Cumhuriyet in 75. yılı - Akit Gazetesi

Sayın Sami ALTUN

Akit Gazetesi - İSTANBUL

Tel&Fax : (212) 657 52 75

Türkiye'de Cumhuriyet, "Cumhur"un yönetim mekanizmalarında söz sahibi olabildiği bir rejim olabildi mi?

Türkiye'de Cumhuriyet'i kuran ve bugüne kadar onun sahipliğini kimseye kaptırmayan kadroların amacı, cumhuru söz sahibi kılmak değil, aksine cumhuru adam etmektir. Bugüne kadar sürdürülen tüm politikalar, hep bu amaca yönelik olmuştur. Bu nedenle başından beri bugüne kadar, Türkiye toplumunun, yönetimde söz sahibi olması mümkün olmamıştır. Öyle görünüyor ki, bundan sonra da halk, eğer yönetime katılma hakkı başta olmak üzere, hak ve özgürlüklerine yeterli ölçüde sahip çıkmazsa, bundan sonra da bu mümkün olmayacaktır.

Ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan Cumhuriyet'in 75 yıllık performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aradan geçen 75 yıl boyunca ülkemizde cari Cumhuriyet anlayışı ve yönetimleri; ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan hep ipleri elinde tutmuş; bu alanlarda, öncelikli olarak resmi ideolojinin egemenliğini savunacağından emin olduğu birey ya da grupları güçlendirmiş ve söz sahibi kılmıştır. Örneğin ekonomik alanda, devlet imkanları sayesinde Cumhuriyet zenginleri oluşturulmuş; siyasal alanda sürekli bürokratik kadrolar asıl iktidarı kullanmış ve bu kadrolardan vize alabilen partiler hükümet olmuş; kültürel açıdan da homojen bir toplum oluşturma amacına yönelik politikalar uygulanmıştır. Halkın dili, dini, kültürü, tarihi inkar edilerek, resmi dil, resmi tarih, resmi din ve resmi kültür meydana getirilmeye çalışılmıştır.

Bunu sağlayabilmek için de, Türkiye'de yaşayan insanlara resmi etnik köken, resmi bir din anlayışı dayatılmış; bunun dışına çıkanlar hiç tereddüt edilmeden "düşman" ilan edilmiş ve imha edilmeleri için her türlü baskı politikaları uygulanmıştır. Bu politikalar, nitekim bugün de sürdürülmektedir. Dünyadaki gelişmelere rağmen, Türkiye toplumunun adeta dünyadan soyutlanmasının istenmesi ve tüm dünyanın, ülke insanına "düşman" olarak tanıtılmasının altında da bu politikalar yatmaktadır.

Yetmişbeş yıllık serencamı içinde Cumhuriyet, demokrasinin neresinde? Demokratikleşme konusunda vardığımız noktayı yeterli görüyor musunuz?

Demokrasinin, Türkiye'nin 75 yıldan beri yüzünü çevirdiği dünyanın yükselen bir değeri olması yüzünden "demokrasi"den vazgeçmek istemeyen egemen anlayış, bu kavramı ait olduğu Batı dünyasındaki anlamından kopararak, ulusal ve resmi bir tanıma kavuşturmuş ve bilerek onu "Cumhuriyet"le özdeşleştirmiştir. Bunu yapanların, bu iki kavramın aynı şeyler olmadığını bilmediklerini sanmıyorum. İç kamuoyunda zihinsel karmaşa meydana getirmek, dış tepkileri de savuşturmak için bu karmaşa özellikle yapılmıştır ve yapılmaktadır.

Cumhuriyet'in demokrasinin neresinde olduğu sorusunu kısaca cevaplamak bu yüzden bana pek mümkün gözükmüyor. Eğer demokrasiyle, halkın yönetime katılma hakkını tam kullanması kastediliyorsa; meclis, seçimler, seçilenlere hükümetler kurdurulması gibi şekli birtakım unsurları var ise de, ülkemizde bunun tam olduğunu söylemek şansına ne yazık ki sahip değiliz. Seçilmişlerin atanmışlara hakim olamadığı, seçilmişlerin bürokrasiden gelen teklifleri zorunlu onaylama makamı olmaktan öteye geçemediği, siyasal partilerin aşiretler gibi yönetildiği ve milletvekillerinin seçmenden daha çok liderlere dayanma mecburiyeti duyduğu ve hükümete gelen partilerin kendi programlarını değil, kadim devlet politikalarını uygulamaya mahkum olduğu Türkiye'de olan; demokratikleşmeden daha çok demokrasicilik oynama olarak adlandırılmalıdır diye düşünüyorum.

*"Çok partili sistem ve demokrasi Cumhuriyet'i zaafa uğrattı" görüşüne katılıyor musunuz?" Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

"Çok Partili Sistem"den ne kadar sözedilebilir bilemiyorum. 1982 Anayasası'nın ve Siyasal Partiler Yasası'nın, siyasal partilere getirdiği zorunluluklara bakılırsa, ülkemizdeki tüm partilerin aslında tek parti olmak zorunda olduklarını söylemek gerek..Çünkü hiçbir partinin, Anayasanın dayattığı çerçeve ve ideoloji dışında bir program ortaya koyması mümkün değil...Bu yüzdendir ki hükümete hangi parti gelirse gelsin, temel politikalar değişmiyor.

Çok partili sistemin ve demokrasinin Cumhuriyet'i zaafa uğrattığı görüşünün ise, ele alınmaya ve tartışmaya değer bir doğruluk payı içerdiğini düşünmüyorum. Ortada olmayan ya da çok az kırıntıları olan şeylerin 75 yıllık Cumhuriyet'i zaafa uğrattığını ifade etmek; baskıcı, dayatmacı, yasakçı ve tektipçi politikaları sadece biraz daha rahat uygulayabilmek için yapılmış bir serzeniş olsa gerek..

Saygılarımla

Yılmaz ENSAROĞLU

MAZLUMDER Genel Başkanı

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı MakalelerTarih 1998-10-22
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 5 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2379530

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari