METİN DEMİR VE ARKADAŞLARI HAKKINDAKİ İDDİALARI ARAŞTIRMA RAPORU -2007

T.C. VATANDAŞI METİN DEMİR( 1 HAZİRAN 2006), MUSTAFA EĞİLLİ VE M.HASİP YOKUŞ ADLI KİŞİLERİN (19 HAZİRAN 2006)

IRAK KÜRT FEDERE BÖLGESİNDE GÖZALTINA ALINDIKLARI VE AKIBETLERİ HAKKINDA BİLGİ ALINAMADIĞI İDDİALARINI ARAŞTIRMA RAPORU

MAZLUMDER-İHD

OCAK-2007

OLAY :

T.C. Vatandaşı ve Özgür-Der Diyarbakır şube yöneticisi Metin Demir, Özgür-Der Genel Merkez yöneticisi ve Kudüs dergisi editörü Mustafa Eğilli ve dernek üyesi Çelebi Bozan ile birlikte seyahat amacıyla Irak Kürt Federe Bölgesine giderken 1 Haziran 2006 tarihinde İbrahim Halil sınır kapısında Kürt Federe Hükümeti Asayiş yetkilileri tarafından Metin Demir'in gözaltına alındığı, Mustafa Eğilli ve Çelebi Bozan'ın gözaltı ile ilgili girişimlerde bulunduğu, avukat tuttukları, Asayiş makamlarının Metin Demir'in kendilerinde olmadığını bildirdikleri, daha sonra Türkiye'ye döndükleri, konuyla ilgili olarak yetkilileri ile tekrar görüşmek üzere Mustafa Eğilli ile akrabası ve Dernek üyesi M. Hasip Yokuş'un Irak Kürt Federe bölgesine gittikleri, onların da 19 Haziran 2006 günü Türkiye'ye dönerken İbrahim Halil sınır kapısında gözaltına alındıkları, ailelerin ve Özgür-Der'in resmi ve diplomatik girişimlerde bulundukları ancak sonuç alamadıkları, gözaltıların resmen kabul edilmediğini, hukuki sürecin işletilmediği ve ailelerin tüm çabalara rağmen bu kişilere ulaşamadığı iddiasıyla İnsan Hakları Örgütlerinden yardım talep edilmiştir.

HEYETİN OLUŞUMU :

Mazlumder Diyarbakır Şubesine yapılan başvurunun Mazlumder tarafından İnsan Hakları Derneği ile paylaşılması üzerine; olayı araştırmak, gerektiğinde Irak Kürt Federe Hükümeti yetkileri ve bölgede bulunan sivil toplum kuruluşları ile görüşmek, bu konuda mağdurlar ve varsa görgü tanıkları ile görüşmek, araştırma sonrasında kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, çeşitli ulusal ve uluslar arası mevzuatlarda güvence altına alınan başta yaşam hakkı olmak üzere diğer hakların korunmasına katkıda bulunmak için;

İHD GYK Üyesi, Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek, Mazlumder Diyarbakır Şube Başkanı Nesip Yıldırım, Mazlumder'in bir önceki Genel Başkan Yardımcısı Şeyhmus Ülek, Yazar Hasan Kaya, Metin Demir'in babası Hasan Demir ve Mustafa Eğilli'nin abisi Suat Eğilli'nin yer aldığı bir İnsan Hakları Heyeti oluşturulmuştur.

HEYETİN GİRİŞİMLERİ :

Heyet Diyarbakır'dan ayrılmadan önce, Irak Federe Kürt Bölgesi hükümet yetkilerine, heyetin amacı, üyelerinin ismi ve seyahat başlangıç tarihi iletilmiş, ayrıca basın kuruluşları da bilgilendirilmiştir.

İnsan Hakları Heyeti, 19-23 Ağustos 2006 tarihleri arasında Irak Federe Kürt Bölgesine giderek araştırmalarda bulunmuş, resmi yetkililer ve sivil toplum kuruluşu yöneticileriyle görüşmelerde bulunmuştur.

Heyet, 19 Ağustos 2006 tarihinde Duhok Kürdistan Sivil Haklar Organizasyon Başkanı Ekrem Mayi ve 21 Ağustos 2006 tarihinde Hewler(Erbil) de bulunan Kürdistan Hukukçular sendikası Genel Başkanı Kak Reş Naqşibendî ve yöneticileri,

20 Ağustos 2006 tarihinde, Irak Kürt Federe Hükümetinin Dış ilişkilerden sorumlusu Safeen M. Dizayee ve Federe Hükümeti İnsan Hakları Bakanlığı Genel Müdürü Tavga Omar Raşhid ile görüşmelerde bulunmuştur.

Heyet üyelerinden Şeyhmus Ülek, Mihdi Perinçek ve Hasan Kaya 21.08.2006 günü yerel saat ile 14.30 dolaylarında Türkiye'ye dönmek üzere Hewler kentinden ayrılırken, Metin Demir'in babası Hasan Demir ve Mustafa Eğilli'nin abisi Suat Eğilli ile ailenin avukatı ve Mazlumder Diyarbakır şube Başkanı Nesip Yıldırım Hewler Genel Asayiş Müdürü ile görüşmek, olanak sağlanırsa gözaltındakilerin aileleri ile görüşmesi için kaldılar.

Heyet, 22 Ağustos 2006 tarihinde saat 11.00 de, Kürdistan Genel Asayiş Müdürü İsmet ERGUŞİ ile görüştü. 23 Ağustos 2006 günü ailelerin görüşme talebi hakkında bilgi verileceği ifade edildi.

Kürdistan Genel Asayiş Müdürü İsmet ERGUŞİ, 23 Ağustos 2006 günü gözaltındaki şahıslarla görüşmeye izin verildiğini telefon ile iletmesi üzerine Asayiş Genel Müdürlüğüne gidilmiş, heyet görevliler tarafından özel bir araçla şehir içinde özel bir güvenlik birimi olduğu anlaşılan bir merkeze götürülmüş, merkezde ismini öğrenemediği sivil giyimli bir yetkili ile (bu yetkili gözaltındakilerle görüşmede de şahsen hazır bulunan Soranice bilen yetkili idi) görüşme mahalline götürülmüştür.

Görüşme mahalli Hewler (Erbil) Asayiş Müdürlüğü içerisinde arka taraflarda bulunan özel bir gözaltı merkezi idi. Metin DEMİR ve arkadaşlarının Hewler Asayiş Müdürlüğü içindeki bir binada kaldığı tespit edilmiştir.

23 Ağustos 2006 tarihinde gözaltı merkezinde yapılan görüşmeye; Av.Nesip Yıldırım alınmamış, sadece ailelerin görüşmesi ortamı sağlanmıştır. Hasan Demir ve Suat Eğilli, gözaltında bulunan Metin Demir, Mustafa Egilli ve M.Hasip Yokuş ile 2 yetkili huzurunda yaklaşık 1,5 saat görüşmüştür. Görüşme sonrasında Hewler'de yapılacak bir iş kalmadığından 23 Ağustos tarihinde Türkiye'ye geri dönüş yapılmıştır.

Heyet geri döndükten sonra da gözaltındaki şahısların durumları hakkındaki gelişmeleri takip etmiştir (1). 31 Aralık 2006 tarihi itibariyle, gözaltına alınan şahsıların mahkemeye çıkarıldığı veya serbest bırakıldığına dair bir bilgiye ulaşılmamıştır.

___________________________________________________________________________

(1) 23 Kasım 2006 tarihinde gözaltında bulunan başka bir şahıs olan M. Zahit Pilatin'in babası Şakir Pilatin Hewler (Erbil)'e giderek, bu kişilerin tutuldukları asayiş müdürlüğüne bağlı ceza / tutuk evinde Zahit Pilatin ve M. Hasip Yokuş ile görüşmüştür. Pilatin'in beyanlarına göre: " Görüşme rahat bir ortamda gerçekleşmiş, görüş günü olmasına rağmen özel bir izin de alınmak zorunda kalınmış ve içeri girerken kağıt ve kaleme izin verilmemiştir. Ancak Hasip Yokuş'un da akrabası olmamasına rağmen görüşmeye alınması, ilk günlerdeki baskının artık kalmadığını göstermektedir. Zira bugüne kadar tüm ısrarlarına rağmen Şakir Pilatin oğluyla görüştürülmemiş ve hatta öyle birinin varlığı inkar edilmiştir. Görüşmede bu kişilerin iyi oldukları gözlenmiş, cezaevi yönetiminde tutulan paralarının kendilerine son günlerde ancak verildiği ve paraya ihtiyaçlarının kalmadığı ifade edilmiştir. 19 Haziran'dan beri gözaltında tutulan söz konusu kişilerle yapılan görüşmede şu ana kadar sadece biri ilk gözaltı günü, diğeri de dördüncü gün olmak üzere sadece ilk hafta ve iki defa sorgulandıklarını sonra hiç sorgulanmadıklarını ve niye gözaltında tutulduklarını bilmediklerini anlatmışlardır. "

HEYET ÜYELERİNİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ RESMİ GÖRÜŞMELER :

Irak Kürt Federe Hükümetinin Dış ilişkilerden sorumlusu Safeen M. Dizayee ile 20.08.2006 tarihinde Selahaddin Kentindeki makamında yapılan görüşmede, göz altına alma olayı vuku bulmuş ise resmen kabul edilmesi, hukuk sürecinin acilen işletilmesi, adil bir yargılanın yapılması ve gözaltına alınan kişilerin aileleri ve avukatları ile hemen görüştürülmesi heyet tarafından talep edilmiştir.

SAFEEN M. DİZAYEE: Irak Kürt Federe Hükümetinin Dış ilişkiler sorumlusu

"Türkiye'de faaliyet gösteren Sivil İnsan Hakları kuruluşlarının böylesi bir bileşiminin bölgemize gelmiş olması beni memnun etmiştir. Irak'ta yeni bir yapılanma meydana gelmiştir ve bundan memnun olmayan bir çok örgüt ve devlet vardır. Irak'ta terör eylemleri sonucu her gün onlarca insan yaşamını yitiriyor. Bölgemizde de yeni bir yapı vardır. Bu durumumuzdan rahatsız olan ve Irak'ın diğer bölgelerinde meydana gelen karışıklığı bizim bölgemizde de yaratmak isteyen devlet ve örgütler de mevcuttur. İki yıl önce, partimizde yapılan bayramlaşmada patlayan bombalar 98 insanımızın ölümüne neden oldu. Kendimizi korumalıyız. Bu neden çok dikkatli bir biçimde tedbirlerimizi almalıyız.

Heyetin gelişine konu olan olay ile ilgili Türkiye'den bir çok önemli şahsiyet beni aradı. Hatta Haşim Haşimi'nin beni en son arayışında, daha kapsamlı bir ön araştırma için heyetin birkaç gün geç gelmesini talep etmiştim. Bir Kürt insanının bölgemizde karışıklık yaratmak için gelmesini düşünmek istemiyorum, ihtimal vermiyorum. Araştırmalarımız devam ediyor. T.C Hükümetinden de bilgi talep ettik, bu bilgi geldi. Ancak, Metin Demir ile ilgili istihbarat bilgileri ve deliller mevcuttur, terörü amaç edinen islami bir örgütle ilişkisine dair. Araştırmalarımız sonucunda durum yargıya intikal edecektir. Suçsuz ise doğal olarak serbest bırakılır. Bu kişi bizim İstihbarat (Parastın) örgütümüz tarafından sorgulanıyor, araştırılıyor, bizdedir. Ailelerin bu kişiler ile görüşmesi için yetkililer ile görüşeceğim. Yarın size yanıt vereceğim." demiştir.

21 Ağustos 2006 günü yerel saat ile 14.45 dolaylarında heyeti telefon ile arayan Safeen M.Dizayee;" Hewler'de bulunan Genel Asayiş Mudürü İsmet Erguşi ile görüştum. Yarın yerel saat ile 11.00 sizi bekliyor. Durum ve ailelerin gözaltındakiler ile görüşme talebi hakkında size bilgi verecek."

TAVGA OMAR RAŞHİD: Federe Hükümeti İnsan Hakları Bakanlığı Genel Müdürü

21.08.2006 günü Hewler(Erbil) kentindeki makamında yapılan görüşmede, Raşhid; " Bu durumdan haberimiz yok. Yazılı başvuruda bulunursanız bildirdiğiniz adres ve telefona bilgi almamız halinde bilgi vereceğiz. Gücümüz ve yetkimiz dahilinde katkımızı sunacağız." dedi. Bunun üzerine heyet üyeleri Irak Kürt Federe Hükümeti İnsan Hakları Bakanlığına yazılı başvuruda bulundu.

İSMET ERGUŞİ : Hewler (Erbil) de bulunan Kürdistan Asayiş Genel Müdürü

22 Ağustos 2006 tarihli görüşme beyanında, Erguşi; " Metin Demir'in Kürdistan üst düzey yönetimine karşı gerçekleştirilecek uluslarası nitelikte bir terör eyleminin parçası olduğu iddiasının mevcuttur, Metin Demir'in Ankara - İstanbul, Suriye ve Suudi Arabistan gibi bir yelpazede ilişkilerinin olması ve bu kadar kişiyi tanımasının şüpheleri güçlendirmiştir," Heyetin Metin Demir hakkındaki bu ciddi beyanınıza kanaat getiriyor musunuz? sorusuna Erguşi; "henüz net bir kanaat oluşmadı, soruşturma hala sürüyor," Soruşturmanın ne kadar süreceği? sorusuna: şuan bir şey söylenemeyeceğim soruşturma devam ediyor," Heyetin Metinle ilgili iddialarınız var ise de Mustafa Eğilli ve Hasip Yokuş'un gözaltına alınma sebebinin ne olduğu sorusuna:" Mustafa Eğilli ve Hasip Yokuş'un ülkeden kaçmaya çalıştıkları için gözaltına alındılar". Bu şahısların resmi pasaport ve yasal yöntemle sınır kapısına gelmiş olmalarının bu şekilde bir algıya yol açması ne derece isabetlidir sorusuna "soruşturma devam ediyor,, ailelerin gözaltındaki şahıslarla görüşmesi hususunda şuan bir cevap veremeyeceğim, telefon bilgilerinizi verin yarın cevap verebileceğim" biçiminde ifade etmiştir.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İLE YAPILAN GÖRÜŞMELER :

EKREM MAYİ: Duhok Kürdistan Sivil Haklar Organizasyon Başkanı

19.08.2006 günü Duhok'ta yapılan görüşmede, Mayi;

"Federe bölgesinde sivil toplum örgütlerinin geçmişi yenidir. Kurumsallaşma yaratılamamış, çalışma alanları ve çerçevesinin oturtulmasında eksiklikler yaşıyoruz. Merkezi idarenin sivil toplum örgütleri üzerinde egemenlikleri var, yönetimlerden tam bağımsız olduğu söylenemez, toplumda ve bu örgütlerde yeni yapılanma sürecinde bazı hassasiyetler kabul görüyor. Bizler sadece sivil haklarla ilgileniyoruz. Heyetin gelişine konu olayın daha önce bana da aktarıldı. Yaptığım görüşmelerde, ciddi istihbari bilgiler üzerine gözaltına alındıkları söylendi, konu ile ilgilenmememiz söylendi. Detaylı bilgi verilmedi." dedi

KAK REŞ NAQŞİBENDÃŽ: Kürdistan Hukukçular sendikası Genel Başkanı

21.08.2006 günü Hewler'deki Sendika binasında yapılan görüşmede, Nakşibendî; "Dava açılıncaya kadar yapabileceğimiz bir şey yok. Avukat olsalardı bir şeyler yapabilirdik. Şu aşamada bu olay ile ilgili avukatın faydası olmaz. Özel vekâletle dahi olsa yardımcı olamayacağız. Sizi İnsan Hakları Bakanlığına yönlendirebilirim."dedi.

SERDAR BÜLENT YILMAZ: ÖZGÜR- DER Diyarbakır Şube Başkanı

Diyarbakır ilinde Dernek binasındaki ki beyanında, Yılmaz; "1 Haziran tarihinde, Özgür-Der Diyarbakır şubesi yönetim kurulu üyesi Metin Demir yanında Özgür-Der genel merkez yönetim kurulu üyesi ve Kudüs dergisi editörü Mustafa Eğilli ve Özgür-Der Diyarbakır şubesi üyesi Çelebi Bozan olduğu halde, Kürdistan federasyon bölgesindeki siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeleri yerinde gözlemlemek, bu bağlamda bir takım ziyaretlerde bulunmak üzere Irak'a gitmişlerdir. Hatta bu bağlamda Mesut Barzani'nin siyasi danışmanı Muhammed Salih Cuma ile de röportaj yapılmak üzere gitmeden önce randevu alınmıştır. Aslında bu kişiler orada Muhammed Salih Cuma'nın yani hükümetin misafiri pozisyonundadır. Habur (İbrahim Halil) sınır kapısında Kürdistan federe hükümetine bağlı peşmergeler tarafından saat 12.00 sularında Metin demir'in gözaltına alınması üzerine sınır kapısının Irak tarafında bekleyen yetkililer ile görüşmeye çalışan Çelebi Bozan ve Mustafa Eğilli konuyla ilgili karakol yetkililerinden bilgi almak istemişler, ancak uzun bir süre beklemelerine rağmen bilgi alamamışlardır. Son olarak tesadüfen bir nakil aracına ondan fazla kişiyle birlikte binerken Metin Demir'i gören Çelebi Bozan ayak üstü nereye ve niçin götürüldüğünü Metin Demir'e sormuş, ancak Demir, nereye ve niçin götürüldüğünü bilmediğini söylemiştir. Yetkililer tarafında Metin Demir'in akıbetini sorduklarında terslenen ve biraz üsteleyince de tehdit edilen bu iki kişiye Metin Demir'in kendilerinden çıktığı nerede olduğunu bilmedikleri yetkili peşmergelerce ifade edilmiştir. Bunun üzerine Zaho'ya giden ve arkadaşlarının orada olabileceğini düşünen Çelebi Bozan ve Mustafa Eğilli, oradan Duhok'a gitmiş, ve bir sonuç elde edemeyince orada iki avukat ile görüşüp onları tutmuşlardır. Avukatlar asayişle yaptıkları görüşme üzerine orada öyle birinin olmadığı resmi olarak ifade edilmiş ve hiçbir bilgi alamamışlar, ancak gayrı resmi olarak Terörle mücadele biriminde tutulduğunu öğrendiklerini söylemişlerdir. Bunun üzerine söz konusu iki kişi Diyarbakır'a dönmüştür.

Daha sonra Mustafa Eğilli ile bacanağı ve Metin Demir'in de akrabası olan M. Hasip Yokuş, yerinde temaslarda bulunmak üzere Irak'a gitmişlerdir. Bir hafta kadar Erbil'de kalan ve sadece resmi kimlikli kişiler ve avukatlarla görüşen M. Hasip Yokuş ve Mustafa Eğilli girişimleri bitirip Türkiye'ye dönerken 19 Haziran tarihinde saat 24.00 sularında sınırda Kürt asayişi tarafından gözaltına alınmışlardır. Mustafa Eğilli ve M. Hasip Yokuş'la aynı araçta bulunan Diyarbakır / Bismil'li M. Zahit Pilatin isimli bir işadamı ile binilen ticari aracın şoförü de bu kişilerle birlikte gözaltına alınmışlardır.

Metin Demir, insan hakları alanında mücadele eden ve Türkiye'de çeşitli il ve ilçelerde şubeleri bulunan Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları derneğinin (Özgür-Der) Diyarbakır şubesi yönetim kurulu üyesidir. Demir, aynı zamanda Diyarbakır'da Deniz Feneri derneğinin de yardım faaliyetlerini organize eden tanınmış bir kişiliktir. Her üç kişi de Irak'a normal / yasal yollarla, pasaportlarıyla giriş yapmıştır.

Gözaltı sürecinde söz konusu kişiler Irak'a ilk defa gitmişlerdir. Metin Demir gözaltına alınırken yanında bulunan Mustafa Eğilli o zaman gözaltına alınmamış, daha sonra Hasip Yokuş'la birlikte tekrar girerken de gözaltına alınmamış ancak ülkeden çıkarken gözaltına alınmıştır.

Bu kişiler, Türkiye'de herhangi bir suçtan aranıyor değildir. Sabıkaları yoktur. Hayatlarında ilk defa gittikleri bir ülkede hangi suçtan aranıyor olabilirler? Olay isim benzerliği ise bu karmaşa birkaç saatte giderilemeyecek bir durum mudur? Kaldı ki son iki kişinin gözaltına alınması isim benzerliği ile de açıklanabilecek bir şey değildir.

Metin Demir'in, uzun bir zaman niçin gözaltına alındığı, nerede tutulduğu, hangi nedenden dolayı soruşturulduğu, hangi birim ve kimler tarafından sorgulandığı, üzerine atılı suçun ne olduğu, ne zaman serbest bırakılacağı ve nasıl muamele gördüğü hakkında bilgi verilmemiştir.

Bu olay giderek Türkiye kamuoyunda yankı bulmaya başlamıştır. Bu konuda çeşitli gazetelerde haberler yapılmış, Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak, Ahmet Varol, Hakan Albayrak, Sibel Eraslan ve İbrahim Karagül gibi yazarlar gazetelerindeki köşelerinde konuyu değerlendirmişler, İHH, Huder, Mazlumder, İHD, Özgür-Der, Af örgütü gibi kurumlar konuyla ilgili açıklamalar yapmışlardır. Uluslar arası af örgütü Londra'dan bu konuda acil eylem çağrısı yapmıştır.

Hangi suçtan gözaltına alınmış olursa olsun her insanın adil yargılanma hakkı vardır ve bu hakkı hiçbir suçlama geçersiz kılmaz.

Yapılan avukat görüşmeleri neticesinde mahkemeye çıkarılıncaya kadar hukuki bir yardım yapılamayacağı belirtilmiş, ayrıca bu nevi vakaların çok fazla olduğu ve bu tarz gözaltıların çok uzun süre devam ettiği gerek avukatlar gerekse görüşülen diğer kişi ve kurumlar tarafından ifade edilmiştir. Ayrıca çeşitli defalar basın açıklamaları ile çözümü isteyen talepler dile getirilmiştir.

Metin Demir hakkındaki iddianın edindiğimiz bilgi ve duyumlara göre, Barzani ailesine karşı bir eylem iddiası olduğu bunun gerekçesi de, şahsın geçmiş yılarda bir mecliste tanıştığı şahıs olduğu ifade edilmektedir. Bir kişiyle tanışmış olmak onun tüm zamanlarda neler yaptığı, uğraşılarının ne olduğu, en önemlisi de onun fikirlerinin tümünü paylaşıyor olma anlamına gelmeyeceği, bu tarz yorumun zorlamalı ve idareyi hataya sevk edebileceği açıktır.

Bizler arkadaşlarımızı tanıyoruz, suçlu olmadıklarını biliyoruz ve kendilerine karşı yapılan gözaltının da haksız olduğunu, bu hatadan geçte olsa bir gün dönüleceğini düşünüyoruz. Ancak geçen süre mağdurların ailelerinde derin yaralar açmaktadır. Biran evvel arkadaşlarımızın yasal haklarının tanınması ile bugüne kadar mahkemeye çıkarılmalarını gerektirecek kadar ellerinde delil olmadığını da düşünerek arkadaşlarımızın serbest bırakılmalarını istemekteyiz" demiştir.

GÖZALTINDA BULUNAN KİŞİLER İLE YAPILAN GÖRÜŞMELER :

SUAT EĞİLLİ : (Gözaltında bulunan Mustafa Eğilli'nin abisi)

Gözaltında bulunan M.Demir, M.H.Yokuş ve kardeşi Mustafa Eğilli ile 23 Ağustos 2006 tarihli görüşmesi hakkındaki beyanında, Suat Eğilli ; "Görüşme öncesinde sonradan görüşme esnasında hazır bulunan Asayiş yetkililerinin kendisi ve Hasan Demir'e görüşmenin usulü hakkında uyarıda bulunlar, görüşmede sadece Kürtçe konuşmaya müsaade edildiğini, Kürtçe dışında bir dille konuşulduğu takdirde görüşmeyi sonlandıracaklarını söylediler, görüşmenin sadece ailelerin sorulması şeklinde olması gerektiği, gözaltına ilişkin konuşmalara müsaade edilmeyeceğinin söylendiler, görüşmeyi iki memur izledi, bunlardan birinin Kurmanci bilmeyip Sorani dilini biliyordu,, diğeri görüşmeyi çeviriyordu, bu görevlilerin aynı zamanda sorguya giren yetkili kişiler olduklarını konuşmalar sırasında fark ettik, bu kişilerin görüşme öncesinde beni ve Hasan Demir'i on beş dakika kadar sorgulandı , sorguda; kimlik bilgilerinin sorulması dışında, Mustafa Eğilli'nin öğrenim durumu ve nerede okuduğu sorulduğu, imam hatip'te okuduğunu söylediğimde bu okulun özelliğini sordular, dini öğrenim veren bir okul olduğunu söylediğinde neden imamlık yapmadığını sordular, bende de imam hatiplerin sadece imam yetiştirmediğini anlattım, imam hatipte okumuş olmasına fazla taktılar, sonrasında Mustafa'nın öğrenimini Suriye'de devam ettiğini ifade edince Suriye ile ilgili de çok fazla soruyla karşılaştım, Suriye'de kimleri tanıdığımı sordular bende Muhammed Salih Cumanın yeğeni Dr. Muhammed'i tanıdığımı, bu kişiyle ilgili de sorularla karşılaştım, hem imam hatip hem de Suriye mevzusunun Metin'in babasına da çokça sordular, babasının yetersiz kaldığı durumlarda ben cevap verdim, Türkiye'de Mustafa'nın arkadaşlarından kimleri tanıdığım soruldu, İstanbul'dan bildiğim bir iki kişinin ismini söyledim, benzer soruların Metin Demir'in babası Hasan Demir'e de soruldu. Sorgulama sırasında "bunlar birini öldürmeye gelmişler" şeklinde bir ifade kullandılar, ancak bunu açmadıklar,

İzlenimim, Metin Demir ve Mustafa Eğilli'nin son derece tedirgin ve baskı altında oldukları yönündedir, çünkü, konuşurken sık sık bu kişilerin sorgulamasını da yürüten görevlilere bakıyordu ve onların tepkilerinden çekiniyorlardı, söz konusu tedirginliği ve endişeyi M.Hasip Yokuş'da gözlemlemedim, Hasip Yokuş rahat bir tavır içindeydi ve görevlilere niçin tutulduğunu çıkışarak soruyordu, şu ana kadar pek sorgulanmadığını ve baskı altına alınmadığı izlenimini edindim, Mustafa Eğilli ve Metin Demir 8-10 kilo kadar zayıflamışlardı,, saçları üç numara tıraşlıydı, üzerlerinde hapishane üniforması vardı,, Metin Demir ve Mustafa Eğilli işkence kötü müamele görmediklerini ifade ettiler, Metin, gözaltına alındıktan sonra buraya getirildiğini ve yer değiştirmediğini ifade etti, ayrıca fiziki koşullarının iyi olduğunu söyledi, kaldıkları yerin görüşmenin yapıldığı yer gibi klimalı (yaz sıcakları) ve temiz olduğunu, yemeklerin iyi, sularının soğuk olduğunu, kitap okumanın yasak olduğunun dile gediler,e avukat tutulup tutulmadığını sordular, ayrıca tek kişilik hücrelerde kaldıklarını belirtiler, sigara için paraya ihtiyaç duyduklarını söylediler, bunun üzerine görevlilerin şikayet etmeyin anlamında her türlü ihtiyaçlarının karşılandığını söyleyince Metin'ler buna itiraz ettiler, görevlilerin istedikler taktirde paralarının onlara verileceği söylendiğinde ise, onlar, istediklerini ama kendilerine verilmediğinin söylediler, görevliler sorumlu memurlardan bunun hesabının sorulacağını ifade ettiler, tüm sorulara biraz da tedirgin olarak ürkek cevaplar verdiklerini gördüm.

Görüşme sırasında görevlilerin söze karışarak, gerçekleri söylemeleri durumunda hemen bırakacaklarını, vaktiyle kendileriyle savaşanları ( PKK'yi kastederek) affettiklerini, bunları da affedebileceklerini, ola ki kandırılmış olabileceklerini ve kendilerini öldürmeye gelmiş olabileceklerini, bunu anlayışla karşılayacaklarını, kabul ederlerse serbest bırakacaklarını ima etmeleri üzerine, Metin ve Mustafa bu talebe karşı, bize nasıl bunu dersiniz anlamında moralleri bozularak yetkililerin yüzlerine anlamlı bir bakışla baktılar ve sessiz kaldılar,

Metin ve Mustafa'dan sonra, talebimiz üzerine Hasip Yokuş da getirildi, onun farklı olarak bir haftalık sakalının olduğunu, onun da üniformalı olduğunu, gelir gelmez kendisini niçin orada tuttuklarını sorarak görevlilere çıkıştığını, rahat olduğunu, Mustafa ve Metin'deki tedirginlik ve ürkekliğin onda olmadığını, üzerine pek gidilmediği izlenimi edindim, Hasip Yokuş'un girer girmez yaptığı bu çıkışma üzerine kendisine görevliler tarafından "aileni, çocuklarını sor, başka konulara girme" şeklinde uyarı yapıldı, konuşma sırasında rutin ailelerin sorulması dışında ihtiyaçlarını sorduk, onun da Metin ve Mustafa gibi paralarının kendisine verilmediğinden sigara alabilmek için saatini satmak zorunda kaldığını, esas sorunun döndüğünde Türkiye'de özellikle memuriyeti ile ilgili yaşayacaklarının endişesini taşıdığını söyledi, görevliler Hasip'e "sen yakında çıkarsın" dediler,

Metin Demir'in psikolojisinin iyi olmadığını gözlemledim, Mustafa'nın da Metin'in de fazlasıyla korkutulmuş ve psikolojik baskıya maruz bırakıldıklarını, bu kişilerin ne ile suçlandıklarını bilmediklerini, hatta sorgulayan kişilerin de bu kişileri ne ile suçladıklarını bilmediklerini sanıyorum, ellerinde somut bir delil olmadığın düşündüğünü, bu kişileri gözaltına alan birimin büyük bir komployu çökertme gibi bir iddia içinde olup bunu da üstlerine ilettikleri halde bu olay büyüyüp diplomatik ve medyatik bir olaya dönüşmesine karşılık bu iddianın bir fiyasko olduğunun anlaşılması üzerine de ne yapacağını şaşırmış vaziyette olduklarını zannediyorum" biçiminde ifade etmiştir.

HASAN DEMİR: Gözaltında bulunan Metin Demir'in babası,

"Kimlik bilgileri dışında bana da Metin'in okuduğu imam hatiple ilgili şeyler soruldu, yurt dışında gidip gitmediği, gittiyse nereler gittiği ve arkadaşları soruldu, bende bu sorulara cevap verdim,, yurt dışı sorusunda Arabistana hacca gittiğini, Metin'in Suriye'ye de hacda tanıştığı bir arkadaşını ziyarete gittiğini söylediğini söyledim, diğer hususlar Suat Egilli'nin dediği gibi cereyan etti", biçiminde beyanda bulundu. Hasan Demir daha sonra heyete " Görüşme sırasında yaşlılıktan olsa gerek Metin Demir'in hac ve Suriye gezisinin tarihlerini karıştırdım, Metin önce Suriye'ye sonra hacca gitmişti." dedi.

HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER :

Heyetimiz;

1-Metin Demir, M. Hasip Yokuş ve Mustafa Eğilli'nin Irak'a normal / yasal yollarla, pasaportlarıyla giriş yaptığını,

2-Metin Demir'in 1 Haziran 2006 tarihinde Irak'a girerken, M.HasipYokuş ve Mustafa Eğilli'nin 19 Haziran 2006 tarihinde Irak'tan çıkacakken Kürdistan Federe Hükümeti kolluk kuvvetleri tarafından İbrahim Halil Sınır Kapısında (Habur) gözaltına alındığını,

3-Gözaltına alındıktan sonra Hewler kentinde bulunan Hewler Asayiş Müdürlüğü içindeki bir binaya götürüldüğünü, başka bir yer değişikliği yapılmadığını,

4-Metin Demir'in, Kürdistan Federe Hükümeti yetkililerine karşı eylem yapmak iddiasıyla gözaltına alındığını, M. Hasip Yokuş ve Mustafa Eğilli'nin gözaltına alınması hakkında tatmin edici bir açıklamanın olmadığını, ancak Metin Demir'i sordukları için gözaltına alınmış olabileceğini,

5-Görüşme tarihi olan 23 Ağustos tarihi itibariyle Metin Demir'in 83 gündür gözaltında olduğu, belirtilen tarihe kadarda üçünün de gözaltında tutulduklarını,

6-Şüphelilerin Mahkemeye çıkarılmadığını, Hakim güvencesinden faydalandırılmadığını,

7-Gözaltındaki şahısların fiziki işkence ve kötü muameleye maruz dair bir delilin bu aşamada tespit edilmediğini, ancak Metin ve Mustafa'nın psikolojik baskı altında olduklarına ilişkin nesnel bir durumun olduğunu tespit etmiştir.

AYDINLATILMASI GEREKEN NOKTALAR :

Heyetimiz; aşağıda belirtilen noktaların aydınlatılmasını talep etmektedir.

1-Metin Demir hakkındaki iddianın ciddiliği dikkate alındığında; Mesut Barzani'nin siyasi danışmanı Muhammed Salih Cuma resmi görüşme niteliğinde sayılabilecek randevu vermiş midir? Doğru ise, Heyet olarak yapılacak ziyaret öncesi neden gözaltı işlemi yapıldı?

2- Irak Federe Kürt Bölgesi hükümet yetkilerin, Metin Demir'in Diyarbakır ilinde sivil toplum örgütlerinden olan ÖZGÜR-DER'in yöneticisi olması nedeniyle sivil alanda faaliyet gösterdiğini biliyor mu?

3- İlk defa gidilen bir ülkenin daha sınır kapısında iken ne tür bir suç işlemiş olabilir? İşlenmiş bir suç varsa neden resmen açıklanmıyor?

4- Mustafa Eğilli ve M.Hasip Yokuş'un Metin ile birlikte iken gözaltına alınmaması, Türkiye'ye döndükten sonra araştırma yapmak üzere tekrar gidişinden sonra dönüş esnasında gözaltına alınmasının gerekçesi nedir?

5- Metin Demir hakkında sürdürüldüğü bildirilen soruşturmanın 6 ay gibi bir zaman dilimine yaydırılmasının hukuki dayanağı nedir, makul bir süre midir?

6- M.Hasip Yokuş ve Mustafa Eğilli hakkında sürdürüldüğü bildirilen soruşturmanın 5 ayı aşkın bir zaman dilimine yaydırılmasının hukuki dayanağı nedir, makul bir süre midir?

7- Gözaltına alınma sonrasında, heyetin Safeen M. Dizayee ile 20.08.2006 tarihli görüşmesine kadar geçen sürede şahısların yasal olarak gözaltında oldukları neden kabul edilmedi? Gözaltı yerleri niçin açıklanmadı? Avukatları ile görüşmelerine neden izin verilmiyor?

8- Gözaltındaki şahıslar neden adil yargılanma için mahkemeye sevk edilmiyor, gözaltı gerekçesi iddia ve delillerle tartışmaya açılmıyor? Ne zaman mahkemeye çıkarılacaklar ?

KANAAT VE SONUÇ :

Kanaat

Heyetimiz, yaklaşık 6 aydır Irak Federe Kürt Bölgesinde gözaltında tutulan Metin Demir, Mustafa Egilli ve M.Hasip Yokuş'un gözaltına alındığı andan itibaren şüpheli / sanık haklarından faydalandırma konusunda özenli davranılmadığı ve bugüne kadarda Uluslar arası hukukta kabul gören;

—Yakalandığında kendisine ve yakınlarına bilgi verme hakkı,

—Gözaltı süresinin sınırlı ve makul sürede olması hakkı,

—Suçsuzluk karinesi, suçluluğu sabit oluncaya kadar suçsuz sayılma hakkı,

—Gözaltında avukat yardımından faydalanma hakkı,

—Gözaltı sürecinde savcı ve hakim kontrolüne tabi olma hakkı,

—Adil Yargılanma hakkı,

—Suçların şahsiliği ilkesi,

— Makul sürede hakim karşısına çıkarılma haklarının ihlal edildiği kanaatine varmıştır.

Sonuç

Metin Demir'in 6 ayı aşkın, Mustafa Eğilli ve M. Hasip Yokuş'un 5,5 ay gibi uzun bir süre Irak Kürdistan Federe Hükümeti yetkililerince gözaltında tutulmaları bir cezalandırmaya dönüşmüştür. Yukarıda belirtilen temel hakları ihlal edilen bu şahısların biran önce temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak faydalandırılmaları gerekir.

Irak Kürdistan Federe Hükümeti, eğer İnsan haklarına saygılı ve hukukun egemen olduğu bir yönetim anlayışı iddiasında bulunuyorsa, temel hak ve özgürlüklere riayet etmesi gerekir. Türkiye'deki İnsan Hakları örgütleri ve yöneticileri olarak Irak Kürdistan Federe Hükümetini hukukun gereğini yapmaya ve İnsan Haklarına saygılı olmaya davet ediyoruz.

Mihdi PERİNÇEK

İHD MYK Üyesi

Doğu ve Güneydoğu Bölge Temsilcisi

Av.Nesip YILDIRIM

MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2007-01-04
OHAL Raporu
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 5 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2592294

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari