Bölgenin sivil toplum örgütleri olarak, bundan kısa bir süre önce, son dönemde yaşanan çatışmaların sona erdirilmesi konusundaki görüşlerimizi- gerek birlikte gerek ayrı ayrı-kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu çağrılar başta Kürt tarafı olmak üzere toplumun geniş kesimlerinden destek görmesine rağmen siyasi iktidar bu çağrıları dikkate almamıştır. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü yerine, sürekli denenen ve çözüm getirmediği belli olan “güvenlik konsepti” yeniden öne çıkarılmaktadır. “Özel ordu kurma” gibi arayışlar içine girilerek bölgedeki çatışma hali kalıcılaştırılmaya çalışılmaktadır. Ayrıca ölü bedenler üzerinde insanlık vicdanının hiçbir zaman diliminde kabul etmediği ve her zaman mahkûm ettiği uygulamalarla barış umutları giderek zayıflatılmaktadır. Bugün kan akmaya devam ediyor. Bu kanlı sürecin yarattığı ve daha da artması muhtemel tahribatın farkında olarak bizler, görüş ve önerilerimizi bir kez daha kamuoyuna aktarmayı tarihi bir sorumluluk olarak addediyoruz. Bölgenin sivil toplum örgütleri olarak, Kürt meselesinin demokratik çözümü için öncelikle çatışmazlık ortamının yaratılmasının olmazsa olmaz olduğunu düşünüyoruz. Bu itibarla, parmaklar karşılıklı olarak tetiklerden çekilmelidir. TSK operasyon yapmamalı ve PKK eylemlerine son vermelidir. Çatışmaların bir an önce durması sağlanmalı ve siyasal çözümün önünü açacak bir barış iklimi oluşturulmalıdır. Kalıcı bir çözümü mümkün kılmak için bir diyalog süreci başlatılmalı ve bu süreçten kendini sorunun tarafı olarak gören hiçbir aktör dışlanmamalıdır. Sürecin nihai amacı olan çatışmaların tamamen sona erdirilmesi için sağlıklı bir diyalog ortamı oluşturulmalı, inisiyatif sahibi şahsiyet ve dinamiklerin önerileri önyargısız olarak tartışılabilmelidir. Bölgenin sivil toplum kuruluşları, demokratik ve sivil bir anayasanın Kürt meselesinin çözümünde hayati bir değer taşıdığı kanaatindedir. Bu bağlamda, çoğulculuğu, demokratik değerleri, özgürlüğü ve eşitliği esas alan yeni bir anayasa için yapılacak her türlü çabayı desteklemeyi taahhüt etmektedir. Siyasetin sorun çözücü işlevini yerine getirebilmesi için, bütün siyasal görüşlerin kendini rahatça ifade edebileceği bir siyasal partiler rejimine ihtiyaç vardır. Bu nedenle, başta temsilde adaletsizliğe sebep olan seçim barajı kaldırılmalı veya makul bir seviyeye düşürülmeli, siyasi partiler yasası yasaklardan arındırılmalıdır. Bütün toplumun vicdanını yaralayan TMK mağduru çocukların mağduriyetini giderecek düzenlemeler acilen yapılmalıdır. TMK kaldırılmalı, Türk Ceza Kanunu’nun, evrensel hukuka aykırılık taşıyan ve adaletsizliğe sebebiyet veren hükümler ile mevzuattaki benzer anti-demokratik kanunlar haklar temelinde değiştirilmelidir. Bir yıldan fazla süren operasyonlarla tutuklanan bütün siyasetçiler ve insan hakları savunucuları ile ilgili olarak toplumun adalet duygularını sarsan uygulamalara duruşma günleri beklenmeksizin son verilmeli ve özgürlüklerine kavuşmaları sağlanmalıdır. Barışın oluşumu, barışçıl bir dilin kullanımını gerektirir. Son dönemlerde siyasete hâkim olan ve diyalogu engelleyen militer dilden derin endişe ediyoruz. Barış için siyasi aktörlerin dilinin özgürlüğü esas almasını ve sivil toplum örgütlerinin çağrılarına yanıt vermelerini bekliyoruz. Dünyada etnik temelli sorunların çözümünde sivil toplum kuruluşları önemli bir rol oynamıştır. Bizler de bu önemin ve sorumluluğun bilincinde örgütler olarak, barışçıl bir çözüm için tüm tarafların katılabileceği bir müzakere zemini oluşturmanın yollarını arayacağız. Bu konuda gerekli iradeyi gösteriyor, bölge sivil toplum örgütleri inisiyatifi olarak hareket edeceğimizi deklere ediyor, üzerimize düşen her türlü görevi yerine getirme konusunda kararlığımızı yeniden kamuoyuna duyurmayı bir görev biliyoruz. Sivil Toplum Kuruluşlarının İsim Listesine Ulaşmak İçin Tıklayınız |