Eylemler

Van Mazlumder Gönüllüleriyle Kahvaltıda buluştu

Van Mazlumder Gönüllüleriyle Kahvaltıda buluştu
Van Mazlumder Gönüllüleriyle Kahvaltıda buluştu

 

VAN MAZLUMDER GÖNÜLLÜLERİ KAHVALTIDA BULUŞTU


“Tebdili  mekanda ferahlık vardır”, böyle demişti evvelen büyüklerimiz; lakin  tebdili mekan yerine kendi yerimizde misafirleri ağırlamanın daha uygun olacağına karar verilince biz de mekanın içinde tebdile gittik. Salon ve sınıflar arasında taşınan koltuklar, masalar, alınan ölçüler, not defterlerine yazılan hatırlatmalar, görev dağılımları, ‘kim ne yapacaktı’lar, bi telaş... 

Hayat, durmaksızın yürünen bir yol,  sıratımustakim üzere yürünen yol ise meşakkatlerle, imtihanın türlü veçheleriyle bezelidir. Birlikte istikamet üzere olmaya ahdettiğimiz, karşılaştığımız sıkıntılar karşısında birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye ettiğimiz, hüsrana uğrayanlardan olmamak için yapılan duaya hep birilikte âmin dediğimiz arkadaşlarımızla, bugün ailemizi biraz daha genişleterek güne başladık.

 “Aciz/mazlum erkek, kadın ve çocuklar”ın  çığlıklarına /bu çocuklar bazen bir çuvalda, baba sırtında taşınsa da/   bitereddüt, teninin rengine, konuştukları dilin yasaklı olup olmadığına, mensup oldukları mezhebin akredite mi, elbiselerinin örttüğü uzva,  milli içkilerinin tadını  merak etmeden herkesin sesine ses vermeye çalıştığımız  derneğimize geldiğimizde, bundan otuz beş yıl  önce bugün “Ayağa kalkamayan ümmetin elinden tutmak;  dilleri, kimlikleri, coğrafyaları inkâr edilen halklarımızın yanında durmak;  zulüm ve sömürü kıskacında can çekişen halkların elinden tutmayı  şehadetiyle öğreten” Metin’i, andık önce. Metin Yüksel bugün herkesten çok anılmayı hak ediyordu, biz de onu yaptık…

Bugün bir kez daha MAZLUMDER Van şubesi olarak dernek binasında üye ve gönüllülerimizle birlikte kahvaltıda buluştuk.  Kahvaltı bahaneydi,  kardeşlerimizi ve dostlarımızı görmek günümüzün anlamıydı. Bir büyük aile olunca, ablalarımızın evde kendi elleriyle yaptığı börek, çörek, kek ve kurabiyeler ile yaptık kahvaltımızı.

Akabinde çoktandır birbirlerini görmeyen ve aramıza yeni katılan arkadaşlımız için mini bir tanışma faslı oldu. Şube başkanımız Yakup Aslan’ın kısa selamlama konuşması ve genelde MAZLUMDER, özelde ise Van şubesi ile ilgili üye ve gönüllülerimizin gördükleri ve tespit ettikleri sıkıntı ve eksikliklerin dile getirilmesi için yaptığı çağrı ile çay eşliğinde devam edecek olan bir sohbet başlamış oldu.

Bazı üyelerimizin ‘MAZLUMDER’in geçmişten günümüze çizgisinde bir değişiklik olduğu’ yönündeki eleştirilere sanırım, şube kurucu başkanımız Abdulbasit Bildirici, akabinde başkanlık yapan Abidin Engin ve mevcut başkanımız Yakup Aslan’ın yan yana oturuyor olması yeterli cevap olmuştur sanırım. Hiç kuşkusuz Fuat Değer şu anda cezaevinde olmasaydı, o da aynı karede ve yan yana yer alacaklardı.

Mevcut iktidara karşı takınılan tavırla ilgili gelen sorulara ise şube kurucu başkanımız Abdulbasit Bildirici’nin verdiği şu cevap, aslında bir çok soruya yanıt niteliğindeydi: “İnsan hakları alanında çalışan kurumumuz, kendisini hukukla sınırlandıran, meşru güç kullanma hakkına sahip otoriteye karşı, vatandaşların haklarını savunan, iktidara karşı savunmasız olan insanların yanında olması gerektiğini, ihlalin güçlü olan tarafından yapıldığını, bu yüzden yapılan eleştirilerin bu anlamda herhangi bir hükümete değil, sistemin ve devletin kendisine yöneltildiği”ni dile getirdi.

Rojava, Rojava’ya yönelik düzenlenen saldırılar, Paralel devlet, yaklaşan yerel seçimler,  şehirdeki diğer STK’larla iletişim, konteyner kentler, cenazesi çuvalla taşınan Muharrem ve Akit gazetesi,  Mazlumder ile ilgili kara propaganda ve daha birçok başlığın konuşulduğu, yeni fikir ve öneriler ile gün bu şekilde sona erdi.