20.07.2010 SURİYE DEVLET BAŞKANINA SUNULMAK ÜZERE GAZİANTEP SURİYE KONSOLOSLUĞUNA, Türkiye’de akrabaları ve kökleri olup Suriye’de uzun zamandan beri yaşamakta olan, ancak Vatandaşlık Hakkı olmadığı için “Ecnebi” ve “Mektum” olarak adlandırılan sayıları yüz binlerle ifade edilen bir kitlenin bulunduğu bilinmektedir. Bu kitlenin vatandaşlık statüsünün bulunmaması, en doğal insani haklardan yararlanma imkanını ortadan kaldırmaktadır. Türkiye kamuoyu ve özellikle akrabalığı bulunanlar; bu kitlenin Türkiye kökenli olmasından dolayı Suriye tarafından dışlandığını düşünmektedirler. Bu olumsuz algıyı ortadan kaldırmanız gerektiğine inanıyoruz. Türkiye ve Suriye toplumlarının büyük takdir ve ilgiyle karşıladıkları iki ülke arasındaki iyi ilişkilerin sözü edilen kitlenin haklarına da olumlu şekilde yansımasını bekliyoruz. Bunun için “Ecnebi” ve “Mektum” statüsünde bulunan topululuğa “Vatandaşlık Hakkı”nın verilmesi için liderliğinizi göstereceğinizi umuyor ve bekliyoruz. İnsan Hakları alanında ulusal ve uluslar arası alanda çalışmalar yapan derneğimiz; her alanda gelişen ilişkilerin İnsan Hakları alanına da yansımasını arzu etmektedir. Bu konuda her türlü görevi üstelenmeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Ayrıca, uygun gördüğünüz taktirde Türkiye’ye yapacağınız bir ziyaret sırasında görüşlerimizi yüz yüze aktarmanın yararlı olacağını düşünmekteyiz. İyi dileklerimizi sunarız. MEHMET ALKIŞ MAZLUMDER GENEL YÖNETİM KURULU ÜYESİ  ---------------------------------------------------------------------------------------------- 20.07.2010 BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN, DİŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU, İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY’A AÇIK MEKTUP Suriye’ye zamanında çeşitli nedenlerle Türkiye’den göç eden veya Türkiye-Suriye sınırı çizildiğinde Suriye tarafında kalan, ancak; akrabaları, kökleri, resmi kayıtları Türkiye’de olan ve sayıları yüz binlerle ifade edilen bir insan kitlesi, yüz yıla yaklaşan bir trajedi yaşamaktadır. Suriye’de “Vatandaşlık Hakkı” ve geçerli bir kimliği olmayan bu insanların sosyal hayatın hiçbir faaliyeti içinde kendilerine yer bulmaları mümkün değildir. Mülk edinme, seyahat hakkı, resmi nikâh, eğitim hakkı, kamuda görev alma, seçme seçilme hakkı, sağlık kurumlarından yararlanma hakkı, adil yargılanma hakkı, örgütlenme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü ve bunların dışında sayılabilecek bütün haklardan yoksundurlar. Kast sisteminin “parya”ları gibi insani olan bütün hakları ellerinden alınmıştır. “Ecnebi” çoğulu “Ecanib”(Yabancı/lar) olarak adlandırılan bu kitlenin çocukları “Mektumin”(gizli, saklı, kayıtdışı) olarak adlandırılmakta olup anne-babalarından da daha zor şartlarda yaşamaktadırlar. Suriye’de göç yoluyla değil de yerli olarak bulunan gerek Türkler gerekse Kürtler vatandaşlık hakkına sahiptirler. Vatandaşlık hakkı olmayanlar Türkiye’den 1945 yılından önce göç edenler ve çocukları olup Türkiye’de akrabaları ve nüfus kayıtları bulunanlardır. Anlaşılan Suriye bunları Türkiye ile bağlantıları nedeniyle dışlamış ve cezalandırmıştır. Türkiye, kendi vatandaşları veya vatandaşlarının yakınları olduğu için dışlanan ve cezalandırılan bu kitleye şimdiye kadar sahip çıkmamıştır. Türkiye’de kayıtları bulunan bu insanların yeniden Türkiye vatandaşı olmayı arzuladıkları bilinmektedir. Bu yolda girişimlerde bulunanları da bulunmaktadır. Ancak statüleri (seyahat hakkına sahip olmamaları gibi) ve ekonomik durumları nedeniyle hareket kabiliyetleri bulunmadığından bireysel çaba ile bu işin üstesinden gelmeleri mümkün değildir. Bürokratik engeller de sonuç almayı büsbütün zorlaştırmaktadır. Kendi vatandaşları hükmünde olan bu kitleye Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sahip çıkması şarttır. Bu amaçla: 1- İsteyenlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına alınması için toplu bir çözüm yolunun bulunması, 2- Suriye Devleti ile iyi ilişkilerin seyrettiği bir dönem olması hesaba katılarak, isteyenlerin Suriye vatandaşlığına alınması için Hükümet seviyesinde telkinlerde bulunulması, 3- Sözü edilen kitlenin iki Ülkeyle ilişkilerinin yoğunluğu ve kopması halinde açacağı yeni sorunlara meydan verilmemesi için İsteyenlere “çifte vatandaşlık” hakkının da verilmesi yoluna gidilmesi, başvurulacak çözüm seçenekleri olarak öne çıkmaktadır. Bunun için gerekli çabayı göstereceğinizi ve çözüm için kamu imkânlarını sonuna kadar kullanacağınızı umar, saygılar sunarız. MEHMET ALKIŞ MAZLUMDER GENEL YÖNETİM KURULU ÜYESİ |