Eylemler

VAN’DA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI AÇLIK GREVİNDE

VAN’DA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI AÇLIK GREVİNDE
Yaşanan ağır kış koşullarına rağmen, depremin Van’daki izleri henüz silinmiş değil. Deprem öncesi yokluk ve yoksulluğun zirvesinde yaşayanlar, depremle birlikte çaresiz bir şekilde sığındıkları konteyner kentte, üç aydan beridir elektrikleri kesilmiş bir halde umutsuzluk içerisinde birilerinin seslerini duymasını bekliyorlar.

 

 
 
VAN’DA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI AÇLIK GREVİNDE
 
Yaşanan ağır kış koşullarına rağmen, depremin Van’daki izleri henüz silinmiş değil. Deprem öncesi yokluk ve yoksulluğun zirvesinde yaşayanlar, depremle birlikte çaresiz bir şekilde sığındıkları konteyner kentte, üç aydan beridir elektrikleri kesilmiş bir halde umutsuzluk içerisinde birilerinin seslerini duymasını bekliyorlar. Büyük bir ekseriyetin duyup, görmediği, duyarsız kaldığı olayda MAZLUMDER diğer STK’larla birlikte sorumluluğunu yerine getirerek onların yanında olmuştu. Dün 16.11.2013 cumartesi günü saat 08 sıralarında bir gurub STK başkanıyla birlikte Anadolu Konteyner kent’e gelerek  destek amaçlı bir günlük “Açlık Grevi” başlattılar…
Sabah yapılan basın açıklamasından sonra, bazı STK temsilcileri medya mensuplarının soruları üzerine görüşlerini açıkladılar. İlk olarak Mazlumder şube başkanı Yakup Aslan habercilere yaptığı açıklamada şöyle diyordu: “Burada karanlıkta terkedilmiş insanlar yaklaşık 90 günden beridir yaşam mücadelesi veriyorlar. Uzun bir süre oyalandıktan sonra, elektrikleri kesilip soğuk hava şartlarında yaşamaya mahkûm edildiler. Anayasa ve uluslar arası hukuka göre barınma ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi hakkına sahip olmaları gerekirken, adete ölüme terkedilmişlerdir. Karamsarlık ve sahipsizliğin verdiği gerginlik ciddi bir travma yaşamalarını da kendisiyle birlikte getirmiştir. Ağır zatüre teşhisi gibi birçok hastalık baş göstermiş. Temizliğin yapılamamasından kız çocuklanın saçları bitlenmiştir. Biz Van’daki bazı duyarlı STK’lar sesimizi dünyaya Türkiye’ye ve hatta Van’daki sağır ve kör rolü yapanlara duyurmak için bir günlük açlık grevi yapmaya karar verdik. Gönül isterdi ki, daha kalabalık bir kitleyle toplumsal baskı oluşturabilseydik. Birçok Sivil Toplum Kuruluşuna haber vermemize rağmen, belirli STK başkanının desteğiyle depremzedelerin aylarcadır devam eden dönüşümlü açlık grevine destek vermekteyiz. Biz bu eylemimizle buradaki mazlumiyeti, mağduriyeti görmek istemeyenlere sesimizi duyurmak istiyoruz. Depremden sonra yeni bir deprem daha yaşayan bu insanların acısını paylaşmak ve duyurmak için buradayız. Yetkililerin bu mağduriyeti görmemeleri durumunda yeni etkili eylemler yapmaktan de geri kalmayacağız. Van insanlarından ve STK çevrelerinden, yapılan kara propagandanın etkisinde kalmamalarını tavsiye ediyoruz. Yarın Allah huzurunda Allah’a hesap vereceklerini vicdanlarının bu durumdan onları rahatsız edeceklerini unutmamak gerekir. Bu insanı bir meseledir. Van’ın afet bölgesi ilan edilmemesinin tamamen bir ayrımcılık ve yanlış bir politika olduğu şeklindeki bir algının oluşmasına sebep olanları düşünmeye ve soruna çözüm üretmeye davet ediyoruz. Bu kenti yönetenler halkın sorunlarına yerinde ve zamanında müdahale edebilmelidirler. Duyarsızlık ve çözümsüzlük ile halkın güven duygusunu kimsenin zedelemeye hakkı yoktur. Van’ın tamamının mağduriyet yaşadığı deprem sonrası politikaları rezil eden sembolik bir duruştur, depremzedelerin başlatmış olduğu bu açlık eylemi. Biz de bu gayeyle buradayız.” 
İHD Van şube başkanı Hamdi Bayhan duygularını şöyle dile getirdi: “Bizler 3 aydan fazladır elektriksiz bir şekilde soğukta yaşamlarını sürdüren konteyner kentlerde mücadele veren bu insanların çığlıklarına bir nefes bir katkı olsun diye buradayız.  80 günden fazladır açlık grevini sürdüren bu insanların bütün dertleri sosyal devletiz diyen devletin ve iktidarın bu prensibin işleyişini hayata yansıtmalıdır. Türkiye’deki rant pastasından sadece bir kesim faydalanıyor, geriye kalanlar bu şekil kendi kaderlerine baş başa bırakılıyor. Buradaki eylemi bu manada çok anlamlı buluyoruz. Türkiye’nin her yerindeki insanlar için ve özellikle de kendi haklarını istemeleri içinde ayrı bir güçtür. İnsanı talepleri var. Barınma ihtiyaçlarının giderilmesini istiyorlar. Ancak hükümet ve devlet tamamen bunlara sessiz çünkü gündemlerinde ne yoksul, ne de ezilen var. Biz bu insanlarla beraber olmaya devam edeceğiz.”
Van Kadın Derneği (VAKAD) başkanı Zozan Özgökçe soruna şöyle işaret etti: “Bu eylemin içiriği, Türkiye’deki yoksulluk ve yönetim şekillerini deşifre ediyor olması açısından sosyolojik bir durumu da yansıtıyor olmasından dolayı da önemlidir. Deprem sonrası birçok şeyin yapıldığı söyleniliyor. Buradaki 110 aileye çözüm bulunmaması trajikomik bir durumdur. Deprem sonrası zararlar tanzim edilirken Van’ın durumu pek hesaba katılmadı. Bir gerçek var ki deprem öncesi durumu kötü olan insanların deprem sonrası daha da kötü bir duruma düştükleriydi. Biz bugün buraya gelmekle Çözümsüzlük Çözüm Değildir dedik. Çünkü çözümsüzlük ve açlıkla soğukla terbiye edilmeye çalışılıyorlar. Bu da sosyal devlet adına hiç olmayacak bir yöntemdir. Buradan herkese seslenmek istiyorum. Bunu sorunu halk olarak da çözebiliriz diye düşünüyorum. Buna gücümüz de var. Dayanışmayı gösterebiliriz. Herkes elinde ne geliyorsa imece usulü bu işe bir el atsa bu insanlar en azından bu kışı atlatacak bir çözüm bulunabilir. Duyarsızlığın sonucunu yaşıyoruz. Sivil Toplum Kuruluşları olarak her defasında bu konuyu dillendirdik, bu konuya herkesin duyarlı davranmasını bekleriz. Bu sorun bence Van’da yaşayan 1 milyon insanın sorunudur. Bunun bir an önce dönüşüp değişmesi lazım, herkese iyi yaşam koşulları yaratmak bence bizim elimizde, herkese onurlu yaşam koşulları yaratmalıyız."
Anti Kapitalist Müslümanlar adına görüşlerini açıklayan Mesut Baygümüş ise görüşlerini şöyle açıkladı: “Anti Kapitalist Müslümanlar olarak buradaki açlık grevine destek vermek için buradayız. Kendi ülkesinde mülteci konumuna düşmenin ne kadar zor bir durum olduğuna buradan tanık oluyoruz.  Zira Suriye’den gelen mültecilere yapılan konteyner kentler onlara verilen imkânlar buradaki 100 aileye bile verilememesi kadar üzücü bir durum yoktur. Dolayısıyla buradaki açlık grevinin Türkiye’deki herkese ulaşabilmesini engellemek için medya sağır dilsiz kalmış, kimseye ulaşmaması için herkes susmayı tercih ediyor. Bazı muhalif basın dışında hiç kimse bunu yansıtmıyor. Bir an önce medyanın kulak ve gözlerini açıp bunu bütün Türkiye ve Dünya halklarına duyurarak, bu sorunun bir an önce çözüme kavuşturulmasına yardımcı olmalıdırlar.”
Açıklamaları sessiz ve büyük bir dikkatle dinleyen 8 yaşındaki Yasemin Bayit yaşadığı travmayı minik yüreğiyle şöyle izah ediyordu: “Vali ve Başbakan bir gün burada yaşasınlar veya çocuklarını yollasınlar anlarlar bizim neler yaşadığımızı.  Bize bunu yaşatanlara yazıklar olsun, bizi karanlıkta bıraktılar. Vali bizim çıkmamız için elektriklerimizi kesti. Ben okulda mutluydum, ama konteynerda mutsuzum. Havalar soğuk olunca ders çalışamıyordum. Elektrikler yokken hep dua ediyorum elektriklerimiz gelsin diye. Elektrikler varken okula gidiyordum, ama şimdi ödevimi yapamadığım için gitmiyorum. Ben ev istiyorum. Elektriklerin gelmesini istiyorum…”
Akşama kadar devam eden açlık grevinden sonra STK temsilcileri konteynerden ayrıldılar.
Van Kadın Derneği (VAKAD) başkanı Zozan Özgökçe’nin okuduğu basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:
 
BASINA VE KAMUOYUNA
 
  23 Ekim 2011’den bu yana depremden zarar görenlerin zararlarının tanzimi konusundaki çalışmalar Van halkının demografik yapısı göz ardı edilerek yapılmıştır. Van halkının büyük bir kısmı açlık sınırının altında yaşamaktayken, meydana gelen depremle bu kentteki en dezavantajlı durumda olan aileler ve bireyler daha da dezavantajlı duruma düştüler. Van Anadolu, Tahirpaşa ve Kayaçelebi Konteynerkentte kalan 120 civarındaki ailenin çığlıklarını bu kent, bu ülke maalesef duymamıştır. Hele hele sosyal ve hukuk devleti olan bu kentin yöneticileri ve mevcut hükümet bu aileleri yok saymıştır. Çözümsüzlüğü ve duyarsızlığı bir çözüm olarak bize sunan yetkililer, üstüne üstelik elektrik kesintisi yaparak bu aileleri açlıkla ve soğukla yüzyüze bırakarak terbiye etmeye çalışmaktadır. 
Son dönemde Van Valisi ve Vali yardımcıları arasında geçen deprem kriz de deprem etkisi yaratmış olup, bu tarz krizlerin halkın sorunlarının çözümüne gölge düşürmesine sebep olmamalıdır. Üst düzey yetkililer artık bulutların üzerinden inip halka ulaşmalıdırlar. Halkın sorunlarına yerinde ve zamanında müdahale edebilmelilerdir. Duyarsızlık ve çözümsüzlük ile halkın güven duygusunu kimsenin zedelemeye hakkı yoktur. 
Biz aşağıda adaları bulunan STÖ’ler olarak şunu söylemek istiyoruz. “ÇÖZÜMSÜZLÜK ÇÖZÜM DEĞİLDİR.” Çözüm için yetkililere buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Çözüm hemen şimdi. 
1-Mazlumder Van Şubesi
2-Van Kadın Derneği (VAKAD)
3 İHD Van Şubesi
4-İnsanca Yaşam Derneği 
5-Azadi İnsiyatifi
6-Dep-der
7-Kamu Emekçileri Sendikası (KESK)
8-Anti Kapitalist Müslümanlar
9-İnsan-Der