MAZLUMDER Ankara Şubesi ve Özgür Yazarlar Birliği’nin ‘İmparatorluktan Cumhuriyet'e; Siyasi Akımlar ve Kurucu İdeolojinin Oluşumu’ başlığıyla gerçekleştirdiği ‘Yakın Tarih Okumaları’, ‘Demokrat Partili Yıllar ve 60 İhtilali’ başlığıyla üçüncü dersini gerçekleştirdi.
ÖYB Sakarya İl Temsilcisi Kadrican Mendi’nin sunumuyla gerçekleşen derste 1946 – 1960 yılları arasındaki süreçte Demokrat Parti’yi oluşturan iç ve dış dinamikler, Demokrat Parti tecrübesi, 27 Mayıs İhtilali ve 61 Anayasası anlatıldı.
“Dönüşümün ilk farkına varan Menderes değil İnönü’dür”
İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın kabaca ikiye bölünmesi ve ABD tarafının kendi liberal ekonomisini, demokrasiyi, diktatörlüğün tasfiyesini, uluslararası hukuk gibi mekanizmalarını ‘hür dünya’ paradigması ile dünyaya dayattığı dönemde ülkelerin ayakta kalabilmek için taraf seçme zorunluluğunu anlatan Mendi, ‘Dünyada böylesi dönüşümleri fark eden her zaman sermaye sınıfı olmuştur. Çünkü sermaye sınıfı küresel boyutta ticaret yapmak zorundadır. Bürokrasideyse bu dönüşümün ayırdına varan ilk kişi yaygın bilinenin aksine Adnan Menderes değil, İsmet İnönü’dür.’ diye konuştu.
“Demokrat Parti’nin oy aldığı bölgelerden bugün CHP oy alıyor”
‘Tek parti döneminde, toplumun siyaset olmadan dönüşemeyeceği ve devlet mekanizmasının yeterli olmadığı alanı siyasetin doldurması gerektirdiğinin farkına varan İnönü, çok partili hayata geçiş için muhalefet grubu açmıştır’ diyerek Demokrat Partili vekillerin Halk Partililer ile aynı zümreden geldiğini ve dini algılayışlarının da aynı olduğunu belirten Mendi, günümüzde Arapça ezan örneğinde olduğu gibi ayrılıkları pekiştirmek için kullanılan pek çok olgunun aslında HP - DP mutabakatı ile olduğuna dikkat çekti. Demokrat Parti’nin mutlak çoğunluk seçim sistemiyle galip geldiği seçimlerde oy çoğunluğu sağlayan bölgelerin, günümüzde CHP seçim bölgesi olduğunu belirten Mendi, sözlerine Demokrat Parti’nin Müslüman mahalleyi temsil etmediği, fakat mukaddesatı dışlamadığını ekledi.
NATO üyeliğine dair görüşmelerin İsmet İnönü’yle başladığını ve Menderes eliyle küresel ekonomiye entegrasyon acelesiyle süreçleri hızlandırılan NATO’yu anlatan Mendi, NATO’yu ‘hür dünya’yı korumak amacıyla kurulan askeri, ekonomik, siyasi bir örgütlenme olarak tanımladı.
“NATO’nun ülkeler içindeki varlığı askeri üslerden ibaret değildir”
NATO tüzüğünde ‘çevre ülkelerin iç ve dış güvenliğine ilişkin her türlü strateji NATO Genel Karargahı’nda belirlenecektir’ maddesi olduğunu, üye devletlerin her siyasetinin NATO karargahından çıkma siyasetler olduğunu belirten Mendi, ‘NATO üyesi ülkelerin bağımsızlıktan söz etmesi mümkün değildir, orduları ulusal ordu değil, NATO ordusudur.’ diye konuştu. Mendi, “NATO’nun ülke içindeki varlığı 80 küsür NATO üslerinden ibaret değildir. ‘Derin devlet’ denilen örgütlenmeler, faili meçhuller, kontragerilla teşkilatları birer NATO örgütlenmeleridir, bunların birçoğu belgelenmiştir” ifadelerini kullandı.
Demokrat Parti tecrübesiyle sunuma devam eden Mendi, 27 Mayıs ihtilaline giden iç ve dış dinamikleri ve 61 Anayasası’nı genel hatlarıyla anlatarak konuşmasına son verdi.
Her ayın son Cumartesi günü gerçekleştirilen Yakın Tarih Okumaları’nın bir sonraki dersi 30 Mayıs Cumartesi saat 14.00’te ’12 Eylül’e Giden Süreçte Siyasetin Hikayesi ve Düzenin Restorasyonu’ başlığıyla gerçekleştirilecek.