Kürt sorunu - Evrensel Gazetesi

Sayın Fatih POLAT

Evrensel Gazetesi Yazı İşleri Müdürü

Tel : 0212 665 69 37

Fax : 0212 665 69 43-44

Kürt sorunu, Öcalan davası vesilesiyle bir kez daha yakıcı bir şekilde tartışılıyor. Sizce içinde bulunduğumuz aşamada Kürt sorununun çözümü nasıl mümkün olur? Nelerin yapılması, ne gibi adımların atılması gerekir?

"Kürt sorununun, Öcalan davası vesilesiyle bir kez daha yakıcı bir şekilde tartışıldığı"ndan emin değilim. Bazıları belki bu dava dolayısıyla Kürt sorununun gündeme gelmesini, tartışılmasını istiyor; ama birileri de bu dava dolayısıyla Kürt sorununun üstünü tamamen örtmeye ya da Kürt sorununu, Abdullah Öcalan davasına ya da bildik deyimle PKK'ya veya 'terör sorunu'na indirgemeye çabalıyor. Ve iyi bildiğimiz tüm araçlarını kullanarak, kamuoyuna Kürt sorununu adeta unutturmaya çalışıyor. Bunların, -geçici de olsa- hayli başarılı oldukları da görülüyor. İster 'Kürt Sorunu', ister 'Güneydoğu Sorunu' olarak adlandırılsın, bu sorun; esasen, farklılıkları vurgulayan 'kimlik hakları' temelinde bir insan hakları sorunudur. Ancak bu sorunun; sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik boyutları vardır ve bu sorun artık uluslararasılaşmış komplike bir sorundur. Elbette bu sorunun terör, göç vb birçok farklı boyutu da bulunmaktadır. Ancak bu sorunun sağlıklı çözümü için öncelikle yapılması gereken; sorunun doğru tanımlanmasıdır. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de, bu sorunun özgürce konuşulmasının, tartışılmasının önündeki -yasal ve fiili- tüm engellerin kaldırılması gerekmektedir. Sorunun, topluma inkar temelinde bir terör sorunu olarak dayatılmasının yıllardan beri çözüm getirmediği ortadadır.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, daha önce "Kürt realitesini kabul ediyoruz." demişti. Şimdi gerek Cumhurbaşkanı'nın, gerek Başbakan'ın, gerekse diğer üst düzey yetkililerin konuyla ilgili açıklamalarına bakınca, Kürt realitesini kabul etmenin bile çok gerisinde durdukları hissediliyor. İçinde bulunduğumuz dönemde, yakın gelecek için devletin, 'barış' vb. çağrılara yanıt verme, bu yönde esneme ihtimalini görüyor musunuz?

Yıllardan beri, hep inkar politikaları uygulandı ve sorun 'isyan' ya da 'terör' kavramlarıyla tanımlandı. Bu yüzden de militarist yöntemler tek çözüm yolu olarak dayatıldı. Kuşkusuz Özal döneminin arayışlarını görmezden gelmemek gerekir. Özal döneminde hiç değilse birtakım çözüm arayışları içerisine girildiğini biliyoruz. Dönemin Başbakanı ile Yardımcısının "Kürt realitesini tanıma"ları, önemli ölçüde bu arayış sürecinin doğal bir yansımasıdır. Özal sonrası dönemde, yine kadim politikalara dönülmüş ve Demirel başta olmak üzere tüm devlet erkanı da, yine eski söylemleri seslendirmeye başlamışlardır. Yakın gelecekten yana ümitvar olmadığımı söylemek zorundayım. Ancak bu 'barış çağrılarına yanıt verme' yaklaşımını da doğrusu netameli buluyorum. Çünkü bu yaklaşım hem tamamen doğru değil, hem de çözümsüzlüğü beraberinde getiriyor. "Barış çağrılarına yanıt verme", hemen PKK'nın muhatap kabul edilmesini istemek gibi anlaşılıyor ve anında "devlet teröristi muhatap almaz" tepkisiyle karşılaşıyor. Oysa cari sistem, genel olarak tüm halkla, özel olarak da Kürt halkı ile barışmak; halkın değerlerine saygı göstermek, tüm halkın hak ve özgürlüklerini güvence altına almakla yükümlüdür. Dolayısıyla, barış yanlılarının, özel olarak Kürtleri, ama genel olarak tüm ezilenleri, sömürülenleri; özetle tüm halkı kuşatacak bir barış söylemini, perspektifini geliştirmeleri ve hemen çözümsüzlüğe mahkum olacak yaklaşımlardan kaçınmaları gerekir diye düşünüyorum.

Kürt sorunu ile ilgili olarak devlet, şu anda sizce nasıl bir strateji izliyor?

Kürt sorunu ile ilgili olarak devletin, ne eskiden ne de şimdi, ciddi bir strateji izlediğinden söz etmenin zor olduğuna inanıyorum. Tarih bilincinden yoksun bazı iyi niyetli kimseler, "terörün belinin kırılmasından", "terörbaşının yakalanmasından" sonra, sorunun çözümüne yönelik bazı olumlu adımların atılacağını bekliyor olabilirler. Sıkça dile getirildiği gibi, atılacak olumlu adımların artık "teröre taviz" olarak nitelendirilemeyeceği bir "psikolojik üstünlük" sağlanmış olmasına rağmen, Güneydoğu'da faili meçhul cinayetler, yerinde infazlar, kaybedilmeler, köy baskınları ve boşaltmalar hala sürüyor. Güneydoğu'daki köylüler, 'istenmeyen' bir partiye oy verdikleri için keyfi bir biçimde cezalandırılıyor. Özetle klasik ihlaller, olanca hızıyla devam ediyor. Bu tablo karşısında, insan hakları ihlallerini bir 'yönetim pratiği' olarak benimsemiş anlayışın, bugün de egemenliğini sürdürdüğünü itiraf etmek ve -eğer bu bir strateji ise- strateji değişikliği olmadığını vurgulamak gerekiyor.

ABD, Almanya gibi ülkelerin Kürt sorunu konusunda belirli bir strateji izledikleri ve bunu daha önce de değişik vesilelerle dile getirdikleri biliniyor. Bu iki ülke ve konuya 'ilgi' gösteren benzer ülkeler, sizce bugün nasıl bir strateji izliyorlar?

ABD, Almanya gibi ülkelerin, Kürt sorunu da dahil, dünyanın hiçbir yerindeki hiçbir sorunla ilgili olarak, ahlak ya da hukuk temelli bir strateji izlediklerine inanmıyorum. Çünkü emperyalist ülkelerin, ilkeleri yoktur; çıkarları vardır. Dolayısıyla Kürt sorunu ile ilgili stratejilerinden değil, Kürtlerin yaşadığı coğrafyalar üzerindeki sömürgeci hesaplarından ve bu hesapları gerçekleştirmeye dönük politikalarından sözetmek gerekir. Kürt sorununu ABD'nin Kuzey Irak ekseninde; Avrupa'nın ise Türkiye ekseninde ele aldığı bilinmektedir. Ama Avrupa ülkelerinin bile Kürt sorunu karşısındaki duyarlılıkları, Türkiye'den kazandıkları ya da kaybettikleri büyük ihalelerle doğrudan ilintilidir. Değişik zamanlarda bazı Avrupa ülkelerinin duyarlılıklarının ya da duyarsızlılıklarının artmasının altında bu ihaleler yatmaktadır. Bu nedenle, özel olarak Kürt sorununun, genel olarak dünyadaki tüm insan hakları sorunlarının, öncelikle dünya politikacılarının iç ve dış siyasi ve ekonomik hesaplarına alet olmaktan kurtarılması, insan hakları savunucularının en önemli ve öncelikli sorumluluğudur.

Teşekkür eder, başarılar dilerim.

Selamlar, saygılar...

09 Haziran 1999

Yılmaz ENSAROĞLU

MAZLUMDER Genel Başkanı

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı MakalelerTarih 2004-09-07
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 5 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2382598

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari