD'yi AIDS ilaçları ve kara mayını konularında zayıf bulduğu belirtiliyor. Komisyonun batı grubunda ABD'nin kaybettiği üç sandelyeyi Fransa, İsveç ve Avusturya kazandı.

Cincinati kenti yeniden diken üstünde; çünkü 19 yaşındaki Timothy Thomas'ı silahı hamle yaptığı gerekçesiyle kurşun yağmuruna tutan polis memuru Steven Roach, cezası sadece 9 ay hapis olan 'dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermekle' suçlandı. Roach'a yönelik suçlamanın hapis cezasından 'göz hapsinde tutulmak koşuluyla serbest bırakılmaya' çevrilebileceğinin açıklanması ve polis teşkilatının Roach'un masa başı görevine dönebileceğini duyurması da kentte tansiyonu tekrar yükseltti.

ALMANYA: Almanya Federal Meclisi, İkinci Dünya Savaşı sırasında fabrikalarda zorla çalıştırılan "köle işçilere" tazminat ödenmesini kabul etti.

BOSNA HERSEK: Sırp kontrolü altındaki bölgede bulunan bir toplu mezardan 15 Boşnak'ın cesedin çıkarıldı.

CEZAYİR: İnsan hakları savunucusu Mahmud Helili, Reuters Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, ordunun yönetime el koyduğu 1992 tarihinden bugüne yaklaşık 7 bin kişinin kayıp durumda olduğunu söyledi. Cezayir hükümeti ise bu iddia karşısında kayıp rakamlarının 5 bini geçmediğini iddia ederek, konuyla ilgili çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Ülkenin 1992 yılından beri cuntayla yönetilmesini protesto eden Berberiler, çeşitli yerlerde protesto gösterilerinde bulundular. Gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu ölen ve yaralananlar oldu.

ÇEÇENİSTAN: Rus işgaline karşı direnen Çeçen gerillalarla Rus askerleri arasında çatışmalar devam etti. Şatoy Müftüsü A. Şamayev'in oğlu Ruslar tarafından öldürdükten sonra cesedi, halka gözdağı vermek amacıyla sokak sokak dolaştırıldı. Ruslar tarafından kuşatılıp havadan bombalanan Argun'da temizlik adı verilen operasyonda 35 kişinin tutuklandığı ve sorgu sırasında 6 sivilin kurşuna dizildiği bildirildi. Noviye Atagi yerleşim merkezinde tanınmış din adamı olan Nasreddin Mutayev, bilinmeyen kişiler tarafından öldürüldü. Mutayev'in evine dönerken sokak ortasında kurşuna dizildiği bildirildi. 12 Mayıs'ta Argun şehrinde tutuklanarak götürülen mağaza bekçisi Mahattin Habulatov adlı Çeçenin cesedi bulundu. Ruslar tarafından ifadesi alınmak üzere tutuklanan Habulatov'un bir gün sonra cesedini terkedilmiş olarak bulan yöre sakinleri, Habulatov'un kafa derisinin yüzüldüğünü ve bir kolunun kesilmiş olduğunu bildirdiler. Rusların Çeçenistan'da oluşturduğu toplama kamplarından canını zor kurtaran Çeçenistan'ın Sağlık Bakanı Ömer Khanbiyev, işkencelere bizzat tanık olduğunu ve bunların insan havsalasına sığmayacak boyutlarda olduğunu söyledi.

ENDONEZYA: Baharat (Moluku) adalarında Müslümanlar ile Hristiyanlar arasında çıkan çatışmalarda 8 kişi öldü.

FRANSA: Fransa Başbakanı Lionel Jospin, Fransız General Paul Aussaresses'in, yazdığı kitapta, Fransız ordusunun Cezayir'de işlediği katliamları açıkça itiraf etmesinin ardından, kitapta anlatılan korkunç olayları ahlaki bakımdan bütünüyle kınadığını belirtti. Bu arada, Aussaresses hakkında dava açılmasının ardından Paris Başsavcılığı da "savaş suçuna övgü" gerekçesiyle soruşturma başlattı

FİLİPİNLER: Filipinler'de eski devlet Başkanı Joshep Estrada yandaşlarının Devlet Başkanlığı Sarayı'na yürümesi sonucu çıkan olaylarda 2'si polis, toplam 3 kişinin öldüğü, 16 kişinin yaralandığı bildirildi. Yönetime karşı silahlı mücadele eden Ebu Sayyaf örgütü militanları bir oteli basarak yirmi turisti kaçırdılar.

FİLİSTİN: İsrail'in kuruluşunun yıldönümü olan ve Araplarca 'El Nakba' (Büyük Felaket) günü olarak nitelendirilen gün dolayısıyla binlerce Filistinli çeşitli Filistin kentlerinde toplanarak İsrail aleyhine gösteriler düzenlediler. O gün dolayısıyla bir açıklama yapan Yaser Arafat, 'Yurtdışında bulunan mülteciler evlerine dönmeden, İsrail ile barış yapılamaz' dedi. Arafat halka seslenişinde İsrail ordusunun işgal edilen bütün topraklardan 1967 sınırına çekilmesinin 'barış getirecek tek yol' olduğunu belirterek, 'El Nakba' gününde barışın yolu aydınlıktır. Bu yol İsrail'in işgal ettiği toprakların tamamından çekilmesinden geçmektedir' dedi. Filistin Başkanlık Sekreteri Tayib Abdurrahim, Filistin'in Sesi radyosuna yaptığı açıklamada "İsrail bizimle bütün cephelerde savaşıyor. Uçaklarından zehirli çikolatalar atıyorlar. Çocuklarımızdan bazıları zehirlendi" diye konuştu. İsrail, Gazze Şeridi'ni ikiye bölerek Filistinlilerin kuzey ile güneye geçmelerini yasakladı ve Gazze'ye 500 metre girerek karakolları ve evleri de bombaladı. İsrail polisinin Cuma namazı dolayısıyla Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya 25 yaşın altındaki Filistinlilerin girişini yasakladığı bildirildi.

HİNDİSTAN:Bihar'da yapılan yerel seçimlerden sonra çıkan olaylarda 10 kişi öldü.

HOLLANDA: Hollanda'dan İngiltere'ye gizlice sokulmak istenen 58 yoksul Çinlinin ölümü ve kaçakçılıktan yargılanan Türk sanıklardan Gürsel Özcan ve Hacı D. 9'ar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

IRAK:Körfez savaşından kalma bir bombanın patlaması sonucu 8 çocuk öldü.

İNGİLTERE: İngiltere İçişleri Bakanlığı, "yasadışı göçe yatkınlık" nedeniyle bazı etnik kökenlilere karşı "resmi ayrımcılık" başlatıyor. İçişlerinin Göçmenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Barbara Roche tarafından yapılan açıklama, bazı insan hakları ve mültecilere yardım grupları tarafından kınanırken bakanlık tavrını "Ülke sınırına gelen herkese eşit muamele yapmaya kalkmak işleri yavaşlatıyor. Oysa yasadışı gelenleri önleyebilmek adına bazı etnik gruplar özel ve dikkatli bir ilgi gerektiriyor". İngiltere'de İçişleri Bakanlığı tarafından "yasadışı göçe yatkınlık" nedeniyle resmi ayrımcılık kapsamına alınması kararlaştırılanlar arasında Tamiller, İran ve Türkiye'den gelen Kürtler, Rumlar, Somalililer, Arnavutlar, Afganlar, Çinliler ve Rumenler bulunuyor. Listede bulunan grupların her ay istihbarat örgütlerinin raporları ve istatiski bilgiler ışığında yeniden ele alınacaklarını da belirten İçişleri Bakanlığı yetkilileri herhangi bir grubun iltica eğiliminde farklılık göze çarpması halinde bu grubun listeden çıkarılabileceğini ve listede adı bulunmayan grupların eklenebileceğini bildirdi.

AİHM Kuzey İrlanda'da 1982-1992 yılları arasında 14 kişilik bir grubun güvenlik güçleri tarafından öldürülmesiyle ilgili davada İngiltere'yi tazminat ödemeye mahkum etti.

İNGUŞETYA: İnguşetya Cumhurbaşkanı Ruslan Auşev İnguşetya'da bulunan Çeçen mültecilerin Moskova'nın borçları yüzünden bir aydan beri sıcak yemek alamadıklarını söyledi. İnguşistan'daki kamplarda bulunan Çeçen mülteciler arasındaki verem salgını alarm verici boyuta ulaştı. Ajans Kafkas'ın haberine göre artık verem mikrobu taşıyanlar sadece Çeçenler değil ilaç bulmakta zorlanan hastane personeli de veremin kurbanı.

İRAN: Devrim Muhafızları Konseyi, Haziran ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri listesinde bulunan aday sayısını 814 den 30'a indirdi.

İSRAİL: Başkent Tel Aviv'in kenar mahallesi Petah Tıvah'ta meydana gelen patlamada bir kişi yaralandı. Hadera kentinde meydana gelen intihar saldırısında üç kişi öldü, 20 kişi de yaralandı.

İSVİÇRE: Bern polisi Zürih Havaalanı'na getirilen uçağa bindirilerek zorla yurtdışı edilmek istenen Filistinli Halid Ebuzarife adlı sığınmacı, ağzı ve burnu bantla yapıştırıldığı için boğularak öldü. Walis kantonuna bağlı Granges'taki polis karakoluna sağ giren ve adı açıklanmayan Nijeryalı bir sığınmacı gece saat 2 sıralarında polisin havaalanına götürmek için kelepçe takmasına karşı direnirken polisin dayağı sonucu öldürüldü.

İTALYA:13 Mayıs genel seçimi yaklaşırken, medyanın seçimi sansasyona dönüştürdüğü ve lideri olduğu Radikal Parti'yi haberlerden dışladığını söyleyen Amma Bonino açlık grevine gitti. Brindisi kentinde, 22'si Türk, toplam 51 mülteci yakalandı.

KOLOMBİYA: Kolombiya'da gerillalar ülkedeki en büyük cezaevlerinden birinin ön kapılarını havaya uçurarak çoğu gerilla 68 mahkumun kaçmasını sağladı.

MAKEDONYA: Makedonya'nın kuzeyindeki Kumanova yakınlarında bir köyde önceki gece 2 Makedon askerinin öldürüldüğü, birinin de kaçırıldığı bildirildi. Makedon ordusu ile Arnavut gerillalar arasında ülkenin kuzeyindeki Kumanova bölgesinde meydana gelen çatışmalardan kaçan Makedonyalı Arnavutların sayısı 8 bini buldu.

VENEZUELA: Venezuela'nın Carabobo eyaletinde bir cezaevinde koğuş kontrolünü ele geçirmek amacıyla rakip mahkumlar arasında çıkan şiddetli çatışmalarda 6 kişi öldü, 8 kişi de yaralandı.

VİETNAM: Vietnam'ın orta kesimlerindeki Quang Tri eyaletinde 2 erkek kardeşin Vietnam savaşı döneminden kalma bir havan topu mermisinin patlaması sonucu öldüğü, 2 yakınlarının da yaralandığı bildirildi.

___________________

*Bu rapor, MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

Nisan'a eklenecek :

29 Nisan günü İstanbul Yenibosna'da 'kimliksiz' olduğu gerekçesiyle kelepçelenerek 75. Yıl Karakolu'na götürülen ve intihara kalkışan 14 yaşındaki Döndü Erdoğan'a yapılan işkence TBMM gündemine getirildi. FP Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Mehmet Bekaroğlu tarfından İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istenen soru önergesinde Döndü Erdoğan'ın koma halinde hastanede yoğun bakımda olduğu ve hayati tehlikesinin devam ettiği belirtilerek, "Bu ve benzeri uygulamalar polisle ilgili olumsuz intibaların yoğunlaşmasına ve halkın polise olan güveninin zedelenmesine neden oluyor" denildi. Bekaroğlu, soru önergesinde "Ablası aradan 5 saat geçmesine rağmen kardeşi gelmeyince Döndü'nün kayıp olduğunu bildirmek için adı geçen Karakola gider. Karakola gittiğinde saatler 23:00'ü göstermektedir. Döndü saat 14.00'de evden çıkmıştır. Aradan 9 saat geçmiştir. Bu kadar zaman geçmesine rağmen polis, Döndü'nün ailesini arayarak bilgi vermemiştir" dedi. Döndü Erdoğan serbest bırakıldıktan kısa süre sonra 4. kattan atlayarak intihara teşebbüs etti. Çapa Tıp Fakültesi'nde yoğun bakıma alınan D.E.'nin annesi Hatice Erdoğan, kızının karakolda maruz kaldığı kötü muamele ve işkence nedeniyle intihara yöneldiği öne sürdü. Anne Erdoğan, kızını eve götürdükten sonra hiç konuşmayarak odasına çekildiğini belirtti.